enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
8,3676
EURO
10,2344
ALTIN
502,30
BIST
1.460
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
24°C
Cuma Gök Gürültülü
20°C
Cumartesi Gök Gürültülü
22°C
Pazar Az Bulutlu
24°C

Türkiye-Çin İlişkileri: Fırsatlar ve Engeller

Türkiye-Çin İlişkileri: Fırsatlar ve Engeller
REKLAM ALANI
16.04.2021
0
A+
A-

UHA HABER / Çin, yakın dönemde dünya ekonomisinin lider ülkelerinden biri haline gelmiştir. Çin’in yükselişinin en önemli göstergelerinden biri Kuşak-Yol Girişimi’dir. Bu girişimle Pekin yönetimi, çok geniş bir coğrafyada farklı bölgeler arasında siyasal ve ekonomik işbirliği ağları kurmaktadır.

Dr. Öğr. Üyesi Emre OZAN & ANKASAM Türk Dış Politikası ve Uluslararası Güvenlik Danışmanı

Bu işbirliği ağlarında Türkiye de çok önemli bir jeostratejik ve jeoekonomik konumda yer almaktadır. Kuşak-Yol Girişimi’nin başarılı şekilde hayata geçirilmesinde ve etkinliğinin sağlanmasında Türkiye kritik bir konumdadır. Benzer şekilde Çin’in ekonomik yükselişi ve Kuşak-Yol Girişimi kapsamında yaptığı yatırımlar, Türkiye için çok önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu bağlamda Türkiye-Çin ilişkileri önemli bir gelişim potansiyeline sahiptir.

İlişkilerde ekonomik çıkarlar ön plandadır. Ortadoğu, Kafkasya, Karadeniz, Boğazlar, Akdeniz, Avrupa ve Kuzey Afrika gibi bölgelere yönelik hem kara hem de deniz ulaşımında geçiş yolu sunması bakımından Türkiye’nin Kuşak-Yol Girişimi kapsamında önemli yatırımları kendisine çekmesi mümkündür. Nitekim Türkiye’deki birçok ulaşım altyapı yatırımlarında Çinli şirketler yer almaktadır. Fakat ilişkilerde siyaset ve güvenlik boyutları da önem taşımaktadır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki Türkiye, çok sayıda bölgenin kesiştiği bir coğrafyada yer alıyor olsa da bu coğrafyaların büyük bölümü siyasal istikrarsızlıklara sahne olmakta ve güvenlik sorunları içermektedir. Özellikle Ortadoğu’da uzun süredir devam eden belirsizlikler, Kuşak-Yol Girişimi için riskler yaratmakta ve Türkiye’nin kazanımlarını tehlikeye atmaktadır. Bu noktada Türkiye’nin kendi bölgesindeki güvenliğin sağlanmasında yapacağı katkılar, Çin için de çok değerlidir. Türkiye’nin aktif bir bölgesel güç olarak izleyeceği yapıcı politikalar, Çin’in Kuşak-Yol Girişimi bağlamında yaptığı ekonomik yatırımların güvenliğine katkı sağlayacaktır.

Diğer yandan bölgesel sorunların çözümünde Türkiye ile Çin arasında işbirliği potansiyeli de bulunmaktadır. Karşılaştığı bölgesel güvenlik sorunları karşısında Batılı müttefikleriyle anlaşmazlıklar yaşayan ve onların desteğini almakta zorlanan Türkiye için Çin’le kuracağı stratejik ilişki, Türk dış politikasındaki hareket alanını genişletecektir. Fakat Çin, Ortadoğu’daki yerel sorunlara aktif bir şekilde müdahil olmaktan kaçınan bir dış politika stratejisi izlemektedir. Dolayısıyla kısa vadede Ankara-Pekin işbirliğinin Türkiye’nin güvenlik sorunlarına somut katkılarını beklemek gerçekçi değildir. Bu katkı daha çok siyasal diyalog düzeyinde kalmakta ve sembolik bir önem taşımaktadır.

Çin’in Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın birçok yerindeki yerel ve bölgesel sorunlar karşısında pragmatik bir politika izlediği de bilinmektedir. Bu pragmatizm Türkiye’yi de etkilemektedir. Örneğin Doğu Akdeniz’de enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda yaşanan sorunlar karşısında, Pekin yönetimi tarafsız kalmayı tercih etmektedir. Çin, Türkiye’deki yatırımlarını sürdürdüğü gibi, Doğu Akdeniz’deki birçok inşaat projesine ve liman operasyonuna da Çinli firmalar dahil olmaktadır. Bu yatırımlar, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ihtilaf yaşadığı Yunanistan, İsrail ve Mısır gibi ülkelere de yönelmektedir.

Çin, Türkiye’nin yakın çevresindeki diğer bölgesel sorunlarda da pragmatik hareket etmekte, ekonomik çıkarlarına öncelik vermektedir. Dolayısıyla Çin, Türkiye için güçlü bir stratejik dayanak olmaktan henüz uzaktır. Ancak son yıllarda Türkiye’nin Batı’yla yaşadığı sorunların artması, Çin’i her şeye rağmen önemli bir ortağa dönüştürmektedir. Türkiye, çok boyutlu bir dış politika arayışındadır ve uluslararası toplumda farklı aktörlerin desteğine önem vermektedir.

Geçmişte ABD’yle ittifakında yaşadığı sorunlar karşısında Rusya’yla yakınlaşarak denge arayan Türkiye, bu stratejisini bugün de sürdürmektedir. Fakat sadece ABD ile Rusya arasında sıkışan bir denge stratejisi yerine, çeşitlendirilmiş bir dış politika arayışı son yıllarda belirginleşmiştir. Bu bağlamda başlatılan Yeniden Asya Girişimi’nin altını çizmek gerekmektedir. Türkiye’nin ilk kez 2019 yılında duyurduğu bu girişimde, Çin’in çok özel bir yeri bulunmaktadır. Hem ekonomik hedeflerin karşılanmasında hem de dış politikada yeni açılımların hayata geçirilmesinde söz konusu girişim, Türkiye için yeni kapılar açma ve hareket alanını genişletme fırsatı yaratmaktadır.

Bununla birlikte Ankara’nın dış politikada çok taraflılık arayışı bazı zorluklarla karşı karşıyadır. Bu zorlukların başında Washington yönetiminin Pekin’le olan ekonomik, siyasal ve stratejik rekabetinin ABD’nin öncelikli konularından birine dönüşmesi gelmektedir. Trump döneminde ABD-Çin ilişkileri, özellikle de dış ticaret alanında önemli sorunlara sahne olmuştur. Biden yönetimi de Çin’in yükselişini en temel dış politika sorunu olarak görmektedir. ABD-Çin rekabetinin önümüzdeki yıllarda artacağına yönelik işaretler vardır. Bu da Türkiye’nin hareket yeteneğini kısıtlayan sonuçlar doğurabilir.

ABD, Çin’le girdiği stratejik rekabette müttefiklerinden daha fazla destek talep etmektedir. Bu talep, Türkiye’nin de Çin’e karşı ABD’yle birlikte hareket etmesi yönünde bir baskıya dönüşebilir. Washington, bu yönde bir baskıyı Avrupalı müttefiklerine de yöneltmektedir. Fakat birçok Avrupa ülkesi, Çin’i bir tehdit olarak görmediği gibi, Kuşak-Yol Girişimi kapsamında Çin’le ekonomik ve ticari işbirliği yapmaktadır.

ABD’nin kutuplaştırıcı politikası nedeniyle Türkiye’nin çok taraflı ve dengeli dış politika arayışı daha da önem kazanmaktadır. Çin’le ilişkilerini geliştirmek isteyen Türkiye, bu konuda Avrupa ülkeleriyle birlikte hareket ederek kendisine alan açmayı tercih edecektir. Avrupa’yla ilişkilerini geliştiren Türkiye, ABD’nin baskısını daha etkin şekilde karşılayabilecek ve Çin ile Avrupa arasındaki ticaret güzergahında taşıdığı önemini artıracaktır.

Görüldüğü üzere, Türkiye-Çin ilişkileri hem çok değerli bir gelişim potansiyeli taşımakta hem de çok ciddi engellerle karşılaşmaktadır. Türkiye’nin hem ekonomik ihtiyaçlarını hem dış politika çıkarlarını gözeterek hassas bir diplomasi yürüteceği ifade edilebilir.

***

Neden https://www.uhahaberajansi.com/?

Bağımsız bir haber ajansı olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir ajans gazeteciliğini hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün  https://www.uhahaberajansi.com/’a Abone Ol.

https://www.uhahaberajansi.com/; seninle güçlü, seninle özgür!

[UHA Haber Ajansı, 16 Nisan 2021]

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.