enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:23 Kocaeli Ticaret Odası Başkanı Necmi Bulut: “Kocaeli ihracatta gurur kaynağımız”
00:22 Türkiye, Mısır ve Katar’dan Gazze açıklaması
00:16 Araştırma: Dişlerinizin durumu erken ölüm riskinin habercisi olabilir
00:16 Upcycle İstanbul’un İlham Verici Topluluk Buluşmaları “Salon’dayız” Etkinlikleriyle Başlıyor
00:07 Özel haber: Avrupa Parlamentosu Başkanı Metsola’dan ‘miadını doldurmuş’ İran rejimine karşı harekete geçme çağrısı
00:06 Diyanet İşleri Başkanlığı fitre miktarını belirledi
18:00 İran’daki protestolar: ABD veya İsrail’le çatışma ihtimali ne kadar yakın?
10:25 Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan temassız kartlarda şifresiz işlem limiti artırıldı
00:58 Miraç Kandili perşembe günü idrak edilecek
00:57 Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025’te 70 bin seyirciye ulaştı
00:55 İhracat verileri, Aralık 2025 ve geçen yılın tamamına ilişkin faaliyet illere göre ihracat veriler açıklandı…
00:49 Ocak ayının ikinci yarısında sıcaklıklar kademeli olarak artacak
00:48 “Gazze Mahkemesi”nin 26 Ekim 2025’te İstanbul’da açıkladığı Nihai Karar, ilk olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunuldu.
00:40 Kritik altyapı hizmetlerinin dayanıklılığı: 2025’te su ve atık su sistemlerinin güvenliği
00:33 Bakan Tunç, Rojin Kabaiş’in ailesi ile görüştü
00:29 Avrupa Birliği Savunma Fonu Kapsamında Türkiye’nin Konumu ve Engellemeler
00:26 Korku Filmi Zir-i Cin 4: Nesep Bağı 23 Ocak’ta Vizyonda
00:25 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK),Ticaret satış hacmi, perakende satış hacmini açıkladı…
00:16 Gazze Gölgesinde Üçlü İttifak: İsrail-Yunanistan Hattı ve Doğu Akdeniz’de Yeni Güç Arayışı
00:15 Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde düzenlenen “Tıp ve Kültür-Sanat Sempozyumu”na katıldı…
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Çok Maksatlı ve Bulanıklaştırılmış Açıklamalar

Çok Maksatlı ve Bulanıklaştırılmış Açıklamalar
22 Aralık 2025
13
A+
A-

Kapsayıcılık, demokrasi, haklar gibi sözcükleri bolca kullansa da, şu anda SDG’nin kontrol ettiği sözde kantonlarda bunların hiçbiri yoktur. Bunları yapan ve yapmaya devam eden bir örgütün, başkalarının da Suriye’de gücü ele geçirince kendisi gibi yapacağını düşünmesi normal.

Nebi MİŞ (@nebimis) / X

Doç. Dr. Nebi MİŞ & SETA Genel Koordinatörü ve Siyaset Araştırmaları Direktörü

PYD-YPG/SDG, yeni Şam yönetimine entegre olmamak için bahane üretmeye devam ediyor. 10 Mart Mutabakatı’nın süresi doluyor. Söz konusu mutabakatta 2025 sonuna kadar 8 maddelik şartları taraflar yerine getirecekti. Yıl sonuna yaklaşıldı. Ancak, SDG mutabakata uymaya ve Şam’a entegrasyona yanaşmıyor.

Son günlerde, terör örgütü elebaşı Öcalan’ın açıklamaları üzerinden DEM Partililer, SDG’nin entegrasyon konusunda ayak diremesine ilişkin yeni bir bahane ürettiler.

Özellikle Öcalan ile görüşmenin içeriği çok maksatlı olarak bulanıklaştırılmaya çalışılıyor. Süreç, bu bulanıklaştırma siyaseti ile zora sokuluyor.

DEM Parti’nin İmralı’da Öcalan’la görüşen milletvekili medyaya verdiği röportajda “Suriye’de sistem yine bir diktatörlüğe dönüşecekse Kürt güçleri bunun bir parçası olmayacaktır; Öcalan’ın demek istediği bu” minvalinde açıklamalar yaptı.

“Kişi kendinden bilir işi” diye bir özlü söz var. Bir insan başkalarını değerlendirirken, kendi karakterini, düşünce tarzını ve niyetlerini ölçü olarak almasını ifade eder.

PYD-YPG terör örgütü ve destekçilerinin “ya Şara diktatörlüğe giderse” açıklamalarına karşı, savaş sonrası Suriye’nin kuzeyinde yaşananları hatırlatmak gerekir.

PYD-YPG, iç savaş başlayınca, fırsattan istifade, önce Baas rejimiyle işbirliğine gitti. Ardından, kendisinden olmayan tüm Kürt partilerini ve oluşumlarını etkisizleştirdi. Batı’dan elde ettiği silah desteğini, yine kendinden olmayan tüm etnik ve dini yapıları yerinden etmek için kullandı. Baskı ve silahla, sözde kantonlar kurarak demografiyi değiştirdi. Suriye halkının tümünün malı olan, petrol işletmelerini ve varlıklarını kendi hâkimiyetine aldı. Gelirleri ile halka baskı yaptı.

Yani PYD ve türevlerinin bu konudaki sicili kabarık.  Kapsayıcılık, demokrasi, haklar gibi sözcükleri bolca kullansa da, şu anda SDG’nin kontrol ettiği sözde kantonlarda bunların hiçbiri yoktur.

Bunları yapan ve yapmaya devam eden bir örgütün, başkalarının da Suriye’de gücü ele geçirince kendisi gibi yapacağını düşünmesi normal. Gerçekten de Suriye’nin tamamını SDG ele geçirse, kuzeyde yaptıklarının daha fazlasını yapar. Bir an önce yeni bir Baas diktatörlüğü kurmak için eyleme başlar.

Türkiye, eski rejim döneminde Suriyeli Kürtlerin haklarının verilmesi için Esad’a ne söylediyse, yeni yönetime de aynı telkini yapmaktadır.

Suriye’de yönetim değişikliğinin ilk gününden itibaren yeni yönetime eşit vatandaşlık temelinde, tüm etnik ve dini unsurların yönetime katıldığı, haklarının korunduğu bir devlet düzenini önermekte, bu konuda üzerine düşeni yapmaktadır.

Suriye’de “Şara diktatörlüğe gidebilir, dolayısıyla silah bırakmayalım” demek sahanın gerçekliği ile uyumlu değil. Suriye’de güvenlik ve istikrarın bir an önce sağlanmasıyla, kapsayıcı bir yönetim talebinin daha da derinleşmesi ve somutlaşması beklenir. İstikrarın sağlanmasıyla yeni yönetime bir an önce demokrasiye geçmesi için baskılar meşru olur.

İsrail’in Suriye’deki “istikrarsızlaştırma politikalarını” destekleyerek Suriye’ye demokrasi geleceğini zannetmek zaten baştan sakattır.

SDG, yeni yönetimin birlik sağlama çabalarına engel oluşturarak; aslında eşit vatandaşlık temelinde, tüm etnik ve dini unsurların yönetime katıldığı, haklarının korunduğu bir yönetime geçiş sürecini kendisi sabote etmektedir. Aynı zamanda da Türkiye’nin “terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” hedefinin de önünde engel olmaya devam etmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.