enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
09:50 Esenboğa Havalimanı’nda 3. pist ve yeni kule hizmete girdi
00:57 ABD Başkanı Trump, Grönland’ı ilhak girişimi hakkında NBC’ye değerlendirmelerde bulundu
00:38 Haber Analiz | Avrupa’ya Açılan Bir Kapı Olarak Türkiye
00:31 İstanbul Güngören’de öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ailesine tehdit mesajı attığı belirlenen 3 kişi tutuklandı.
00:30 İletişim Başkanı Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu
00:24 CHP’li Özdemir: 11 İlde Çocuk İzlem Merkezi Yok, Çocuklar İkincil Travmaya Açık
00:15 KİAMP T.C. Genel Koordinatörlüğü’nden KKTC İstanbul Başkonsolosluğu’na üst düzey ziyaret
00:12 Futbolda Skandal: Kural hatası Sengal’i şampiyon yaptı
00:11 TBMM haftalık çalışmalarına bugün yoğun bir gündemle başlayacak
00:01 Cumhurbaşkanı Erdoğan: Unutmayın Suriye, Suriyelilerindir
23:02 Bu Maçın Adı: Haksızlık
00:39 Tarihi Çağrı: İki Devlet, Tek Millet ve Sarsılmaz Bir Gelecek
00:30 Uykusuzluk depresyona yol açıyor
00:12 Aile Birliğimiz Tehlike Altında
00:01 Dr. Elvin Abdurahmanlı: “Türk Dünyası Artık Küresel Bir Aktör” 
10:35 Yüzyılın Konut Projesi’nde yeni haftanın kura takvimi
09:28 TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency ve UHA / İnternational News Agency ’16 Ocak Basın Onur Günü’nde onurlandırıldı
09:15 16 Ocak Basın Onur Günü’nden notlar..
08:04 Kuşadası Güvercinada Açık Hava Müzesi’ni 2025 yılında181 bin 419 kişi ziyaret etti
07:52 Petrol savaşları yerini ‘kritik mineral’ savaşlarına bırakabilir
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Türkiye’nin Hedefte Olmasından Ne Anlamalıyız?

Türkiye’nin Hedefte Olmasından Ne Anlamalıyız?
A+
A-

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Meclis’i açış konuşmasında “Vaat edilmiş topraklar hezeyanıyla hareket eden İsrail yönetiminin, tamamen dini bir fanatizm ile Filistin ve Lübnan’dan sonra gözünü dikeceği yer, açık söylüyorum, bizim vatan topraklarımız olacaktır. Şu anda bütün hesap bunun üzerinedir” açıklaması farklı açılardan tartışılıyor.

Nebi Miş | Yazar | Kriter Dergi

Doç. Dr. Nebi MİŞ & SETA Genel Koordinatörü ve Siyaset Araştırmaları Direktörü

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Meclis’i açış konuşmasında “Vaat edilmiş topraklar hezeyanıyla hareket eden İsrail yönetiminin, tamamen dini bir fanatizm ile Filistin ve Lübnan’dan sonra gözünü dikeceği yer, açık söylüyorum, bizim vatan topraklarımız olacaktır. Şu anda bütün hesap bunun üzerinedir” açıklaması farklı açılardan tartışılıyor. Konuşulması, gündem olması, tartışılması doğal. Ancak tartışmalarda- içinde uluslararası ilişkiler dersi veren akademisyenlerin de olduğu- bazı gazeteci ve analistler, Erdoğan’ın bu sözlerinin gerçekliği yansıtmadığını iddia ediyorlar. Bunun iç siyasete dönük “yeni bir hamaset” olduğunu söylüyorlar. İçeride konsolidasyon için böyle dediğini ileri sürüyorlar. İsrail’in hedefinde Türkiye’nin olamayacağını, iki ülkenin savaşa girmeyeceğini belirtiyorlar.

Böyle düşünenler, iddialarını güçlendirmek için konuyu doğrudan savaş literatürüne çekip birtakım gerekçeler sıralıyorlar. Aslında söylediklerinin içinin boş olduğunu kendileri de biliyor. İsrail’in hedefinde Türkiye’nin olmayacağını söyleyenler, “analiz” değil “açıklama” yapıyorlar. Bir öngörüde bulunmuyorlar. Pozisyonlarının gereğini yerine getiriyorlar. Çünkü hizalandıkları yer böyle konuşmalarını icap ettiriyor. Sadece 7 Ekim’den bu yana, İsrail savaş şebekesinin açıklamalarına bakıldığında Türkiye’nin hedefe koyulduğu kolayca görülür. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasında “vaat edilmiş topraklar hezeyanı“, “dini fanatizm” göndermesi bu çevrelerin açıklamalarına bir referanstır.

İsrail’in Türkiye ile savaşmayacağını söyleyenler, Lübnan ya da Suriye’ye de olduğu gibi “doğrudan” saldırmayacağı argümanını ileri sürüyorlar. Bunu söyleyince de çok önemli bir analiz yaptıklarını zannediyorlar. Türkiye’nin İsrail’in hedefinde olduğunu belirtmek, “İsrail daha güçlüdür dolayısıyla, bugünden yarına doğrudan işgal planı var” demek değildir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söz konusu konuşmasının tamamını anlayarak dinleseler ya da okusalar itiraz ettikleri hususların, orada açıkça cevabı vardı. Erdoğan’ın aynı konuşmasında, “İsrail’in, Filistin ve Lübnan’daki saldırılarını çok yakından takip ederken, Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde, bölücü örgütü maşa olarak kullanmak suretiyle, nasıl birer küçük uydu yapı kurmak istediğini de çok net görüyoruz” uyarısını sıradan bir açıklama olarak görmemek gerekir.

Bugüne kadar, PKK ve PYD’yi büyütenler, FETÖ’yü destekleyenler kimlerdi? Sınırlarımızın yanı başında otonom bir terör devletinin kurulması için İsrail’in PYD/PKK terör örgütüne yardımları ne anlama geliyordu? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “one minute” çıkışından itibaren, Türkiye’yi içeriden çökertmeye, kurumlarını çalışmaz hale getirmeye, kimlik grupları arasında çatışma çıkarmaya, ülkenin bölünmesi için sözde özerklik ilanı denemesine, darbe ve işgal girişimlerine kimler destek verdi? Bunlar, Türkiye’nin hedef haline getirilmesi değil miydi? Bütün bu süreçlerin “one minute” çıkışından sonra yaşanması da mı bir şey söylemiyor?

Gezi Parkı eylemleri, MİT TIR’ları kumpası, 17-25 Aralık FETÖ’cü yargı ve emniyet darbe girişimi, 6-7 Ekim olayları, çözüm sürecini bitiren hendek ve çukur terörü ve en nihayetinde 15 Temmuz FETÖ’cü darbe ve işgal girişimini kimler destekledi? Arkasında kimler vardı? Bunlar hiç yaşanmamış olsa, Erdoğan’ın bu açıklamalarına itiraz edenlerin söylediklerine en azından dikkat kesilebilirdik. Farklı bir bakış açısı diyerek önemseyebilirdik. Ancak söz konusu organize saldırılar yakın dönemde oldu, ne yaşandığını çok iyi biliyoruz.

Dolayısıyla, Türkiye’nin hedefte olmasından neyi anlamamız gerektiği gayet açık. Türkiye’nin teyakkuzda olması anlaşılabilir bir durum. Sınırımızın öte tarafında yaşananlar malum. Ortadoğu’da jeopolitik ve güvenlik dengelerini değiştirecek, uzun dönemli etkileri olacak savaş ve derinleşen kriz devam ediyor. Arap ayaklanmaları pek çok dengeyi sarsmıştı. Ortadoğu’da son on yıllık dönemde oluşan kısmı yeni statüko da yeniden sarsıldı. Sonuçları beklenenden daha yıkıcı olabilir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.