enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:11 Türkmenistan Lojistikte Vites Yükseltiyor
00:10 “28 Şubat: Vesayet, Darbe ve Milli İradenin İnşası” programı düzenlenecek
00:08 Rusya Yeni Türkiye Büyükelçisini Atadı “Sergey Verşinin”: Jeopolitik Portre Analizi
00:08 Çok kutuplu uluslararası sistem bağlamında Türk Dış Politikası’nda Güvenlik Anlayışının Dönüşümü
00:07 Türkiye’de her 10 yetişkinden yaklaşık yedisi obez veya fazla kilolu
00:07 6 soruda Afganistan-Pakistan krizi
00:05 Avrupa Haberleri / Litvanya Başbakanı’ndan Orban’a: ‘Ukrayna’yı suçlamak saçmalık’
00:03 Avrupa Haberleri / Rus petrolü tartışması büyüyor: Zelenskiy, Fico’yu Ukrayna’ya çağırdı
00:03 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği’nin (ASKON) Geleneksel İftar Programı’nda konuştu
00:02 Kruvaziyer fırtınası Türkiye’de esecek: Turizmde gizli patlama
00:02 Türk siyasi tarihinin “bin yıl sürecek” denilen 28 Şubat sürecinin failleri cezasız kalmadı
00:01 Türkiye ham çelikte, üretimini artırarak pozitif ayrışan ülkeler arasında yerini aldı…
00:01 MSÜ Hava Harp Okulu’nda uyuşturucu soruşturması: 3 sözleşmeli er tutuklandı
00:00 Meteoroloji’den 31 ile ‘sarı’ kodlu uyarı
11:34 Bakü’de tarihi buluşma: 1926 Türkoloji Kurultayı 100 yıl sonra anılıyor
09:27 Milli Eğitim Bakanlığı 903 sözleşmeli personel alacak
00:55 Hocalı Soykırımın 34. Yılı Anma Programı
00:54 Finansal Strateji Danışmanı Dilek HAKAN, “Zengezur Koridoru Türkiye İçin Hem Fırsat Hem de Risk”
00:44 ABTTF Başkanı: Yunanistan’da halkın büyük çoğunluğu demokratik kurumlara güven duymuyor
00:37 Milli Güvenlik Sorunu: Sanal Kumar ve Kalbine Sızan Sessiz Tehdit!
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Libya’da suçlu kim? İklim mi Daniel mi?

Libya’da suçlu kim? İklim mi Daniel mi?
23 Eylül 2023
11
A+
A-

Gazeteci yazar, çevirmen ve SABAH Gazetesi köşe yazarı Bercan TUTAR, “Libya’da suçlu kim? İklim mi Daniel mi?” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Yenil(en)me - BERCAN TUTARİşte yazar Bercan TUTAR’ın “Libya’da suçlu kim? İklim mi Daniel mi?” başlıklı yazısının detayları:

Gezegenimiz yanıyor, yıkılıyor, yarılıyor ve boğuluyor… Ne var ki çoğu bizim hatamız. Ancak bu gerçeği çarpıtan yeşil ideolojinin radikal militanları sosyo-kültürel, siyasi, ekonomik, ahlaki ve vicdani her tür felaketin günah keçisi olarak iklimi, doğayı ve küresel ısınmayı işaret ediyor. Global çaptaki manipülasyon ve dezenformasyonlarında sınır tanımıyorlar.

Bunun son örneği Libya… Daha şimdiden 6 bin cana mal olan ve hâlâ 10 bin kişinin kayıp olduğu sel felaketi evleri ve arabaları içindeki insanlarla birlikte bir çöp gibi sürükleyip denize döktü. Barajlar taştı, sokak ve caddeleriyle enkaza dönen şehirler tanınmaz hale geldi. Şimdi de denizden insan cesetleri fışkırıyor.

‘Daniel Kasırgası’ adı verilen sel faciası şiddet, kaos ve bölünmüşlüğün hâkim olduğu ülkeye ağır bir darbe daha indirdi. Yıllardır süren işgal ve iç savaşlar nedeniyle merkezi bir hükümetin olmayışı, ülkeyi doğal felaketlere karşı daha da savunmasız hale getirdi.

Batılı ve yerli sömürgeci zihniyetin eseri olan bu tablo için doğayı suçlamak, gerçekleri inkâr edip ideolojik körlüğe sığınmaktır. Emperyal güçler, BM kararlarıyla Afrika’nın en zengin ülkesi Libya’yı adeta enkaza dönüştürerek açlık, ölüm, şiddet ve kaosun yurdu haline getirdi.

Şimdi sanki bunu yapan kendisi ve bir damla petrol için ülkeyi kan gölüne çeviren Batı değilmiş gibi BM kalkmış sel felaketiyle ilgili “Libya henüz bir iklim stratejisi geliştirmemiş tek ülke” diyerek suçu yine kurbana kesiyor.

Sadece Libya’da değil, dünyanın hemen her ülkesinde meydana gelen benzer felaketlerde küresel emperyalist merkez ve onun borazanı BM, kendi suçlarını perdelemek için ya iklim kamuflajının arkasına sığınıyor ya da felç ettikleri ülkelerin siyasi ve kültürel yapılarını sorumlu ilan ediyor.

Libya’daki sel felaketinden önce de bu yaz Yunanistan’dan Hawaii’ye, Cezayir’den Kanada’ya kadar birçok ülkeyi kavuran orman yangınları ‘insanlığın kirletici felaketleri’ yerine ‘doğanın gazabı ve küresel iklimin cezası’ diye yansıtıldı. Emperyalist merkezin pazarladığı ve yeşil ideolojinin taşeronları tarafından savunulan bu manipülasyonlar her açıdan çağımızın en büyük, en yaygın ve en organize yalanıdır.

Özellikle 1990’lardan bu yana uluslararası kamuoyunu iklim değişikliğinin doğal afetleri tetiklediği ve daha da kötüleştirdiğine ikna etmek için küresel bir çaba sarf edildi. Doğrudur iklim değişikliği daha fazla sıcak hava dalgasına ve yağışta değişikliklere neden oluyor.

Fakat bir doğal felaket iki özellikle tanımlanır… İlki ölümler, ikincisi de yol açtığı sosyal, ekonomik ve kültürel maliyetler. Bu mercekten bakınca çevresel afetlerden kaynaklanan ölümler geçen yüzyıla göre büyük ölçüde azaldı. Örneğin Japonya ve ABD gibi ülkelerde afetlerden her yıl sadece birkaç yüz insan ölüyor. Zira kayıpların asıl nedeni insan hatasıdır. Alınmayan önlemler, çürük binalar, işlevsiz arazi yönetimleri, yetersiz altyapı ve çarpık kentleşmedir.

Afetlerden dolayı iklim değişikliğini veya kurban ülkeleri suçlamak sadece siyasi sınıfların menfaatlerine yarar. Böylece kendi hatalarını perdelerler. Batılı Danieller ile yerli taşeronlarının sabah akşam propagandasını yaptığı bu yenilenebilir dogmatik manipülasyonlar ancak ve ancak yönetici kesimin siyasi, finansal ve kültürel çıkar kasırgalarına hizmet eder. Dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Libya’da da gördüğümüz trajik tablo maalesef bundan ibaret.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.