enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:54 Tarih boyunca el zanaatkarlığında önemli bir şehir olan Diyarbakır: Kilim Dokumacılığı
00:47 İran’ın Ekonomik Baskısı Karşısında Trump’ın ’Çılgın Adam’ Stratejisi
00:40 ABD/İsrail-İran Savaşının Türkiye’nin Körfez Bölgesi İhracatına Olası Etkileri
00:39 Holokost’un Gölgesinde Gazze: Almanya’nın Tarihsel Sorumluluğu ve Ahlak/Evrensellik Sorunu
00:05 ABD/İsrail-İran Savaşının Rusya-Ukrayna Savaşına Etkileri
00:04 Küresel Sistemde Kalıcı Savaş Döngüsü
22:59 Derince’de 2 yılın ardından: Vaatler dağ gibi, icraatlar “Lokanta” tadında
21:31 Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti (KOGACE), ‘Medya Uzmanlığı Eğitimi’ni tamamladı
17:51 Cumhurbaşkanı Erdoğan NATO Genel Sekreteri Rutte ile görüştü
12:23 Enerji, gıda ve finans piyasalarında “savaş” depremi
11:49 Van’da 5,2 büyüklüğünde deprem oldu
00:40 Akademik özgürlük, devlet politikası ve kurumsal temsilin sınırları: Gzoyan Tartışması üzerine değerlendirmeler
00:29 Adalet Bakanı Gürlek, “Terörsüz Türkiye vizyonu, milli birlik ve kardeşlik ruhunun en güçlü tezahürüdür”
00:26 Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş, Kuzey Makedonya’da üst düzey temaslarda bulundu
00:26 A Milli Takımın Dünya Kupası maç tarihi nedeniyle; (LGS) sınavı tarihi 13 Haziran Cumartesi gününe çekildi.
00:17 ABD için İran’dan onurlu çıkış mümkün mü?
14:54 U-14 Türkiye Şampiyonası 2. kademe maçlarında Temsilcilerimiz Yalova ve Uşak’ta Takıldı.
10:59 UHA / İnternational News Agency’na takılanlar…
10:27 Otomotiv endüstrisi, mart ayında 3,3 milyar dolarla en fazla ihracata imza atan sektör olarak kayıtlara geçti.
00:51 Kafkasya’da Görünmeyen Güç Çekişmesi: Azerbaycan-İran
TÜMÜNÜ GÖSTER →

İran’ın Ekonomik Baskısı Karşısında Trump’ın ’Çılgın Adam’ Stratejisi

İran’ın Ekonomik Baskısı Karşısında Trump’ın ’Çılgın Adam’ Stratejisi
5 Nisan 2026
4
A+
A-

Savaşın gidişatının Hürmüz Boğazı’nın açılmasına odaklandığı bir dönemde Başkan Trump’ın bunu başarmadan da geri çekilebileceği yönünde çıkan haberler, İran’ın ekonomiyi rehin alma stratejisinin başarılı olabileceğine işaret ediyor.

Kadir ÜSTÜN, SETA Washington D.C. Koordinatörü

Savaşın gidişatının Hürmüz Boğazı’nın açılmasına odaklandığı bir dönemde Başkan Trump’ın bunu başarmadan da geri çekilebileceği yönünde çıkan haberler, İran’ın ekonomiyi rehin alma stratejisinin başarılı olabileceğine işaret ediyor. Trump’ın uluslararası piyasaları sakinleştirmek adına iki hafta üst üste açıkladığı erteleme kararları, küresel ekonomik baskının etkili olduğunu gösterdi. Hürmüz’den tanker geçişlerinin fiili olarak İran’ın kontrolüne geçmesini engellemek için henüz askeri bir müdahalede bulunmayan Trump, Harg adasını hedef alma ve işgal etme gibi opsiyonları gündeme getirse de Hürmüz’ün sadece Amerika’nın problemi olmadığını düşünüyor. Amerikan müttefiklerinden Hürmüz’ü açmak için müdahale etmelerini bekleyen Trump, İsrail’le birlikte tek taraflı olarak başlattığı savaşta Hürmüz’ün açılmasını çok taraflı bir mesele hale getirmeye çalıştı. Bu konuda müttefiklerinden destek bulamayan Trump, Hürmüz Boğazı’nı İran’a teslim etmiş olarak geri çekilmek zorunda kalabilir. Trump Amerika da dahil bütün dünya için ortaya çıkacak bir ekonomik mağlubiyet tablosuna rağmen, askeri ve stratejik hedeflerine ulaştığı iddiasıyla zafer ilan ederek geri çekilebilir.

İRAN’IN HESABI

İran Hürmüz Boğazı üzerinden uyguladığı ekonomik baskıyı kalıcı garantiler olmadan bırakmaya niyetli değil. İran, Amerika ve İsrail’in bir daha saldırmayacağını garantileyecek ve yaptırımların kaldırılmasını sağlayacak bir strateji takip etmeye çalışıyor. Ancak İran’ın küresel ekonomiyi adeta boyunduruk altına almasından Amerikan ekonomisi etkilense de bölge ülkeleri ve Hürmüz’den petrol geçişlerine daha bağımlı olan Asya ülkeleri daha fazla etkileniyor. Trump savaşı bitirebileceği yönünde sinyaller vererek Amerikan borsalarının çöküşünü engellemeye çalışırken İran’ın bazı tankerlerin geçişine izin vermesini kendisine ‘hediye’ olarak tanımladı. Ülke içinde petrol fiyatlarının enflasyonist etkisinin kasım seçimlerinde hezimet getirebileceği de biliniyor. Bu dengeler İran’ın ekonomik baskı uygulayarak Amerika’nın geri çekilmesini sağlama hesabının tutabileceğini gösteriyor. Ancak Trump’ın bölgeye sevk ettiği deniz piyadelerini kullanarak Hürmüz’ü açmak için askeri operasyona girişmesi durumunda bu denklem değişebilir.

İlk günden beri Körfez ülkelerini askeri ve ekonomik olarak baskılayarak Washington üzerindeki baskıyı artırmaya çalışan İran, bu hedefine kısmen ulaşmış görünüyor. Trump’ın Muhammed bin Selman hakkında kullandığı aşağılayıcı ifadeler, Körfez ülkelerinin savaşa girmemesinden veya finansman sağlamamasından duyduğu rahatsızlığın ifadesi olarak öne çıkıyor. İran’ın Körfez’i hedef almaktansa sadece İsrail’e odaklanması Amerika’ya direnişinin daha fazla yankı bulmasını sağlayabilirdi ancak Körfez’in Washington’a baskı yapmasını sağlamayı hedefledi. Bu itibarla kısmen başarı söz konusu ancak bundan sonra Körfez ülkelerinin İran’la dost ilişkiler geliştirmesi için uzun yıllar geçmesi gerekecek. İran’ın Amerika’ya ekonomik maliyeti en üst seviyeye çıkararak baskı yapma stratejisinin Hürmüz’ün kontrolünü ele geçirme gibi büyük bir stratejik getirisi olsa da bölgede kendini tamamen yalnızlaştırması sonucunu doğurması şaşırtıcı olmayacaktır.

TRUMP’IN HESABI

Trump’ın görev onay seviyesinin tarihin en düşük noktasında olması ne kadar büyük bir siyasi baskı altında olduğunun en önemli ispatı aslında. Ancak Trump’ın kaotik yönetim tarzıyla ne kadar barışık olduğunu ve hatta bunu önemli bir meziyet olarak gördüğünü unutmamak gerekiyor. Birbiriyle zıt ifadeleri aynı cümle içinde kullanmaktan çekinmeyen Trump, bütün opsiyonları elinde tutarak ‘çılgın adam teorisini’ pratiğe geçiren öngörülemez bir lider olarak öne çıkıyor. Bu anlamda tam olarak nasıl bir strateji izlediğini takip etmek kolay değil. İran’ın enerji altyapısını vurma konusunda önce beş gün sonra da on gün mühlet vererek ateşkes anlaşması arayışına giren Trump’ın aslında Harg adasını işgal için hazırlık yaptığını söyleyenleri haklı çıkarması şaşırtıcı olmaz. Diğer yandan Hürmüz’ü uluslararası ticarete açma hedefini bir kenara bırakıp İran’ın geçiş ücreti almasına göz yumarak bunu tarihi bir başarı olarak satmaya da çalışabilir. Veya bu savaşın aslında kendisini yanlış yönlendiren isimlerin (Netanyahu, Kushner, Witkoff gibi) eseri olduğunu söyleyerek bir anda Amerikan askerlerini çektiğini de açıklayabilir. Bu türden bir liderlik tarzına herkes alıştı ancak bu öngörülemezlik avantajının İran gibi varoluşsal bir savaş içinde olduğunu düşünen bir ülke karşısında dezavantaja dönüşmesi kuvvetle muhtemel.

Trump’ın savaşın başında dört ila altı haftalık bir periyotta İran’ı dize getirmeyi gerçekçi bir hedef olarak gördüğü biliniyor. Trump yönetiminin İran’ın Hürmüz’ü kapatma kapasitesine çok fazla kafa yormadığı ve askeri hedefleri vurmakla birlikte İranlı liderleri alaşağı etmenin teslimiyeti getireceğini hesap ettikleri anlaşılıyor. Bu hesabın tutmadığı ortada ve Trump’ın çıkış arayışlarının da İsrail’in hamleleriyle kısıtlandığı biliniyor. Trump’ın müzakere etmeyi umduğu Larijani gibi figürleri ortadan kaldıran İsrail, Amerika’yı ucu açık bir savaşta tutmak için elinden geleni yapıyor. Trump’ın Gazze meselesinde olduğu gibi bir noktada Netanyahu’ya dur demesi gerekecek ancak mesele İran olunca bunun çok daha zor olacağı açık. İran’ın dini ve sivil siyasi liderlerini yok eden ve savaşı tek opsiyon olarak dayatan Amerika ve İsrail, Devrim Muhafızları’nın tam olarak direksiyona geçmesini sağlamış oldu. Rejimi devirmek bir yana kalıcı olmasını adeta garantileyen Trump, İran’ın Hürmüz’ü kontrolünü kabullenmek üzere görünüyor. Dahası, Devrim Muhafızları rejimi kalıcı olarak güven altına almak için nükleer opsiyonu da ciddi biçimde değerlendiriyor. Savaşın öngörülemeyen sonuçlarının ve yan etkilerinin başlangıçta koyulan hedeflerle uyuşmadığı ortada. Her iki tarafın da hesabının birbirlerinin muhtemel hamleleriyle ilgili yanlış varsayımlara dayanması, bir tarafın geri adım atması dışında gerçekçi bir opsiyon bırakmıyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.