İttihat ve Terakki cemiyetinin, Şam Valisi olarak atadığı Cemal Paşa: Köpekler ve Araplar Giremez!
Bu sözler, 1909 Yahudi darbesi sonrasında İdareyi ve yönetimi ele geçiren ezoterik pagan soykırımcı İttihat ve Terakki cemiyetinin, Şam Valisi olarak atadığı Cemal Paşa’nın Bütün Suriye’nin Kamu binalarının giriş kapısında astırdığı “Köpekler ve Araplar giremez” yazısıdır.
UHA / İnternational News Agency
ANKARA, 3 ŞUBAT 2026 – Bu sözler, 1909 Yahudi darbesi sonrasında İdareyi ve yönetimi ele geçiren ezoterik pagan soykırımcı İttihat ve Terakki cemiyetinin, Şam Valisi olarak atadığı Cemal Paşa’nın Bütün Suriye’nin Kamu binalarının giriş kapısında astırdığı “Köpekler ve Araplar giremez” yazısıdır.
AMAÇ (PLAN) NE İDİ?
500 yıl boyunca Adaletle, hoşgörüyle Kudret ve birlik içinde İhyâ ve imâr ettiğimiz İslâm topraklarında İngilizlerin başlattığı fitne ateşi (pagan Türk ırkçılığı) beraberinde bölücülük ve zulüm getirmişti.
Cemal Paşanın ilk icrâatı Suriye, Filistin ve Lübnan’ı içine alan Arap coğrafyasında, Arapçayı yasaklayarak isyanı teşvik etmişti.
Birçok Arap eşrafını işkence ile öldürmüş veya sürgün etmiştir.
İtibarlı Arap aşireti liderlerinin kızlarına, Şam’da kurduğu eğlence salonları ve gece kulüplerinde cebren içki servisi yaptırıyor, tâciz ve tecâvüz edilmelerini sağlıyordu.
Amaç; “Türkler İslâm’dan ayrıldı” dedirtmek ve Arapları Osmanlı’ya düşman etmekti ki; öyle de oldu.
İngilizlerin yapamadığını, İttihâtçılar Türkçü kimliği kullanarak yapıyordu.
Savaşın en kritik günlerinde dahi Arapların Osmanlı Devleti’ne isyân etmesi için elinden geleni yapan Cemal Paşa, Nisan 1916’da gizlice görüştüğü Lawrence’e, Suriye’de kendi krallığını ilân ederse İngiltere’nin tanıyıp tanımayacağını bile sormuştu.
Zira Osmanlı Paşa’sı görünen Şam valisi Cemal Paşa, maşası olduğu İngilizlerden maaş alıyordu.
Mekke Emiri Şerif Hüseyin İttihâtçıların ve Şam Valisi Cemal Paşa’nın düşmanca tutumunun Araplar üzerinde olumsuz etki yaptığını söylimiş ve bu sebeple hükümeti defalarca uyarmıştı.
Osmanlı yönetimi, İttihatçı kuşatması altında olduğundan uyarılara kimse kulak asmıyordu. Ama sorsan planın Türkiye ayağında bugün dahi “Araplar bizi arkamızdan vurdu” derler.
Meselenin doğru anlaşılması, yani işgal cephesinin mimarlarının İngilizler ve İttihâtçılar olduğu açıkça ortadadır.
Bu açıdan, Şerif Hüseyin’in yayınladığı beyanname çok önemlidir.
26 Haziran 1916 tarihli ilk beyannamesi şöyledir;
“Osmanlı Sultanları, Kitâba ve Sünnete uymakta Vücûtlarını fedâ etmeyi göze aldıkları için biz de Osmanlı’ya her zaman sıkı bağlandık. Ancak Devlet-i Âliyye-i Osmaniyye’nin idâresini eline alan İttihât ve Terakki Cemiyeti, İslâmiyet’i bozmaya kalkmıştır.
Enver, Cemal ve Talat paşaların emirleri, kanunların üstündedir.”
“Nice İslâm âlimi ve Arap vatandaşı mahkemesiz asılmakta, Kurşuna dizilmektedir. Sarhoş iken verilen emirlerle, nice masum ocaklar söndürülmektedir.
Taş yürekli diktatörlerin bile yapamayacağı bu cinayetlerde ufak bir mâzeret bulunsa dahi; geride kalan masum çocuklara, mal ve mülkleri ellerinden alınarak sürgün edilen kadınlara, felâket üzerine felâket yaşatmanın ne mazereti olabilir?”
Biz, İttihatçıların câhil siyâsetine ve zâlim idâresine karşıyız.
Bu komitacılar, vatan ve milleti, mukaddes dinimizi düşünmeyerek yalnız İngiliz Müstemlekeler Nezâreti’nin emirleri ile hareket etmektedir.
Müslümanlar, bu bölücü gidişâta yardımcı olmamalıdır.
Allahü tealaya asi olana itaat edilmez.”
(Mekke Emiri Şerif Hüseyin)
Biz burada Elbette şerif hüseyini savunmuyoruz;
Fakat Arap ihânetine en büyük örnek olarak gösterilen Şerif Hüseyin ayaklanması sırasında biz Irak’ta Kutu’l Amare savaşını yapıyorduk ve bu savaşta bizim safımızda savaşan unsurların büyük çoğunluğu yerli Araplardı.
İngilizler bölgedeki Arapların engelleri yüzünden Basra’dan Kut bölgesine yeterli takviye yapamadıkları için yenilmişti.
Asıl cephe, Süveyş Kanalı ve Kanal Harbi’nde Türk-Osmanlı kuvvetlerinin geri çekilmesinden sonra Filistin’de Suriye’de, Irak’ta, Lübnan’da Arapların ezici çoğunluğu Osmanlıya sadık kalmıştır.
Şam Valisi Cemal Paşa’nın ve İttihatçıların, kabalist baskıları sonucu Araplarda, Arabistan Yarımadası’nın Hicaz bölümünden Akabe’ye kadar olan ‘cephe gerisi’ dışında, Arapların Türkleri arkadan vurduğuna dair târihte herhangi bir kayıt yoktur.
Çünkü, Çanakkale savaşında ve diğer cephelerde olduğu gibi omuz omuza savaşan, Türklerin ve Arapların aklında din ardeşliğinden başka duygu yoktu.
İşte bu Emperyalist planın güdümündeki iç işgal cephesinin müdâvimleri, Hürriyet sloganıyla Osmanlı islam devletiyle birlikte İslam milletini de parçalayanlar önce İttihatçı sonra Cumhuriyetçi oldular.
Fakat aslâ bu vatana âit olmadılar..
Yahudi kadın ajan Sarah Aaranson’la birlikte Nili örgütüne istihbârat sağlayan Cemal Paşa 21 Temmuz 1922’de uğradığı silâhlı sûikast sonucu leş olmuştur.
Mekânı ebedi cehennem olsun
Muharrem Önal’ dan alıntıdır