ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

“Patlamaya Hazır” Ortadoğu ve ABD

“Patlamaya Hazır” Ortadoğu ve ABD
A+
A-

Bu hafta sonu ABD Dışişleri Bakanı Blinken 7 Ekim sonrası beşinci kez Ortadoğu turuna çıkıyor.

Burhanettin Duran - Biyografya

Prof. Dr. Burhanettin DURAN & SETA Genel Koordinatörü

Bu hafta sonu ABD Dışişleri Bakanı Blinken 7 Ekim sonrası beşinci kez Ortadoğu turuna çıkıyor.

Ürdün’deki üste üç Amerikan askerinin öldürülmesinin yankıları devam ederken CIA Direktörü Burns, 30 Ocak’ta Foreign Affairs dergisinde yayımlanan makalesinde Biden Yönetiminin bölge ile bu kadar yoğun ilgilenmek zorunda kalmasının sebebini açıkladı: “son 40 yılda Orta Doğu’yu daha karmaşık ve bu kadar patlamaya hazır nadiren gördüm.”

ABD’nin bugün Soğuk Savaş ve 11 Eylül gibi nadir anlardan birini yaşadığını vurgulayan Burns’ün makalesinde öne çıkan argümanlar şunlardı:

-Rusya’nın Ukrayna işgali ile Soğuk Savaş sonrası dönem sona erdi.

-En yakın meydan okuma Rusya’dan geliyor ancak Çin uzun vadede daha büyük bir tehdit.

-Şi yönetimindeki Çin uluslararası sistemi yeniden şekillendirme niyeti taşıyor.

-Ukrayna’ya desteğe devam etmek hem Rus saldırganlığına karşıdır hem de Tayvan’a yardım etme mesajı taşımaktadır.

-Orta büyüklükteki ülkeler ilişkilerini çeşitlendirerek hem ABD hem de Çin ile aynı anda iş tutmaktadır.

-İsrail’in ve bölgenin güvenliği için anahtar, İran’la baş edebilmektir. İran rejimi mevcut krizde güçlenmiştir ve son bölgesel uzantısına kadar savaşmaya hazır gözükmektedir.

Burns’ün Ortadoğu’nun “patlamaya hazır olduğuna” ilişkin tespiti aynı zamanda ABD’nin Irak ve Suriye’den çekileceği tartışmalarının da karşılığının olmadığını gösteriyor.

ABD, Rusya ve Çin’in bölge ile ilgilendiğinin farkında.

Gazze krizinin de gösterdiği üzere Ortadoğu, “sorunlarından bize ne” denilebilecek bir bölge değil.

Bu itibarla Washington yeniden konumlanabilir ancak bölgeden çekilemez.

Kasım seçimlerinde ister Demokrat ister Cumhuriyetçi başkan seçilsin ABD’nin yeni bir Ortadoğu politikası olacak.

Ortadoğu’ya bitmeyen müdahalelerinden yorgun olan ABD, 7 Ekim sonrası dönemi yönetirken İran ile kapsamlı bir savaşa girmek istemiyor.

Ancak Ürdün’deki saldırıya da “çok katmanlı, aşamalar halinde ve uzun süreli bir karşılık” verme niyetinde.

Aslında ABD ve İran arasında bir caydırıcılık kapışması yaşanıyor.

Ve İran destekli milislerin ABD üslerine yaptığı saldırılardaki artışın durdurulamaması seçimlere giden Biden Yönetimini giderek zorlayan bir noktaya geldi.

Eski Başkan Trump, Ukrayna’daki savaş ve Gazze çatışmasına ilişkin olarak Biden Yönetimini “güçsüzlük ve teslimiyet” ile suçluyor.

“3. dünya savaşının eşiğindeyiz” diyen Trump, “başkanlık görevini sürdürseydi Ukrayna’daki savaşın ve 7 Ekim saldırısının olmayacağını” ileri sürdü.

Trump ayrıca kendi döneminde İran’a uygulanan “maksimum baskı” politikası ile Tahran’ın vekillerini finanse edemediğini” söyledi.

Trump’ın eleştirileri zaten İsrail katliamlarını durdurmadığı ve ateşkesi sağlamadığından dolayı özellikle genç seçmenlerden protesto gören Biden için kolay savuşturulacak şeyler değil.

Biden, Kasım seçimlerine bir savaş ile girmek istemiyor aksine Ukrayna’ya verilen destek ve NATO’nun genişlemesi gibi başarıları öne çıkarmak istiyor.

Ancak bir kez daha ABD başkanının Ortadoğu ile başı dertte.

Bu defa İsrail’in katliamları ve savaşı bölgeye yayma niyeti ile İran’ın hırslı “direniş ekseni” politikası Biden’ı yeni bir Ortadoğu politikası geliştirmeye yöneltiyor.

Bölgedeki mesele sadece Kızıldeniz’deki ticaretin güvenliği için Husileri ya da ABD üslerine diğer saldırıları durdurmak ile sınırlı değil.

Hatta Gazze’de ertesi günü sağlayabilmek ile bile sınırlanamaz.

İki devletli çözüm olmadan İsrail-Filistin çatışmasının ve bunun bölgesel-küresel olumsuz etkilerinin bitmeyeceği açık.

Ortadoğu, Arap isyanlarından daha tehlikeli bir belirsizlik ve çatışma dönemine girebilir.

ABD istese bile bölgede istikrar ve barışı kuramayacağın göre bölgesel güçlerle ve müttefikleriyle yeni bir ilişki tarzına geçmek durumunda.

Özetle ABD düzen kuracak kadar güçlü şekilde bölgede olamaz.

Önceki tecrübeden biliyoruz ki bölgeye dönse bile ABD, barış getiremez.

Rusya ve Çin’in ilgisi de istikrarı sağlamaya yetmez.

İsrail ve İran ise kaostan istifade etmekten geri durmaz.

Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Katar ve BAE gibi bölgesel güçler Ortadoğu’da çatışmaların sona erdirilmesi ve barışçıl yeni bir düzenin kurulabilmesi için girişimler ve mekanizmalar üretmek zorunda.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dış İşleri Bakanı Fidan’ın son aylardaki diplomatik yoğunluğu bölge ülkelerinin bir düzen kurabilmesine katkı vermeye matuf.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.