Menderes’i Nasıl Bilirdiniz?
Medyatik İlahiyatçı Prof. Mustafa Öztürk, yakın geçmişte “falancayı nasıl bilirdiniz, filancayı nasıl bilirdiniz?” başlığı altında birkaç tane yutup videosu paylaştı. Bunlardan biri de “Menderes’i Nasıl Bilirdiniz?” idi. Menderesin, Öztürk’ün meşgul bulunduğu alanla ne alakası olduğunu ben çıkaramadım. Kendi kendime “kel alaka?” deyip geçmiştim. Ama 27 Mayıs 1960 Darbesinin 66. yılı dolayısıyla Öztürk’ün 27 Mayıs’ı savunan mahalle ağzıyla konuşmasına muhafazakâr camianın bakışını yansıtmak için konuya dönmeyi gerekli gördüm.
Adnan Menderes, Türk insanının hafızasına nakşolmuş büyük Türk siyasetçisidir. Ülkede çok partili demokratik hayata geçilmesinden sonrasının tek sembol ismidir. 1950-1960 arasındaki bütün bir on yıla damga vurmuş, söz konusu on yıl Türk siyasetinde “Menderes dönemi” olarak anılmıştır. Bu dönem bir çığırdır ve etkisi günümüzde bile sürmektedir. On yıllık muhteşem iktidarının hiç hak etmediği trajik bir sonla noktalanması sebebiyle Menderes bu toplumun gözünde büyük bir mazlumdur.
On yıllık Menderes iktidarında bu ülkede çok şey yapılmış, çok büyük imar ve kalkınma faaliyetlerinde bulunulmuş ve bunlar başarıyla sonuçlandırılmıştır. Buna bağlı olarak toplumsal refahı yükseltme çabaları gösterilmiş, bu alanda da gözle görülür somut sonuçlar alınmıştır. Ayrıca Cumhuriyetin otoriter döneminde Türk toplumunun çok büyük çoğunluğunun karşı olmasına rağmen ezanın Türkçe okunması gibi uygulamalardan vazgeçilmiştir. Türk halkı kaymakam, vali, bakan gibi kamu otoritelerine ulaşabilme, sorunlarını rahatça dile getirebilme imkanına kavuşmuştur. Bürokrasinin halka eziyeti son bulmuştur. Türk insanı, “Biz adam olduğumuzu, bir değerimiz bulunduğunu ancak Menderes iktidarıyla anladık” demiştir.
Mustafa Öztürk, Menderes’in halka ulaştırdığı sayısız hizmetlerine değil de kadınlar üzerinden gündeme gelen gayrimeşru ilişkilerine odaklanmıştı. Mustafa Öztürk bu konuda olan biteni ayrıntılı şekilde işledikten sonra Menderes’i Nuray Mert’e de referans yaparak Türk siyasetindeki en ahlaksız adam olarak öne çıkarıyordu. Böyle bir adamın başka hangi meziyeti olursa olsun muteber bir kişi sayılamaz demeye getiriyordu. Tam olarak o günlerin de bugünlerin de CHP muhalefeti ve bileşenlerinin açısından Menderes’e bakmış oluyordu.
Menderes’e oy veren muhafazakâr seçmen dillendirmese de gündeme getirmese de hiçbir zaman Menderes’in söz konusu ilişkilerini onaylamamış, iyi yapmış dememiştir. Yalnızca konuyu onun özel hayatı olarak görmüş ve kurcalamamıştır. Menderes’in vatan ve millet için yaptığı çok büyük, çok önemli hizmetlere bakmayı tercih etmiştir. Çünkü bu halk Menderes’ten önce o kadar itilmiş, kakılmış; o kadar zor kaderiyle baş başa bırakılmış ki Menderes’i bir mesih gibi görmüştür.
Bunların hepsinden daha önemlisi ise Adnan Menderes, Türk milletinin maliyesine, hazinesine, İslami bir deyimle beytülmale gayrimeşru olarak hiç el sürmemiştir. Örtülü ödenekten yapılan ödemelerin bile yasal zorunluluk olmadığı halde tek tek kayıtlarını tutturmuştur. Devletin bazı giderlerine aile servetinden finansman sağlamıştır. Devletin bütün bilgileri, kayıtları ihtilalcilerin elinde olduğu halde Yassı Ada yargılamalarında Menderes’in yasa dışı bir harcaması, bir yolsuzluğu bulunamamıştır. İhtilalcilerden Orhan Erkanlı, 27 Mayıstan on yıl sonra yazdığı Anılar, Sorunlar, Sorumlular adlı kitapta, “Bizim Yassı Ada Mahkemelerinde köpek ve bebek davalarını gündeme almamızın sebebi, Menderes ve Bayar aleyhine kullanılacak dişe dokunur yolsuzluk bulamayışımızdı” diyordu.
Mustafa Öztürk, geçmişte ve günümüzde gayrimeşru ilişkileri ile gündeme gelmiş ve bu ilişkilerinin finansmanını da babasının malı gibi kamu kaynaklarından karşılamış olan çok sayıda politikacıdan birisi için de “Falancayı nasıl bilirdiniz?” diye bir video hazırlasa da vatandaş Menderesle mukayese edebilse…
İsmail ÖZCAN & Eğitimci Yazar