Bir Geri Gidiş: Savunma Bakanlığı’ndan Savaş Bakanlığı’na
Başkan Trump’ın 2. dönem başkanlığı sırasında aldığı sürpriz kararlardan biri de ABD Savunma Bakanlığının adını “Savaş Bakanlığı”na çevirmesiydi.
ABD Savunma Bakanlığının “savaş bakanlığı” diye adlandırıldığı dönemler de olmuş, ama 2. Dünya Savaşından sonra “savunma bakanlığı”na çevrilmiş ve bugüne kadar hiçbir ABD başkanı bu adı değiştirme gereği duymamıştır. Bir devletin, ordusunun bağlı olduğu bakanlığı savaş bakanlığı yerine savunma bakanlığı diye adlandırması bir iyi niyet ürünü ve bir evrimdir. Tersi ise bir kötü niyet ürünü ve geri gidiştir. Trump’ın icraatı tam da budur. Hayret verici olan ise bu icraatın ne ABD’de ne dünya genelinde gerekli eleştiri ve yoruma muhatap olmaması, normal bir durummuş gibi kolayca kabul görmesidir.
Halbuki bu değişiklik uzun uzun üzerinde durmayı, yorumlamayı ve insanlık adına en ciddi tepkileri göstermeyi damardan hak ediyordu. Çünkü günümüz dünyası ve insanlığı savaştan bıktı, usandı. Savaş haberlerinden gına getirdi. Savaşların yarattığı kanlı görüntülerden dünyadaki tüm vicdanlı insanların yürekleri dağlandı. ABD gibi bir ülkenin liderinin her sözüne, her eylemine barış vurgusu egemen olması gerekirken savaş, hücum ve taarruz çağrıştıran bakanlık adı tam bir barış karşıtlığı imasıdır. Trump’ın sözde barışçı, özde savaşçılığının sonucudur. Başkan olalı ortaya koyduğu tüm icraatları bunun kanıtıdır.
Çünkü Trump’ın yaptığı bu değişiklik, çağdaşlık ve uygarlık kriterlerinin hiç birisiyle bağdaşmıyor. Gerçek anlamda çağdaş ve uygar olan bir devlet de devlet adamı da savaşçı değil, barışçı olur. Normal ve olağan olan, sürekli olması gereken durum barıştır. Savaş olağan dışı, beklenti dışı sürpriz bir haldir. Bugün her ülkede silahlı kuvvetlerin bağlı olduğu bakanlığın adı savunma bakanlığıdır. “Savunma Bakanlığı” adı barışı çağrıştırır. Uygar bir devlet, ordusunun bağlı olduğu bakanlığa savunma bakanlığı adı vererek, “Benim kimseye saldırma niyetim yok, ama bana saldırılırsa kendimi savunurum, saldırının da hesabını sorarım” demiş olmaktadır.
Savunma bakanlığı adını savaş bakanlığı, bir anlamda saldırı bakanlığı olarak değiştirmek ise, “Ben barış-marış tanımam, canım istediği zaman istediğim ülkeye saldırırım. Bana göre haklı olan güçlü değil, güçlü olan haklıdır” mantığını ifade etmektedir. Trump’ın tüm insanlığın gözlerinin içine baka baka yaptığı budur. Savunma bakanlığı adını savaş bakanlığı olarak değiştiren ülke dünyanın en güçlü ülkesi olunca, bu değişikliğin başka türlü bir yorumu olamaz.
Donald Trump’ın, ikinci dönem başkanlığının en başından bu yana sergilediği çelişkili, tutarsız, ben yaptım olducu söz ve kararlarının hiç unutulmayacak olanlarından birisi savunma bakanlığını savaş bakanlığı yapmasıdır.
Donald Trump, başkan seçildiğinden bu yana kendisinin çok barışçı olduğunu, dünyanın birçok yerinde barışa aracılık ettiğini, o nedenle de Nobel Barış Ödülü alması gerektiğini iddia ediyor. Böyle bir iddiası olan insan adı savunma bakanlığı olan bir bakanlığı savaş bakanlığı yapar mı? Ne yazık ki bu abuk karar yukarıda ifade ettiğimiz gibi ne ABD’de ne dünyada itirazlara, protestolara muhatap olmadı, kuzu kuzu kabullenildi.
21. yüzyıl insanlığının beklentisi; Trump gibi bugün yaptığını yarın değiştiren, bugün söylediğinin yarın tam tersini söyleyen istikrarsız liderlere değil; söz ve eylemleri tutarlı, güven ve ümit veren, insanları rahatlatan, sözde değil, özde barışçı liderlerdir.
İsmail ÖZCAN & Eğitimci Yazar