ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

Yine yeni yeniden: ABD-İran bu kez anlaşabilecek mi?

Yine yeni yeniden: ABD-İran bu kez anlaşabilecek mi?
17 Haziran 2023
18
A+
A-

* İran Nükleer Anlaşması gelecek ay 8. yılını dolduracak. Birçok kez iptal noktasına gelen, bir türlü nihayete erdirilemeyen anlaşma için yeni formül masada.

* Bu formül, Tahran yönetiminin uranyum zenginleştirme meselesini askıya alması karşılığı kimi ülkelerdeki dondurulan varlıkların serbest bırakılması. Peki, bu ne kadar mümkün?

UHA / İnternational News Agency

Sertaç Aksan
TRT Haber: Sertaç Aksan

Donald Trump ABD Başkanı olarak seçildiğinde ABD ve İran’ın belki de sıcak bir savaşın eşiğine geleceği fikri ağır basıyordu. Trump, 2018’de İran nükleer anlaşmasından çekildiklerini duyurmuştu. Bu süreçte Tahran yönetimine karşı sert söylemlerde bulunan Trump, İran’ın ABD’ye karşı atacağı kötü adımlara bin kat fazlasıyla karşılık vereceklerini ilan etmişti.

Kasım 2020’de ise  Joe Biden ABD’nin yeni başkanı olarak seçildi. Bu süreçle birlikte ABD-İran arasında ‘diyalog’ sürecinin ağır basacağı beklentisi oluştu. ABD’nin masaya geri dönmesi, Viyana’da sürdürülen müzakereler ve üçüncü ülkelerin girişimleri gibi adımlar da ortaya somut bir fotoğraf koyamadı.

Sonuç itibarıyla temmuz 2023’te 8. yılını dolduracak İran Nükleer Anlaşması (KOEP – Kapsamlı Ortak Eylem Planı) üzerinde neredeyse hiçbir ilerleme kaydedilemeyen bir başlık olarak masadaki yerini koruyor.

Trump, başkanlığı döneminde İran ile müzakerelerden çekildiğini bu imzayla duyurmuştu.
[Trump, başkanlığı döneminde İran ile müzakerelerden çekildiğini bu imzayla duyurmuştu.]

İran bu süreçte de nükleer faaliyetlerine devam etti

ABD yönetimi İran’ı geri adım atmamakla suçluyor, Tahran yönetimi ise ABD’nin anlaşma için çok küçük fedakarlıklar yaptığını söylüyor. Bu noktada İran’ın net olarak ne istediğini hatırlatmakta fayda var. Tahran yönetimi, ABD’nin kendisi ve müttefikleri tarafından uygulanan ambargoların tamamen kaldırılmasını, Washington yönetiminin müzakere masasından bir daha kalkmayacağını garanti etmesi talep ediyor.

İran bir yandan bunları bekleyip diğer yandan anlaşma için diyalog kapısını açık tutmak isterken aslında arka planda nükleer çalışmalarına da hızla devam ediyor. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre İran kısa sürede uranyum stokunu yüzde 27 oranında artırmış ve eşik süresini iki haftaya kadar düşürmüş.

Tahran’ın toplam zenginleştirilmiş uranyum stoku, şu anda KOEP limitinin 21 katından fazla. Daha kestirme bir söylemle İran bugün nükleer silah yapmak istese elinde birden fazla bombaya yetecek kadar uranyum var. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın bu süreçlerle ilgili sorularına İran’ın makul yanıtlar veremediğini de belirtelim.

Uydu fotoğrafları İran'ın kimi nükleer tesislerinde yürütülen geniş çaplı inşaat faaliyetlerini gösteriyor.
[Uydu fotoğrafları İran’ın kimi nükleer tesislerinde yürütülen geniş çaplı inşaat faaliyetlerini gösteriyor.]

Washington-Tahran arasında güven krizi had safhada

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Hakkı Uygur’a göre yukarıda bahsettiğimiz tablo aslında yakın gelecek için de muhtemel beklentilerin nasıl olabileceği konusunda fikir veriyor.

ABD-İran arasındaki güvensizlik seviyesinin 2018’in ardından bir kez daha zirveye çıktığı bilgisini paylaşıyor Uygur. Ve eğer iki ülke arasında yeni bir süreç inşa edilecekse bunun eski anlaşma üzerinden olmasının pek mümkün olmadığına dikkat çekiyor.

2015 yılında imzalanan anlaşmada İran’a geçici kısıtlama getiren bazı maddelerin süresinin sona erdiğini ya da ermek üzere olduğunu anlatıyor Uygur. “Dolayısıyla eski anlaşmanın olduğu gibi kabulü anlamsız. En fazla İran’ın artan faaliyetlerinden doğan krizi dondurmaya yönelik geçici ve noktasal bir anlaşma mümkün görünüyor” diyor.

İRAM Başkanı Hakkı Uygur'a göre İran ve ABD arasındaki 'güvensizlik' son yılların en üst seviyesinde.
[İRAM Başkanı Hakkı Uygur’a göre İran ve ABD arasındaki ‘güvensizlik’ son yılların en üst seviyesinde.]

Umman’da baş döndüren ‘İran’ trafiği

Bu noktada sürecin daha iyi anlaşılabilmesi adına son dönemde yaşanan bazı gelişmeleri de hatırlamak gerekiyor…

Her ne kadar güvensizlik had safhada olsa da yine de iki ülke arasında arka kapı diplomasisinin işletilmeye çalışıldığına dair bazı ciddi ipuçları da var.
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın mayıs ayının başında İran’a nükleer faaliyetlerinde ileri gitmenin sonuçları hakkında net bir mesaj gönderdiklerini açıklaması dikkate değer.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ise mayıs sonunda kameralar karşısına geçmiş ve “Bazı ülkelerin dışişleri bakanları da sürece dahil. Bir taslak üzerinde anlaşmayı umuyoruz” demişti.

Umman, son dönemde İran-ABD arabuluculuğu için ismi en çok geçen ülkelerden biri.
[Umman, son dönemde İran-ABD arabuluculuğu için ismi en çok geçen ülkelerden biri.]

Hemen bir parantez açalım ve arabuluculuk konusunda bir Avrupa ülkesinin değil Umman’ın öne çıktığını anımsatalım. ABD’nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika Koordinatörü Brett McGurk’ün 8 Mayıs’ta Umman’da İran konusunda görüşmelerde bulunduğu medyaya yansımıştı.

Bu ziyaretin ardından İran ile ilgili gelişmeleri çok yakından takip eden İsrail’den de açıklama gelmişti. İsmini vermek istemeyen kaynaklar, ABD’nin UmmanHükümeti aracılığıyla İran ile gerilimi azaltmak için hangi adımları atılabileceği konusunda diplomatik girişimlerde bulunduğunu duyurmuştu.

Görüşmeler bu kadarla da sınırlı kalmadı. Takvimler mayıs sonunu gösterdiğinde Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Tahran’a resmi ziyarette bulundu. Umman Sultanı ziyaret kapsamında İran Devrim Lideri Ali Hamaney, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile İran Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Nükleer Başmüzakereci Ali Bakıri Keni ile bir araya gelmişti.

Batılı ülkelerin müzakere teklifleri de 'sert yaptırım' tehditleri de bugüne kadar İran üzerinde pek de etkili olamadı.
[Batılı ülkelerin müzakere teklifleri de ‘sert yaptırım’ tehditleri de bugüne kadar İran üzerinde pek de etkili olamadı.]

İran kapsamlı bir kısıtlamayı kabul etmez

Bir tarafta dondurulan yüzlerce milyon dolarlık varlıklar, ambargolar. Diğer yanda belki de caydırıcı olma noktasında İran’ın elindeki tek koz olan nükleer kapasite. İRAM Başkanı Hakkı Uygur’a terazinin iki tarafında bunlar varken Tahran’ın hangi tarafı seçeceğini soruyoruz:

“Gerek üçüncü ülkeler gerek medya üzerinden ABD ve İran yeni bir arayış içinde. Ve bu süreç olgunlaşıp belki bir anlaşma da imzalanabilir. Tahran yönetimi ihtiyaç duyduğu finansal kaynaklara ulaşabilme karşılığında uranyum zenginleştirme faaliyetlerini belirli bir seviyede tutmayı kabul edebilir.

Ben, olası bir anlaşmanın çok da kapsamlı olmayacağı inancındayım. Belki de ortaya ‘az’a karşılık ‘az’ tarzında bir mutabakat çıkabilir. Durum böyle olursa iki taraf da bunu büyük bir anlaşma olarak açıklamaktan kaçınacaktır.

Bu noktada uranyum zenginleştirme çalışmalarını yüzde 60 seviyelerinde tutmak, daha önce denetlenmesine izin verilmeyen kimi kritik tesislerin kapısını açmak, esir takası gibi konularda daha uzlaşılabilir olmak gibi tavizler görebiliriz İran tarafında.”

İran'ın ABD ve İsrail başta olmak üzere batılı ülkelerle yaşadığı süreç Ankara'nın da yakın takibinde...
[İran’ın ABD ve İsrail başta olmak üzere batılı ülkelerle yaşadığı süreç Ankara’nın da yakın takibinde…]

İran-ABD ilişkisi Ankara’dan nasıl okunuyor?

İran, Türkiye’nin çevre ülkeler içerisinde en dikkat çekici komşularından biri. İki ülkenin Irak’tan Suriye’ye Ermenistan’dan İsrail’e kadar farklı konu başlıklarında ciddi görüş ayrılıkları yaşadığı sır değil.

Peki, ABD ile İran arasında süregelen nükleer müzakereler ve olası sonuçları Ankara-Tahran hattından nasıl ele alınıyor?

İRAM Başkanı Hakkı Uygur’a göre Türkiye krizin en başından beri İran’ın nükleer faaliyetlerinin ve buna karşı yürütülecek sürecin diplomasi yoluyla ele alınmasını savunuyor. Bu nedenle tarafların üzerinde anlaşacakları herhangi bir konuya Ankara’nın karşı çıkmayacağını düşünüyor Uygur.

“Aksine böyle bir anlaşma İran ile ticari ilişkileri geliştirebilir ve diplomatik ilişkilerin bedeli daha az olur” diyor Uygur ve sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Ancak ABD ve İran arasında ipler koparsa Ankara için de yol haritası farklılaşabilir. Örneğin, sert yaptırımların ötesine geçilmesi gündeme gelebilir. Zira söylediğim gibi İran’ın başta uranyum zenginleştirmek üzere nükleer kapasitesi oldukça ilerlemiş durumda. Ve Batı’nın uygulayacağı ‘sert yaptırımlar’ bunları durduramaz.

Türkiye, İran’ın Batı ile ilişkilerinin gereğinden fazla gerilmesinden ya da askeri boyut kazanmasından rahatsız olur. İran’a yönelik askeri bir hamle ihtimalini şimdilik çok zayıf görüyorum. Çünkü ABD’de önümüzdeki yıl seçimler var ve Biden son düzlüğe ‘İran sorununu gündemden düşürmüş olarak’ girmek istiyor.

Öte yandan her ne kadar sert söylemler duysak da benzer şekilde Tahran’ın da ABD’yi karşısına alabileceğini düşünmüyorum. İran ekonomisi de ülkenin herhangi bir askeri maceraya atılmasını oldukça güçleştiriyor.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.