Kocaeli’de Geçen Hafta Yaşananlar…
* Gazeteci Veysel KAVRAYAN, Kocaeli’de Geçen Hafta Yaşananları UHA / İnternational News Agency okuyucuları için derledi…
* 27 Mart Dünya Tiyatro Günü, Kocaeli Şehir Tiyatroları’nda coşkuyla kutlandı
UHA / İnternational News Agency
KOCAELİ, 01 NİSAN 2026 – “Karar” adlı oyun Dünya Tiyatro Günü’nde temsilini Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde (SDKM) gerçekleştirdi.
Kocaeli’nde kültür ve sanatın kalbi bu kez 27 Mart Dünya Tiyatro Günü için Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde attı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, bu anlamlı gün kapsamında hem duygusal hem de coşkulu bir kutlamaya imza attı.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı’na bağlı Kocaeli Şehir Tiyatroları’nın sahneye koyduğu, Ferdınand Von Schırack’ın yazdığı, Yücel Erten’in oyunlaştırdığı, Şakir Gürzumar’ın yönettiği ve genel sanat yönetmenliğini Aydın Sigalı’nın yaptığı KARAR adlı oyunun Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde gerçekleşen prömiyerine, Uluslararası Haber Ajansı ve Türkuaz Haber Ajansları adına Ankara Temsilcisi / Haber ve Yayın Koordinatörü olarak katılım gösterdim.
KARAR oyununun prömiyerinin aynı zamanda Uluslararası Dünya Tiyatro Günü’ne denk gelmesi ile sanat adına iki kutlamaya birden iştirak etmiş bulundum. Bu iki güzel sanat kesişmesi için Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın’ın, KBB Başkan Vekili Berna Abiş’in ve Daire Başkanı Murat Yavuz’un davetleri için teşekkür ederim.
PRÖMİYER ÖNCESİ TATLI KUTLAMA
27 Mart Dünya Tiyatro Günü dolayısıyla Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde temsil kutlaması gerçekleştirildi. “Karar” oyunu öncesinde düzenlenen kutlamada, tiyatro ekibi bir araya geldi. Kutlama pastası kesilerek gerçekleştirilen bu özel anlara Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş de eşlik etti. Ekip, sanatın birleştirici gücünü yansıtan kutlamada prömiyer heyecanını birlikte yaşadı. Kutlama programında konuşan Başkan Vekili Abiş, başta Şehir Tiyatroları ekibi olmak üzere tüm çalışanların Dünya Tiyatro Günü’nü kutlayarak, sanat emekçilerine duyduğu değeri vurguladı. Abiş konuşmasının ardından ekibe çiçek takdim ederek anlamlı bir jest yaptı.
“KARAR” İLE PERDE AÇILDI
Kutlamanın ardından sahne, merakla beklenen “Karar” oyununun prömiyerine bırakıldı. Sanatseverlerin ve basının yoğun ilgi gösterdiği oyun, izleyicilere unutulmaz bir akşam yaşattı. Duygusal anların ve etkileyici performansların öne çıktığı gecede tiyatroseverler keyifli vakit geçirdi.
Karar, gerçekten derin ve düşündürücü bir oyundu. Seyirci oyunun içine girerek bir jüri göreviyle oyundaki yargıçın karar almasında etkili oluyor. İnsan onurunun ve anayasanın olağanüstü bir tehdit karşısında devlet ve bireyler için nasıl sınandığını anlatan kritik bir oyun. Çoğunluğun iyiliği için insanın nelerden vazgeçebileceğini izleyiciye sorgulatanda bir öykü. Ahlak ve vicdan kavramlarını izleyici sorgularken, hayatta insanın karar verdiği durumlarda toplumsal veya çevresel baskı durumlarında
durması gereken sınırlar tadında irdelenmiş. Kişinin insanlığını sorguladığı, ben olsam ne yapardım sorusuna cevap aradığı, bulunduğu ülkenin anayasal kuralları ile içsel kararları arasında zaman zaman gel gitler yaşatan ve kişide adeta psikolojik etki yaratan bir oyun.
SANATSEVERLER BU ÖZEL GECEDE BULUŞTU
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Kocaeli Şehir Tiyatroları, sezon boyunca şehrin dört bir yanında sahne alarak kültür ve sanatı geniş kitlelerle buluşturuyor. Her yaştan izleyiciye hitap eden oyunlar, Kocaeli’yi adeta bir sanat şehrine dönüştürüyor. Bu anlamlı günün gecesinde de bir araya gelen sanatseverler, Dünya Tiyatro Günü’nün önemine dikkat çekti. Salondaki coşku ve alkışlar, tiyatronun toplumdaki yerini bir kez daha gözler önüne serdi.
Prömiyerden sonra adeta lezzet şöleni olan bir kokteyl ile sanatseverler Dünya Tiyatro Günü’nü kutlarken, fuaye alanında oyun hakkındaki tartışmalar uğultular eşliğinde heyecanla devam etti.
ŞEHİR TİYATROLARI BÜYÜLÜYOR
Kocaeli Şehir Tiyatroları, sahnelediği oyunlarla ve oluşturduğu kültürel atmosferle de dikkat çekmeye devam ediyor. Sezonu “Sinan” oyununun prömiyeriyle açan Kocaeli Şehir Tiyatroları, yıl boyunca sahnelediği oyunlarla büyük beğeni topladı. Özellikle Mimar Sinan’ın hayatını konu alan bu yapım, sanatseverlerden tam not aldı. Dünya Tiyatro Günü’nde gerçekleştirilen “Karar” buluşması sanatın birleştirici gücünü bir kez daha ortaya koyarken, aynı zamanda Kocaeli’nin sanatla iç içe geleceğine dair güçlü bir mesaj verdi.
27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜ NEDİR?
Uluslararası Tiyatro Enstitüsü 1948 yılında kuruldu. Bu enstitü 1961 yılında aldığı bir kararla 27 Mart gününü Dünya Tiyatro Günü olarak kabul etti. Her yıl enstitüye üye ülkelerde 27 Mart günü Tiyatro Bayramı olarak kutlanır.
27 Mart günü her ülkenin sanat ve tiyatro adamlarınca hazırlanan bir bildiri, sahnelerde okunur. Türkiye’de tiyatro ile ilgili ilk ulusal bildiriyi, yaşamını Türk tiyatrosuna adamış olan Muhsin Ertuğrul yazmıştı.
27 Mart 2026 Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirisi’ni Amerikalı sinema ve tiyatro oyuncusu Willem James Dafoe kaleme aldı
İşte Bildiri;
Ben esas olarak bir sinema oyuncusu olarak tanınan bir aktörüm. Ama köklerim derin biçimde tiyatroya dayanır. 1977–2003 yılları arasında Wooster Group’un bir üyesiydim; New York’taki The Performing Garage’da özgün eserler yaratıp sahneledik ve dünyanın dört bir yanında turnelere çıktık. Ayrıca Richard Foreman, Robert Wilson ve Romeo Castellucci ile de çalıştım. Şu anda Venedik Tiyatro Bienali’nin Sanat Yönetmeniyim. Bu görev, dünyadaki gelişmeler ve tiyatro çalışmalarına geri dönme arzum, tiyatronun eşsiz olumlu gücü ve önemi konusundaki inancımı güçlü biçimde şekillendirdi.
New York merkezli tiyatro topluluğu The Wooster Group’taki zamanımın mütevazı başlangıcında, tiyatromuzdaki bazı gösterilerde çoğu zaman çok az seyirci olurdu. Çoğu zaman kural şuydu: Eğer seyirciden daha fazla oyuncu varsa gösteriyi iptal etmeyi seçebilirdik. Ama bunu hiç yapmadık. Topluluktaki birçok kişi tiyatro eğitimi almamıştı; farklı disiplinlerden gelip tiyatro yapmak için bir araya gelen insanlardı—bu yüzden “gösteri devam etmeli” bizim gerçek sloganımız değildi, ancak seyirciyle olan buluşmamızı sürdürmek gibi bir sorumluluk hissediyorduk.
Ayrıca çoğu zaman gündüzleri prova yapar, akşamları ise ortaya çıkan malzemeyi henüz gelişim aşamasında bir çalışma olarak gösterirdik. Bazen eski yapımlarımızla turneler yaparak geçimimizi sağlarken bir gösteri üzerinde yıllarca çalıştığımız olurdu. Bir parça üzerinde yıllarca çalışmak çoğu zaman benim için sıkıcı hale gelirdi ve provaları zaman zaman zorlayıcı bulurdum; fakat gelişim sürecindeki bu gösterimler her zaman heyecan vericiydi—yaptığımız işe duyulan ilginin ne kadar sınırlı olduğunu gösteren o küçücük seyirci sayısı bazen acımasız bir yargı olsa bile. Bu durum bana, seyirci sayısı ne kadar az olursa olsun, tanık olarak seyircinin tiyatroya anlam ve yaşam verdiğini fark ettirdi.
Kumar salonlarındaki tabelada yazdığı gibi: “KAZANMAK İÇİN ORADA BULUNMAK ZORUNDASINIZ.” Yaratım eyleminin gerçek zamanlı olarak paylaşılan deneyimi—önceden planlanmış ve tasarlanmış olsa bile her zaman farklı olan bu deneyim—kuşkusuz tiyatronun en açık gücüdür. Toplumsal ve politik açıdan tiyatro, kendimizi ve dünyayı anlamamız için hiç olmadığı kadar önemli ve yaşamsal.
“Odada duran fil” ise yeni teknolojiler ve sosyal ağlar. Bunlar bağlantı vaat ediyor ama görünüşe göre insanları birbirinden parçalamış ve izole etmiş durumda. Sosyal medyam olmasa da bilgisayarımı her gün kullanıyorum; hatta bir oyuncu olarak kendimi Google’da arattım ve bilgi almak için yapay zekâya da başvurdum. Ama insan, insan temasının cihazlarla kurulan ilişkilerle yer değiştirme riski taşıdığını fark etmemek için kör olmalı. Bazı teknolojiler bize iyi hizmet edebilir; fakat iletişim çemberinin diğer ucunda kimin olduğunu bilmemek sorunu derindir ve gerçeklik ile hakikat krizine katkıda bulunur.
İnternet sorular ortaya çıkarabilir ama tiyatronun yarattığı hayret duygusunu çok nadiren yakalayabilir. Bu hayret; dikkat, katılım ve eylem ile tepkinin oluşturduğu bir çember içinde bulunanların spontane topluluğuna dayanır. Bir oyuncu ve tiyatro yaratıcısı olarak tiyatronun gücüne inanmaya devam ediyorum.
Giderek daha bölünmüş, daha denetleyici ve daha şiddetli görünen bir dünyada, tiyatro insanları olarak bizim meydan okumamız; tiyatroyu yalnızca dikkat dağıtan bir eğlence sunan ticari bir işletmeye indirgemekten ya da gelenekleri kuru biçimde koruyan kurumsal bir muhafız haline getirmekten kaçınmak ve bunun yerine onun insanları, toplulukları ve kültürleri birbirine bağlayan gücünü geliştirmektir—ve her şeyden önce nereye gittiğimizi sorgulamaktır…
Büyük tiyatro, nasıl düşündüğümüzü sorgulamak ve bizi neyi arzuladığımızı hayal etmeye teşvik etmekle ilgilidir. Biz sosyal varlıklarız ve biyolojik olarak dünyayla etkileşime girmek üzere tasarlanmışız. Her duyumuz karşılaşma için bir kapıdır ve bu karşılaşma aracılığıyla kim olduğumuzu daha iyi tanımlarız.
Hikâye anlatımı, estetik, dil, hareket, sahne tasarımı aracılığıyla—toplam bir sanat formu olarak tiyatro—bize geçmişi, bugünü ve dünyamızın ne olabileceğini gösterebilir.