ABD/İsrail-İran Savaşının Rusya-Ukrayna Savaşına Etkileri
UHA / İnternational News Agency
Yazar* Rifat ÖNCEL, SETA Araştırmacısı
ANKARA, 05 NİSAN 2026
ABD/İsrail-İran savaşı Körfez bölgesiyle sınırlı kalmayarak uluslararası güvenlik üzerinde de yansımalara yol açmış ve bu bağlamda Rusya-Ukrayna savaşı açısından bazı sonuçlar doğurmuştur. Bu çerçevede yeni savunma iş birliklerinin oluşmaya başlaması ve enerji fiyatlarındaki yükselişin Moskova’nın ihracat gelirlerini artırması öne çıkan gelişmeler arasında yer almaktadır. İran ve Körfez’deki mevcut durumun sürmesi ve uzun vadeye yayılması riskinin Ukrayna’da bir barışa ulaşılma ihtimalini de azaltan bir etki oluşturacağı değerlendirilebilir.
Dron/Antidron Harbi ve Yeni Savunma İş Birlikleri
Rusya-Ukrayna savaşına benzer şekilde ABD/İsrail-İran savaşını da karakterize eden temel unsurlardan biri dronlarla gerçekleştirilen eş zamanlı çok sayıda saldırıdır. Bunların büyük çoğunluğu engellenmesine rağmen bu saldırıların çok az maliyetle yapılması yoğun bir şekilde gerçekleştirilmelerine olanak sağlıyor. Örneğin Rusya’nın Ukrayna’da savaşın başlangıcından bu yana 57 binden fazla İran yapımı Şahid kamikaze dronuyla saldırı düzenlediği ifade ediliyor. Yine Rusya’nın Geran gibi Şahid’in çeşitli versiyonlarından günde 1.000 adet üretebildiği ifade ediliyor. İran’ın, fırlattığı dronlarla Kuveyt’in Şuaybe Limanı’ndaki komuta merkezini hava savunma sistemlerini aşarak hedef alabilmesi ve bunun sonucunda 6 Amerikan askerinin hayatını kaybetmesi ise söz konusu basit ve düşük maliyetli sistemlerin tek bir saldırıyla yapabileceği etkiyi göz önüne sermiştir.
Bu anlamda geçtiğimiz yıl 12 Gün Savaşı’nda Rusya’dan destek göremeyen İran’ın bu sefer gerek dron sevkiyatları gerekse istihbarat yardımı aldığı iddiaları gündeme gelmiştir. Örneğin Moskova’nın ilk etapta Tahran’dan ihraç etmesine rağmen Şahid dronlarının gelişmiş konfigürasyonlarını kara yoluyla İran’a sevk ettiği belirtilmiştir. Söz konusu sevkiyatın içeriği bilinmemekle birlikte Rusya’nın Ukrayna’da asli olarak kullandığı platform olmaları sebebiyle İran’a gönderilen dronların yüksek miktarda olma ihtimali zayıf görünmektedir. Diğer taraftan Rusya, Ukrayna’ya yönelik bahar/yaz 2026 taarruzu hazırlıkları kapsamında elindeki envanteri küçültmek istemeyecektir. Bu çerçevede Rusya tarafından İran’a bir ekipman desteği yapılmış olsa bile bunun savaşın yönünü değiştirebilecek bir ölçekte olmadığı tahmin edilebilir.
Rusya’nın İran’a bölgedeki Amerikan üs ve kuvvetlerini hedef alabilmesi için istihbarat desteği de sağladığı iddialar arasında yer almıştır. Amerikan istihbarat değerlendirmelerinde Moskova’nın Tahran’a kapsamlı bir çalışmayla gemi ve uçaklar da dahil olmak üzere ABD’ye ait sofistike platformların hedef alınabilmesi için istihbarat verdiği iddia edilmiştir. İran’a yönelik olası Rus ekipman ve istihbarat desteği, ABD yönetimi tarafından pek ciddiye alınmamıştır. Başkan Donald Trump, Rusya’nın İran’a bir nebze destek vermiş olabileceğini ifade ederken Savaş Bakanı Pete Hegseth ise Rusya’nın İran’da bir faktör olmadığını iddia etmiştir. Ancak İran’ın misilleme saldırılarında ABD’ye ait üsleri hedef alabilmesi, THAAD hava savunma sistemi, E-3 Sentry Awacs uçağı ve birçok MQ-9 Reaper dronunu vurabilmesi hedef gözeterek birçok atış yaptığını kanıtlamaktadır. Bu noktada Rusya’nın istihbarat desteğinin gerçekten de sahada mevcut olabileceği anlaşılmaktadır.
Körfez ülkelerinin İran’ın yoğun dron saldırılarına maruz kalması ise söz konusu aktörleri Ukrayna ile iş birliğine teşvik etmiş ve taraflar arasında hızla gelişen bir savunma iş birliği ortaya çıkmıştır. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin Körfez’e yönelik istekli tavrı ve bölgeyi dört günlük ziyareti söz konusu süreci hızlandırmıştır. Bu kapsamda Ukrayna’nın içerikleri tam manasıyla bilinmemekle birlikte Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile savunma anlaşmaları imzaladığı görülmüştür. Söz konusu anlaşmaları on yıllık stratejik bir iş birliği şeklinde nitelendiren Zelenski; on bir ülkenin Şahid dronlarıyla mücadele amacıyla ülkesinden yardım istediğini ve bu kapsamda 200 Ukraynalı uzmanın destek amacıyla çeşitli Ortadoğu ülkelerine gönderildiğini ifade etmiştir.
Ukrayna’nın, Rusya’nın İran’dan tedarik ettikten sonra defalarca modifiye ederek yoğun şekilde kullandığı Şahid dronlarına karşı yoğun bir tecrübesi bulunmaktadır. Nitekim Rusya birçok gün Ukrayna topraklarına yüzlerce dronla saldırılar düzenlenmiş, bazı durumlarda bu sayı tek bir gecede 500’ün üzerine çıkmıştır. Ukrayna ise bu tehdit karşısında geliştirdiği çeşitli savunma yöntemlerinin yanı sıra özellikle önleme dronları alanındaki başarısıyla dikkat çekmiştir. Bu kapsamda öne çıkan Sting, P1-Sun, Bullet ve Odin gibi önleme dronlarından bahsedilebilir. Yine Ukrayna tarafından üretilen ve muharebede kanıtlanmış insansız deniz sistemlerinden Magura’nın Ortadoğu ülkeleri tarafından talep edildiği anlaşılmaktadır.
Ukrayna’nın Ocak 2026’da 40 bin önleme dronu üretmeyi başardığı ve finansal imkanlarının artması durumunda günde 2 bin rakamına ulaşabileceği ifade edilmektedir. Rusya’nın halihazırda bir günde en fazla bin civarında dron fırlatabildiği düşünüldüğünde Ukrayna’nın söz konusu sistemleri savunma kabiliyetini kaybetmeden ihraç edebileceği anlaşılmaktadır. Bu anlamda önümüzdeki süreçte yüksek miktarlarda önleme dronunun Ukrayna tarafından Körfez ülkelerine tesliminin gerçekleşmesi beklenebilir. Söz konusu sistemlerin kullanımı için özel dron timlerinin oluşturulması, altyapının sağlanması ve radar sistemleriyle entegre edilmesi Ukraynalı uzmanların Körfez ülkelerinde konuşlandırılmasını gerektireceğinden Ukrayna-Körfez savunma iş birliğinin de güçlenmesi öngörülmektedir.
Ekonomik Durum ve Savaşın Sürdürülebilirliği
ABD/İsrail-İran savaşıyla birlikte petrol ve doğal gaz fiyatlarında meydana gelen fırlamanın, Rusya’nın gelirlerinde önemli bir artışa sebep olduğu görülmektedir. Fiyatların yükselmesiyle birlikte Rus enerji kaynakları, madenleri ve tarım ürünlerine yönelik talebin de artması, Kremlin’in Rusya-Ukrayna savaşını sürdürme kabiliyeti bakımından en azından kısa vadede önemli bir kazanım olmuştur. Rusya’nın ekonomik gücü ile savaşı sürdürme kabiliyeti arasındaki pozitif ilişki, cepheye sürdüğü askerlere sağladığı maddi kazançlardan kaynaklandığından yeni asker alımlarının olabilmesi de ekonomik istikrarın devam etmesiyle alakalı olacaktır.
Hürmüz Boğazı kapalı kaldığı ve enerji fiyatları yüksek seyrettiği sürece, Rus enerjisine olan talep daha yüksek bir fiyattan artma eğilimi gösterecektir. Bu durumun devam etmesi Rus ekonomisinin Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle karşılaştığı makro zorlukları gidermese bile Devlet Başkanı Vladimir Putin’in genel seferberlikten kaçınma ve halkını savaştan uzak tutma stratejisi için kolaylaştırıcı bir nitelik taşıyacaktır.
Enerji fiyatlarındaki artıştan Rusya’nın faydalanmasını istemeyen Ukrayna ise Rus enerji altyapısını daha fazla hedef almaya başlamıştır. Ancak Beyaz Saray’ın bu durumdan rahatsız olduğu ve Kiev yönetimine söz konusu saldırıları durdurma talebini ilettiği görülmektedir. Kiev’in söz konusu saldırılarla pazarlıkta el güçlendirme stratejisi izlediği değerlendirilebilir.
Hava Savunma İhtiyacı ve Ukrayna’ya Yardımların Geleceği
Ukrayna, savaşı sürdürme kabiliyetini büyük oranda dış askeri ve finansal yardımlara borçlu olduğundan bu yardımlardaki potansiyel azalma ülke için savaşın başından bu yana kritik bir risk unsuru niteliği taşıdı. Zelenski’nin en önemli politik önceliklerinden biri söz konusu yardımların süreklilik göstermesi oldu. Bu sebeple savaşın başından itibaren Batı başkentlerindeki dış politika mesaisini bu hususun gerçekleştirilmesi üzerine kurdu.
Süreç içerisinde Ukrayna’ya yapılan dış yardımlar AB içinde Macaristan gibi Ukrayna ile ilişkileri daha soğuk ülkelerin engellemeleri nedeniyle duraksamalar yaşama riskiyle karşı karşıya kaldı. ABD’de ise Donald Trump’ın yeniden başkan seçilmesiyle Amerikan hibeleri durdurularak dış finansman yoluyla Ukrayna’ya satışlar yapılmaya başlandı. Bu durum başta Almanya olmak üzere AB ülkeleri üzerinde daha büyük bir yük oluşturdu. Zira Ukrayna’ya gönderilen Amerikan silah sistemleri söz konusu ülkeler tarafından finanse edilmeye başlandı.
Halihazırda ABD/İsrail-İran savaşında gerek Körfez ülkelerinin gerekse ABD ve İsrail’in yoğun mühimmat kullanımı, Washington tarafında kaçınılmaz olarak mühimmat stoku endişesini ortaya çıkarıyor. Özellikle Ukrayna’nın da fazlaca ihtiyaç duyduğu Patriot hava savunma sistemleri ve kullandıkları önleme füzelerinin savaş süresince İran’ın füze saldırılarının engellenmesinde yoğun bir şekilde kullanıldığı görülüyor. ABD ve İsrail’in İran’ın ofansif kabiliyetlerini büyük oranda yok ettikleri yönündeki iddialara rağmen İran’ın gerek envanter büyüklüğünün mevcut durumu gerekse halihazırdaki üretim kabiliyetine dair güvenilir bir tahmin sağlanamıyor. Bu ise ABD tarafında savaşın ne kadar süreceğine yönelik endişeleri artırırken aynı zamanda kendi mühimmat stokuna dair korumacılığını artıracak bir etki ortaya çıkarıyor.
Bu durumun farkında olan Zelenski, çeşitli diplomatik girişimlerinde ABD’nin odağının İran’a çok fazla kaydığını ve kendi ülkesine yönelik sevkiyatların aksama riskiyle karşı karşıya olduğunu çeşitli temaslarında ifade etti. ABD’nin Hint-Pasifik bölgesindeki bazı hava savunma sistemlerini Ortadoğu’ya kaydırması bölgede ortaya çıkan eksikliği göstermiş ve söz konusu endişeleri doğrular bir nitelik taşımıştır. Ukrayna, savaş boyunca gerek Patriot bataryaları gerekse SSCB döneminden kalma envanterinde bulunan S-300 gibi sistemlerle Rusya’nın hava hakimiyeti kurmasını önlemeyi başarmış; bu anlamda söz konusu sistemler Rus ofansif operasyonlarının önlenmesinde kritik bir rol oynamıştır. Rusya’nın hava üstünlüğünü sağladığı alanlarda ise sahadaki ilerlemesinin hız kazandığı görülmüştür. Halihazırda Ukrayna’ya yönelik sevkiyatlarda bir aksama olmadığı açıklansa da İran’daki durumun devamı halinde aksama ihtimalinin giderek güçlenmesi beklenecektir.
Sonuç
ABD/İsrail-İran savaşının aslında sınırlı bir savaş olarak füze ve dronların yoğun olarak kullanımıyla gerçekleştirilmesi günümüz güvenlik ortamının da bir yansımasını göstermekte; bu anlamıyla Ukrayna’daki muharebe sahasına oldukça benzemektedir. Bölge ülkelerinin İran’ın dron ve balistik füze saldırılarına karşı yoğun bir şekilde önleme füzeleri tükettiği ancak bunun sürdürülebilir olmadığı da anlaşılmaktadır. Bu durum dron sürüleriyle mücadelede yoğun tecrübesi bulunan Ukrayna ile Körfez ülkeleri arasında savunma iş birliklerini teşvik etmiştir. ABD’nin odağını ve envanter kullanımını İran’a yönlendirmesi nedeniyle kendisine yapılacak yardımlarda azalma riski bulunduğunu gören Ukrayna için Körfez ülkeleriyle yapılacak iş birlikleri aynı zamanda bir alternatif üretme çabasını da içermektedir. Diğer taraftan halihazırda Rusya ile İran arasında istihbarat paylaşımı ve ekipman tedariki gibi alanlarda iş birliği bulunduğu iddia edilse de bunların savaşın gidişatına dair stratejik bir etki oluşturduğunu söylemek güç görünmektedir.
***
Yazar hakkında

