enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
14:39 ABD, İsrail, İran savaşından son gelişmeler…UHA / İnternational News Agency’nda
13:44 Bakan Uraloğlu: “Türkiye’nin ilk hızlı tren fabrikası bu yıl içerisinde hizmete alınacak”
13:06 Haluk Özsevim: AKRA Gran Fondo, sadece bir yarış değil, bir yaşam tarzı
10:31 Rusya’dan İran füzeleri iddiası
00:31 İran Krizi ve Türkiye’nin Diplomatik Rasyonalitesi: Normsuzluk Çağında İtidal
00:04 Mısırlı Yazar-Araştırmacı Prof. Ahmed El-Cendi yazdı: İsrail-ABD, İran savaşı sürecinde İsrail Türkiye’den Ne İstiyor?
11:38 Savaş Gölgesinde Ramazan Bayramı
07:46 Türkiye’de her yıl yaklaşık bin 500 bebek Down sendromu ile doğuyor
07:43 Hollanda’dan Mektup Var…Dünyanın Kahpeliği: Adalet Güçlüye Var, Zayıfa Yok!
07:26 İran Neden Zayıfladı Ama Yenilmedi?
07:10 Evlilik ve boşanma konutun kaderini değiştiriyor: Hane dönüşümü dönemi
05:10 MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Bölgesel fırtınaların ortasında savrulan ülkeler tarih sahnesinde iz bırakmaz”
00:59 İran koridorlarının en stratejik ismi, nükleer dosyaların mimarı Ali Laricani kimdir?
00:41 İstiklal Marşı Siyaseti: Milli Menfaat ve Muhalefet
00:41 ABD Başkanı Trump yönetimi, İran’ı hedef alan saldırılarının şu ana kadar 12 milyar dolara mal olduğunu kaydetti…
00:28 Kürşad Zorlu,”Türkiye güçlü olursa Azerbaycan elbette güçlü olur”
00:28 İzgaz’dan o iddiaya yanıt: Mühürlenen sayacı kullandığı için…
00:08 Made in EU Nedir?
00:02 Turizme savaş darbesi
11:00 ABD Başkanı Trump, İran saldırıları nedeniyle Çin ziyaretini erteledi
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Kadınımızın şiddet karşısındaki yalnızlığı

Kadınımızın şiddet karşısındaki yalnızlığı
7 Mart 2022
3.159
A+
A-

8 Mart 2022, yeni bir “Dünya Kadınlar Günü”. Ülkemizde bugün dolayısıyla şimdiye kadar çok şey söylendi ve yazıldı, hiçbir iyiliğe yol açmadı. Bu yazı da onlardan biri! 

Hamile eşe darp iddiasına gözaltı – SözcüTürk kadını, dünyadaki hemcinsleri arasında en fazla şiddete maruz kalan kadındır. Maruz kaldığı şiddetin en ağırı, en son aşaması ise hayatının söndürülmesidir. Yurdumuzun şurasında burasında kızlarımız ve kadınlarımız hemen her gün töre cinayetlerine, karşılıksız aşk ve kıskançlık cinayetlerine, kadının tek taraflı ayrılma isteğine tahammülsüzlük cinayetlerine kurban gidiyor. Çok sayıda kadın tacize, tecavüze uğruyor ve arakasından hunharca katlediliyor. Kadınımız bugün en kutsal, en temel insan hakkı olan can güvenliğinden yoksun!   

Yapılan araştırmalara göre öldürülen 4 kadından 3’ü kocaları tarafından öldürülmektedir. Kocalar tarafından işlenen bu cinayetler ya evlilik devam ederken ya ayrılma aşamasında ya da mahkeme tarafından boşanmaya karar verildikten sonra gerçekleşmektedir. Katil kocaların hepsinin gerekçesi hemen hemen aynıdır: Anlaşmazlık yaşadığı eşin barışmaya yanaşmaması, boşanma girişiminden vazgeçmemesi, mahkeme kararıyla ayrılma gerçekleştikten sonra yeniden evliliğe razı olmaması… 

 Türkiye’de bir kadınla evli veya evlilik dışı birliktelik yaşayan bir erkek bir gün ayrılmaya karar verir ve bunu uygularsa bunun için hiçbir bedel ödemez. Bu davranışın hiçbir riski yoktur. Çünkü o erkektir; isterse ayrılır, isterse terk eder… Toplumda bu eyleme gizli bir onay hazırdır. Kadın, erkeğin istememesine rağmen tek taraflı olarak evliliği veya birlikteliği bitirmeye veya eşini terk etmeye kalkışırsa bunun bedeli sıklıkla hayatı olmaktadır. Erkek ihanet ederse bu onun elinin kiri, kadın ihanet ederse bu onun alnının kiri olarak kabul edilmektedir. El kiri yıkamakla paklanıyor, alın kiri öldürmekle…  

Bizde aşkına karşılık alamayanlar hep erkekler oluyor, karşılık vermediği için öldürülenler de hep kadınlar…  

Niçin aşk ve kıskançlık cinayetlerinin kurbanı hep kadınlar oluyor? Çünkü bir erkek bir kadının aşkına karşılık vermediği zaman kendisinin maddi, manevi hiçbir yükümlülüğü olmuyor; olsa da onun hesabını kimse sormuyor. Buradan ne çıkıyor? Erkeklerin üstünlüğü, kadının ikinci sınıf sayılması, ataerkil zihniyetin egemenliği… Bir şey daha ortaya çıkıyor: Türk erkeğinin inanılmaz bencilliği…  

Erkeklerce işlenen karşılıksız aşk ve kıskançlık cinayetlerinin tek gerekçesi, “Bana yar olmayan başkasına da yar olmasın!”, “Ya benim olacaksın ya da toprağın!” egoizmidir.  

Bu vahşi cinayetler, çok hasbi bir gönül işi olan sevgiye erkeğimizin hangi gözle baktığının, onu nasıl algıladığının da kanıtı gibidir. Türk erkeği, kendisinin karşı cinsten birisini sevmesinin ve istemesinin yeterli olduğu; karşısındakinin duygularının, kendisini sevip sevmemesinin hiç önemli olmadığı inancı ve kabulü içindedir. Çok ilkel, çok bencil bu algısı yüzünden rahatça cinayetler işlemekte, henüz baharındaki hayatları kolayca söndürmektedir.  

Bu kadere, bu gidişata karşı koymaya çalışan çok sayıda kadın; kişilikli duruşlarının, kendi kararlarıyla var olma mücadelelerinin, nesne değil özne olma taleplerinin bedelini hayatlarıyla ödüyor. Yine bu cinayetler, Türkiye’de kadının birey olma, kendi ayakları üzerinde durma, erkeklerce ve ne yazık ki tüm toplumca kendilerine biçilen kadere karşı koyma çabalarında ne kadar yalnız ne kadar çaresiz ve ne kadar engellerle karşı karşıya olduklarını da gösteriyor.  

Bütün bu nedenlerle biz, kadınımıza çektirdiğimiz çile, uyguladığımız şiddet ve ona yönelik olarak işlediğimiz cinayetlerle sicili o kadar bozuk bir erkek soyuyuz ki hiçbir ceza, hiçbir özeleştiri, hiçbir pişmanlık bizi aklamaya yetmez!  

İsmail ÖZCAN & Eğitimci Yazar

[UHA Haber Ajansı, 07 Mart 2022]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.