ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

Bakan Özhaseki, “Sene sonunda teslim edeceğimiz konut sayısı 200 bini bulacak”

Bakan Özhaseki, “Sene sonunda teslim edeceğimiz konut sayısı 200 bini bulacak”
10 Mayıs 2024
5
A+
A-

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Yaptığımız işlerin bir taraftan doğru mu yanlış mı gibi check edilmesini de sağlamış oluyoruz. Ben bu toplantıları çok faydalı gördüğüm için burada her halde dördüncü beşinci toplantıydı benim yaptığım Hatay’da. Ama diğer illerde de yapıyorum. Genellikle de insanlar kalkıyorlar, teşekkür ediyorlar. Yani nihayetinde deprem hepimizi birleştiren bir merhem gibi oldu. İktidarıyla, muhalefetiyle, insanların bir araya geldikleri ve şehirlerine yapılan her şey için artık siyaset dilini, politik dili bir kenara bırakıp doğruları söyleyeceği, iyi iş yapılmışsa teşekkür edeceği bir platform haline dönüştü bu” dedi.

UHA /İnternational News Agency

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, TRT Özel Yayını’nda soruları yanıtladı.

Bakan Özhaseki’nin açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

Bütün bu 18 vilayetimizi kastederek söylüyorum. AFAD’ın şu ana kadar belirlemiş olduğu bizim için 400 bin civarında konut hak sahibi insan var. Bunlar teslim sayıları. 400 bin civarında konut yapmamız gerekiyor. Bir 50 bin kadar da iş yeri yapmamız gerekiyor. 450 bin ediyor. Ama biz bunu evet 500 bine tamamlamak istiyoruz. Sebebine gelince ara ara müracaatlar için veyahut da müracaatı kaçıranlar için AFAD gün açıyor, yeni müracaatlar oluyor. Veya mahkemelerden arkadaşlarımız karar alıp geliyorlar, hak sahibi oluyorlar. Bu sayı neredeyse 500 bine çıkacak gibi gözüküyor. Biz bunu esas alarak çalışmalarımızı yürütüyoruz. Şu anda 395 bin veya 400 bin civarında ihalesi yapılmış, devam eden veyahut da ihale yapılma aşamasında olan konutlarımız var. Bir 35-40 bin kadar da iş yerimiz var. Yani neredeyse bu sayıyı tutturacak kadar ihale sürecine girmiş olan bizim işlerimiz var. Bunun içerisinde tabii ki 76 bini teslim ettik. Bunun dışında önümüzdeki aydan itibaren de 15-20 bin civarında konutu her ay teslim edeceğiz. Sene sonunda teslim edeceğimiz konut sayısı 200 bini bulacak.

Şehir merkezlerinde, köylerde, rezerv alanlarda her yerde inşaat var. 1240 yerde şantiyemiz var dediğim gibi. 4 bin 333 köyde de inşaat var, işler yapılıyor.

Sene sonuna kadar 200 bini buluyoruz ama ondan sonra ne olacak? Önümüzdeki senenin ortasını biraz geçeceğimizi düşünüyorum. Sonuna kadar neredeyse herkesin hakkını verebildiğimiz bir ortam doğacak. Bütün insanlar konutlarına kavuşmuş olacak. Bütün iş yeri sahipleri de iş yerlerine kavuşmuş olacaklar. Neden gelecek senenin ortasını biraz geçer diye söylüyorum? Çünkü şu anda yer bulmakta zorlandığımız veya yere gittiğimizde işgalli, vatandaş hazine arazisi ama işgal etmiş, boşaltmak zorunda olduğumuz ve zorluk çektiğimiz… Bazen rezerv alanı ilan ettiğimizde içerisinde az hasarlı veya orta hasarlı binaların olduğu, planlamada sıkıntı çektiğimiz yerler epeyce var.

Bugün mesela bir konutların ilk gittiğimiz yerde zannedersem oradaki çalışma grubu üç ay kadar suyu çekmeye uğraştılar. Çok sıvılaşmış bir alan. Sonra da fore kazık çakmaya gayret ettiler. 500-600 tane orada konut yapılacaktı. 15 ila 24 metre arasında kazıklar çaktılar. Üç ay boyunca kazık çaktılar. Bu da çok maliyetli bir iş. Mesela Kahramanmaraş’ta Azerbaycan Mahallesi var. Bin konutu orada Azerbaycanlı kardeşlerimiz yapıyor. Bin kadar da bağımsız birimi biz yapıyoruz. 2000 konutluk yerde 15 ila 20 metre arasında fore kazıklar çaktık. Tam 40 milyon dolar harcadık. Sadece kazık çakmaya. Yani aradaki biraz kaygan olan, o balçık haline gelmiş olan yapıyı geçip aşağıdaki sert zeminlere kadar adeta saplamalar yapıyoruz. Beton çimento karışımı, demir karışımı. Onlar aşağıdaki sert zeminlere sapladığımızda üst taraflardaki sağlam zeminlerde zemin artı 2 gibi, 3 gibi, 4 gibi konutlar yapıyoruz. Aradaki balçık bölümü biz kazıklarla geçmiş oluyoruz. Allah korusun daha önceki yapıldığı gibi ki Azerbaycan’da öyleydi. Bir bodrum kat yaparak o balçıklar içerisine o konutları inşa edersek, deprem olduğunda o kaygan sıvılaşmış zeminde konutlar uçuşuyor adeta. Hepsi içeriye batarak, yan yatarak veyahut da olduğu yerde çökerek bütün insanların hayatına mal oluyor.

O yüzden bunları yaparken mutlaka zemin etütlerine dikkat ediyoruz, gerekirse fore kazıklar çakıyoruz ve biraz gecikse de bu işleri ihmal etmeden yapıyoruz. O zaman inşaata başlarken biraz gecikiyor ve bir sene süre veriyoruz. Bazen de müteahhit gruplarının zorlukları oluyor. Yüzlerce müteahhitle çalışıyoruz çünkü. Bir seneyi de geçen süreler oluyor. O yüzden gelecek senenin ortaları veya sonuna doğru inşallah bitiririz diye umut ediyorum.

Özellikle dört tane kırmızı çizgimiz var diye her yerde bahsediyoruz. Mesela dere yataklarının olduğu bölgelerde kimseler inşaat yapamayacak. Meclis normal çalışma gündemine döndüğünde, bugünlerde de olabilir veya gelecek sezon içerisinde bu dört kırmızı çizgiyi geçenler için, belediyeler için sorumluluk getireceğiz. Buna göz yuman yetkililerin de hapis cezasıyla, herhangi bir şekilde değiştirilmeden, dönüştürülmeden, paraya çevrilmeden teklif edeceğiz. Çünkü ciğerimizi yakıyor bu iş. Buna göz yumanlar da ceza çeksin, bunu yapanlar da ceza çeksin ki bir daha yapamasınlar.

Birçok şehirde artık fay hatlarının geçtiği yerler belli. Şimdi buradan fay hattı geçiyorsa siz buranın üzerine inşaat yapılmasına izin verebilir misiniz? Mesela biraz önce Azerbaycan Mahallesi’nden bahsettim. Ben orada boş bıraktım. 60 metreye kadar boş bırakılmasını istiyor bilim insanları. Ben 100 metre boş bıraktım.

Burada Asi Nehri’nin yanında evler vardı, tamamı yıkıldı. Orayı boş bırakıyoruz. Şimdi buralarda yapılaşmaya asla izin veremeyiz. Sıvılaşma aynı şekilde. Mesela Adıyaman Gölbaşı’nda sıvılaşan yerler var. Bu sıvılaşan yerlerde işte Asi Nehri’nin kenarında izin verirseniz bu eninde sonunda yıkılır demektir. Sonra aynı şekilde. Şimdi burada bakın bir tarafta Türkiye’deki Amanos Dağları diye biliyorum. İsmini yanlış söylemeyeyim hata etmeyelim. Bir taraftan da Suriye ile aramızı kesen bir dağ silsilesi var. İkisinin arasında da Amik Ovası var. Burada dağlardan aşağıya doğru inen haliyle biriken suların da yüz yıllar boyunca yapmış olduğu yollar var. Bu yollarda su yolları, dere yolları, ufak ufak oradan akan yerler. Şimdi siz buralara eğer hele hele zeminle buluştuğu yerlere imarı verirseniz, imarı açarsanız, bunun sonu ne olur? Buralar nihayetinde kumsal haline gelmiştir, yumuşak zeminlerdir. Dere yataklarının olduğu yere de verilemez.

Özellikle de bundan sonra yapılacak her bir konutta mimarlıktan başlayarak mühendisliğe, statiğinden bu işin elektriğine, makinesine kadar herhangi bir projede ve uygulamasında sıfır tolerans. Artık ‘bir şey olmaz, bir kat daha devam et, ondan ne olur ki’ yok. Sıfır tolerans… İşte bu konulara dikkat ettiğimizde inşallah bir daha ciğerimiz yanmayacak diye düşünüyorum ben.

Yıl sonuna kadar 200 bin konutu yetiştirme hedefi

Hedef hala masada. Cumhurbaşkanımız o sözü verdi. Her türlü yerine getireceğiz, inşallah sözünü yere düşürmeyeceğiz. Gelecek sene ortalarında da tüm hak sahiplerinin haklarını verecek kadar gayret edeceğiz.

O günlerde o kadar çok fedakarlık eden insanlar gördük ki… Mesela kumbarasındaki paraları bozdurup AFAD’ın hesabını yatıran çocuklar mı dersiniz, haccını erteleyerek “Allah nasip ederse ben daha sonra giderim. “Şu parayı ben depremzedelere vereyim.” diyen abiler, anneler mi dersiniz…

Beni duygulandırmıştı mesela, Server Beşirli ismi yanlış hatırlamıyorsam. Azerbaycan’dan eski Hacı Murat arabası, yataklar, yorganlar, yiyecekler doldurmuş, yola çıkmış. Azerbaycan’dan buraya kadar o araba gelir mi ben bilmiyorum. Ama içi içini yiyor adamın, durdurmuyor yerinde. Buralara kadar getirip yardım etmeye çalışıyor.

Başka bir afette biz de yardım topluyorduk. “Eve gidelim, sana dedim ben elimde biriktirdiğim parayı vereyim.” dedi bir yaşlı ağabey. “Abi dedim, yarın alırım. Bir gün alırım. Ne olacak ki, önemli değil.” dedim. “Yok yok şimdi vermeliyim.” dedi. Evine çıktık. Gözümle şahit olduğum bir hadise. İçeriden gitti oklava getirdi. Aşağıya eğildi yatağın. Köşeye, çıkına sarmış, hac parasını atmış öyle köşe, yatağın alt tarafına. Oklavayla çekerek aldı. Dedim ki, “Abi niye ısrar ettiniz? Yani yarın alsak ne olurdu ki?” “Hayır, ben bugün niyetlendim vermeliyim bu parayı. Yarına kalsa şeytan beni döndürür.” dedi. O kadar etkilendim ki…

Evet, bir taraftan bu gördüğümüz fedakarlıklar bizim şevkimizi, iştiyakımızı arttırıyor. Bir taraftan konteyner kentlere gidiyoruz, insanların oradaki duygusallığı bizi gerçekten perişan ediyor. Ben bir iki yerde söyledim ama İslahiye’de evler dağıtıyoruz. Bir hanım kardeşimiz geldi böyle 40’lı, 50’li yaşlarda. Dedi ki, “Abi ben evi buradan istiyorum.” dedi. “Ya dedim, buradan istiyorum olur mu? Kura çekeceğiz kardeşim. Kurada ne çıkarsa bahtına, ne yapalım yani?” “Hayır.” dedi, “Ben buradan istiyorum.” Israr ediyor. “Devletsiniz, vermeyecek misiniz?” diyor, “Bir tane ev.” diyor. “Ya vereceğiz kardeşim.” diyorum. “İnsanlara, herkese beğendirme usulüyle verirsek, aldıktan kalkamayız.” Dedi ki, “Abi, şu karşıda mezarlık var. İki evladımı yitirdim. Eşim de orada yatıyor. Ben her gün kalkacağım, onlara bakacağım, selam vereceğim. Sonra ben onlara Fatihalar okuyacağım, her gün buradan mezarlığa gidip geleceğim. Bana bir ev çok mu görüyorsunuz?” dedi. Kalakaldık orada. Yani böyle olunca biz biraz daha duygusallaşıyoruz ve gerçekten gece gündüz demeden çalışıyoruz. Birçok pazar günleri buradayız, bakanlıktayız.

Bir bakan yardımcısı arkadaşımızı sırf deprem bölgelerine görevlendirdik. Haftanın zannedersem üç gününü burada geçiriyor. Şimdi mesela Kültür Bakanlığı ile koruma amaçlı imar planları konusunda bir tartışma konusu vardı. “Oturun çözün.” dedik. Şimdi ona çalışıyor. Yarın bazı mahallelere muhtarlar davet ettiler, Bakan Yardımcımız o mahallelere gidecek. Oradan yer tespit yapamadığımız bir iki mahalle vardı. Gidip onları tespit edecek. Herhalde 10 günde bir falan Ankara’ya ancak geliyor. Zaten bu bölgeye görevlendirirken de bu sözü alarak arkadaşımızla işe başlamıştık. Gerçekten yaptığımız işin bir taraftan tabi ki bu tür sorumluluğunu hissediyoruz ama bir taraftan da yapmış olmanın manevi huzuru da bizi doğrusu çok rahatlatıyor.

Biz başta TRT’ye, sizlere özellikle çok teşekkür ediyoruz. Bir de neredeyse bütün medya grubu arkadaşlar bizim çalışmaları hep yansıttılar. Arada ideolojik takıntılı gruplar var. Onları ne yapsanız bir türlü zaten yaranamıyorsunuz. Hiç söylemeye de gerek yok ama büyük bir geneli yapılan çalışmaları doğru bir şekilde yansıttılar. Çok teşekkür ederiz.

Evet tam 4 bin 333 köy diye bahsediyoruz. Bunun 100 bin civarında köylerde hasarlarımız var. Bunların 35-40 bini neredeyse bizim bildiğimiz klasik usulle yapılmış. Ama bir deprem şurası yaptık. Hocalarımız deprem şurasında dediler ki bu köy evleri bir daha yıkılmasın diyorsanız bunu artık çelikten yapın. Belki çok katlı için yeni bir teknoloji ister. Türkiye çok hazır olmayabilir ama köy evlerinde çok rahat yapabilirsiniz. Sonradan biz de gerçekten bir araştırma yaptık ki bine yakın firma bu çelik köy evlerini yapabilme istidadına sahip. Bine yakın firma…

Buralarda da genellikle her bir ev için 4,5-5 ton civarında çelik gidiyor. 1,2 milim kalınlığında biz hafif çelik diye tabir ediyoruz ama bükebilmek, kırabilmek mümkün değil o çeliği zaten. O çelikten, birbirlerine rapt edilmiş çeliklerden yapıyor. Şu görüldüğü gibi neredeyse el sokmak mümkün değil aralarına. Bunun depremde yıkılabilmesi mümkün mü? Bir de bu aralıklara 10 santim kalınlığında taş yünü koyuyoruz. Dış tarafına betopan yapıyoruz, iç tarafına OSB alçıpan geçiyoruz. Çatıya da aynı şekilde. Bunlar hem ısı yalıtımlı oluyor. Bir taraftan da Allah vermesin 8-9 şiddetinde, neredeyse yerin hopladığı bir ortamda deprem olsa bu evlere hiçbir şey olmuyor. Bu kadar sağlam evler. Tam evladiyelik diye tarif edilebilen evler diye düşünüyorum.

Bu evlerden de şu anda 35-40 binin neredeyse ihalesini bitirdik. Bunlara da genellikle 6 ay gibi bir süre veriyoruz değişik firmalara. Yüzlü ihaleye çıktık biz. Yüzlü, yüzlü gruplar çok rahat yapıyorlar. Alt tarafta da su basman seviyesinde neredeyse 1 metreden fazla, 1-1,5 metre arası su basmanı da yapıyoruz. Kar olduğunda köyde 1 metre bile kar olsa içeriye tesir etmesin diye aşağı tarafta betonlu, demirli su basmanı yapıyoruz.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.