KKTC Cumhurbaşkanlığı’nda Yunanca Sayfa: İletişim mi, Siyasi Tercih mi?
* Kıbrıs meselesinde atılan her adım, sadece bir teknik düzenleme değil; aynı zamanda siyasi bir mesajdır. Bu nedenle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’nın Yunanca bir sayfa açacağı yönündeki açıklama, “basit bir iletişim hamlesi” olarak geçiştirilemez.
* İşte detay!
UHA / İnternational News Agency
Haber* Dr. Büşra Üzehan
LEFKOŞA, 07 ŞUBAT 2026 – Kıbrıs meselesinde atılan her adım, sadece bir teknik düzenleme değil; aynı zamanda siyasi bir mesajdır. Bu nedenle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’nın Yunanca bir sayfa açacağı yönündeki açıklama, “basit bir iletişim hamlesi” olarak geçiştirilemez.
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın, Rum halkıyla doğrudan iletişimi artırma hedefiyle bu adımı attıklarını söylemesi ilk bakışta makul görünebilir. Nitekim çatışma çözümü literatüründe, toplumlar arası temasın önemi sıkça vurgulanır.
Diyalog, temas ve iletişim; barış süreçlerinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Ancak mesele Kıbrıs olunca, iyi niyetli görünen her adımın siyasal bağlamı da sorgulanmak zorundadır.
Çünkü Kıbrıs’ta sorun yalnızca “iletişim eksikliği” değildir. Sorun, egemenlik, eşitlik ve temsil meselesidir. KKTC uluslararası alanda tanınmayan bir yapı iken, Cumhurbaşkanlığı makamının Yunanca bir sayfa açması şu riski doğurur:
Bu sayfa, iki ayrı ve eşit siyasi yapının varlığı tezini güçlendirmek yerine, KKTC’yi Rum tarafının yıllardır dayattığı “iç toplum” algısına yaklaştırabilir. GKRY, Kıbrıs Türklerini bir halk olarak değil, “azınlık” olarak görme siyasetini yıllardır sürdürmektedir. Böyle bir ortamda, KKTC’nin en üst makamının Rum toplumuna doğrudan seslenmesi, eşitler arası diplomasi olarak mı okunacaktır, yoksa tek devlet anlatısını besleyen bir jest olarak mı Asıl belirleyici olan da tam olarak budur.
Eğer bu Yunanca sayfa:
- “iki eşit halk”,
- “iki ayrı egemen yapı”,
- “karşılıklı tanınma olmadan çözüm olmaz” vurgusunu açık ve net biçimde taşıyorsa, bu adım stratejik bir kamu diplomasisi hamlesi olarak savunulabilir.
Ancak dil;
- “ortak vatan”,
- “tek devlet”,
- “federal çatı” gibi ifadeler etrafında şekillenirse, bu kez iletişim değil, tez aşınması söz konusu olur.
Unutulmamalıdır ki Cumhurbaşkanlığı makamı, yalnızca bir iletişim ofisi değil; egemenlik iddiasının sembolüdür. Bu nedenle atılan her adım, söylenen her cümle, kullanılan her dil; içeride olduğu kadar dışarıda da dikkatle okunur.
Sonuç olarak mesele Yunanca bir sayfa açılması değil; o sayfada neyin yazılacağı ve hangi siyasi zemine oturtulacağıdır. Kıbrıs’ta çözüm isteniyorsa elbette temas kurulmalıdır. Ama temas, eşitliğin yerine geçmemeli, iletişim, egemenlik tezinin önüne geçmemelidir.
Bu Yunanca sayfa, kafalarda şu soruyu oluşturuyor. Kıbrıs Türkleri’nin Egemenlik Tezinimi anlatacak,
yoksa “çözüm için fedakârlık yapan taraf” anlatısını mı besleyecek?
Kıbrıs’ta asıl ihtiyaç olan şey daha fazla kelime değil; daha net bir siyasi duruştur.
***
Yazar hakkında
Tarih alanındaki akademik eğitimine Doğu Akdeniz Üniversitesi Tarih Bölümü’nde başlayan Büşra Çakmak Üzehan, lisans öğrenimini 2011 yılında tamamlamıştır. Yüksek lisans eğitimini Yeditepe Üniversitesi Cumhuriyet Tarihi alanında sürdürerek Türkiye–Kıbrıs siyasi tarihi ile 1974–2004 yılları arasındaki siyasi, ekonomik ve sosyal süreçler üzerine uzmanlaşmıştır. Doktora eğitimini İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı’nda tamamlayan Üzehan, 1931-1974 yılları arasında Yunanistan’ın Kıbrıs’taki genişleme politikalarını ele alan teziyle akademik yetkinliğini ileri düzeye taşımıştır.
Akademik çalışmaları Kıbrıs tarihi, Türk dış politikası, siyasal tarih ve Doğu Akdeniz çalışmaları ekseninde şekillenmiştir.
2013–2017 yılları arasında Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi ve Hükümet ve Liderlik Okulu’nda görev yapan Üzehan, akademik ve yurtdışı ilişkiler koordinatörlüğü görevlerini üstlenmiş ve yüksek lisans alanına dersler vermiştir. Akademik üretimlerini kitap çalışmalarıyla da destekleyen Üzehan’ın “Kurtlar Sofrasında Kıbrıs” ve “Ateş Çemberinde Kıbrıs (Belgelerle Yunanistan’ın Siyasal Stratejisi ve Türkiye’nin Değişen Paradigması 1931-1974)” adlı eserleri yayımlamıştır.