enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
10:44 SAHA 2026’da üçüncü gün heyecanı
10:05 Altın, ABD ile İran arasındaki barış iyimserliği ile dengelendi
09:14 Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) bünyesinde hazırlanan Kriter Dergi’nin 112. sayısı yayında…
00:14 Dondurulmuş Gerilimle ABD Neyi Hedefliyor?
00:12 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan haberler
00:10 İran: BAE, ABD ve İsrail ile işbirliğini sürdürmekten kaçınmalı
21:14 ABD Başkanı Trump’ın İran açıklamalarıyla Altın yükseldi, petrol düştü
09:04 Teknoloji devlerinde büyük işten çıkarma dalgası: 2026 başında 80 bin kişi işsiz kaldı
08:44 Ekonomi ve siyaset gündemi – 6 Mayıs 2026
00:57 Upcycle Istanbul Art and Design Festival’de geri sayım başladı 
00:56 8 haftalık ek doğum iznine başvurular sürüyor
00:51 Hıdırellez, İzmit’te yağmurun bereketi ile geldi: Büyükşehir’in ev sahipliği yaptığı şenlikte Hıdırellez kutlandı
00:46 Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun Türkiye’ye geliyor
00:35 Nizip Sınırları Aştı, İllere Meydan Okudu: 4 Ayda 141 Milyon Dolarlık Dev İhracat!
00:30 Batı Dünyası Dosyası: Ömür ÇELİKDÖNMEZ Yazdı : Münih Konferansı Batı’nın stratejik gerilemesini tescilledi
00:19 İzmit, Büyükşehir’le küllerinden doğdu: Büyükşehir’in yatırımları ile sahil kesimi kabuk değiştiriyor
00:14 Yunanistan, Avrupa Konseyi’ne bağlı CINGOs raporunu yayınladı
00:02 Hollanda’da Türk Şirketi ‘Binbin’e Ağır Suçlama: Binlerce Scooter Ortada kaldı, Borçlar Ödenmiyor
10:03 UHA / İnternational News Agency’na yansıyan dünden kalanlar
00:59 İnşaat sektöründe “ilerleme paradoksu”: İyimserlik artıyor, risk iştahı düşüyor
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Trump yönetimi İran sendromuyla güç kaybetmeye devam ediyor

Trump yönetimi İran sendromuyla güç kaybetmeye devam ediyor

* ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi tarafından Mart 1957’de Eisenhower’a verilen yetkiler kapsamında, ABD’yi bütün Ortadoğu’yu kapsayacak şekilde aktif ve ağırlıklı aktörü haline getiren söz konusu “Eisenhower Doktrini”, Filistin toprakları üzerinde yerleşimci sömürge devleti olan Siyonist İsrail devletinin Ortadoğu’daki güvenliğini sağlamayı öngören dönüm noktası niteliğinde bir karar oldu.

* İşte detayı!…

UHA / İnternational News Agency

Doğan Bekin (@DoganBekin) / Posts / X

Yazar* Doğan BERKİN

ANKARA, 23 MART 2026

ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi tarafından Mart 1957’de Eisenhower’a verilen yetkiler kapsamında, ABD’yi bütün Ortadoğu’yu kapsayacak şekilde aktif ve ağırlıklı aktörü haline getiren söz konusu “Eisenhower Doktrini”, Filistin toprakları üzerinde yerleşimci sömürge devleti olan Siyonist İsrail devletinin Ortadoğu’daki güvenliğini sağlamayı öngören dönüm noktası niteliğinde bir karar oldu. O günden beri ABD’nin Ortadoğu’ya yönelik tüm saldırı ve işgal planlarının ana merkezi Eisenhower Doktrini olmuştur.

Eisenhower Doktrini | KÜRE Ansiklopedi

Siyonist İsrail’in ABD’nin desteğiyle İran’a karşı başlattığı saldırı ve Haziran 1982’de “Celile’ye Barış Operasyonu” adı altında Lübnan’ı işgal etmesinin bir benzerini oluşturan bugünkü Lübnan’ın güneyine yönelik “Sınırlı ve hedefli kara operasyonu” da “Eisenhower Doktrini” bağlamında ABD güdümündeki yayılmacı ve bölgeyi istikrarsızlaştırmayı amaçlayan politikasının bir sonucudur.

Trump  yönetiminin Çin’e yönelik enerji ve ekonomi ağırlıklı  kuşatıcı politik hamleleri gereği son dönemde uygulamakta olduğu “Petro-politik” yaklaşımlı baskıcı yöntemler Venezüella’da kolayca amaca ulaşınca, benzer şekilde İran’a karşı  şiddeti, diplomasi ve karşılıklı uzlaşı politikasına tercih ederek enerji kaynaklarının güvenliğini tamamen kendi kontrolü altına almak ve bu kaynakları Çin’e karşı baskı unsuruna dönüştürebilmek saikiyle  kısa vadede sonuç alabilme vehmine kapıldığını görmek mümkündür.

İşte bu amaçla Yahudi üstünlükçü Temel Yasalarıyla acımasız yerleşimci sömürge devleti olan Siyonist İsrail ile birlikte İran’a karşı başlattığı saldırgan politika ise salt İran’ı değil, tüm bölgeyi yeniden istikrarsızlığa, kaos ortamına ve yıkıma mahkûm etmiş oldu.

ABD’nin İran’ı kolayca kontrol altına alabilmek amacıyla saldırgan politikasına gerekçe olarak gündeme getirdiği nükleer silah konusunun bir bakıma ABD müttefikleri tarafından da kabul görmediğini görmek mümkündür.

ABD, o dönem “Yeni Irak’ın elinde” (Neo-Cons) baskılarıyla 11 Eylül 2001 tarihinde New York Dünya Ticaret Merkezi ve Washington’daki Pentagon’a yapılan terör saldırılarını gerekçe göstererek Irak’ın elinde olduğunu düşündükleri kitle imha silahlarının büyük bir tehdit oluşturduğuna yönelik iddialarla işgal etmiş ve sonuçta Irak’ta böyle bir durumun söz konusu olmadığı daha sonra iyice açığa çıkmış oldu.

ABD Başkanı Trump da benzer şekilde İsrail ile birlikte hareket etmekte olan “Evanjelist Siyonistler”in etkisiyle “İran’a karşı saldırı düzenlemesek, İran bizlere nükleer saldırıda bulunacaktı” şeklindeki açıklaması her türlü gerçeklikten uzak, ham hayal görüşü yansıtmaktadır.

Nitekim, bir savunma paktı olan NATO’yu işin içine sokma gayreti de NATO üyesi ülkelerin büyük çoğunluğunun ABD’ye yönelik saldırı olmadığı, aksine ABD’nin tek taraflı olarak bağımsız ve egemen bir ülke olan İran’a saldırı düzenlediği gerçeğinden hareketle Trump’ın yardım isteğine sıcak bakmadıklarını görmek mümkündür.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.