enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:01 UHA / İnternational News Agency’ndan ‘Körfez Haberleri…
21:26 MİT ve Emniyet’ten “casusluk” operasyonu: 6 gözaltı
10:51 Zorbalık üstüne zorbalık!
10:28 Gazze’de Ateşkesten Sonra Derinleşen Sessizlik “Gazze’de Her Şey En Ağır Haliyle Devam Ediyor”
07:32 Türkiye ile mücadele eden herkes kaybeder…
06:58 Ahmet Efendi Mescidi, Kocaeli Büyükşehir’le hayat buldu
06:38 AB Kapısı Letonya’dan Geçiyor: Oturum İzni Almanın Şartları Neler?
06:33 Hataylı çocuklara Karadeniz’de unutulmaz ara tatil deneyimi
06:32 Şifa, Tat ve Bereket: Kuru Üzümün Türk Mutfağındaki Yolculuğu
06:28 40 Yıllık dostluğun yaratıcısı Türk kahvesi dünyanın dört bir yanında görücüye çıktı
06:15 Hollanda Türklerinin övgü kaynağı olan kuzey Hollanda Emniyet Müdürü: Hamit KARAKUŞ
07:31 Türk savunma sanayisi, İnsansız hava araçlarında (İHA/SİHA) elde ettiği küresel başarıyı denizlere taşıdı
07:17 Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, (TCMB) ocak ayına ilişkin “Sektörel Enflasyon Beklentileri” verilerini değerlendirdi.
07:14 2026 Kültür Yolu rotası belli oldu: 26 şehirde kültür sanat şöleni yaşanacak
06:24 Türkiye’de Bölgesel Tehdit ve Savunma Sanayi Politikası
06:17 Kocaeli Kuzuyayla’da kar keyfi kış masalına dönüştü
00:50 Çelik: PKK tüm uzantılarını feshetmeli
00:50 Geçmişten Günümüze Dışişleri Bakanlarımız | Yusuf Kemal Tengirşenk
00:44 Dışişleri Bakanı Fidan, bugün Türkiye’yi ziyaret edecek Fransız mevkidaşıyla güncel uluslararası gelişmeleri görüşecek
00:17 Şark Fatihi ve Yetimlerin Babası: Kazım Karabekir
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Dış politika gündeminin şifreleri

Dış politika gündeminin şifreleri
18 Haziran 2023
27
A+
A-

ajle

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim sonrası ilk resmi yurtdışı ziyaretlerini her zaman olduğu gibi Kıbrıs ve Azerbaycan’a yaptı. Dönüşte de yeni dönem dış politikanın sinyallerini verdi. Anladığım kadarıyla Erdoğan, kaldığı yerden ve gayet rahat bir konumdan dış politikayı şekillendirmeye devam edecek.

Türkiye üzerindeki seçim baskısı kalktığından artık Türkiye’nin eli dış politikada çok daha rahat. Erdoğan’ın gitmesine ayarlanmış ülkeler ise tedirgin. Bunların başında da İsveç geliyor. Ben İsveç diyeyim, siz ABD anlayın. Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan da konuşurken İsveç demiş, ben söylediklerinden hep Amerika anladım.

Erdoğan, İsveç’in olumlu adımlar atmakta yetersiz kaldığını söylemiş. Hatta Stoltenberg’le İsveç meselesini seçim sonrası Dolmabahçe’de görüşürken bile Stockholm’de terör gösterilerinin devam ettiğini anlatmış. “Bunlar devam ettikçe kimse bizden İsveç’in üyeliğini onaylamamızı beklemesin” demiş. Ama daha ilginci, hemen ardından Irak ve Suriye’deki terör varlıklarını da işaret ediyor Erdoğan. Burada kolluk kuvvetlerinin tedbir alması gerektiğini dile getiriyor. Bahsi geçen özne tabii ki İsveç değil. Bu bölgelerde PKK ile ilişkisi olan ABD.

Bu nedenle ben artık müzakere sürecinin çoktan İsveç’i aştığını, Amerika’yla yürütüleceğini ve çoğunlukla da Irak ve Suriye’yi ilgilendireceğini düşünüyorum. Olması gereken de aslında bu. İsveç’in NATO üyeliğini İsveç’ten çok ABD istiyor. O nedenle de müzakere edilmesi gereken tarafın ABD olduğu da çok açık. Hele seçim sonrasında çok daha rahat bir pozisyonda konuşan Erdoğan artık bu çıtayı doğal olarak yükseltecektir.

Bunu yalnızca el yükseltme ve hesapsız bir itişme siyaseti olarak görmeyin. Siz konumunuzu güçlendirmişseniz o zaman müzakereyi daha yüksek bir noktadan başlatabilirsiniz. Elde edeceğiniz sonuçlar farklılık gösterebilir ama önemli olan altı ay önceki konumda olmadığımızı bilmek.

ABD eğer İsveç meselesini dile getirdiği kadar önemsiyorsa bazı alanlarda Türkiye’nin beklentilerini yerine getirmek zorundadır. Bu boş bir kabadayılık hikâyesi de değil. Aksine yeni şartlara uygun bir müzakere tekniği.

Zaten Erdoğan’ın dış politikaya dair birçok açıklamasında aynı çizgiyi görüyoruz. Soğukkanlı, iyi niyetli ama istediğini de kopartıp alacak bir kararlılık ve rahatlık içinde. Uzun zamandır söylemeye çalışıyorum. Türkiye güvenlik ve dış politika alanında krizli dönemleri çoktan başarıyla atlattı. Kuşatmaları yardı. Artık zaman Türkiye’nin lehine. O nedenle de hiçbir müzakerede acele etmesine gerek yok. Hele de seçimler sonrası Türkiye’nin beklentilerini elde etmek için en rahat döneme girdiğini söyleyebiliriz.

Bir muharebede eğer kuşatmayı yarmışsanız, seçim sonrası olduğu gibi gücünüzü de toplamışsanız, artık o yarıktan içeri sızıp semereleri de toplamanız gerekir.

Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın – PNPForum

Prof. Dr. Hasan B. YALÇIN & İstanbul Ticaret Üniversitesi 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.