enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
07:42 Papa İznik’e geldi ama bizimkiler daha baskın çıktı: Siyonizmi yeren Yahudi Haham’a ödül verildi
07:46 Karayolları Otoyol Jandarma Timlerine emanet..!
07:24 Yeni dünya düzeninde Güney Kafkasya’nın artan etkisi…
07:03 Kamuda EKPSS üzerinden 1573 engelli vatandaş istihdam edilecek
07:00 Araştırmacı Gazeteci | Yazar | Editör Merve Gürbüz: 2025’te Neler Oldu?
06:57 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Sarıyer-Kilyos Tüneli Projesi 2026 yılı içerisinde tamamlanacak
06:16 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Sarıyer-Kilyos Tüneli’nin toplam uzunluğu 8,2 Kilometre
18:30 Vatandaşını en çok konut sahibi yapan lider!
15:36 Bu sadece saç kesimi değil, vatandaşın cebini “kırpma’ tarifesidir!
14:55 İstanbul Galata Köprüsü’ndeki Filistin’deki katliama “dur” eylemi
14:49 İstanbul Galata Köprüsü’ndeki Filistin’deki katliama “dur” eylemi
00:22 Saadet partisi Lideri Mahmut Arıkan; İran, Türkiye için önemli bir ülkedir
00:22 Filistinli Gazeteci Duha HMİDAN, gündemin öne çıkan haberlerini aktardı
00:20 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca, 2026 yılı Çevre cezaları belli oldu…
00:12 Turizm ,Corendon Airlines ,Yıldıray Karaer ,Corendon Airlines ,2025 verileri ,Corendon uçuş verileri, Corendon Avrupa pazarı
00:02 Gazeteci Feyza Gümüşlüoğlu, Körfez ülkeleri açısından 2025’in bilançosunu değerlendirdi…
00:02 İran: ABD’nin tehditleri BM Şartı’nı açıkça ihlal ediyor
11:17 Uyuşturucuya Karşı Sadece Operasyon Yetmez!
11:10 2026 Yılında Otoyol ve köprü geçiş ücretlerinde yeni bir düzenleme
10:02 Türkiye’de bir ilk: Derince’den yükselen “Noterli” devrim!
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Türkiye’nin PKK ile Mücadelesi: 2023’teki Gelişmeler ve 2024’ten Beklentiler

Türkiye’nin PKK ile Mücadelesi: 2023’teki Gelişmeler ve 2024’ten Beklentiler
25 Aralık 2023
41
A+
A-

Reklam

* 2023 yılı boyunca Türkiye, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi terör örgütünün faaliyetlerine son vermek ve örgüt varlığını temizlemek için kararlılık gösterdi.

* Fakat terörist ve terörizmle mücadelenin, salt güvenlik mekanizmaları veya askeri irade göstererek başarıya ulaşması mümkün gözükmemektedir.

* Bu bağlamda terör örgütünün nüfuz alanı elde ettiği çevre ülkeler ve buradaki yerel aktörler ile hassas bölge politikalarının…

UHA /  İnternational News Agency

Türk bayrağı ve Atatürk siluetiSETA Araştırmacısı Sibel DÜZ, “Türkiye’nin Uzmanlar Cevaplıyor: Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Kapsamlı Irak Ziyareti  | Güvenlik | SETAPKK ile Mücadelesi: 2023’teki Gelişmeler ve 2024’ten Beklentiler”  başlığıyla bir yazı kaleme aldı. Yazının detayı şöyle:

2023 yılı boyunca Türkiye, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi terör örgütünün faaliyetlerine son vermek ve örgüt varlığını temizlemek için kararlılık gösterdi. Fakat terörist ve terörizmle mücadelenin, salt güvenlik mekanizmaları veya askeri irade göstererek başarıya ulaşması mümkün gözükmemektedir. Bu bağlamda terör örgütünün nüfuz alanı elde ettiği çevre ülkeler ve buradaki yerel aktörler ile hassas bölge politikalarının güdülmesi elzem hale gelmiştir. Bu nedenle Irak ve Suriye, Türkiye’nin terörle mücadele resminde önemli bir konumu işgal etmektedir.

Geçtiğimiz yıl Irak’ta yaşanan birtakım gelişmeler, 2024 yılında Türkiye’yi meşgul edebilecek konulara dair ip uçları vermektedir. Bunlardan ilki KYB-PKK ilişkileri olarak ifade edilebilir. Hatırlanacağı üzere, 2023 Mart ayında Duhok’ta düşen, PKK/YPG’lileri taşıyan helikopter, söz konusu ilişkilerin ortaya çıkarılması bakımından önem arz etmekteydi. Nitekim örgüte bağlı Terörle Mücadele Güçleri (YAT) mensuplarının KYB’nin ekipman ve altyapı desteğini kullanarak, CENTCOM’un bilgisi dahilinde Süleymaniye’de pilotaj ve teknik eğitim aldıkları ortaya çıkmıştı.

Örgütün, KDP ve KYB arasındaki güç ve nüfuz mücadelesinden hatta KYB içerisindeki Talabanilerin liderlik mücadelesinden istifade ettiği, KYB’nin altyapı ve imkanlarından faydalandığı düşünülmektedir. Türkiye bir yandan örgütün mevcut insan, ana materyal ve finans kaynaklarını süregelen operasyonlarla hedef alırken, diğer yandan bölge ülkelerin ve uluslararası aktörlerin bölgede yürüttüğü politikalar ile mücadele etmektedir.

Türkiye KYB’nin Suriye’deki SDG ve PKK ile ilişkilerinden rahatsızlığını dile getirdiği uyarı niteliğinde birtakım aksiyonlar alsa da mesele Irak özelinde Süleymaniye ve Erbil’deki yerel aktörlerin çok ötesindedir. Örneğin Irak merkezi hükümetinin PKK’yı terör örgütü olarak tanımaması iki ülke arasında sorun teşkil eden alanlardan birini doldurmaktadır. Ancak Sınır Muhafız Birliklerinin kurularak Irak’ın Türkiye ve İran sınırlarına yerleştirilmeye başlanması, PKK’nın mülteci kampı görünümündeki eğitim ve eleman devşirme faaliyetlerini yürüttüğü Mahmur’un kontrol altına alınmaya çalışılması olumlu değerlendirilebilir. Yine Sincar’daki PKK ve iltisaklı grupların faaliyetlerinin sınırlandırılmaya çalışılması, merkezi hükümetin Türkiye’nin arzu ettiği ölçüde somut bir adım olmasa da örgüte yönelik en azından bir tavır değişikliği gösterdiği intibasını bırakmaktadır.

Öte yandan merkezi hükümetin Süleymaniye’de PKK’ya nüfuz ve kontrol alanı açan KYB’yi baskı altına alması Türkiye’yi memnun edecek bir adım olarak tasavvur edilebilir. Zira her ne kadar Türkiye KYB ile diplomatik temaslarını sürdürse de, KYB mevcut rotasını değiştirmediği sürece Türkiye’nin daha sert bir üslubu benimseyeceği şimdiden öngörülebilmektedir.

Suriye özelinde ise Türkiye yeni bir kara harekatı için uygun koşulların oluşmasını beklerken, buradaki örgüte ait altyapı, üstyapı, insan kaynağı ve örgüte ciddi ölçekte finansal fayda sağlayan enerji kaynaklarına yönelik operasyonlarını sürdürmektedir. İlk olarak Taksim saldırısından sonra hedef alınan örgüt kontrolündeki enerji tesisleri, Ankara saldırısından sonra da bir “cezalandırma” operasyonu neticesinde yeniden hedef alınmış, hatta meşru hedef ilan edilmiştir. Önümüzdeki süreçte bu stratejinin sürdürülmesi beklenilmektedir.

Fakat Suriye içerisinde geçtiğimiz Ağustos ayında vuku bulan gelişmeler de doğrudan olmasa da Türkiye’nin terörle mücadele stratejisini ve politikalarını etkileyebilecek ölçektedir. Hatırlanacağı üzere, PKK/YPG ile örgütün güdümündeki Deyr ez-zor Askeri Meclis grubu arasında bir süredir süregelen gerilim, örgütün, sözde grup komutanı Ahmed el-Habil’i alıkoyması üzerine çatışmaya evrilmişti. Hatta çatışmalar, diğer Arap aşiretlerinin katılımıyla Rakka, Haseke ve Münbiç’e de yayılmıştı.

ABD’nin güdümünde bölgesel bir aktöre dönüşebilmeyi dileyen Arap aşiretleri, YPG’nin Arapları zorla silahaltına alması ve endoktrinasyon faaliyetleri, petrol gelirlerini kontrol etmesi, bölgenin idaresini tahakküm etmesi gibi pek çok gerekçe ile YPG’ye karşı bir girişim başlatmıştı. Aşiretlerin bu girişimi, bölgede YPG’ye alternatif askeri grup ve mekanizmaların oluşturulmasına dair son dönemde ortaya atılan, “Sünni Arap Koridoru” oluşturulmasına dair argümanları tekrar hatırlatmıştır.

ABD güvenlik bürokrasisi içerisinde pek çok odak, alternatif bir yerel müttefikin, özellikle İran destekli grupları karşısına almaktan imtina eden YPG ile bölgede artan İran tehdidine yönelik önlem almaya çalışan ABD arasındaki kan uyuşmazlığına son verecek bir çözüm olduğunu düşünmekte ve dillendirmektedir. Şüphesiz ABD’nin Türkiye’ye rağmen PKK/YPG ile sürdürdüğü yerel ortaklığın sona ermesi en çok Türkiye’yi memnun edecektir. Nihayetinde bu durum Türkiye’nin bölgedeki operasyonel strateji, planlama ve icra çalışmalarını etkileyecektir.

Öte yandan kısa vadede Türkiye’yi çok yakından ilgilendirecek bir gelişme söz konusudur. Geçtiğimiz günlerde PKK’nın sözde üst düzey liderlerinden Murat Karayılan, örgütün taktiksel bir doktrin değişikliğine giderek tünel savaşı ve küçük kuvvet taktiklerini benimseyeceklerini ifade etmiştir.

Bir yandan Türkiye’nin İHA/SİHA’larla destekleyerek icra ettiği hava operasyonlarına karşı etkili bir karşılık veremeyen örgüt, tünellerden yeni komuta ve geri üslenme merkezleri olarak istifade etmeyi planlarken; diğer yandan küçük ve izole gruplardan oluşan timlerle baskınlar, sürpriz ve koordineli saldırılar düzenlemeyi hedeflemektedir. Siber savaş gibi yeni alanlarda da çatışmaya cephe katmak isteyen örgüt, minimum insan kaynağı ile maksimum zaiyat vermeyi planlamaktadır. Şüphesiz Türkiye’nin gelişmiş teknolojilerden istifade ederek pekiştirdiği terörle mücadele stratejisi, dekapitasyon politikası ve etkili istihbarat diplomasisi örgüte önemli ölçüde ket vurmuş, örgütün böylesi bir kararı almasında itici güç olmuştur.

Önümüzdeki yıl, bölgesel dinamikler ve örgütün taktiksel adaptasyonunun iyi analiz edilmesi, karşı manevraların bu parametreler doğrultusunda oluşturulması terörle mücadeledeki başarının en önemli ölçütü olacaktır.

***

Yazar hakkında

Sibel Düz

Araştırmacı
Ortadoğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olan Düz; askeri strateji, terörizm ve ayaklanma ile şiddete varan aşırıcılıkla mücadele (CVE) alanlarında araştırmalarını sürdürmektedir.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.