enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
11:38 Savaş Gölgesinde Ramazan Bayramı
07:46 Türkiye’de her yıl yaklaşık bin 500 bebek Down sendromu ile doğuyor
07:43 Hollanda’dan Mektup Var…Dünyanın Kahpeliği: Adalet Güçlüye Var, Zayıfa Yok!
07:26 İran Neden Zayıfladı Ama Yenilmedi?
07:10 Evlilik ve boşanma konutun kaderini değiştiriyor: Hane dönüşümü dönemi
05:10 MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Bölgesel fırtınaların ortasında savrulan ülkeler tarih sahnesinde iz bırakmaz”
00:59 İran koridorlarının en stratejik ismi, nükleer dosyaların mimarı Ali Laricani kimdir?
00:41 İstiklal Marşı Siyaseti: Milli Menfaat ve Muhalefet
00:41 ABD Başkanı Trump yönetimi, İran’ı hedef alan saldırılarının şu ana kadar 12 milyar dolara mal olduğunu kaydetti…
00:28 Kürşad Zorlu,”Türkiye güçlü olursa Azerbaycan elbette güçlü olur”
00:28 İzgaz’dan o iddiaya yanıt: Mühürlenen sayacı kullandığı için…
00:08 Made in EU Nedir?
00:02 Turizme savaş darbesi
11:00 ABD Başkanı Trump, İran saldırıları nedeniyle Çin ziyaretini erteledi
10:32 Yarın Hollanda’da yapılacak Belediye Meclisi Seçimlerinde Kime oy Vermeliyiz?
09:50 Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Çanakkale Zaferi eşsiz bir destandır”
23:08 Uluslararası Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Gazeteci Veysel Kavrayan’dan Vali Aktaş’a Ziyaret
22:25 ‘İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü’ davasında ‘salon düzeni’ krizi
22:14 MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Ankara ile Bağdat ve Şam’ın, Kudüs ile Gazze’nin kaderi aynı ortak paydada birleşmektedir”
22:06 MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Ankara ile Bağdat ve Şam’ın, Kudüs ile Gazze’nin kaderi aynı ortak paydada birleşmektedir”.
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Suriye İç Savaşının Onuncu Yılında Erdoğan’ın Çağrısı

Suriye İç Savaşının Onuncu Yılında Erdoğan’ın Çağrısı
18 Mart 2021
2.108
A+
A-

Erdoğan, Batı’ya çağrısını bu ayın sonundaki AB liderler zirvesi öncesine denk getirdi. AB, Suriye iç savaşının sorunlarından (göç ve terör sorunları) kaçamadığı halde kaçak oynayanların liste başında.

  Prof. Dr. Burhanettin DURAN

Suriye’de on yıldır devam eden iç savaş insanlığın iflasının sembolü. Yüz binlerce Suriyelinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 7 milyonunun da ülke dışına çıkmak zorunda kaldığı bir trajedi tüm dünyanın gözü önünde hâlâ sürüyor. Mart 2011’de başlayan protestoları halkını öldürerek karşılayan Esed rejimi hâlâ ayakta. BM başta olmak üzere uluslararası kuruluşlar, ABD ve AB gibi “değer” propagandası yapan güçler kanlı iç savaşın onuncu yılından “on acı ders” çıkarmakla meşguller. Bu gidişle bir on yıl daha çıkaracakları derslerin sayısını artırmakla yetinecekler.

Suriyeliler için elinden gelenin fazlasını yapan ülke şüphesiz Türkiye. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bloomberg’e yazdığı makale ile “demokrasi, özgürlük ve insan haklarının yeniden moda olduğu” günlerde Batı’yı Türkiye’nin Suriye’de iç savaşı bitirme çabasına yardıma çağırdı. Türkiye’nin milyonlarca mülteciyi ağırladığını, DEAŞ başta olmak üzere terör gruplarına karşı muharip güçlerini kullanan ilk ülke olduğunu ve terörden temizlenen yerlerde yerel unsurlarla birlikte güvenli bölgeler kurduğunu hatırlattı.

Biden’a ‘insan hakları’ hatırlatması

Bu çağrı, “Madem çözüm için seferber olmuyorsunuz, bari seyirci kalmayın ve Türkiye’nin yükünü paylaşın” uyarısı. Suriye’de Batı’nın “moral üstünlük” iddiası Obama yönetiminin kırmızı çizgilerin aşılmasına müsaade ettiğinde zaten çökmüştü. Washington, Esed rejimi kimyasal silah kullandığında Moskova’nın bu silahları toplama sözü ile yetinmeyi tercih ederek sözde “liberal dünya düzenini” kendi elleriyle yıktı. Bu taraklarda bezi olmayan Trump, Suriye’den çekilmekten ötesini düşünmedi. Şimdi Demokrat Biden yönetimi için Suriye, “demokrasi ve insan hakları” söyleminin test edileceği bir alan. Erdoğan’ın yeni yönetime mesajı çok net: “Biden yönetimi, kampanya döneminde verdiği sözleri tutarak, Suriye’deki trajediyi sonlandırmak ve demokrasiyi müdafaa etmek için bizimle birlikte çalışmalıdır.” Biden yönetimi, insani yardım konusuna bir miktar eğilerek ve terör örgütü PKK’nın kolu YPG’yi biraz daha şımartarak Suriye dosyasını geçiştirirse Obama’ın sefaletini tekrar edecek demektir.

AB de çağrının muhatabı

Erdoğan, Batı’ya çağrısını bu ayın sonundaki AB liderler zirvesi öncesine denk getirdi. AB, Suriye iç savaşının sorunlarından (göç ve terör sorunları) kaçamadığı halde kaçak oynayanların liste başında. Türkiye’nin “insani Suriye politikası” olmasa bugün AB başkentlerinin neredeyse tamamında aşırı sağ partiler iktidarda olurdu. Bunun kıymetini yeteri ölçüde biliyorlar mı, elbette hayır. Bakın, Avrupa Parlamentosu birkaç gün önce kabul ettiği tasarıyla Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki varlığını “işgal’ olarak tanımlama ve Ankara’ya “askerlerini çekme” çağrısı yaptı. Bu aymazlık inanılır gibi değil. Ankara, “işgal edilmiş” denilen bölgelerdeki milyonlarca Suriyelinin AB başkentlerine doğru hareketlenmesinin en önemli garantisi. AB liderleri martın sonundaki zirvede mutlaka “Avrupa’nın çıkarlarını” düşünen bir performans göstermeli. Vize serbestliği, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve belki de üyelik sürecinde bazı başlıkların açılmasına odaklanmalılar.

Güvenli bölgelerin önemi

Batılı liderler, Suriye’nin kuzeyindeki güvenli bölgelere yapılan YPG saldırılarına da atılan Rus füzelerine de karşı çıkmalılar. Terörizm Analiz Platformu (TAP) verilerine göre; YPG güvenli bölgelere toplamda 224 saldırı gerçekleştirdi. Bunlardan 64’ü bombalı araç saldırısı, 64’ü EYP saldırısı, 51’i silahlı saldırı, 19’u havanlı saldırı ve 9’u roket saldırısı. Ankara’nın kontrolündeki güvenli bölgelerde ve İdlib’de 4-5 milyon Suriyeli yaşıyor. Türkiye içerisindeki 4 milyon sığınmacıyı buna eklediğinizde Suriye nüfusunun yarısı Türk güvenlik ve barınma şemsiyesi altında. Bu gerçeklik bile ABD ve AB’nin, güvenli bölgelerin imarına destek vermesi gerektiğini gösteriyor. Suriye denkleminde Ankara’nın daha etkili hale gelmesi Batı başkentlerinin lehine. Eninde sonunda ortadan kalkacak olan YPG ile Suriye’deki çıkarlarını koruyamazlar.

[UHA Haber Ajansı, 18 Mart 2021]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.