TBMM Başkanlı Kurtulmuş, “Soykırımın durdurulması için maalesef bir şey yapılamıyor”
* Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, “Soykırımın durdurulması için maalesef bir şey yapılamıyor” dedi.
Öne çıkan konu başlıkları:
-“Soykırımın durdurulması için maalesef bir şey yapılamıyor”
-“Net bir yol haritası şeklinde henüz ortaya konulmadı”
-“Dünyada demokratik standartların daha fazla yükseltilmesi gerekir”
İşte detayı!…
UHA / İnternational News Agency
ANKARA (TBMM), 25 ŞUBAT 2026 – Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, şunları söyledi:
Uluslararası sistemin alarm zillerinin çalmasını sürdüren bir önemli gelişme de bir barış grubu kurulmuş olmasına rağmen hala Gazze’deki insanlık dışı durumun maalesef çözülememiş olmasıdır. Her ne kadar kağıt üzerinde Refah Sınır Kapısı açık olsa, karşılıklı giriş çıkışlar açık görünse de fiilen açık değildir. Hala yardım konvoylarının girmesiyle ilgili fevkalade büyük tehditler, fevkalade büyük kısıtlamalar vardır. Bizler buralarda rahat iftar sofralarımızda bulunurken, Gazze halkı çektiği acılara devam ediyor; yarısı suyla dolu çadırlarında bulabildikleri iki lokma rızıkla oruçlarını açmaya gayret ediyor. Hala sadece Gazze’de değil Batı Şeria’nın hemen hemen bütün bölgelerinde İsrailli yerleşimciler, İsrailli gasbediciler Filistinlilere zulümlerine devam ediyor. Bütün dünya da bunu seyrediyor, bir şey yapılamıyor.
“Soykırımın durdurulması için maalesef bir şey yapılamıyor”
Bu kadar yıl sürmüş olmasına rağmen bu zulmün, bu soykırımın durdurulması için maalesef bir şey yapılamıyor. Bunun için Türkiye’nin işinin kat kat zor olduğunu görüyoruz. İlkeli duruşumuzu asla bozmadan, bütün bölgede barışı, istikrarı sağlayacak tezlerimizi dile getirmek, içeride de kendi ayaklarımızın üstünde güçlü durmayı temin etmektir. Bunun için gayret sarf ediyoruz. Hepimizin gayret sarf etmesi lazım.
Komisyon çalışmaları çerçevesinde de basınımızın kahir ekseriyetinin vermiş olduğu olumlu destek dolayısıyla teşekkür ediyorum. Bundan sonra da sizlerin desteklerinize büyük ihtiyaç var. Çünkü başlangıçta hemen hemen büyük bir kitlede temkinli bir iyimserlik söz konusuydu, bazı soru işaretleri vardı, bazı ihtiyati yaklaşımlar söz konusuydu. Bunlar zaman içerisinde çözülerek yol alındı ve son gelinen noktada da ilk başta dile getirilen bütün bu endişelerin hiçbirisinin geçerli olmadığı ortaya çıkmış oldu. Basın da burada büyük oranda sürece pozitif katkı sundu. Sizlere de sizler aracılığıyla kurumlarınıza da çok teşekkür ediyorum. Bundan sonraki süreçte de inşallah daha iyi bir şekilde bu süreci sürdürürüz.
“Net bir yol haritası şeklinde henüz ortaya konulmadı”
İlk sefer belki bu kadar zor bir konu, komisyona havale edildi ve ilk adımında komisyon raporu hazırlandı, başarılı bir sonuç elde edildi. Buradaki tavsiyeler, belki belli bir süre içerisinde gerçekleşecek tavsiyeler. Bunların bir öncelik sıralaması yapılır. Bunları yapacak olan da yine partilerdir. Partiler bir araya gelir. Gönlümüz arzu eder ki bu komisyonun altına nasıl milletvekillerinin tamamına yakını imza attıysa, çıkarılacak olan yasa tekliflerine de bütün partiler imza atarak müşterek bir yasa teklifi şeklinde olsun. Bunları temenni olarak konuştuk ama nasıl olacağı, nasıl şekilleneceği net bir yol haritası şeklinde henüz ortaya konulmadı.
“Dünyada demokratik standartların daha fazla yükseltilmesi gerekir”
Demokrasiye fazla ihtiyaç olmadığı, artık güçlü olanların sistemi yöneteceği şeklinde bir algı yayılmaya çalışılıyor. Ben bunun tam tersi kanaatteyim. Bu kadar çok farklılıkları, bu kadar çok zorlukları yönetebilmek için dünyada demokratik standartların daha fazla yükseltilmesi gerekir. Bunun için de halkın sözünün daha kuvvetli olduğu, daha güçlü olduğu mekanizmalar geliştirilmelidir. Zaten bu anlamda da parlamentoların görevinin daha da sıkı olacağı, daha da güçlü olacağı aşikardır.
Esas mesele, güç dengeleri meselesi. 1991 sonrası Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte Vestfalya sistemi tarihe geçti. 1991’den sonra kurulan sistem, Sovyetlerin çökmesiyle birlikte kurulan sistem, Amerikan hegemonyası, kanaatimce o da geride kaldı. Bakmayın bu kadar yüksek sözle konuştuklarına. Şimdi yeni bir sistem arayışı içerisinde bütün dünya. Zaten bu kadar üst perdeden tartışmaların olması, bu kadar kural dışı sözlerin ortaya konulmasının sebeplerinden birisi de bu.
Dünyada birden fazla güç merkezi ve öyle geçmiş dönemlerle kıyasladığınızda da çok daha güçlenmiş olan merkezler var. Örneğin Çin, Hindistan, bütün savaş dolayısıyla gücü kırılmış görülse de Rusya, Türkiye’nin de merkezinde olduğu bu coğrafya, Afrika’da bazı ülkeler. Dolayısıyla herhangi bir bölgenin, herhangi bir kıtanın tek başına yönetebileceği bir dünyanın olmadığı kanaatindeyim. Çok zor… Büyük güç değişimlerinde büyük harpler, darpler oluyor. Demokrasi ve demokrasi karşıtlığı arasındaki bir başka paralellik de şudur. Bir akıl bütün bu gerilimleri savaşsız çözmeye çalışıyor. Bir akıl da hazır buraya kadar geldi, savaşla çözelim, elimizde ne kalırsa, hatta aramızda bazı yerleri paylaşalım eski dönemlerde olduğu gibi, bir bölüşüm siyasetti olsun. Benim kanaatim esas bunun üzerinde demokrasi ve otokrasi üzerinde bir çatışma, önümüzdeki dönemin belirleyicisi olacaktır. Bizim de hele hele bugünkü dünya sistemi içerisinde güçlü demokrasileri savunmaktan başka bir şansımız yoktur.