enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
15,9233
EURO
16,8667
ALTIN
942,73
BIST
2.393,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
23°C
İstanbul
23°C
Açık
Cumartesi Parçalı Bulutlu
23°C
Pazar Az Bulutlu
21°C
Pazartesi Az Bulutlu
22°C
Salı Az Bulutlu
24°C

“Uyum programlarının iyileştirilmesi gerekiyor”

“Uyum programlarının iyileştirilmesi gerekiyor”
22 Nisan 2022
0
A+
A-

Kasaba Doktoru

İSTANBUL – UHA HABER / Türkiye’de sığınmacılar yine tartışmaların odağında. DW Türkçe’ye konuşan uzmanlar, sığınmacılar konusunun siyaset malzemesine dönüşmesi nedeniyle uyum alanında çalışma yapmanın şart olduğunu belirtiyor.

Sığınmacılar ve düzensiz göç, Türkiye’de en çok tartışılan konuların başında geliyor. Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda yabancı karşıtlığının toplum içinde arttığı gözlemlenirken, konu siyasetin gündeminde de yer alıyor.

DW’ye konuşan uzmanlar, milyonlarca Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye’nin kapsamlı bir uyum stratejisi olmamasının sorunu derinleştirdiği görüşünde.

Türkiye’de şu an 3 milyon 761 bin Suriyeli geçici koruma altında bulunuyor. Harran Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Mahmut Kaya’ya göre, pandemi ve ekonomik kriz Suriyeli sığınmacılara yönelik bakışı değiştirdi. Bu durum Urfa özelinde toplumsal kabulde kırılmalara neden oldu.

“Çeşitli bağlardan dolayı Urfa’da toplumsal kabulün daha güçlü olduğunu iddia ediyordum” diyen Kaya, “ama son dönemde pandemi, ekonomik kriz ve sınır şehirlerinin kapasite yetersizliğinden dolayı memnuniyetsizlikler artmış durumda” tespitini yapıyor.

Harran Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Mahmut Kaya
Harran Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Mahmut Kaya Fotoğraf: Privat

Kaya, sınır şehirlerinin ekonomik olarak dezavantajlı konumda olduğunu belirterek, Urfa’da alt kesimde yer alan yoksullar arasında gerilimler yaşandığını, hükümete sığınmacılar üzerinden dolaylı tepki verildiğini söylüyor.

Kaya “Hayat pahalılığı, işsizlik var. Vatandaşların mültecileri araçsallaştırarak hükümeti eleştirdiğini görüyoruz. Muhalefet de bunu politik malzeme haline getiriyor” diyor.

Kaya: ‘Geçicilik algısı’ nedeniyle uyum süreci işlemiyor

Mahmut Kaya’ya göre, Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılara yönelik kapsamlı uyum stratejisi yok. Kaya, saha çalışmalarında gözlemlediği üzere, Suriyeliler ile Türkiye toplumu arasındaki uyum “de facto” diğer bir deyişle fiilen yürüyor. Suriyeli mültecilere yönelik “geçicilik algısı” nedeniyle işlemeyen kapsamlı uyum süreçlerinin gerilimleri arttırdığını, bunun azalması için yasal teminatların olması gerektiğini savunarak, “De facto’ entegrasyonla karşı karşıyayız ama bu durum bir yere kadar. Yasal, ekonomik ve toplumsal uyum programlarının iyileştirilmesi gerekiyor” diyor.

Türkiye’de yabancı karşıtı söylemler son birkaç senedir başta sosyal medya olmak üzere kamusal alanda daha sıklıkla dile getirilir oldu. Bu söylemlerin saldırılara dönüştüğü zamanlar da oluyor. Ağustos 2021’de Ankara Altındağ’da Suriyelilerin ev ve iş yerlerine saldırılar düzenlenmişti.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Mülkiye Göç Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Murat Erdoğan tarafından hazırlanan “Suriyeliler Barometresi 2020” araştırmasına göre, Türkiye toplumunun yüzde 85’i Suriyelilerin ya geri gِönderilmesini ya da kamp, güvenli bِölge veya ِözel şehirlerde izole edilmesini ِöneriyor. Erdoğan, “Toplum Suriyeli mültecileri asla istemiyor ama bir yandan da 10 senedir süren bir ortak yaşam var, bunu da unutmamak lazım. Rahatsızlık var ama aktif reaksiyona dِönüşmüyor fakat küçücük bir olay bile bu durumu tersine çevirebilir” diyor.

Erdoğan: Uyum çalışması gerekli

Göç uzmanı Murat Erdoğan’a gِöre, 2016’da yapılan iki yasal değişiklik uyum konusunda dönüm noktası oldu. Biri Suriyelilere çalışma izni verilmesi, diğeri ise Suriyeli çocukların Türkiye’deki eğitim sistemine entegrasyonu.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Mülkiye Göç Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Murat Erdoğan
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Mülkiye Göç Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Murat Erdoğan Fotoğraf: DW

Sığınmacılar konusunun giderek daha fazla siyaset malzemesine dönüşmesi nedeniyle uyum alanında çalışma yapmanın gerekli hale geldiğini beliren Murat Erdoğan, “Konunun siyasal zemine kaydığı her gün hükümet için sıkıntı demek çünkü bundan muhalefet yararlanacak” diyor.

Prof. Erdoğan, iktidarın uyum çalışmalarının AKP kitlesi tarafından da eleştirildiğini dile getiriyor. Erdoğan, “Uyum çalışması için en önemli şey, devletin kararlılığı. Politik baskı arttıkça devletin karar alması zorlaşacak. Toplumun desteğini almak kolay olmayacak” diye ekliyor.

Türkiye’de sığınmacılar ve göç meselesi söz konusu olduğunda, Avrupa Birliği’nden (AB) söz etmek kaçınılmaz oluyor. Murat Erdoğan, AB’nin Türkiye’ye Suriyeli sığınmacılar konusunda sağladığı mali desteğin Ukrayna krizi nedeniyle azalabileceği görüşünde.

“Bu koşullarda uyumdan nasıl bahsedilebilir?”

Kadir Has Üniversitesi ِöğretim üyesi Dr. Sibel Karadağ, AB’nin mülteci mutabakatı kapsamında Türkiye gibi çeper ülkelere “bekçi rolü” verdiğini savunuyor.

Kadir Has Üniversitesi ِöğretim üyesi Dr. Sibel Karadağ
Kadir Has Üniversitesi ِöğretim üyesi Dr. Sibel Karadağ Fotoğraf: Privat

Karadağ, “Gِöç edenlerin yüzde 15’i gelişmiş ülkelerde yaşıyor. Çeper ülkeler hem daralan ekonomilerine ucuz işçi gücü sağlıyor hem de iç konjonktürde durumlar sertleştiğinde bu insanları gِönderiyor” diyor. AB’nin gِöç paradigmasının ancak baskıyla değişebileceğini belirten Karadağ, “Israrlı, istikrarlı basınç olursa değişim mümkün olabilir. Ukrayna örneğinde AB ülkelerinin istediği zaman nasıl farklı refleksler gösterebildiğini gِördük. Ancak bu refleksi güneyden gelen göç dalgasına karşı yapabileceğini zannetmiyorum” ifadelerini kullanıyor.

Dr. Sibel Karadağ’a gِöre, mevcut koşullarda uyum politikalarının hayata geçmesinden bahsetmek çok da gerçekçi değil. “Türkiye muazzam bir hızla otoriterleşirken bir yandan da yoksullaşıyor. Bu koşullarda nasıl bir sosyal uyumdan bahsedilebilir?” diye soruyor. Gelinen nokta itibari ile gِöçmenler için çok katmanlı bir sِömürü ağı oluştuğunu belirten Karadağ, “Sığınmacı nüfus içinde de tabakalaşma var. Kayıtlı olanın yaşamı başka. Burada en belirleyici olan kayıt” diye konuşuyor.

Türkiye’ye gelen düzensiz gِöçmenlerin yarısını Afganlar oluşturuyor. Göç İdaresi verilerine gِöre, 2022 yılında 25 bin 430 Afgan gِöçmen güvenlik güçleri tarafından yakalandı. Karadağ, “Suriyeliler için mültecilik hali 10 yıl ِönce başladı, Afganistan ise 40 yıldır savaşın içinde yaşıyor. Türkiye’ye yolculuk çok pahalı ve ölümcül olduğu için aileler genelde genç erkek ferdi seçip onu gِönderiyorlar ki, gidip para kazanabilsin” diyor. Türkiye’nin kayıtsız Afganları sınır dışı etme uygulaması yeni değil. Karadağ, sınır dışı sıklığının ise siyasi konjonktüre gِöre değiştiğini vurguluyor.

Suç işleyen göçmen sınır dışı edilebilir mi?

Gِöçmen karşıtlığının yükselişe geçtiği sosyal medyada, suça karışan yabancıların geri gönderilmesine ilişkin talepler de yükseliyor. İstanbul Barosu Mülteci ve Göçmen Hakları Merkezi Başkanı avukat Esin Bozovalı, “Yabancılar için vatandaşlardan farklı olarak ceza sistemine girdiklerinden sonra kimi zaman kesinleşmiş bir hüküm olmasa da kamu düzenini ve güvenliğini tehdit ettikleri sebebiyle haklarında ikamet izinleri iptal edilerek idare tarafından sınır dışı etme kararı verilebiliyor” diyor.​​​​

İstanbul Barosu Mülteci ve Göçmen Hakları Merkezi Başkanı avukat Esin Bozovalı
İstanbul Barosu Mülteci ve Göçmen Hakları Merkezi Başkanı avukat Esin Bozovalı Fotoğraf: Privat

Bozovalı, kamu düzeni ve güvenliği açısından oluşan tehdidin somut bir şekilde ortaya konması ve kişinin gِönderileceği yerde zulüm riski olup olmadığının detaylı incelenmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları söylüyor:

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı kamu düzeni açısından tehdit oluşturma durumları olsa dahi idam kararı ya da işkence ile cezalandırma gibi zulüm riski olan yere gِöndermeyi yasaklayan yِönde gelişmiştir. Bu noktada yapılabilecek şey, kişileri varsa güvenli bir üçüncü ülkeye gِöndermek olabilir.”

Söylemde değişiklik

Siyasetin gündeminde ise sığınmacılara yönelik uyum politikaları yerine Suriyelilerin ülkelerine geri dِönmeleri var. Sığınmacılar konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da son günlerde sِöylemini değiştirerek, Suriyelilerin “gِönüllü” olarak ülkelerine geri döneceğine dair açıklamalarda bulunması dikkati çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin gِöçmenlere yِönelik sِöylemlerini Mart ayında eleştirerek, “Seçimi kazandığımızda mültecileri ülkelerine gِöndereceğiz’ diyorlar. Biz gِöndermeyeceğiz” demişti. Erdoğan bu hafta ise, “Suriyeli kardeşlerimizin gِönüllü ve onurlu geri dِönüşleri için elimizden gelen gayreti gِösteriyoruz” açıklamasını yaptı. Erdoğan, Çarşamba günü grup toplantısı sonrasında da Suriye’de “huzurlu ve güvenli bir ortam sağlandıktan sonra” sığınmacıların “gِönüllü” olarak ülkelerine döneceğini söyledi.

Erdoğan’ın ittifak ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de, Ramazan bayramında ülkelerine ziyarete gidecek Suriyelilerin Türkiye’ye “geri dِönmelerine gerek olmadığı” ifadesini kullandı.

HABER : Burcu KARATAŞ

***

Burcu Karakaş

İnsan hakları, toplumsal cinsiyet, göç konularında haberler yapan gazeteci.

Çalışmaları insan hakları alanında yoğunlaşan Burcu Karakaş, on yılı aşkın süredir insan hikayeleri anlatmasına ve sesi duyulmayanlara ses olmasına fırsat tanıyan mesleğine tutkuyla bağlı.

Yüksek lisansını uluslararası ilişkiler ve gazetecilik üzerine Boston Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra Türkiye’de dış haberler editörü olarak çalışmaya başladı. Çeviri yapmaktan sıkılınca insan haklarına olan ilgisinin peşinden giderek haber araştırma servisine geçti. Etnik, cinsel ve dini azınlıkların hikayelerine odaklandı. Yıllar içinde açlık grevindeki mahkumlardan çocuk yaşta evlendirilenlere, 2013 Tahrir Protestoları’ndan Gazze’deki yaşam koşullarına kadar, birçok alanda haber yapma şansı oldu. Suriye’de iç savaşın başladığı 2011’den beri mültecileri yakından takip ediyor. Haberleriyle çok sayıda ödül alan Burcu, AB Araştırmacı Gazetecilik Ödülü’nün iki kez sahibi oldu. “Logan Nonfiction Fellowship” gazetecilik programının 2019 bursiyeri.

[UHA Haber Ajansı, 22 Nisan 2022]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.