enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:59 Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu’ndan (ABTTF),Yunanistan’ın Evrensel Periyodik İncelemesi’ne yazılı katkı
00:38 (BTK)’ya iletilen tüketici şikayetlerinde ilk sırada “internet servis sağlayıcılığı” hizmeti yer alıyor
00:23 Kocaeli Ticaret Odası Başkanı Bulut’tan Kadın Yöneticili KOBİ’lere TURWIB Programı çağrısı
00:19 (SETA) Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’ndan Gündeme Dair Haberler
00:15 Ortadoğu’da Yeni Stratejiler ve Oyuncular
00:10 ABTTF Başkanlık Kurulu 4. olağan toplantısını gerçekleştirdi
00:07 Şehirler arası yük ve yolcu taşıyan ticari araçlarda zorunlu olan kış lastiği uygulaması bugün itibarıyla sona erdi
00:00 Irak’tan gelen aile, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’yle, umuda tutundu
23:10 Kocaeli 1. Amatör Lige Yükselen 5 Takım Belli oldu. Gözler 6. Grup’ta
21:49 Taş Yerinde Ağırdır…Ama Kocaelispor Taşları Yerinden Oynatır!
10:00 ALTERNATİF GÜNDEM: Artemis II Pasifik Okyanusu’na indi
09:41 10 Maddede Bu Hafta
09:04 Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026)
00:56 Dışişleri Bakanı Fidan, “Ateşkesi memnuniyetle karşılıyoruz”
00:53 Alman Dış Politikasında Güncel Zorluklar ve İnandırıcılık Sorunu
00:43 Bakan Fidan: Dünya İsrail’in muhtemel sabotaj hamlelerine karşı hazır olmalı
00:42 Türk SİHA’ları ‘KARAT’ ile yeni bir sayfa açacak
00:14 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, “Kumar ve müstehcenlikle mücadele liste başında”
00:14 TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan ‘ara seçim’ açıklaması
00:03 Savaşa ‘ateşkes’ arası: İstihbarat örgütleri sınıfta mı kaldı?
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Kıbrıs’ı AB mi Bölecek?

Kıbrıs’ı AB mi Bölecek?
24 Mart 2026
12
A+
A-

* Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, Avrupa Birliği dönem başkanlığını kazanımlara çevirebilmek için elden geleni yapıyor.

Prof. Dr. Ata ATUN, KKTC

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, Avrupa Birliği dönem başkanlığını kazanımlara çevirebilmek için elden geleni yapıyor.

25 Temmuz 2023 tarihinde Schengen Bilgi Sistemi’ne (SIS) entegre olarak önemli bir teknik adımı tamamlayan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, AB Dönem Başkanlığı süresi içinde de adanın Güney kısmını Schengen Bölgesi içine sokmaya çalışıyor. Bu girişimin adada bir başka sorun daha yaratacağı kesin.

Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin Schengen bölgesine katılmak çabaları, Kıbrıs meselesinin artık klasik diplomatik söylemlerin ötesine geçtiğini ve teknik-hukuki adımların siyasetin yerini almaya başladığını göstermekte.

Bu girişimi doğru okumak gerekiyor; çünkü Kıbrıs’ta yeni bir kırılma, müzakere masasında değil, Brüksel koridorlarında ve yönetmelik maddelerinde şekillenecek gibi.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Schengen Bölgesi’ne katılım hedefi, yüzeyde bakıldığında “AB ile daha fazla entegrasyon” gibi masum bir başlık altında sunuluyor. Oysa adanın özgün koşulları dikkate alındığında bu süreç, Kıbrıs’ta mevcut bölünmeyi daha da sertleştirme potansiyeli taşıyor. Bugüne kadar Yeşil Hat’ın hukuken sınır sayılmaması, fiiliyatta ise yumuşak bir geçiş rejimiyle yönetilmesi, adadaki kırılgan dengeyi ayakta tutan nadir unsurlardan biriydi. Schengen rejimi ise bu gri alanı tanımayan, netlik ve sertlik üzerine kurulu bir güvenlik sistemi.

Serbest dolaşım vurgusu, işin yalnızca iç boyutunu kapsamıyor. Burada esas niyet, dış sınırların ortak bir güvenlik anlayışıyla korunması. Bu da biyometrik kontrollerden veri tabanı entegrasyonuna, düzensiz göçle mücadeleden sınır altyapısının sertleştirilmesine kadar uzanan kapsamlı bir rejim demek. Böyle bir sistemde Yeşil Hattın uzun süre korunması mümkün değil.

Bu noktada şunu sorabilirsiniz: Güney Kıbrıs Schengen’e girdiğinde Yeşil Hat fiilen neye dönüşecek? Bana göre Yeşil Hattın -hukuken olmasa bile pratikte- AB’nin dış sınırı gibi yönetilmesi kuvvetle muhtemel. Bu da geçişlerin zorlaşması, denetimlerin artması ve bugün günlük hayatın parçası hâline gelmiş olan esnekliğin ortadan kalkması anlamına gelir. Fiziki bir duvar inşa edilmese bile, prosedürler ve dijital gözetim duvar işlevi görebilir.

Tabi işin Türkiye boyutu da göz ardı edilemez. Türkiye’nin Güney Kıbrıs’ı tanımadığı ve limanlarını açmadığı bir tabloda, AB’nin dış sınırının fiilen Türkiye’nin garantörlüğündeki bir coğrafyaya dayanması ciddi bir çelişki doğuracaktır. Hukuk ile fiili durum arasındaki bu gerilimin sorun üreteceği açıktır.

Olaya olumlu yönünden bakacak olursak, bu sürecin Türkiye ve KKTC açısından yalnızca riskler değil, fırsatlar da barındırma ihtimali olduğunu söyleyebiliriz. İki devlet tezinin fiili zemininin güçlenmesi, Türkiye-KKTC entegrasyonunun hızlanması ve bazı alanlarda daha derin bir bütünleşme ihtimali bunlardan bazıları. Ancak bu fırsatların kendiliğinden ortaya çıkmayacağı açık olduğundan gelişmeleri sadece izlemek değil, stratejik biçimde yönetmek gerekiyor.

Sonuç olarak Kıbrıs’ta kaderi artık büyük zirveler/görüşmeler değil, teknik ve bağlayıcı kararlar belirliyor. Schengen süreci de bunun örneklerinden biri. Bir sınırda değişen bir prosedür, yıllardır süren diplomatik müzakerelerden daha kalıcı (olumlu-olumsuz) sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle hem Türkiye’nin hem de KKTC’nin süreci doğru okuması ve ciddiyetle ele alması şart.

Prof. Dr. (İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.) Ata ATUN

Akademisyen, Girne Amerikan Üniversitesi

KKTC Cumhuriyet Meclisi 1. Dönem Milletvekili

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.