enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
21:14 ABD Başkanı Trump’ın İran açıklamalarıyla Altın yükseldi, petrol düştü
09:04 Teknoloji devlerinde büyük işten çıkarma dalgası: 2026 başında 80 bin kişi işsiz kaldı
08:44 Ekonomi ve siyaset gündemi – 6 Mayıs 2026
00:57 Upcycle Istanbul Art and Design Festival’de geri sayım başladı 
00:56 8 haftalık ek doğum iznine başvurular sürüyor
00:51 Hıdırellez, İzmit’te yağmurun bereketi ile geldi: Büyükşehir’in ev sahipliği yaptığı şenlikte Hıdırellez kutlandı
00:46 Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun Türkiye’ye geliyor
00:35 Nizip Sınırları Aştı, İllere Meydan Okudu: 4 Ayda 141 Milyon Dolarlık Dev İhracat!
00:30 Batı Dünyası Dosyası: Ömür ÇELİKDÖNMEZ Yazdı : Münih Konferansı Batı’nın stratejik gerilemesini tescilledi
00:19 İzmit, Büyükşehir’le küllerinden doğdu: Büyükşehir’in yatırımları ile sahil kesimi kabuk değiştiriyor
00:14 Yunanistan, Avrupa Konseyi’ne bağlı CINGOs raporunu yayınladı
00:02 Hollanda’da Türk Şirketi ‘Binbin’e Ağır Suçlama: Binlerce Scooter Ortada kaldı, Borçlar Ödenmiyor
10:03 UHA / İnternational News Agency’na yansıyan dünden kalanlar
00:59 İnşaat sektöründe “ilerleme paradoksu”: İyimserlik artıyor, risk iştahı düşüyor
00:47 Yalnız Değiliz
00:47 Türkiye’de en sık görülen ruhsal sorunlar: Depresyon ve kaygı bozuklukları
00:41 Kocaeli Ticaret Odası’ndan (KOTO), işletmelere yeşil dönüşümde kılavuzluk ediyor
00:39 2016’dan bu yana 1 milyon 407 bin Suriyeli gönüllü geri dönüş yaptı
00:23 SPD’nin Sekizinci Araştırma Raporu yayınlandı: Türkiye’de Nehir Havza Planlaması ve Yönetimi
00:13 Bakan Göktaş: Gaziantep’e ilk etapta 50 milyon lira kaynak aktarıyoruz
TÜMÜNÜ GÖSTER →

SDG/YPG’nin Entegrasyonu: Kojonktürel Zorluklar ve Yapısal Avantajlar…

SDG/YPG’nin Entegrasyonu: Kojonktürel Zorluklar ve Yapısal Avantajlar…
22 Aralık 2025
36
A+
A-

Türkiye mevcut küresel ve bölgesel diplomatik angajmanları ve Terörsüz Türkiye süreci bağlamında Suriye’de Fırat’ın doğusuna ilişkin “stratejik bir sabır” gösteriyor ancak bu sabrın da bir sınırı olduğu çok açık.

Can ACUN, SETA Dış politika Araştırmacı

Suriye’de muhaliflerin Esed rejimini devirmeye yönelik bir harekata giriştiği dönemde hem rejimle tarihsel ilişkisi hem de rejimin varlığı ortadan kalktığı takdirde ilk hedefin kendisi olacağı bilinciyle SDG/YPG, rejimin boşalttığı alanları özellikle Halep bölgesinde doldurmaya çalışmıştır. Ancak gelinen aşamada SDG/ YPG, Tel Rıfat ve Menbiç’in kaybı sonrasında rejimle paralel biçimde sahada güç kaybeden aktörlerden biri konumuna sürüklenmiştir.

8 Aralık sonrasında Suriye haritasına bakıldığında geriye yeni Şam hükümetiyle SDG’nin kaldığını ifade edebiliriz. Ardından bu sürece İsrail’in Golan Tepeleri’ni işgalleri ve yine Tel Aviv’in Şam hükümetini hedef alma pahasına desteklediği Dürzi milislerin eklendiği görülmektedir. Ancak yine de haritaya bakıldığında ve rasyonel bir değerlendirme gerçekleştirildiğinde ayrılıkçı bir gündem inşa etmeye en yakın unsurun SDG/YPG yapılanması olabileceği iddia edilebilir.

Nitekim İsrail’in Suriye’de askeri anlamda ağırlığını koymadığı bir denklemde, bahse konu devrimci trend ve ABD’nin diplomatik baskılarıyla birlikte SDG, Şam hükümetiyle 10 Mart Mutabakatı’nı imzalamak durumunda kalmış ve kağıt üzerinde de Şam hükümetine entegre olmayı kabul etmiştir. Ancak SDG, bu süreci bir zaman kazanma aracına dönüştürmüş ve uzlaşmaz bir tutum sergilemiştir. SDG/YPG’nin uzlaşmaz tutumunun belirginleşmesinde şu üç temel faktör rol oynamıştır:

İsrail’in Dürzi Milislere Desteği: Süveyda krizinde Tel Aviv’in Dürzi milisleri korumak adına Şam hükümetini askeri olarak hedef almasıyla birlikte SDG/YPG müzakerelerde konumunu güçlendirmiş ve İsrail ile kurulan angajmandan destek alarak taleplerini maksimize etme yoluna girmiştir.

Türkiye Konjonktürü: Türkiye’nin PKK’nın tüm bileşenleriyle silah bırakmasına ilişkin yürüttüğü “Terörsüz Türkiye” sürecinde Ankara’nın askeri bir operasyona başlamayacağı yönündeki kanaat de SDG’nin uzlaşmaz bir tutumla müzakereleri sürdürmesine olanak tanımıştır.

Şam’ın Uzlaşmacı Yaklaşımı: Şara yönetimi başta ABD olmak üzere Batı dünyasıyla ilişkilerini geliştirmek, ekonomik yaptırımların kaldırılmasını sağlamak ve uluslararası sisteme entegre olabilmek için askeri tedbirleri geri planda tutmaktadır.

Zikredilen konjonktürel avantajların yanı sıra SDG/YPG’nin aleyhine üç temel yerel faktör bulunmaktadır:

Demografi: SDG’nin kontrol ettiği bölgelerde nüfusun en az yüzde 80’ini Araplar oluşturmaktadır.10 Kürt nüfus, Türkiye sınırına paralel bir şekilde dar bir alanda (M4 yolunun kuzeyindeki yaklaşık 30 kilometrelik bir derinlikte) mukimdir. Bu durumda başta Deyrizor, Rakka, Tabka ve Haseke gibi şehirler tamamen Araplardan oluşmakta ve buradaki nüfusun Şam’dan ayrı bir özerklik arayışı bulunmamaktadır.

Doğal Kaynaklar: Ülkenin doğal kaynaklarının (petrol, doğal gaz, su) büyük bir bölümü SDG’nin kontrol ettiği alanlarda bulunmaktadır. Özellikle petrol ve doğal gaz kaynakları Şam hükümetinin ekonomik bağımsızlığı adına kritik öneme sahiptir. Fırat Nehri’nden kaynaklı olarak hem su hem de barajlardan (Tişrin, Tabka, Baas) elde edilen elektriğin büyük önemi haizdir.11 Nitekim bu kaynakları da kapsayacak şekilde Şam hükümetinin başta ABD olmak üzere uluslararası aktörlerle de mutabakatlar sağladığı bilinmektedir. Bu durum ayrıca SDG’yi zorlayıcı unsurlar arasında görülebilir.

Yerel Dinamikler: 8 Aralık devrimiyle birlikte Şam hükümetinin hakim olduğu bölgelerde kamu idaresinin tesisi başta olmak üzere özellikle elektrik altyapısındaki gelişim, bölgeler arasındaki farkı dramatik bir şekilde etkilemektedir. Uluslararası angajmanlarla birlikte Suriye’nin giderek küresel sistemin parçası haline gelmesi diğer yandan SDG’nin ayrılıkçı tutumu ve gayri yasal pozisyonu toplumsal desteği Şam lehine artırmaya devam etmektedir.

Öte yandan özellikle Arapların tıpkı devrim döneminde olduğu gibi Cuma eylemlerine başlaması da yerel dinamikleri Şam lehine etkilemektedir.

Sonuç olarak mevcut konjonktür SDG’nin varlığına ilişkin süreyi uzatsa da orta ve uzun vadeli dinamikler mevcut pozisyonunu oldukça zorlamaktadır.

Bu dinamiklerin mevcudiyeti Ankara’ya stratejik zamanlamayı gözeterek daha ihtiyatlı ve kontrollü adımlar atabilme imkanı sunmaktadır. Bu bağlamda Ankara Terörsüz Türkiye sürecinin ruhuna uygun olarak “stratejik sabır” gösterme eğiliminde olup diplomatik yaklaşımla ve Şam yönetimiyle koordineli biçimde ülke bütünlüğünü tahkim etme ve en optimum çözümü arama politikasını sürdürmektedir. Tüm bunlarla birlikte Türkiye’nin de desteğiyle Suriye ordusunun askeri operasyon gerçekleştirme olasılığı da seçenekler arasında güçlü bir şekilde yer almaktadır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.