enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:19 CHP’li Kanko Derince Lisesi Tartışmasını Meclis’e Taşıdı: “Okullar Kentlerin Hafızasıdır”
00:04 Yunanistan Kültür Bakanlığı, Yanya’daki tarihi Aslan Paşa Camii’nin restorasyonunu üstleniyor
23:19 Hukuksuzluklar Ortasında Hürmüz Boğazı
22:52 Terörsüz Türkiye Süreci Hızlanacak
22:39 İran’a Siyonist Saldırı ve Batının Kukla Kürdistan Hayali!
22:30 Terörsüz Türkiye Hedefinin Siyasal ve Toplumsal Yönleri
22:23 ABD/İsrail-İran Savaşı Irak’a Nasıl Yansıyor?
22:08 ABD ve İsrail’in Saldırıları İran’da Kürt Silahlı Grupları Harekete Geçirebilir mi?
20:22 Kocaelispor sürpriz şekilde kupaya veda etti 
10:45 ABD’de CNN’in bağımsız araştırma şirketi SSRS’nin anketine göre, kamuoyunun yüzde 54’ü, İran’a yönelik saldırıların ülkesi için daha büyük tehdit oluşturacağını düşünüyor.
10:29 Madrid’de ‘Belirsizliği Yönetmek, Dönüşümü Yönlendirmek: Dönüm Noktasında NATO’ paneli düzenlendi
10:16 İran Büyükelçisi Dışişleri’ne çağrıldı
10:04 Bakan Fidan, ABD’li mevkidaşı Rubio ile görüştü
23:59 “Başkasının Derdiyle Dertlenmeyen, Kendine Dert Arasın”
22:45 Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun Nihai Raporu
21:54 ABD, İsrail ve İran: Kapasiteler, Kabiliyetler ve Hal Tarzları
21:39 İran Müdahalesi Avrupa’yı ve Transatlantik İlişkileri Nasıl Dönüştürüyor?
19:16 Jakobenlerin Laiklikle İmtihanı
17:57 MSB: Türk hava sahasına yönelen balistik mühimmat imha edildi
11:15 Ateş çemberinde akıl arayışı…
TÜMÜNÜ GÖSTER →

ABD ve İsrail’in Saldırıları İran’da Kürt Silahlı Grupları Harekete Geçirebilir mi?

ABD ve İsrail’in Saldırıları İran’da Kürt Silahlı Grupları Harekete Geçirebilir mi?

* ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a karşı başlattığı hava harekâtları, sırf askerî altyapıyı çökertmeyi hedefleyen konvansiyonel bir operasyon olmanın ötesine geçerek çatışma ortamına yeni ve çok boyutlu stratejik bir vizyon eklemiştir.

* İşte detayı!…

UHA / İnternational News Agency

ABD ve İsrail’in Saldırıları İran’da Kürt Silahlı Grupları Harekete Geçirebilir mi?
ABD-İsrail hava harekâtlarının İran’da bir Kürt ayaklanması yaratması, Kürt gruplar arasındaki parçalanmışlık, toplumsal desteğin yokluğu, kara işgalinin olmaması ve İran’ın güvenlik kapasitesi nedeniyle mümkün görülmemektedir.

Çağatay Balcı | Yazar | Kriter Dergi

Dr. Çağatay BALCI, Analist

TAHRAN, 05 MART 2026

ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a karşı başlattığı hava harekâtları, sırf askerî altyapıyı çökertmeyi hedefleyen konvansiyonel bir operasyon olmanın ötesine geçerek çatışma ortamına yeni ve çok boyutlu stratejik bir vizyon eklemiştir. Buna göre gaye, İran toplumunu harekete geçirerek bir rejim değişikliğini zorlamaktır. Bahsi geçen vizyonun sahadaki en belirgin operasyonel karşılığı ise saldırıların özellikle Kürt nüfusun yoğun yaşadığı Batı Azerbaycan, Kürdistan, İlam ve Kirmanşah eyaletlerindeki kritik askerî ve güvenlik altyapısını sistematik biçimde vurmasında somutlaşmaktadır. Merivan, Senendec, Mahabad, Urmiye, Kirmanşah, Sakkız, Cevanrud, Ravansar, Kamyaran, Çardavul ve Sarpule Zeheb başta olmak üzere pek çok yerleşim yerinde Devrim Muhafızları karargâhlarının, Besic üslerinin ve polis merkezlerinin yoğun bombardımana tutulması, yürütülen harekâtların arka planında etnik bir hareketlilik yaratma hesabının yattığını açıkça göstermektedir.

Söz konusu stratejik vizyon, Irak sınır hattındaki noktaların da hedef alınmasıyla birlikte daha da belirginlik kazanmıştır. Hedeflerin ilgili şekilde seçilmesi sınır geçirgenliğini artırmak, Irak topraklarında konuşlanmış Kürt silahlı grupların İran içlerine geçişini kolaylaştırmak ve oradaki bölgesel hareketliliği kışkırtmak maksadıyla atılmış hesaplı bir operasyonel adım şeklinde değerlendirilmelidir. Tasarlanan planın mimarı ve uygulayıcısı konumundaki İsrail, zaten çatışma patlak vermeden önceki süreçte de İran’daki Kürt ayrılıkçı hareketlere verdiği açık siyasi desteği kamuoyu önünde alenen ifade etmiştir. ABD’nin de aynı yaklaşıma stratejik düzeyde iştirak etmesi, etnik mobilizasyon hamlesinin ittifak içinde benimsenen bir operasyonel hedef haline geldiğini kanıtlamaktadır.

Bu stratejik çerçeve, beraberinde temel ve belirleyici bir analitik soruyu gündeme taşımaktadır: ABD ve İsrail hava harekâtları, İran’da bir Kürt ayaklanması yaratabilecek midir? Çatışmanın patlak vermesinden yalnızca altı gün önce, 22 Şubat 2026’da İran’da faaliyet yürüten silahlı Kürt grupların bir araya gelerek “İran Kürdistanı Siyasi Güçler Koalisyonu” platformunu oluşturmuş olmaları, bu soruyu daha da anlamlı hale getirmektedir. Bu koalisyonun, beklenen ABD-İsrail saldırısından hemen önce kurulmuş olması, söz konusu oluşumun bir stratejik konumlanma ve dış gelişmelere hazırlık girişimi olduğuna dair analitik şüpheleri beslemektedir. Gelgelelim mevcut koşullar, olası bir ayaklanma girişimi için nesnel bir zeminin bulunup bulunmadığı sorusuna net bir yanıt verme imkânı sunmamaktadır.

Bununla birlikte “ABD ve İsrail hava harekâtları, İran’da bir Kürt ayaklanması yaratabilecek midir?” sorusuna verilecek yanıtın, mevcut koşulların bütüncül bir değerlendirmesi ışığında olumsuz yönde şekillendiği görülmektedir. Bu kanaati oluşturan etkenler birbirini besleyen ve birden fazla analitik katman içeren yapısal kısıtlar bütününe işaret etmektedir.

Birinci ve en belirleyici etken, Kürt silahlı grupları arasındaki derin ideolojik parçalanmışlık ve stratejik vizyon farklılıkları ile liderlik rekabetleridir. Bu gruplar hem uzun vadeli siyasi hedefleri bakımından hem de dış askerî müdahaleye yönelik tutumları bakımından birbirinden köklü biçimde ayrışmaktadır. Bir yanda İran Kürdistanı Demokrat Partisi (İKDP) ve PJAK dış saldırılara karşı nispeten mesafeli ve tepkili bir tutum sergilerken öte yanda Komala ve PAK yaşanan gelişmeleri bulunmaz bir stratejik fırsat şeklinde algılamakta, dış müdahaleyi açıkça destekleyen bir pozisyona almaktadır. Bu bölünme, kolektif ve koordineli bir silahlı ayaklanma için zorunlu olan stratejik bütünlüğün sağlanamadığını göstermektedir. Nitekim mevcut çatışma sürecinde PAK dışındaki silahlı Kürt gruplardan ABD-İsrail saldırılarına olumlu yanıt veren ya da silahlı mücadele çağrısında bulunan herhangi bir açıklama gelmemiştir. Bu suskunluk, stratejik görüş ayrılıklarının somut bir göstergesidir.

İkinci kritik etken, İran Kürt toplumunun kolektif belleğinde derin izler bırakan 1979-1980 ayaklanmasıdır. İran-Irak Savaşı’nın yarattığı dış baskı ortamında patlak veren bu ayaklanma, merkezî otorite tarafından son derece sert ve sistematik biçimde bastırılmıştır. Bu olay Kürt siyasi ve silahlı yapılar üzerinde kalıcı bir kolektif travma yaratmıştır. Bu tarihsel olayın derinden içselleştirildiği, özellikle İKDP’nin tutumunda açıkça gözlemlenebilmektedir. İKDP, benzer konjonktürel koşullarda gerçekleştirilecek bir ayaklanma girişiminin somut kazanımlar yerine yıkıcı sonuçlar doğuracağını savunmakta ve bu gerekçeyle harekete geçmekten imtina etmektedir. Bununla birlikte yine toplumsal taban açısından kendisini hissettiren bir diğer engel ise İran Kürt toplumunun Şii ve Sünni kesimlerden oluşmasıdır. Mezhepsel farklılıkların bölgesel dağılımı, ülkenin çeşitli noktalarında bazı silahlı gruplara yönelik güçlü bir destek üretirken diğerlerine karşı ciddi bir husumet zemini yaratmaktadır. Sahadaki demografik ve inançsal fay hatları, silahlı gruplar arasındaki ortak hareket etme yeteneğini ciddi biçimde kısıtlamakla kalmayıp etnik bir ayaklanmanın en temel ön koşulu sayılan kolektif toplumsal mobilizasyon ihtimalini de neredeyse sıfıra indirmektedir.

Denklemin üçüncü etkeni, etnik ayaklanmaların tarihsel koşulları üzerine inşa edilen köklü teorik çerçeveyle doğrudan ilişkilidir. Etnik mobilizasyon literatürü incelendiğinde isyanların uzun soluklu bir yapıya ve stratejik sürdürülebilirliğe kavuşabilmesi için kara işgaline dayalı somut bir dış askerî desteğin veya en azından kesintisiz işleyen lojistik koridorların varlığı bir yapısal zorunluluk şeklinde öne çıkmaktadır. Yalnızca hava harekâtlarına dayalı operasyonlar, kara güçlerinin sağladığı fiziksel zemin ve sürekli lojistik akış olmaksızın, bu tür ayaklanmaları besleyemez ve ayakta tutamaz. İran’ın söz konusu bölgelerindeki Devrim Muhafızları mevcudiyeti, ayaklanmaya karşı koyma konusunda uzmanlaşmış profesyonel askerî birliklerin bölgede konuşlanmış olması ve devletin bu alanda biriktirdiği kapsamlı tarihsel deneyim, muhtemel bir toplumsal hareketliliği daha kuluçka aşamasındayken bastırma kapasitesini her an zinde tutmaktadır.

Dördüncü hayati etken ise İran toplumunun çatışma ortamlarında geliştirdiği geleneksel reflekstir. Kürt sivil toplumunun etnik bir ayaklanmaya omuz vermekten kaçınması, salt ideolojik veya siyasi bir tercih olmanın ötesinde köklü bir istikrarsızlık ve kaos endişesini de yansıtmaktadır. Devlet otoritesinin sahadaki ağırlığını gözle görülür biçimde yitirmediği mevcut koşullar altında, ortak toplumsal aklın silahlı bir isyan serüveni yerine mevcut istikrarı korumayı önceliklendirmesi, ayaklanmacı hareketlerin o çok ihtiyaç duyduğu kitlesel destek tabanını oluşturmasının önüne kalın bir duvar örmektedir.

Bunula birlikte İran, bu tehdidi salt tepkisel bir refleksle karşılamak yerine proaktif bir güvenlik stratejisiyle yanıtlamıştır. Çatışmanın ilk gününde Irak topraklarında konuşlu İKDP, Komala ve PAK yerleşkelerine yönelik gerçekleştirilen ön alıcı saldırılar, Tahran’ın bu grupların olası bir aktivasyonuna karşı önleyici bir kapasite kullandığını ve aynı zamanda söz konusu örgütlere erken bir caydırıcı mesaj ilettiğini göstermektedir. Bu hamle, İran’ın etnik mobilizasyon senaryosunun farkında olduğunu ve bu senaryoyu henüz operasyonel olgunluk kazanmadan etkisizleştirme kapasitesine sahip olduğunu ortaya koymaktadır.

Haziran 2025 çatışmasında da aynı bölgelerin hedef alındığı ve benzer bir ayaklanma varsayımıyla hareket edildiği, ancak bu varsayımın olgusal karşılık bulmadığı göz önünde bulundurulduğunda, 28 Şubat sürecinde de aynı sonucun ortaya çıkması kuvvetle muhtemeldir. Sonuç olarak, ABD-İsrail hava harekâtlarının İran’da bir Kürt ayaklanması yaratması, Kürt gruplar arasındaki parçalanmışlık, toplumsal desteğin yokluğu, kara işgalinin olmaması ve İran’ın güvenlik kapasitesi nedeniyle son derece güç bir senaryo olarak görülmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.