enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
12:25 Türkiye Uzay Ajansı (TUA) ile SAHA İstanbul’un eş ev sahipliğindeki 77. Uluslararası Uzay Kongresi Antalya’da başladı
09:45 Dünya Dönüyor!
09:26 Türkiye’nin ihracatı eylülde yüzde 15,4 artarak 26 milyar dolar oldu
09:01 KGK Londra’da dostluk rüzgârı estirdi!..Türk ve İngiliz gazeteciler Londra’da buluştu
00:59 Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, “Turizmi yılın tamamına ve Türkiye’nin farklı bölgelerine yayma hedefimiz var””
00:55 Günümüzde dünyada yaklaşık 735 milyon insan açlıkla karşı karşıya…Her gün 1 milyardan fazla öğün gıda israf ediliyor.
00:54 Almanların en büyük korkusu: Hayat pahalılığı
00:52 Bilim insanları kolon kanserinin yayılmasını sağlayan mekanizmayı ortaya çıkardı…
00:46 Alman istihbarat örgütünün başkan yardımcısına ait kişisel iletişim bilgileri internete sızdırıldı
00:43 (TEKNOFEST), Şanlıurfa GAP Havalimanı’nda düzenlenen kapanış töreninin ardından sona erdi…
00:38 Otonom uçuş özellikli TOGAN-Mini İHA 2027’de sahalarda görünecek
00:35 Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ) 22 Eylül’de başlayan yüzde 25 indirim kampanyasının başvuruları devam ediyor.
00:33 Bir Yıl Daha Kalmak Ne Zaman Kariyerin En Pahalı Kararı Olur?
00:30 TBMM salı günü çalışmalarına başlayacak Genel Kurulun ilk gündem maddesi Türk Kızılay Kanunu olacak…
00:24 Alman Birliği günü: Cumhurbaşkanı Steinmeier’den “Ülkede iç birliği tehdit altında” uyarısı
00:16 Kocaeli (UHA) Bürosu: Otomotiv endüstrisi, eylülde 3 milyar 940 milyon dolarla en fazla ihracata imza atan sektör olarak kayıtlara geçti.
00:15 Azerbaycan, Türkiye ve Özbekistan’dan ortak askeri tatbikat
00:15 Trump, İran meselesi çözüldüğünde petrol fiyatlarının “eski seviyesine düşeceğini” söyledi…
00:12 Doğada hayatta kalma becerileri ruh sağlığına nasıl katkı sağlıyor?
00:11 Gazeteci-Yazar İbrahim Tığlı: Etiyopya Yeniden İç Savaşa mı Sürükleniyor?
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Orta Asya’nın yükselen stratejik önemi ve Türkiye

Orta Asya’nın yükselen stratejik önemi ve Türkiye
24 Kasım 2025
79
A+
A-

* Türkiye ve Orta Asya ilişkileri, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte tamamen yeni bir aşamaya girmiştir. Sovyet döneminin kapalı politikaları ve dönemin jeopolitik koşulları nedeniyle Türkiye ile bölge ülkeleri arasındaki temas uzun yıllar boyunca sınırlı kalmıştır.

–İlaha KHANTAMIROVA-

UHA / İnternational News Agency

Photo of Ilaha KhantamirovaANKARA, 24 KASIM 2025 – Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) konuk araştırmacılarından, Azerbaycan Tarihi, Güney Kafkasya, Rusya Türkleri, Rusya Tarihi konularında uzman, araştırmacı İlaha KHANTAMIROVA, AVİM için kaleme aldığı “Orta Asya’nın yükselen stratejik önemi ve Türkiye” başlıklı yazısını UHA / İnternational News Agency’na değerlendirdi.

İlaha KHANTAMIROVA, Türkiye ve Orta Asya ilişkilerinin, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte tamamen yeni bir aşamaya girdiğini, Sovyet döneminin kapalı politikaları ve dönemin jeopolitik koşulları nedeniyle Türkiye ile bölge ülkeleri arasındaki temasın uzun yıllar boyunca sınırlı kaldığına dikkat çekti.

Reklam

KHANTAMIROVA, 1991 sonrasında ilişkilerin yeniden canlanmış olsa da bağımsızlığın verdiği heyecan ve uzun süre bastırılmış dil, din ve kültürel kimlik unsurlarının yeniden öne çıkmasının, ilk yıllarda gerçekçi olmayan beklentilerin oluşmasına yol açtığını ve zamanla bu duygusal atmosfer yerini daha rasyonel ve karşılıklı çıkarlara dayalı bir ilişki anlayışına bıraktığını ifade etti.

Orta Asya Cumhuriyetleri’nin Türkiye tarafından hızla tanınması ve karşılıklı olarak büyükelçiliklerin faaliyete geçmesiyle ilişkilerin kurumsal bir çerçeveye oturduğunun altını çizen İlaha KHANTAMIROVA, şunları söyledi:

“1991-1993 yılları arasında Türkiye ile bölge ülkeleri arasında samimi ve yakın iş birliği ortamı oluşmuştur. Türkiye, söz konusu cumhuriyetlerin kalkınması amacıyla ekonomik, siyasi, askeri ve kültürel alanlarda çeşitli destek mekanizmaları geliştirmiş, aynı zamanda bu ülkelerin BM (Birleşmiş Milletler), IMF (Uluslararası Para Fonu) ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlarla entegrasyon süreçlerine aktif olarak katkı sunmuştur[1]. Bu dönemde Türkiye, Orta Asya’nın sosyalist sisteminden liberal ekonomiye geçiş sürecinde önemli bir model ülke olarak görülmüştür”.

Reklam

Türkiye ile Orta Asya ülkeleri arasındaki ilişkilerin, çeşitli iç ve dış faktörler nedeniyle farklı seyir izlediğini hatırlatan KHANTAMIROVA, “Kazakistan ve Kırgızistan ile daha yakın ve istikrarlı ilişkiler kurulurken, Türkmenistan’ın kapalı dış politika anlayışı ve Özbekistan’ın İslam Kerimov dönemindeki güvenlik odaklı yaklaşımı iş birliğini sınırlamıştır. Tacikistan ile ekonomik ve kültürel alanlarda bazı girişimler yapılmış olsa da ülkedeki iç savaş ilişkilerin derinleşmesini engellemiştir. Bu nedenle, ilişkiler ilk yıllarda hızla gelişmiş görünse de ilerleyen dönemde bölge ülkelerinin iç dinamikleri, Rusya’nın Sovyetler Birliği’nin yıkılmasına rağmen etkisini sürdürme çabası, AB ve ABD’nin politikaları ve Türkiye’nin iç gündemi sürecin yavaşlamasına yol açmıştır” dedi.

İlaha KHANTAMIROVA, günümüzde küresel güç dengelerinin yeniden şekillenirken, Orta Asya’nın jeopolitik öneminin giderek belirginleştiğini, Çin’in “Kuşak ve Yol” Girişimi kapsamında bölge üzerinden geçen kara ve demiryolu hatlarına yaptığı yatırımların, Orta Asya’yı Avrasya ticaretinin merkezlerinden biri hâline getirdiğini belirtti.

Bu durumun, Çin’in bölgedeki etkisini artırırken, Rusya ile kurduğu iş birliklerinin de dış aktörlerin bölgeye yönelik politikalarını etkilediğine vurgu yapan KHANTAMIROVA, “Bu çerçevede, ABD’nin Orta Asya’ya olan ilgisi son yıllarda yeniden artmıştır. Ayrıca, Orta Asya, savunma teknolojisi, temiz enerji ve ileri üretim süreçlerinin temellerini oluşturan kritik minerallere sahiptir. Çin’in bu mineraller üzerindeki hakimiyeti, ABD’nin bölge ile iş birliği yapma girişimlerini önemli ölçüde motive etmektedir; C5+1 görüşmeleri de bu iş birliklerinin stratejik önemi açısından dikkat çekmekte” olduğunu dikkat çekti.

İlaha KHANTAMIROVA, yapılan görüşmeler, yatırımlar ve iş birliklerinin, ABD’nin Orta Asya’ya yaklaşımının, “kritik kaynakları” kullanma ve Kazakistan ile Kırgızistan gibi ülkelerle yüksek meblağlı yatırım sözleşmeleri yapma yönünde somutlaştığını gösterdiğini hatırlattı.

“Kazakistan’ın aynı zamanda, Abraham Anlaşmaları’na[2] katılması ise bölge ülkelerinin bu iş birliklerine ilgisini ortaya koymaktadır” diyen KHANTAMIROVA, “Bununla birlikte, Rusya ile ilişkilerini dengelemeye yönelik adımlar atan Orta Asya liderlerinin, Duşanbe görüşmeleri de dahil olmak üzere dengeli bir politika yürütme eğiliminde oldukları görülmektedir” dedi.

İlaha KHANTAMIROVA, şöyle devam etti:

“Orta Asya’nın jeopolitik ve stratejik öneminin artması, Türkiye ile olan ilişkilerini de yeniden gözden geçirmeyi gerekli kılmaktadır. TDT görüşmelerinde sık sık bir araya gelen ve iş birlikleri kuran Orta Asya ülkeleri, Türkiye ile ilişkilerini geliştirirken KKTC gibi hassas konularda tarafsızlıklarını korumakta ve AB ile olan ilişkilerini dikkate almaktadır. Bu bağlamda, Türkiye’nin bölgeye olan destekleri önemli olmakla birlikte, Orta Asya ülkelerinin kendi çıkarlarını ön planda tutarak daha dengeli bir politika izledikleri göz ardı edilmemelidir”.

Tüm bu gelişmelerin, Orta Asya’nın dış politikada çok yönlü ve temkinli bir çizgi benimsediğini açık biçimde ortaya koyduğunu işaret eden AVİM Yazarı KHANTAMIROVA, Bölge ülkelerin, Çin ve Rusya gibi geleneksel büyük aktörlerle ilişkilerini korurken ABD ve Avrupa ile ekonomik, teknolojik ve enerji temelli ortaklıklara yönelerek kendi manevra alanlarını genişletmeyi hedeflediğini kaydetti.

İlaha KHANTAMIROVA, bu çerçevede Türkiye’nin, tarihsel ve kültürel yakınlığı sayesinde Orta Asya için önemli bir partner olsa da bölge ülkeleri ilişkilerini tek bir eksende derinleştirmek yerine çok taraflı bir denge politikasına dayandırmayı tercih ettiğini ifade etti.

KHANTAMIROVA, “Dolayısıyla Türkiye’nin bölgedeki varlığını kalıcı hale getirmesi, yalnızca ortak kimlik ve kültürel bağlarla değil; somut ekonomik projeler, teknoloji yatırımları, lojistik hatlar ve uzun vadeli güven inşa eden iş birlikleriyle mümkün olacaktır. Önümüzdeki dönemde, rekabetin hızla arttığı bu jeopolitik ortamda Türkiye’nin atacağı adımlar, Orta Asya ile ilişkilerin yönünü belirleyen temel etkenlerden biri olmaya devam edecektir” dedi.

İlaha KHANTAMIROVA, AVİM için kaleme aldığı “Orta Asya’nın yükselen stratejik önemi ve Türkiye” başlıklı yazısını şöyle noktaladı:

“Ayrıca, birkaç gün önce Özbekistan’da yapılan Orta Asya Devlet Başkanları’nın 7. İstişare Toplantısı hem bölge içi dengeler hem de Türkiye ile ilişkiler açısından dikkat çekici bir gelişme oldu. 16 Kasım 2025’te gerçekleşen bu görüşmede Azerbaycan formata tam üye olarak kabul edildi ve 2026’da Tacikistan’da yapılacak toplantının “Orta Asya ve Azerbaycan Devlet Başkanları İstişare Toplantısı” adıyla yeni bir çerçevede düzenlenmesi kararlaştırıldı[3]. Ortak tarihsel ve kültürel bağlara sahip Azerbaycan’ın Orta Asya ülkeleriyle birleşmesinin kuşkusuz TDT’ye de yansımaları olabilecektir. Azerbaycan’ın birliğe dahil edilmesiyle formatın bölgesel sınırları aşması, Türkiye’nin de mevcut ekonomik, insani ve kültürel ilişkileri sayesinde ilerleyen dönemde bu yapıya katılabileceğine dair beklentileri güçlendiriyor. Böyle bir ihtimal, TDT’nın bölgedeki jeopolitik ağırlığını artırarak yeni bir denge arayışının kapısını aralayabilir.


[1] Orta Asya Türk Cumhuriyetleri Ve Türkiye İle İlişkiler, 14 Ekim 2025, https://media.setav.org/tr/dosya/2022/03/rapor-orta-asya-turk-cumhuriyetleri-ve-turkiye-ile-iliskiler.pdf

[2] Kazakistan, Abraham Anlaşmaları’na katıldığını resmen duyurdu, 17 Kasım 2025, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/kazakistan-abraham-anlasmalarina-katildigini-resmen-duyurdu/3737693

[3] Orta Asya Devlet Başkanları 7. İstişare Toplantısı Özbekistan’da yapıldı, 21 Kasım 2025, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/orta-asya-devlet-baskanlari-7-istisare-toplantisi-ozbekistanda-yapildi/3745133

***

Yazar hakkında

İlaha KHANTAMIROVA 2008 yılında Bakü Devlet Üniversitesi Tarih Bölümünden mezun olmuştur. 2012 yılında aynı üniversitede yüksek lisans derecesini almıştır. 2023 yılında Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Bölümünde “Azerbaycan Milli Basınında Rusya Türklerinin Siyasi ve Kültürel Birliği Meselesi (1905-1907)” başlıklı teziyle Doktor unvanını almıştır. Azerbaycan Tarihi, Güney Kafkasya, Rusya Türkleri, Rusya Tarihi konularında çalışmalarını sürdürmektedir. Mayıs 2025 tarihinden itibaren AVİM’de Misafir Araştırmacı olarak görev yapmaktadır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.