enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
20:58 İzmir’de akşam saatlerinde başlayan kuvvetli fırtına ve gök gürültülü sağanak etkili oldu…
15:21 Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’na 3 bin 635 subay ve astsubay alınacak
12:06 Türkiye, 6 Şubat deprem bölgesinde dev dönüşüm
11:51 Muhittin Böcek dahil 41 kişi için iddianame hazırlandı
06:53 Mesafe Giderek Açılıyor
06:47 İletişim Başkanlığı, Türkiye’nin ABD ile LNG anlaşması nedeniyle Rus gazı alımını sonlandırdığı iddialarını yalanladı
06:22 Normatif Güçten Sert Jeoekonomiye: Gri Alanda Kalmanın Maliyeti
06:21 Avrupa’da Yüzleşme: GKRY’nin Prestij Kaybı
06:10 Yeni bir sosyal devlet destanı yazmak için Cumartesi günü Aydın’daydık!
00:48 Soykırımcı, katil İsrail’in ateşkese rağmen yaptığı ihlaller ve katliamlar
00:34 Suriye’de PKK/YPG’nin Sonuna Doğru
00:19 Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) raporuna göre: Su Döngüsündeki Düzensizlik Toplumları Tehdit Ediyor
00:08 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bugün Nizaryalı mevkidaşı Yusuf Maitama Tuggar ile bir araya gelecek
20:45 Uğur Mumcu katledilişinin 33. yılında İzmir’de de anıldı
20:10 Aydın Şehir Hastanesi hizmete açıldı
19:57 Uğur Mumcu ölümünün 33. yılında anıldı
07:43 Kitap: Avcı Kekliği ‘Evveli Aşk, Ahiri Aşk Vesselam’
07:25 Yapay Yağış ve Yağış Artırma Çalışmaları
06:42 ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci: “Uzun süredir yapılan yatırımlar 2026’da devreye girmeye başlayacak”
06:07 Türkiye ve Marmara için örnek model: İzmit Körfezi’nin geleceği “Dijital İkiz Projesi” ile şekillenecek
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Türk-Alman İlişkilerinde Terör ve İnsan Hakları Sorunu

Türk-Alman İlişkilerinde Terör ve İnsan Hakları Sorunu
3 Nisan 2024
85
A+
A-

TRT TÜRK yeni banner

Hafta içerisinde Almanya’daki PKK yandaşlarının önce Dortmund şehrinde Türk esnafı, sonra da Türkiye’nin Hannover Başkonsolosluğunu hedef alan saldırıları Berlin yönetiminin terörle mücadele politikası konusunda yaşanan sorunları bir kez daha gündeme getirdi. Aslında aynı günlerde Almanya dışında Belçika, Fransa ve İsveç’te de PKK’lıların Türk vatandaşlarına ve temsilciliklerine yönelik benzer saldırılar gerçekleştirmiş…

Profesör Kemal İnat | Kadromuz | Ortadoğu Enstitüsü

Prof. Dr. Kemal İNAT

TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency

Hafta içerisinde Almanya’daki PKK yandaşlarının önce Dortmund şehrinde Türk esnafı, sonra da Türkiye’nin Hannover Başkonsolosluğunu hedef alan saldırıları Berlin yönetiminin terörle mücadele politikası konusunda yaşanan sorunları bir kez daha gündeme getirdi. Aslında aynı günlerde Almanya dışında Belçika, Fransa ve İsveç’te de PKK’lıların Türk vatandaşlarına ve temsilciliklerine yönelik benzer saldırılar gerçekleştirmiş olmaları sorunun sadece Almanya ile sınırlı olmadığını, Avrupa’nın büyük bölümünü kapsadığını yeniden gösterdi. Gerek Almanya gerekse diğer Avrupa ülkelerindeki güvenlik güçlerinin Türk vatandaşlarını ve temsilciliklerini koruma konusunda yetersiz kaldığı, PKK yandaşlarına toleranslı davrandıkları görüldü.

Türkiye ile ilişkilerinde, PKK ve FETÖ gibi terör örgütleri ile mücadele konusunda bir türlü rasyonel bir çizgiye gelemeyen Almanya, bu şekilde davranarak Türk-Alman ilişkilerinin geleceğini olduğu gibi kendi güvenliğini de riske atıyor. PKK’yı bir terör örgütü olarak tanıyıp yasaklamasına rağmen bu örgütün ülkesinde faaliyet göstermesine göz yuman Berlin yönetimi, bu tavrıyla kendisinin karşılaşacağı güvenlik sorunlarında Türkiye’nin desteğini alamama riskini de üstlenmiş oluyor. Ayrıca PKK gibi tehlikeli bir terör örgütüne müsamaha gösterilmesi bu örgütün Almanya’nın güvenliğine karşı da saldırılar yapacak bir kapasiteye sahip olmasına izin verilmesi anlamına geliyor ki Berlin bu tavrın bedelini ileride çok ağır bir şekilde ödeyebilir.

Küresel güç mücadelesinin giderek şiddetlendiği, Asya’nın yükselişinin Batı’nın uluslararası siyasal sistemdeki lider pozisyonunu ciddi şekilde tehdit ettiği bir dönemde Almanya’nın geleneksel müttefiki Türkiye’nin güvenliğine tehdit oluşturan terör örgütlerine kucak açan bir politika izlemesi rasyonel gerekçelerle açıklanamaz. Almanya’nın söz konusu terör örgütlerine doğrudan ya da dolaylı destek vererek ABD’nin Türkiye’ye karşı uzun zamandır uyguladığı irrasyonel politikasına ayak uydurduğu görülüyor.

Almanya’da Türkiye konusunda Washington’un çizgisinde kalmaya özen gösteren kesimlerin dışında PKK ve FETÖ’yü Türkiye’ye karşı bir baskı aracı olarak kullanmayı düşünenler de söz konusudur. Ancak bugüne kadar bu yönde uyguladıkları politikaların Ankara’yı istedikleri yöne sevk etmeye yardımcı olmadığı ve tam aksi sonuç doğurarak Batı’dan daha fazla uzaklaştırdığını anlamakta zorlanıyorlar. Hedefleri Türkiye’yi güçlü bir aktör olma yolunda tökezletmek ise bunu kısmen başardıklarını söylemek gerekir. Zira son yıllarda Batılı ülkelerden gelen baskı ve yaptırımlar Türkiye ekonomisine önemli zararlar verdi. Ancak verdikleri bu zarara rağmen Ankara’nın geri adım atmadığını, bağımsız bir dış politika çizgisinde ısrar ettiğini de görüyorlar.

Teröre karşı mücadele konusunda Berlin’in Ankara’yı rahatsız eden tavrının yanında Almanya’nın insan hakları konusunu bir dış politika aracı olarak kullanmaya dair siyaseti de Türkiye ile ilişkilerinde negatif bir rol oynuyor. Yıllardır Türkiye’ye karşı insan hakları ve demokrasi konusunda yoğun eleştiriler yönelten, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı yürütülen karalama kampanyalarına öncülük eden ve bu konuda Ankara’ya karşı yaptırımlar uygulayan Almanya’nın İsrail’in Gazze halkına yönelik gerçekleştirdiği soykırıma destek vermesi, katliamlara rağmen bu ülkeye ekonomik ve askeri yardımını sürdürmesi, Uluslararası Adalet Divanı’nda Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından açılan soykırım davasına İsrail lehine müdahil olması Berlin’in dış politikadaki gerçek motivasyonunun insan hakları olmadığını açık bir şekilde gösterdi. İsrail katliamlarına karşı ülkesinde yapılmak istenen protesto gösterilerini yasaklama kararı alan, en yetkili ağızlardan “İsrail’in kendisini savunma hakkı vardır” argümanıyla Netanyahu hükümeti tarafından gerçekleştirilen soykırımı meşrulaştırmaya çalışan Almanya’nın artık dış politikasında insan haklarından bahsetme hakkı yoktur.

Gazze soykırımına yönelik politikasıyla uluslararası ilişkilerde ilkelerin değil de çıkarların esas olduğunu ispatlayan, ABD ile aynı çizgide olduğunu göstermek için İsrail’in katliamlarını görmezden gelen bir politika izleyen Berlin yönetiminin Türkiye politikasında sık sık insan hakları argümanına başvurarak Ankara’ya karşı baskı yapmaya çalışması da ilkeler doğrultusunda değil, çıkarları doğrultusunda hareket ettiğinin göstergesidir. Bu şekilde baskı yoluyla Türkiye’yi kendi istediği politikalara zorlamayı hedefliyordu. Ancak Ankara’nın bağımsız dış politika izleme konusundaki direnci, Almanya’nın Türkiye’ye karşı bu baskı politikasının yanlış çıkar hesaplarına dayandığını gösterdi. Bu durumda artık Berlin’in Türkiye’ye yönelik politikasındaki yanlışlardan dönmesi ve Türkiye’yi eşit egemen bir ortak olarak kabul edip içişlerine saygı temelinde bir ilişki geliştirme arayışına yönelmesi her iki ülkenin de faydasına olacaktır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.