ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

Rapor: Cumhuriyet’in Yeni Yüzyılına Yeni Anayasa

Rapor: Cumhuriyet’in Yeni Yüzyılına Yeni Anayasa
21 Ekim 2023
23
A+
A-

Ankara Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak Anayasa Hukuku, Siyasi Partiler Hukuku ve Anayasa Yargısı derslerini veren ve SETA Ankara bünyesinde yeni anayasa, hükümet sistemleri, yargı ve insan hakları alanlarında çalışmaları bulunan Cem Duran UZUN, “Cumhuriyet’in Yeni Yüzyılına Yeni Anayasa” konusunda bir rapor hazırladı.

* Raporda öncelikle, Türkiye’nin anayasa tecrübesi ve anayasal vesayetle mücadele süreci aktarıldıktan sonra hayata geçirilen on dokuz Anayasa değişikliğine rağmen neden halen yeni bir anayasa ihtiyacı olduğu ele alınıyor.

* Sonrasında ise demokratik katılıma dayanan modern yeni anayasa yapma yönteminin nasıl uygulanabileceği Türkiye’nin geçmiş tecrübeleri ile birlikte inceleniyor.

UHA / İnternational News Agency

SETA – Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’ndan Boğazliyan Ticaret BorsasiAraştırmacısı Cem Duran Uzun, hazırlanan raporla ilgili olarak, “Bu raporda Türkiye’nin gündeminden uzun yıllardır düşmeyen ve 14 Mayıs seçimleri sonrasında yeniden gündemin önemli bir başlığı haline gelen yeni anayasa konusu ele alınmaktadır. Türkiye hiç de hafife alınmayacak uzun bir anayasa tecrübesine sahiptir. Ancak son iki anayasası askeri darbelerden sonra, gerçek bir toplumsal katılım ve müzakere olmaksızın darbecilerin öncelikleri doğrultusunda hazırlanmıştır. Bu nedenle son otuz yıldır sürekli anayasa değişiklikleri yapılmış ve yeni anayasa arayışları olmuştur. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında sivil, özgürlükçü ve demokratik bir anayasaya kavuşmak hem siyasetin hem de toplumun talebi haline gelmiştir. Raporda öncelikle Türkiye’nin anayasa tecrübesi ve anayasal vesayetle mücadele süreci aktarıldıktan sonra hayata geçirilen on dokuz Anayasa değişikliğine rağmen neden halen yeni bir anayasa ihtiyacı olduğu ele alınmıştır. Sonrasında ise demokratik katılıma dayanan modern yeni anayasa yapma yönteminin nasıl uygulanabileceği Türkiye’nin geçmiş tecrübeleri ile birlikte incelenmiştir” dedi.

Türkiye’de anayasa tartışmalarının daima siyasetin ve kamuoyunun en önemli gündem maddelerinden birisi olduğuna dikkat çeken Uzun, 1982 Anayasası kabul edilişinden kısa süre sonra anayasa değişiklikleri ve yeni anayasa talepleri ile karşılaşıldığını ve son yirmi yıllık dönem de anayasal reformlar ve yeni anayasanın gündemden hiç düşmediği yıllar olduğunun altını çizdi.

“Bu dönemde yeni anayasa önerileri, anayasa değişiklikleri, halk oylamaları ve anayasa uzlaşma komisyonları kamuoyunu en çok meşgul eden konular haline gelmiştir” diyen Cem Duran Uzun, “1987-2017 arasında TBMM yirmi üç anayasa değişikliğini kabul etmiş ve bunlardan on dokuzu yürürlüğe girerek yasalaşmıştır” dedi.

“Son yüzyılda yapılan dört anayasa ve çok sayıda anayasa değişikliği göz önünde bulundurulduğunda Türkiye’de bir anayasal istikrar sorunu olduğunu söyleyebiliriz” diyen SETA Araştırmacısı Uzun, şunları söyledi:

“Anayasanın düzenlediği devletin temel nitelikleri, temel organların kuruluşu, görev ve yetkileri, temel haklar ve özgürlükler konusunda bir toplumsal sözleşme tesis edilememiştir. Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan bu anayasal istikrarsızlığın en önemli sebebi ise toplumsal tartışma ve uzlaşmaya dayanan –gerek hazırlanışı gerekse içeriği itibarıyla– demokratik ve sivil bir anayasanın yapılamamış olmasıdır. Demokratik işleyişin neredeyse on yıllık periyotlarla askeri müdahalelere maruz kalması ve bu müdahaleler sonrası askeri vesayete dayalı dönüşümler anayasal istikrarı engellemiştir”.

İstiklal Savaşı koşullarında hazırlanan kısa bir anayasa olan 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun, Cumhuriyet’in ilanından sonra yerini, temel niteliklere sahip bir anayasa olan 1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’na bıraktığına vurgu yapan Cem Duran Uzun, 1961 ve 1982 anayasalarının ise askeri darbeler sonrasında darbeyi yapanların öncelikleri doğrultusunda hazırlanmış ve uzun süre devam edecek anayasal vesayet araçlarıyla donatıldığını ve bu vesayet araçlarının her müdahale sonrasında çoğaldığını ve güçlendiğini belirtti.

Araştırmacı Uzun, İstikrarlı ve demokratik bir anayasal düzenin engellerinden en önemlisinin de bu vesayet olduğunu hatırlatarak, 1982 Anayasası’nın demokratik katılım ve çoğulculuğu sınırlandıran hükümlerinin 1990’larda Avrupa Birliği’ne (AB) uyum sürecinin de etkisiyle değişmeye başladığını, sonraki dönemde hızlanan bu değişimin 2007 cumhurbaşkanı seçimindeki 367 krizi ve e-muhtıra ile kesilmeye çalışılsa da 2007 erken seçimlerinde halkın verdiği tepki ile yeni anayasanın gündeme geldiğini aktardı.

“Bu dönemde 2007, 2008, 2010 ve 2017 yıllarında üçü halk oylaması ile yasalaşmış dört önemli anayasa değişikliği yapılmıştır” diyen SETA Araştırmacısı Cem Duran Uzun, şöyle devam etti:

“Bu değişiklikler anayasal vesayeti önemli oranda geriletmiş ancak yeni bir anayasa yapma imkanı doğmamıştır. 12 Eylül rejiminin etkilerinin azalmasıyla 1990’larda yeni anayasa arayışları başlamış, taslaklar ve raporlar gündeme gelmiştir. 2007 seçimleri sonrası AK Parti’nin bir grup anayasa hukukçusuna hazırlattığı anayasa taslağı, AK Parti hakkında açılan kapatma davası sebebiyle yeterince tartışılamamış ve gündemden düşmüştür. Buna karşılık 2011 seçimleri sonrasında oluşan TBMM, yüksek temsil kabiliyeti ve Meclise giren partilerin vaatleri itibarıyla yeni anayasa konusundaki en ciddi girişime ev sahipliği yapmıştır. Seçim sonrasında kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu tüm beklenti ve uğraşılara rağmen yeni bir anayasa hazırlamakta başarısız olarak dağılmıştır. 2015 seçimleri sonrasında yeniden canlandırılmaya çalışılan süreç daha başında komisyonun dağılması ile sona ermiştir”.

“Yeni anayasa hazırlanması yolundaki girişimler başarısız olsa da Türkiye’nin halen yeni bir anayasa ihtiyacının olduğunu ve önümüzdeki dönemde bu tartışmanın devam edeceğini söylemek yanlış olmayacaktır” diyen Cem Duran Uzun, “Nitekim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti, 14 Mayıs 2023 cumhurbaşkanı seçimi öncesi başlattığı yeni anayasa çağrılarını seçimden sonra da ısrarlı bir şekilde sürdürmektedir. TBMM’nin Ekim başında açılması ile bu konudaki girişimlerin somut hale geleceği görülmektedir” dedi.

SETA – Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Araştırmacısı Cem Duran Uzun, “Cumhuriyet’in Yeni Yüzyılına Yeni Anayasa” başlıklı raporla ilgili sözlerini şöyle tamamladı:

“Askeri bir darbenin ürünü olan ve halen o dönemin izlerini taşıyan 1982 Anayasası Türkiye’nin 21. yüzyılda ihtiyacı olan toplumsal sözleşmeyi tesis edemeyecektir. Ayrıca bütün siyasi partiler ve toplumsal kesimler –içeriğinde uzlaşamasalar dahi– yeni bir sivil anayasa ihtiyacını kabul etmektedir. Bu nedenlerle yeni anayasa konusunun çeşitli şekillerde daima gündemde olacağını söylemek yanlış olmayacaktır.”

***

Yazar hakkında

CEM DURAN UZUN
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisans, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku
Bölümü’nde yüksek lisans ve doktora eğitimlerini tamamladı. Doktora tez çalışması “Anayasa Hukuku Açısından Siyasi Partilerin Finansmanı” başlığıyla yayımlandı. 2006-2007 arasında University of North Carolina at Charlotte’ta (UNCC) bir yıl süreyle misafir araştırmacı olarak bulundu. Uzun yıllar Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde araştırma görevlisi ve öğretim üyesi olarak çalıştı. Halen Ankara Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak Anayasa Hukuku, Siyasi Partiler Hukuku ve Anayasa Yargısı derslerini vermektedir. SETA Ankara bünyesinde yeni anayasa, hükümet sistemleri, yargı ve insan hakları alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Ayrıca bu konularda çok sayıda Türkçe ve İngilizce kitap, makale, rapor ve analiz kaleme almıştır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.