enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
18,6365
EURO
19,5726
ALTIN
1.061,62
BIST
4.957,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
13°C
İstanbul
13°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Çok Bulutlu
14°C
Perşembe Az Bulutlu
15°C
Cuma Çok Bulutlu
16°C
Cumartesi Çok Bulutlu
17°C

Küresel Enflasyon Neden Yükseliyor?

Küresel Enflasyon Neden Yükseliyor?
25 Ekim 2021
0
A+
A-

ANKARA-UHA HABER / Son bir yılda dünya genelinde kahve yüzde 79, pamuk yüzde 65, şeker yüzde 46, buğday yüzde 43, mısır yüzde 42, arpa yüzde 35, tahıl yüzde 31, et yüzde 22 ve süt yüzde 13 artış göstererek global enflasyonu ciddi oranda etkiledi. Yaşanılan çip krizi ise araç fiyatlarını yukarıya taşıdı. Farklı sektörlerde birleşen belirsizlik, arz sorunu ve güvensizlik küresel enflasyonun temel bileşenleri olarak ortaya çıkıyor. Az gelişmiş ülkelerde aşırı…

Yurtta sulh, cihanda sulhDeniz İstikbal (@deniz_istikbal) | TwitterSETA bağımsız, tarafsız düşünce ve yayın kuruluşu Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’ndan Ekonomi Araştırmacı Deniz İSTİKBAL, ‘Küresel Enflasyon Neden Yükseliyor?’ konusunu (UHA) TÜRKUAZ Uluslararası Haber Ajansı‘ndan Ataner YÜCE’ye değerlendirdi.

Deniz İSTİKBAL, Küresel salgının dünyaya yayılmasıyla 100 milyondan fazla kişinin işini kayıp etmesine neden olduğunu belirterek, yoksulluk seviyesinin de son on yılın en yüksek seviyesine ulaştığına dikkat çekti.

“Dünya genelinde 150 milyon kişi aşırı yoksulluk seviyesinin altına düşerken devletler ekonomik ve fiziksel yardımları artırdı” diyen İSTİKBAL, “Hükümetler kaynaklarını pandemi sebebiyle farklı kesimlere aktarırken merkez bankaları da faiz oranlarını düşürerek piyasaya para enjekte ettiler. Amerika Merkez Bankası (FED) başta olmak üzere faiz oranları tarihi düşük seviyelere geldi ve krediye erişim kolaylaştı. Fakat kısıtlamalar nedeniyle uluslararası ticaret sekteye uğradı, dünya genelinde üretim düştü ve gerekli ürünlerin tedariki gecikti. Böylelikle temel ihtiyaç ürünlerinde fiyatlar ani artış gösterdi” dedi.

Deniz İSTİKBAL, bu süreçte farklı ülkelerin tarım ve sağlık gibi sektörlerde ihracata kısıtlamalar getirdiğini hatırlatarak, uluslararası kuruluşların iş birliğine vurgu yaparken farklı ülkelerin acil ihtiyaç duyulan malzemelere el koyduğunu, Küresel tedarik zincirindeki aksaklıkların ise enerji, emtia ve gıda fiyatlarını yükseltmeye başladığını söyledi.

İSTİKBAL, Hükümetlerin pandemi koşulları ve yüksek işsizlik nedeniyle yardımları azaltamazken merkez bankalarının da piyasaya para enjekte etmeyi sürdürdüklerini ifade ederek, oluşan küresel koşul ve kriz ortamının da dünyada enflasyon oranlarını tarihi yüksek seviyeye ulaştırdığının altını çizdi.

Üretim beklenen seviyede değil

“Salgın nedeniyle ortaya çıkan ekonomik karmaşa henüz bitmiş değil”  diye konuşan Deniz İSTİKBAL, “Bu nedenle Merkez Bankaları düşük faiz oranlarıyla ekonomileri desteklemek zorunda kalıyor. Üretimin pandemi kısıtlılıkları sebebiyle istenilen seviyede olmaması arz zincirini bozuyor ve fiyatların artmasına sebep oluyor” dedi.

Ekonomi Araştırmacı Deniz İSTİKBAL, Küresel üretimin önemli bileşenlerinden olan emtia ve enerji fiyatlarındaki ani dalgalanmalarda enflasyona olumsuz olarak yansıdığını hatırlatarak şunları söyledi:

“Örneğin elektrik üretiminde ciddi oranda kullanılan doğalgaz fiyatının son bir yılda yüzde 100’den fazla artması birçok ürünün fiyatını etkileyebilecek potansiyele sahip bir etmen. Gelişmiş olan ekonomilerde artan enflasyonun diğer ekonomileri daha da şiddetli etkilemesi bekleniyor. Özellikle küresel pandeminin ortaya çıkardığı kriz ortamı gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerin para birimlerinde ciddi oranda değer kaybına neden oldu. Değer kayıpları ulusal bazda birçok ülkede enflasyonu yukarıya taşıdı. Gelişmekte olan ülkelerde meydana gelen enflasyonun faiz oranlarında artışa neden olması ise uluslararası piyasalarda likiditenin azalması anlamına geliyor. Bu sürecin de gelişmekte ve az gelişmiş ülkelere para girişlerini kısıtlaması ve para birimlerinde değer kayıplarını sürdürmesi beklenebilir”.

Kuraklık da eklenince…

Küresel enflasyonu etkileyen önemli unsurlardan birinin de üretim arz zincirindeki bozulma olduğuna vurgu yapan İSTİKBAL, Çin, ABD, Japonya ve AB gibi aktörlerin pandemi nedeniyle üretimde istikrarı sağlayamamalarının arz zincirini ciddi oranda tahribata uğrattığını, bazı aktörlerin de acil ihtiyaç duyulan ürünlerde ihracatı yasaklamalarının fiyatları yukarıya taşıdığını belirtti.

Deniz İSTİKBAL, “Örneğin Birleşmiş Milletlerin (BM) gıda fiyat endeksi son bir senede yüzde 32’den fazla artış göstererek tarihi yüksek seviyeleri gördü. Salgına eşlik eden kuralık da tarım ürünlerinde üretimi ve verimi düşürerek fiyatların artmasına sebep oldu. Son bir yılda dünya genelinde kahve yüzde 79, pamuk yüzde 65, şeker yüzde 46, buğday yüzde 43, mısır yüzde 42, arpa yüzde 35, tahıl yüzde 31, et yüzde 22 ve süt yüzde 13 artış göstererek global enflasyona ciddi katkı sağladı. Yaşanılan çip krizi ise pandemi nedeniyle ciddi talep artışı yaşanan araç fiyatlarını yukarıya taşıdı. Üretim düşerken talebin artması ikinci el araç piyasasında da ciddi fiyat artışlarını beraberinde getirdi. ABD’de son bir yılda araç kiralama ücretinin yüzde 73 ve ikinci el otomotiv fiyatlarının yüzde 41’den fazla artması bu sürece örnek olarak verilebilir. Farklı sektörlerde birleşen belirsizlik, arz sorunu ve güvensizlik küresel enflasyonun temel bileşenleri olarak ortaya çıkıyor” diye aktardı.

Son 5 yılın, 1850’den itibaren dünyanın yaşadığı en sıcak dönem olarak kayıtlara geçtiğini açıklayan Araştırmacı İSTİKBAL, “Doğal afetlerin farklı bölgelerde daha yıkıcı hale geldiği geçtiğimiz sürece son iki yıldır da pandemi eşlik ediyor. Üretim ve arz zincirindeki bozulma iklim kriziyle birleşerek ihtiyaç duyulan ürünlerin tüketicilere ulaştırılmasını zorlaştırılıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Deniz İSTİKBAL, her yıl iklim değişikliği nedeniyle 12 milyon hektar tarım arazisi kayıp edilirken 1,5 milyar insanın da krizden etkilendiğini belirterek, İklim değişikliğinin yol açtığı yıllık ortalama 15 trilyon dolarlık kayıbın az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde daha fazla hissedildiğini, Kuraklık ve çölleşmenin getirmiş olduğu gıda üretim azalmasının telafisinin ise küresel politikalarla çözüme işaret ettiğinin altını çizdi.

Enflasyonun özellikle gıda fiyatlarında arttığı böylesine bir süreçte insani yardımlara olan ihtiyacın her geçen gün daha fazla öne çıktığını söyleyen İSTİKBAL, “Kendi ülkelerinde geçimlerini tedarik edemeyenler çareyi gelişmiş ülkelere göçte buluyor. Ancak gelişmiş ülkeler yeni göç dalgasına maruz kalırken ayrımcılık genel anlamda artış gösteriyor. İklim krizinin yol açtığı birçok soruna daha farklı örnekler vermek mümkündür. Fakat günümüzde dünya ekonomisinin maruz kaldığı enflasyonist baskı açısından iklim krizinin önemli bir konumu bulunmakta” olduğunu açıkladı.

Mücadele yöntemleri

Küresel pandemi nedeniyle düşen üretimin enflasyonu önemli derecede artırdığına değinen Deniz İSTİKBAL, şunları aktardı:

.”Sıcak geçen yıllarda üretim hasadında verimliliği düşürdü. Artan para arzıyla birleşen mevcut iki etmen fiyatları yukarıya taşıdı. Ayrıca hükümetlerin maddi yardımlara başvurması piyasadaki para arzının daha da artmasını sağladı. Dört yönlü hale gelen enflasyonist baskı küresel ekonomiyi etkisi altına alırken iklim krizi gün geçtikçe daha büyük bir tehdit halini aldı. Günümüzde yaşanılan ekonomik buhranı önemli derecede artıran iklim değişikliği gelecek yıllarda daha fazla öne çıkan ve küresel aksiyon alınmasını gerektirecek bir hale bürünüyor. Temiz su ihtiyacının hem tarım hem de normal yaşamdaki yeri göz önüne alındığında ise iklim krizinin insani bir buhrana dönüşmesi muhtemel görünüyor”.

“Brexit nedeniyle İngiltere’de benzin ve gıda sıraları, ABD’de artan fiyatlar sebebiyle kongrenin regülasyon girişimleri ve AB’de artan enerji fiyatları küresel arz zincirindeki bozulmaların temel göstergeleri arasında yer alıyor” açıklamasında bulunan Araştırmacı İSTİKBAL, “İngiltere’de ürün tedarik sıkıntısını çözmek için vize işlemleri kolaylaştırılırken krizin 2022’ye kadar sürmesi bekleniyor. ABD’de kongre artan gıda fiyatlarına müdahale için şirketlere caydırıcı kısıtlamalar getirmeyi planlıyor. AB ise yükselen enerji fiyatları için nasıl bir yol izlenebileceğini tartışıyor” dedi.

Deniz İSTİKBAL, Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) düşük faiz, yüksek varlık alım programını sürdürürken enerji fiyat artışlarının birçok ürünü etkilemesinin de muhtemel hale geldiğini, ancak pandemi koşullarının sürüyor olmasının hükümet ve merkez bankalarının erken aksiyon almalarının önüne geçtiğini ifade etti.

ABD ve Almanya’da son 30 yılın en yüksek seviyesine ulaşan enflasyonun ise küresel ekonominin toparlanma sürecine negatif olarak yansıyabileceğini açıklayan İSTİKBAL, Uluslararası finansal kuruluşlar tarafından aşağı yönlü revize edilen büyüme rakamlarının da bunun önemli bir göstergesi olduğunu ifade etti.

Deniz İSTİKBAL, az gelişmiş ülkelerde aşırı yoksulluk seviyesinin altına düşen milyonların küresel enflasyondan ciddi oranda etkilenmesinin beklendiğine dikkat çekerek, Temel yaşam ürünlerine ulaşımın daha da zorlaşması küresel salgının etkilerini daha uzun yıllara yayabilir. Sonuç itibariyle 2008 finans krizinin etkileriyle kıyaslanabilecek bir süreçten geçen küresel ekonomi enflasyon sorunuyla karşı karşıya. Ancak hükümetler pandemi koşulları ve iklim krizi nedeniyle gerekli önlemleri zamanında alamayabilir. Bu sürecin etkilerinin azaltılması için üretimde istikrarın sağlanması, karbon salınımının kademeli olarak azaltılması ve tedarikteki sorunların kısa, orta ve uzun vadeli önlemlerle çözülmesi gerekiyor” diye kaydetti.

***

Deniz İstikbal

Araştırmacı
Lisansını İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde (2016) tamamladı. Yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Uluslararası Politik Ekonomi Bölümü’nde “Güney Kore ve Türkiye’nin Kalkınma Planlarının Ekonomi Politik Analizi” adlı tezi (2018) ile bitirdi. Doktora eğitimine İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Çin’in Afrika Yatırımlarının Ekonomi Politik Analizi” (2005-2018) adlı doktora tezi ile devam etmektedir. SETA’da ekonomi araştırmaları alanında çalışan İstikbal’in akademik ilgi alanlarında ekonomik kalkınma, ekonomi politik, enerji ekonomisi, enerji güvenliği, tarım ekonomisi, uluslararası finans kuruluşları, dış yardım, Afrika ve Asya Pasifik gibi konular yer almaktadır.

[UHA Haber Ajansı, 26 Ekim 2021] 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.