enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
11:17 MİT Başkanı İbrahim Kalın, İstanbul’da başta Kudüs olmak üzere Hamas heyetiyle görüştü
10:55 Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 25 bin megavatı geçti
10:24 Trump yönetimi İran sendromuyla güç kaybetmeye devam ediyor
10:30 Meclis’in bayram sonrası gündemi yoğun
09:14 İran, ABD ve İsrail’in saldırılarına misilleme olarak, İsrail’de Dimona’nun ardından Arad’ı da vurdu
00:57 Bir Krizin Anatomisi: Hürmüz Boğazı’nda Hukuk ve Sigorta
00:28 Geçmişten Günümüze Dışişleri Bakanlarımız | İsmet İnönü
00:20 Gazeteci Kutub Elaraby yazdı: Batı’nın Savaşlarda Dini Söylem Kullanımı
19:35 Türkiye’den İsrail’e tepki: Yahudi işgalci terörü derhal son bulmalı
19:18 Bakan Fidan: Sorun İsrail’in barış istememesi
19:02 BM Raportörü: İsrail, Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguluyor
17:58 Fransa’nın Lübnan’daki arabuluculuk çabalarında ortaya çıkan belgede hangi önemli maddeler yer alıyor?
16:55 “KKTC karasularındaki bir denizaltından çok sayıda füze fırlatıldı” iddiasına yalanlama
16:16 29 ilde DEAŞ operasyonu: 139 şüpheli yakalandı
10:49 Türk Dünyası’nın ortak bayramı: Nevruz
10:08 Hollanda’da Türk Gençlerine Çağrı: “İki Dil, İki Dünya” Podcast Yarışması Başladı
00:55 Kazakistan’da Anayasal Dönüşümün Yeni Safhası: Referandum ve Devlet Tasarımı
00:46 Küba’da Enerji Krizi ve Protestolar
00:01 Kocaeli’nin Gönül Köprüsü: “Kocaeli Abisi” Ramazan Bilançosunu Açıkladı!
22:45 İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İngiltere’nin ABD’ye askeri üs sağlamasını eleştirdi
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Trump yönetimi İran sendromuyla güç kaybetmeye devam ediyor

Trump yönetimi İran sendromuyla güç kaybetmeye devam ediyor

* ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi tarafından Mart 1957’de Eisenhower’a verilen yetkiler kapsamında, ABD’yi bütün Ortadoğu’yu kapsayacak şekilde aktif ve ağırlıklı aktörü haline getiren söz konusu “Eisenhower Doktrini”, Filistin toprakları üzerinde yerleşimci sömürge devleti olan Siyonist İsrail devletinin Ortadoğu’daki güvenliğini sağlamayı öngören dönüm noktası niteliğinde bir karar oldu.

* İşte detayı!…

UHA / İnternational News Agency

Doğan Bekin (@DoganBekin) / Posts / X

Yazar* Doğan BERKİN

ANKARA, 23 MART 2026

ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi tarafından Mart 1957’de Eisenhower’a verilen yetkiler kapsamında, ABD’yi bütün Ortadoğu’yu kapsayacak şekilde aktif ve ağırlıklı aktörü haline getiren söz konusu “Eisenhower Doktrini”, Filistin toprakları üzerinde yerleşimci sömürge devleti olan Siyonist İsrail devletinin Ortadoğu’daki güvenliğini sağlamayı öngören dönüm noktası niteliğinde bir karar oldu. O günden beri ABD’nin Ortadoğu’ya yönelik tüm saldırı ve işgal planlarının ana merkezi Eisenhower Doktrini olmuştur.

Eisenhower Doktrini | KÜRE Ansiklopedi

Siyonist İsrail’in ABD’nin desteğiyle İran’a karşı başlattığı saldırı ve Haziran 1982’de “Celile’ye Barış Operasyonu” adı altında Lübnan’ı işgal etmesinin bir benzerini oluşturan bugünkü Lübnan’ın güneyine yönelik “Sınırlı ve hedefli kara operasyonu” da “Eisenhower Doktrini” bağlamında ABD güdümündeki yayılmacı ve bölgeyi istikrarsızlaştırmayı amaçlayan politikasının bir sonucudur.

Trump  yönetiminin Çin’e yönelik enerji ve ekonomi ağırlıklı  kuşatıcı politik hamleleri gereği son dönemde uygulamakta olduğu “Petro-politik” yaklaşımlı baskıcı yöntemler Venezüella’da kolayca amaca ulaşınca, benzer şekilde İran’a karşı  şiddeti, diplomasi ve karşılıklı uzlaşı politikasına tercih ederek enerji kaynaklarının güvenliğini tamamen kendi kontrolü altına almak ve bu kaynakları Çin’e karşı baskı unsuruna dönüştürebilmek saikiyle  kısa vadede sonuç alabilme vehmine kapıldığını görmek mümkündür.

İşte bu amaçla Yahudi üstünlükçü Temel Yasalarıyla acımasız yerleşimci sömürge devleti olan Siyonist İsrail ile birlikte İran’a karşı başlattığı saldırgan politika ise salt İran’ı değil, tüm bölgeyi yeniden istikrarsızlığa, kaos ortamına ve yıkıma mahkûm etmiş oldu.

ABD’nin İran’ı kolayca kontrol altına alabilmek amacıyla saldırgan politikasına gerekçe olarak gündeme getirdiği nükleer silah konusunun bir bakıma ABD müttefikleri tarafından da kabul görmediğini görmek mümkündür.

ABD, o dönem “Yeni Irak’ın elinde” (Neo-Cons) baskılarıyla 11 Eylül 2001 tarihinde New York Dünya Ticaret Merkezi ve Washington’daki Pentagon’a yapılan terör saldırılarını gerekçe göstererek Irak’ın elinde olduğunu düşündükleri kitle imha silahlarının büyük bir tehdit oluşturduğuna yönelik iddialarla işgal etmiş ve sonuçta Irak’ta böyle bir durumun söz konusu olmadığı daha sonra iyice açığa çıkmış oldu.

ABD Başkanı Trump da benzer şekilde İsrail ile birlikte hareket etmekte olan “Evanjelist Siyonistler”in etkisiyle “İran’a karşı saldırı düzenlemesek, İran bizlere nükleer saldırıda bulunacaktı” şeklindeki açıklaması her türlü gerçeklikten uzak, ham hayal görüşü yansıtmaktadır.

Nitekim, bir savunma paktı olan NATO’yu işin içine sokma gayreti de NATO üyesi ülkelerin büyük çoğunluğunun ABD’ye yönelik saldırı olmadığı, aksine ABD’nin tek taraflı olarak bağımsız ve egemen bir ülke olan İran’a saldırı düzenlediği gerçeğinden hareketle Trump’ın yardım isteğine sıcak bakmadıklarını görmek mümkündür.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.