ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

Karabağ Azerbaycan’dır, Azerbaycan Türkiye’dir…

Karabağ Azerbaycan’dır, Azerbaycan Türkiye’dir…
23 Eylül 2023
14
A+
A-

Eski Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul milletvekili ve Yeni Şafak Gazeteci köşe yazarı Mehmet METİNER, “Karabağ Azerbaycan’dır, Azerbaycan Türkiye’dir…” başlıklı köşe yazısında, “Karabağ, hiç kuşkusuz Azerbaycan toprağıdır. Tarihte de bu böyleydi. Bugün de bu böyle. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi, Karabağ’da başka bir statünün dayatılması asla kabul edilemez” diyor.

UHA / İnternational News Agency

Mehmet Metiner Yazıları – Mehmet Metiner Kimdir? - Yeni ŞafakKöşe yazarı Mehmet METİNER, “Karabağ Azerbaycan’dır, Azerbaycan Türkiye’dir…” başlıklı köşe yazısının detayları ise haberimizde.

Mehmet METİNER, 1991 tarihine kadar Azerbaycan toprağı olan Karabağ’ın, Sovyetler Birliği’nde başlayan “Perestroika-Yeniden yapılanma” ve “Glasnost-Açıklık” politikaları döneminde oluşan boşluktan yararlanarak kanlı saldırılar ve hunharca katliamlar sonucunda bir oldu-bittiyle Ermenistan’a bağlı özerk bir yönetime dönüştürülmesinin elbette kabul edilemeyeceğini açıklıyor.

METİNER, bu gayrı meşru yönetimin, konjonktürün ve Ermenistan’a arka çıkan dış güçlerin sayesinde uzun yıllar varlığını Azerbaycan’ın bağrında bir kanser olarak sürdürdüğünü belirtiyor

Türkiye’nin desteği sayesinde Azerbaycan 27 Eylül 2020’de başlattığı ikinci Karabağ savaşını 44 günde kazandığını hatırlatan Mehmet METİNER, şunları söylüyor.

“Ermenistan’ı büyük bir hezimete uğrattı. Ermenistan Rusya üzerinden ateşkes isteminde bulundu. Rusya’nın öncülüğünde yapılan müzakerelerde Ermenistan’ın Karabağ’daki tüm askeri birliklerini çekerek işgale son vereceğini taahhüt eden bir antlaşmayla ateşkes ilan edildi. Ermenistan sadece askeri yenilgisini kabul etmekle kalmadı, altına imza attığı başka antlaşmalarla da Azerbaycan’ın 1991’e kadarki sınırlarını, yani Karabağ’ın Azerbaycan’a ait olduğu gerçekliğini de resmen tanımış oldu”.

Zengezur koridoru,Turan Yolu açılıyor. - Bayburt Haber,Bayburtgazetesi

Rusya’nın öncülüğünde kabul edilen ateşkes ve barış antlaşmasında Ermenistanın tüm silahlı unsurlarını Karabağ’dan çekeceğini ve Zengezor koridorunun açılması için üstüne düşeni yapacağını taahhüt etmesine rağmen ne yazık ki aradan geçen üç yıla rağmen hiç bir adım atmadığına dikkat çeken yazar Mehmet METİNER, “Tersine davranışlarda bulundu. Öyle ki bölgelerin haritalarını bile Azerbaycan tarafına vermekten kaçındığı gibi el altından Hankendi bölgesindeki Ermenileri silahlandırma yoluna gitti. Hankendi ve çevresi bugün bir konvansiyonel savaşta kullanılabilecek tüm savaş araç-gereçlerine sahip bulunuyor. En kötüsü sivil unsurlar bile terörize edilmiş durumda” olduğunun altını çiziyor.

“Açıkça söylemek gerekirse Hankendi bir terör üssüne dönüştürülmüş halde. Orada sadece Ermeni silahlı tedhiş örgütleri değil, onlarla işbirliği içinde olan PKK vb terör örgütü mensupları da mebzul miktarda varlar” diye konuşan köşe yazarı METİNER, “Ermeni terörist grupların Suriye’nin kuzeyinde PKK ile birlikte çalıştıklarınn, hatta PKK’nın kuruluş sürecinden başlayarak bu Ermeni unsurların PKK saflarında vuruştukları da bilinen bir gerçeklik olduğu. Bu kirli ittifakta İran’ın destekleyici rolü de bahsi diğerdir. PKK’lı terör gruplarının hangi yollardan ve kimin marifetiyle Karabağ bölgesine geçirildikleri de artık sır değil” değerlendirmesinde bulunuyor.

Mehmet METİNER, yazısında şunları aktarıyor:

Böylesine enfekte edilen bir bölgeden bahsediyoruz. Ve Hankendi’de 9 Eylül’de sözde bir seçim yapıldı ve sözde bir cumhurbaşkanı ilan edildi. Olacak şey mi bu?

Öte yandan Ermenistan’ın silahlı birliklerinin ateşkes ve barış antlaşmasına rağmen devam eden provokasyonlarına eşlik eden saldırıları yer yer devam etti… Terör unsurlarının gözle görülür askeri hazırlıkları ve haince saldırılarının yanısıra mayın haritaları verilmediği için bastıkları mayınlarla aziz canlarını kaybeden Azerbaycan neferlerinin artan sayıları da bardağı taşıran som damlalar oldu.

Azerbaycan yönetimi bu duruma son vermek için harekete geçmemiş olsaydı kendi halkının gözündeki itibarını hem kaybetmiş olurdu, hem de kendi egemenliğini korumaktan aciz bir ülke konumuna düşmüş olurdu.

TASAV -TASAV - 44 Gün Savaşı: Azerbaycan'ın Karabağ Zaferi

En kötüsü, Hankendi’deki terör örgütlerinin sözde bir seçimle ilan ettikleri gayrı meşru bir yönetimin kalıcılaşmasına göz yummak gibi bir ihanetin içine düşmüş olurdu ki hürmetli ve kudretli Başkan Aliyev yönetimin zinhar kabul edebileceği bir şey değildi bu.

Düşününüz bir an. Azerbaycan toprağı olan Karabağ’ın bağrındaki Handenki’de paralel bir yönetim ihdas ediliyor. Sözde seçimle sözde bir cumhurbaşkanı ilan ediliyor. Handenki, ağır silahlara sahip terör unsurlarının belirleyici olduğu bir üsse dönüştürülüyor.

Ermenistan söz verdiği halde işgali altında tuttuğu bölgelerden silahlı birliklerini çekmiyor. Yetmezmiş gibi taciz ve saldırı eylemlerini zaman zaman sürdürmekten geri durmuyor. Sorarım size: Hangi egemen devlet kendi topraklarında bunların yapılmasına göz yumar?”

Dağlık Karabağ Sorunu Bağlamında Azerbaycan - Ermenistan Sınır Anlaşmazlıklarının 1877'den 1998'e Tarihsel Gelişimi - Stratejik Ortak

METİNER, Azerbaycan’ın yaptığı şeyin, kendi topraklarında egemenlik hakkına yapılan bir saldırıyı bertaraf etmekten ibaret olduğunu hatırlatarak, “Bu ise son derece meşru bir anti-terör tedbiridir. Gerekirse genel çaplı askeri eylemler de akabinde gelir elbette” diyor.

ABD, Almanya ve Fransa'dan Türkiye'deki vatandaşlarına uyarı

“Almanya, ABD, Fransa vb ülkelerin Azerbaycan’ın kendi topraklarında kendi anayasal düzenini tesis etmek için terör odaklarına karşı başlattığı bu meşru anti-terör operasyonuna karşı Azerbaycan’ı suçlayıcı bir dil kullanmalarının, bu çerçevede Ermenistan’dan ve Karabağ’daki terörist odaklardan yana tutum takınmaları asla kabul edilemez” diyen Yeni Şafak Gazetesi Köşe yazarı Mehmet METİNER yazısında, “Hatta merak ediyorum: Acaba ABD, Fransa ve Almanya kendi topraklarında aynı şey gerçekleştirilse nasıl davranırlar? Kendi topraklarını işgal eden güçlere arka çıkan ülkelere karşı ne düşünürler? Kendilerine ait toprakların bir bölümünde sözde seçimle ayrı bir yönetim oluşturanlara ve bu yönetimi ayakta tutmak için ağır silahlarla donatılmış terörist unsurlara karşı nasıl bir davranış sergilerler?”diye soruyor.

Ermenistan Başbakanı: Dağlık Karabağ'ı Azerbaycan'ın parçası olarak tanırız - Dünya - Denge Sende | Türkiye'nin Dengeli Yaşam Platformu

Çözümün belli olduğundan da söz eden Mehmet METİNER, “Karabağ bir bütün olarak Azerbaycan toprağıdır. Karabağ’daki işgal tez elden sonlandırılmalıdır. Karabağ’daki Ermenistan silahlı birlikleri derhal çekilmelidir. Karabağ’daki terör unsurlarının silahları teslim edilmeli ve silahlı tedhiş grupları tasfiye edilmelidir. Karabağ’a yerleşik Ermeni halkı dışında sonradan gelip yerleşenler, özellikle de terör örgütü mensupları derhal bölgeden çıkartılmalıdır. Ezcümle, Karabağ’ın her yerinde Azerbaycan’ın mutlak egemenliği tesis edilmeli ve anayasal düzen bir bütün olarak yerleşik hale gelmelidir” diyor.

Azerbaycan, Karabağ'daki Ermenilerin İhtiyacını Karşılayacak - Sivas Haberleri

METİNER, Azerbaycan’ın kendi vatandaşı olan Ermenilerle bir sorunu olmadığını da hatırlatarak, şunları söylüyor:

“Azerbaycan’ın Ermeni düşmanlığına dayalı bir siyaseti de yoktur. Azerbaycan’ın meşru egemenliğini kabul eden Azerbaycan vatandaşı Ermeniler tıpkı Azerbaycan Türkleri gibi huzur ve güvenlik içerisinde Azerbaycan bayrağı altında yaşamaya devam edeceklerdir.

Azerbaycan’ın meşru sınırlarını ve toprak bütünlüğünü tanıyan Ermenistan devleti ile de iyi komşuluk ilişkileri sürdürülecektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM kürsüsünden bütün dünyaya ilan ettiği ve Başkan Aliyev’in de her defasında yinelediği hakikat budur.

Kafkaslar’da kalıcı bir barış için Türkiye ve Azerbaycan üstüne düşeni yapmaya hazırdır. Ermenistan’ı da herkesin kazanacağı bu yeni bölgesel ittifakın içine alan bu teklif geri çevrilirse, Ermenistan ve Ermeni halkı onları kendi emperyalist çıkarları için kullanılan bir piyona dönüştürüleceklerini ve son kertede de kaybedeceklerini bilmelidirler.

Tarihte karşılıklı yaşanan acıları gömerek ‘kazan-kazan’ anlayışına dayalı yeni bir ittifakın aktörü olmak varken piyon rolünü seçmek Ermenistan’a ve Ermeni halkına daha büyük acılar yaşatacak siyasi bir akılsızlık örneğidir. O yüzden Cumhurbaşkanı’mızın BM kürsüsünden bir kez daha uzattığı bu barış ve ittifak fırsatı kaçırılmamalıdır. ABD vb büyük güçlere güvenerek varılacak yer; Zelenski örnekliğinden anlaşılmadıysa, söylenecek her söz nafile olur”.

***

Yeni Şafak Gazetesi köşe yazarı Mehmet METİNER, son olarak yazısını şöyle noktalıyor:

“Herkes bilsin ki Karabağ’da bir bütün olarak Azerbaycan’ın egemenliği tesis edilinceye kadar mücadele devam edecektir. Bedeli ne olursa olsun bu böyle. Türkiye ile Azerbaycan bir ananın iki evladı gibidirler. Birine yapılan ötekine yapılmıştır, biline!”

***
Yazar hakkında

Mehmet Metiner 5 Mart 1960 tarihinde Adıyaman‘da dünyaya geldi.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden mezun olan Metiner, bir döneme damgasını vuran, Girişim, Yeni Zemin ve Sözleşme dergilerinin yayın yönetmenliğini üstlendi.

Refah Partisi il başkanı ve büyükşehir belediye başkanı olduğu dönemlerde Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Fazilet Partisi Genel Başkanı Mehmet Recai Kutan’ın danışmanlığını yaptı.

2000-01 yıllarında Halkın Demokrasi Partisi genel başkan yardımcılığı görevinde bulundu.

2011 senesinde yapılan seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi’nden Adıyaman milletvekili seçildi.

30 Aralık 2014 tarihinde Star Gazetesi’nde yazmaya başlayan Mehmet Metiner, 2015 senesinde yapılan seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul milletvekili seçildi.

SÖZLERİ:

İslam’ın işkenceye cevaz verdiğine dair tek bir ayet, tek bir peygamber sözü yok.

Kürt sorunu bir eşitsizlik sorunudur. Kimlik inkarıyla ortaya çıkan bir sorundur. CHP zihniyetinin yaratmak istediği bir sorundur. Ak Parti iktidarı döneminde bu sorun ne ölçüde var? 1 Kürt halkının varlığı inkar edilmiyor. 2 dili inkar edilmiyor. Üniversitede Kürt dilini öğretecek öğretmenler yetiştiriliyor bugün. Kürt halkının haklı taleplerine baktığımızda anadil sorunu dışında hangi sorunu bırakmışız? Biz Kürt sorununu çözdüğümüz için PKK’nın hiddetine ve şiddetine maruz kalıyoruz.

Dinle demokrasi arasında düşmanlık ilişkisi kuran İslamcılarımız, demokrasiyi, tıpkı İslam gibi bir din sanıyordu. Dolayısıyla insanların demokrasi üzerinden yeni bir din tercihine zorlanacağını düşünüyorlardı. Halbuki demokrasi ideolojisizdir. Demokratik devlet, vatandaşlarına din, inanç, mezhep empoze etmez.

Büyük Ortadoğu Projesi bölgedeki totaliter, gerici, monarşik, baskıcı rejimlerin devrilmesini amaçlayan bir projedir. Amerikan Silahı ile de olsa…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.