enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:37 Bakan Kurum’dan “Sındırgı” paylaşımı: Söz verdik, sözümüzü tutacağız
00:15 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Terörsüz Türkiye raporuyla ilgili olarak,”Türkiye için hayati bir eşiği aştık”
00:12 Kocaeli’n Kartepe ilçesinde Erik Ağaçları “Yalancı Bahar”a Aldandı” Erikler yanarsa bizde yanarız”
00:11 Uzun yıllar boyunca geleneksel yöntemlere hakim olan Gayrimenkul sektöründe,Teknolojik Devrim ve Dijital Dönüşüm
00:10 Ömer Çelik: İsrail’in sınırları neresidir?
00:10 Rusya’da Bilal Erdoğan yorumları…
00:07 Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen depremlerin ardından yapılan inşaatları paylaştı
00:06 ABD’nin Güney Kafkasya Politikası ve Türk Dünyasına Açılımı
00:05 İçişleri Bakanlığı, Yalova’daki saldırıyla ilgili müfettiş görevlendirdi
00:04 TBMM Dilekçe Komisyonuna başvurularda: Üniversitelerde astroloji bölümü açılması
00:03 Gastronomist Veysel KAVRAYAN’dan Ramazana özel “Gastronomi Haberleri”
00:03 Orta Doğu’da Bilek Güreşi
00:03 Devletin adını kullanarak, Sahte e-Devlet, Sahte MHRS, Sahte UYAP ve Bankalar Üzerinden Vatandaşı Soyuyorlar!
00:01 NATO’nun spot ışıkları Türk İnsansız Sistemleri’nde
00:00 Nilüfer Belediyespor Erkek Hentbol Takımı EHF Avrupa Kupası’nda çeyrek finalde
00:12 Su krizi enerjiyi de vuruyor: ‘Elektrik üretimi 30 yılda yüzde 25 azaldı’
00:12 Haftanın SAHA Bülteni’nden özetler
00:09 Kültür-sanat odaklı haberler
00:09 DoktorTakvimi’nden Türkiye’nin 2025 sağlık raporu
00:09 Aposto.com’un Mimari-Arkeoloji haberleri
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Muhalefetin Nafile Çabası

Muhalefetin Nafile Çabası
8 Temmuz 2022
275
A+
A-

ANKARA – UHA HABER / SETA Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin DURAN, Madrid Zirvesi’nde Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya ile imzaladığı üçlü mutabakatın, muhalefet tarafından eleştiri ile karşılandığını belirterek, temel argümanlarının ise “baskı karşısında imzayı bastın, taviz verdin” olduğuna dikkat çekti.

SETA Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin Duran düzensiz göçmen  meselesini değerlendirdiProf. Dr. Burhanettin DURAN, “Kimi muhalif yorumcular şartlı uzlaşmayı “hezimet” olarak bile niteleyebildi. Sanki bazıları NATO ile Türkiye arasında kriz çıkmamasına üzüldüler bile. Halbuki Türkiye en önemli üyelerinden olduğu NATO’nun genişlemesine taraftar olduğunu ancak bu iki ülkeden terörle mücadele çerçevesinde haklı talepleri olduğunu söylemişti. Daha fazlası değil…” dedi.

“NATO’yu kriz içerisinde göstermeyi hiç hedeflemedi” diyen Prof. Dr. DURAN, şunları söyledi:

“Aksine Türkiye’nin çıkarlarına da uygun davranarak güçlenmesini arzuladı. Bu itibarla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsveç ve Finlandiya’nın adaylık daveti sürecini Türkiye’nin milli güvenlik çıkarları için gündem yapması ve taleplerini kabul ettirdikten sonra da uzlaşması isabetlidir. Diplomatik müzakereler öncesi kullanılan söylemler ile müzakerelerde yürütülen rasyonel yaklaşımı birbiri ile karıştırmak faydasız ve anlamsızdır. Değerlendirme somut sonuçlar ile yapılır.

 

YPG ve FETÖ’nin milli güvenliğimizi tehdit eden örgütler olduğu ve bunların desteklenmeyeceği ifadelerini “kırmızı çizgimiz” diyerek mutabakata ekletmesi ülkemiz için ciddi kazanımdır. Silah ambargosunun kaldırılması ve İsveç’in 73 teröristi iade sözü de aynı şekilde. Ayrıca Erdoğan, varılan uzlaşmanın sadece davet sürecini başlattığı ve şartlara uyulmaması durumunda kilitlenebileceğini vurgulayarak İsveç ve Finlandiya’ya gerekli mesajı verdi.”

O halde neden muhalefet bu tavrı sergiliyor? Bu sorunun cevabı başka bir soruda… Muhalefet partileri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hangi dış politika hamlesini “başarı” olarak gördü ki Madrid’de imzalanan üçlü mutabakatı olumlu görsün? Önce Suriye’deki operasyonlara karşı çıktılar, “Afrin’e girmeyin” dediler, sonra sessizleştiler. “Libya’da ve Karabağ’da ne işimiz var?” diye sordular, sonra yine köşelerine çekildiler. Batı başkentleri ile gerilim yaşadığımızda “Türkiye’yi yalnız bıraktınız” dediler. İlişkiler toparlandığında “eğildiniz” diye suçladılar.

Ortadoğu ülkeleri ile normalleşmeyi de benzer suçlamalarla karşıladılar. Dış politikanın her riskli kararında Erdoğan’ı eleştirmeyi seçtiler. Başarılı olduğunda ise “dağ fare doğurdu” pozisyonuna geçtiler. Muhalefetin bu tavrı kurtulamadıkları bir çıkmazdan kaynaklanıyor. Erdoğan yıllara sâri tecrübesi ile dış politika ve güvenlik konularını öyle bir şekilde yönetiyor ki, kamuoyundan aldığı destek hep yukarılarda çıkıyor. Muhalefet bunu bir türlü aşağı çekemiyor.

Advertisement

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bu çıkmazı gördüğü için şimdilerde yeni bir şey deniyor. Erdoğan’ın dış politika söyleminin ve hamlelerinin etkisini kırmak için daha milliyetçi bir dille çıtayı yükseltmeye çalışıyor. “Yüreğin varsa işgal edilen adalar konusunda adım at, destekleyeceğiz” diyerek Yunanistan’a sert çıkıyor.

“Hadi Suriye’ye girsene, giremezsin” resti çekiyor.

“Gittin bastın imzayı, çıktın geldin” suçlamasıyla Batı’ya iktidardan daha eleştirel bir yerde olduğu izlenimi oluşturuyor. Kılıçdaroğlu’nun bu yeni yaklaşımı nafile çaba. Dış politika ve güvenlik konularında Erdoğan’ın tecrübesine ve söylem kapasitesine alternatif oluşturabilmesi mümkün değil. Muhalefetin belirsizliği arttığı uluslararası ortamda ülkeyi yönetemeyeceğine dair mevcut algıyı güçlendirecek konuma düşebilir. Ve hatta, CHP tabanı, 6’lı masa ve HDP desteği açısından yeni çelişkiler üretebilir.

[UHA Haber Ajansı, 08 Temmuz 2022]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.