İran-İsrail Çatışması: Tahran’ın Oyun Planı
A+
A-
UHA / İnternational News Agency
Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) bünyesinde hazırlanan Kriter dergisinin Yayın Koordinatörü ve Ortadoğu Siyaset Uzmanı Mustafa CANER, kaleme aldığı “İran-İsrail Çatışması: Tahran’ın Oyun Planı” başlıklı yazısında, İran ve İsrail arasında 1979 İslam Devrimi sonrasında ortaya çıkan düşmanlığın, 45 yıldan fazla bir süredir devam ettiğini ve her iki ülkenin birbirini varoluşsal düşman olarak tanımladığının altını çizdi.
Mustafa CANER, bu düşmanlığın zaman zaman yüksek gerilimli dönemlere yol açarak dolaylı çatışmalara neden olduğunu belirterek, bu noktada ABD’nin rolünü de göz önünde bulundurmak gerektiğini hatırlattı.
ABD’nin İran’a yönelik tavrının, olumsuz bir şekilde daha sert bir pozisyona dönüştüğünde, İsrail’in de bu durumdan güç alarak İran’a karşı daha sert bir politika izlediğini ifade eden CANER, ancak ABD’nin, İran ile daha yumuşak bir ilişki benimsediğinde, İsrail’in de ABD’den beklediği desteği alamadığı için daha dikkatli bir politika izlediğini söyledi.
“Son yıllarda özellikle Trump döneminin ardından, İran ve İsrail arasındaki gerilimin arttığı görülmektedir” diyen Mustafa CANER, şunları söyledi:
“Trump’ın “maksimum baskı” politikasıyla birlikte, İsrail’in doğrudan veya dolaylı olarak İran’a yönelik saldırıları artmıştır. İran içinde ve dışında birçok İranlı hedefe saldırı düzenlenmiş ve sabotaj eylemleri gerçekleştirilmiştir. Özellikle Suriye’deki İran unsurlarına yönelik hava harekatları sıkça gerçekleştirilmiştir. 7 Ekim saldırılarının ardından İran ve İsrail arasındaki gerilim daha da tırmanmıştır. İran, Hamas ve Hizbullah gibi örgütlere destekte bulunurken İsrail de zaman zaman Suriye’de İranlı komutanları hedef almış veya İran içinde gerçekleşen terör ve sabotaj eylemlerinin arkasında olduğu iddiasıyla İran makamları tarafından suçlanmıştır. Tüm bu faktörler, İran-İsrail gerilimini beslemiştir”.

İran’ın İsrail’e Saldırısı Nasıl Gerçekleşti?
CANER, Gerilimin, İsrail’in 1 Nisan’da İran’ın Şam’daki Büyükelçiliği’ne yönelik saldırısıyla daha üst bir seviyeye ulaştığını hatırlatarak, yedi kişinin hayatını kaybettiği bu saldırıda ölenler arasında üst düzey iki general de bulunduğunu ve bu saldırıya karşılık olarak İran’ın, 13-14 Nisan tarihlerinde gerçekleştirdiği misilleme saldırılarında yüzlerce insansız hava aracı, seyir ve balistik füzeyle ilk kez doğrudan İsrail hedeflerini vurduğunu belirtti.
İran’ın saldırısının İsrail’in hava savunma sistemleri ve ABD’nin yardıma gelmesiyle sınırlı bir maddi zarara neden olmasına rağmen, siyasi ve sembolik açıdan son derece önemli bir eylem olduğuna vurgu yapan Mustafa CANER, Söz konusu saldırıdan sonra İran ve İsrail arasındaki gölge savaş veya dolaylı çatışmanın doğrudan çatışmaya dönüştüğünün ifade edilebileceğinin altını çizdi.
İran’ın Saldırısının Amacı ve Önemi Nedir?
İran’ın son birkaç yıldır İsrail tarafından kendisine yönelik gerçekleştirilen saldırılara cevap verme amacı gütmekte olduğunun görüldüğünü belirten CANER, şöyle devam etti:
“Ancak asıl olarak İran’ı İsrail’e doğrudan saldırmaya yönlendiren faktör diplomatik bir temsilciliğin hedef alınmasıydı. Bu saldırı, İran kamuoyunun artan misilleme beklentilerine cevap verme ve İran’ın bölgesel caydırıcılığını sağlama amacı taşıyordu. Söz konusu temel hedefler doğrultusunda İran, İsrail’in kendisine yönelik gelecekte düzenlemeyi planladığı saldırıları engellemek ve bölgesel/küresel aktörlerin kendisini dikkate almalarını sağlamaya çalıştı”.
İran’ın saldırıyı önemli bir askeri başarı kazanacak şekilde kurgulamadığına değinen Mustafa CANER, “Saldırının hedefi daha çok sembolikti. Bu yüzden Suriye, Irak ya da kendi sınır bölgelerinden yoğun bir füze saldırısı yapmaktansa önceden haber vererek, düşük yoğunluklu ve Şiraz ile İsfahan gibi İsrail’e uzak vilayetlerden de füze fırlatarak saldırmayı tercih etti” dedi.
(SETA) Kriter dergisinin Yayın Koordinatörü ve Ortadoğu Siyaset Uzmanı Mustafa CANER, İran’ın saldırısının aslında uzun yıllar üzerinde çokça spekülasyon yapılan füze kapasitesinin de test edilmesi anlamına geldiğini, buna bağlı olarak İsrail’in İran’ın muhtemel saldırılarını nasıl ve ne derece engelleyebileceğinin de İran tarafından gözlemlenmiş olduğunu ve tabiri caizse tarafların birbirlerini askeri olarak daha iyi tanımış olduklarını dile getirdi.
Mustafa CANER, İran’ın ayrıca kendi topraklarının en uzak köşelerinden bile İsrail’i vuracak füze teknolojisine sahip olduğunu göstermesi gibi bir sembolik hedefi olduğunun görüldüğünü ve önceden haber vermesinin İsrail’e hazırlık imkanı verse de bir taraftan da dehşet tablosu oluşturduğuna dikkat çekti.
CANER, Saldırıyı hedef alan İsraillilerin sığınaklara akın ederek korku dolu bir bekleyişe gark olduklarını ve böylece İran’ın psikolojik üstünlüğü sağlamaya çalıştığına vurgu yaptı.
“İran bu saldırıyı mutlak bir zafer olarak kendi kamuoyuna anlattı” diyen Mustafa CANER, “Diğer taraftan İranlı yetkililer, İsrail’in bir başka “hata” yapması durumunda artık hiç tereddütsüz doğrudan karşılık vereceklerini ilan etti. Saldırı İran için etkili bir imaj operasyonu şeklinde işlendi. İran bölgesel bir savaşı tetiklemek istemese de İsrail’in saldırıyı alımlama biçiminin tehlikeli sonuçlara kapı aralayacağı söylenebilir” dedi.
İsrail’in Cevabı ve İran’ın Tutumu
İran saldırılarının ardından İsrail yönetiminin öfkeli ve sert açıklamalar yaparken ABD’nin ise gerilimin büyümemesi adına İsrail’i frenlemeye çalıştığını hatırlatan Ortadoğu Siyaset Uzmanı Mustafa CANER, “Ancak tüm çabalara rağmen 19 Nisan sabahı İran’daki bazı hedeflere İsrail tarafından hava saldırıları düzenlendi. Bu saldırılar, İran’ın saldırılarıyla kıyaslandığı zaman pek çok açıdan zayıf kalıyor. Belki tam da bu zayıflık, İran’ı bir başka misillemeye yöneltmemek adına stratejik bir tercih. İsrail’in saldırıyı üstlenmemesi ve resmi kanallardan sahiplenmemesi, hatta Ben Gvir gibi bazı siyasilerin saldırının çapından hoşnut olmaması, akıllara başka bir misilleme yapılıp yapılmayacağı sorusunu da getiriyor” şeklinde aktardı.
İsrail’in saldırısının bu haliyle Tahran yönetiminin oyun planına zarar vermediğini söyleyen Mustafa CANER, İranlıların uykusunu bölmeyen, çoğunun belki hala haberdar olmadığı bu saldırıların, İran’ın 13-14 Nisan misillemesinde elde ettiğini düşündüğü psikolojik üstünlüğe zarar vermemiş göründüğünü dile getirdi.
Siyaset Uzmanı Mustafa CANER, “Eğer İsrail bir başka saldırı düzenlemezse, mesele İran için kapanmış sayılabilir. Ancak Netanyahu hükümetinin işlediği insanlık suçlarının sonuçlarına katlanmamak adına İran ile savaşmayı bir kaçış bileti olarak gördüğü gerçeği hala ortada duruyor” şeklinde kaydetti.
***
Yazar hakkında
Mustafa Caner
Kriter Yayın Koordinatörü
2010’da Uludağ Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Siyaset ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalı’nda başladığı yüksek lisansını 2013’te tamamladı. 2023 yılında Sakarya Üniversitesinden Ortadoğu Çalışmaları alanında doktora derecesini aldı. 2012’den bu yana Sakarya Üniversitesi bünyesinde araştırma görevlisi olarak çalışıyor. 2014’ten beri çalışmalarına aynı üniversitenin Ortadoğu Enstitüsü (ORMER) çatısı altında devam ediyor. Çalışma alanları arasında bilhassa İran siyaseti ve sosyolojisi, Ortadoğu siyaseti ve Türkiye-Ortadoğu ülkeleri ilişkileri bulunuyor.
ETİKETLER: 1 Nisan 2024 | Şam İran Büyükelçiliği Saldırısı, abd, Dış Politika, Güvenlik, İran, İran-İsrail Gerilimi, israil, Yorum
Yorumlar
Benzer Konular
WASHİNGTON – UHA HABER / Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin eşi Olena Zelenska, ABD Kongre üyelerine hitaben yaptığı konuşmada, ülkelerini savunmak için daha çok silah ve hava savunma sistemi talebinde bulundu. TÜRKUAZ Uluslararası Haber Ajansı (TÜHA)’nın ‘TRT Haber, AA’ kaynaklı haberine göre, Zelenska, Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin daveti üzerinde...
21 Temmuz 2022
UHA HABER / Polis tarafından zehirlendiğini iddia eden ve hastaneye kaldırılan aşı karşıtı aktivist Hai Shaulian, koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Koronavirüs aşılarına karşıtlığı ile bilinen İsrailli aktivist Hai Shaulian, Pazartesi sabahı Holon’daki Wolfson Tıp Merkezi’nde koronavirüs nedeniyle öldü. Shaulian, sosyal medyada takipçilerini “Salgın yok, aşı gereksiz ve tehlikeli” sözleriyle aşı olmamaya...
15 Eylül 2021
UHA HABER / İran ve Amerika Birleşik Devletleri’nin mahkum takasında anlaştığı iddialarına Washington’dan yalanlama geldi. Beyaz Saray henüz bir anlaşmanın olmadığını, pazarlığın sürdüğünü açıkladı. İddia, kaynak olarak adı açıklanmayan İranlı yetkilileri gösteren Lübnan merkezli televizyon kanalı Al Mayadeen’den gelmişti. Haberde, Tahran ve Washington’un, ABD’de tutuklu dört İranlının özgürlüğü ve İran’a...
3 Mayıs 2021
MOSKOVA – UHA HABER / Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik işgal saldırıları, ülke içinde de protesto ediliyor. Hafta sonu Moskova’da işgali protesto etmek için çok sayıda kişi sokağa çıktı ve “Savaşa Hayır” sloganları attı. Gösterilere güvenlik güçleri sert müdahalede bulundu. 3000 civarında protestocu gözaltına alındı. Rusya’nin Ukrayna’ya yönelik işgal girilimlerine karşı, hafta sonu ülkenin...
7 Mart 2022
İran, yılın başından bu yana izolasyonunu azaltmak, ekonomisini geliştirmek ve gücünü artırmak için hem dostları hem de düşmanlarıyla yakın ilişkiler kurarak diplomatik faaliyetlerini yoğunlaştırdı.
22 Haziran 2023
UHA HABER / ABD Başkanı Joe Biden, Afganistan’dan ABD’ye tahliye edilecek “beklenmedik acil” Afgan göçmenlerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere 100 milyon dolarlık fonu onayladı. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre, Başkan Joe Biden Afganistan’dan ABD’ye tahliye edilecek Afgan sığınmacıların ihtiyaçlarının karşılanması için 100 milyon dolarlık fon talebini onayladı. Acil fondan tahsil edilecek...
25 Temmuz 2021
* ABD’de 11 Eylül 2001’deki terör saldırılarının üzerinden 22 yıl geçti ancak etkileri hala sürüyor. * Saldırıların ardından dünya yeni bir düzene geçti, terörle mücadelenin dozu arttı. * İnsanlık tarihinin en ölümcül terör saldırısı nasıl yapıldı, o gün neler yaşandı ve dünya bu saldırılardan nasıl etkilendi? * İşte 11 Eylül...
12 Eylül 2023
UHA HABER / Tunus’ta Cumhurbaşkanı Kays Said hükümet kurma görevini neden Necla Buden’e verdi? Bir kadını seçmesinin arkasında siyasi nedenler mi var yoksa Said bu adımı kadın haklarını güçlendirmek için mi attı? Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in, 25 Temmuz’dan itibaren aldığı istisnai kararların ardından yeni hükümeti kurma görevini bir kadına vererek...
9 Ekim 2021