enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
18,6317
EURO
19,6402
ALTIN
1.078,02
BIST
4.962,97
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
13°C
İstanbul
13°C
Çok Bulutlu
Cumartesi Çok Bulutlu
13°C
Pazar Çok Bulutlu
13°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
13°C
Salı Çok Bulutlu
11°C

İstiklal Caddesi’nde Terör Saldırısı

İstiklal Caddesi’nde Terör Saldırısı
21 Kasım 2022
0
A+
A-

Saldırı PYD tarafından Haseke ve Münbiç’te planlandı, İstanbul’da siviller hedef alınarak gerçekleştirildi. PKK veya PYD saldırıyı üstlenmeyerek Batının ‘göreceli teessüfünü’ önlemek istese de tescil edilmesi gereken belli: PYD bir uluslararası terör örgütüdür! KCK çatısı altında PKK ile PYD aynı örgütlerdir.

Dr. Öğr. Üyesi Murat Aslan, Hasan Kalyoncu Üniversitesi

İstiklal Caddesi’nde 13 Kasım’da gerçekleştirilen terör saldırısının ardından düşünülmesi gereken önemli konular var. Terör örgütünün ve destekçilerinin tescillenmiş hıyanetinin farkında olunsa da arka planda dönen oyunları görmek gerekiyor.

Saldırının Münbiç’te yetiştirilmiş bir terörist tarafından gerçekleştirilmiş olması iki sonuca bizleri ulaştırıyor. İlki Suriye’deki PKK (PYD, YPG veya SDF ne derseniz…) terörün hayati bir beka meselesi olduğu ve kaynağında kurutulması gerektiği. Suriye’de ‘topraklandırılan’ bir PKK her daim benzer terör saldırıları gerçekleştirebilir.

İkinci husus ise Batı’daki PYD algısının yanlışlığının ispat edilmiş olması. PKK ve PYD ayrı deyip Türkiye’nin terörle mücadelesine karşı çıkan ‘Mister’ veya ‘Mösyö’ler bu terör saldırısı sonrasında aynı lafları tekrar edemez. Saldırı PYD tarafından Haseke ve Münbiç’te planlandı, İstanbul’da siviller hedef alınarak gerçekleştirildi. PKK veya PYD saldırıyı üstlenmeyerek Batının ‘göreceli teessüfünü’ önlemek istese de tescil edilmesi gereken belli: PYD bir uluslararası terör örgütüdür! KCK çatısı altında PKK ile PYD aynı örgütlerdir.

Saldırıyı gerçekleştiren Ahlam El Beşir’in video görüntüleriyle sabitlenen eylemi, örgütün ‘kadın’ isistismarı açısından öncelikle ele alınmalı. Terör örgütünün Suriye’de kadın figürünü görsel bağlamda kullanıp Batı toplumu nezdinde sempati kazanmak istediği malum. Nitekim örgüt, daha önce intihar eylemlerini ‘masumlaştırmak’ istemiş ve dikkat çekebilecek ‘yüzleri’ intihar saldırılarına teşvik etmişti. PYD’nin 2019 yılı Eylül ayında iki Arap kökenli kadını beline patlayıcı bağlayıp Azez otogarına gönderdiği hâlâ unutulmuş değil.

O halde, yine, bir kadın marifetiyle terör saldırısı gerçekleştirilirken ihtimaller üzerinden kirli bir oyuna yeltenilmiş. Eğer saldırı öncesi etkisiz hale getirilebilmiş olsaydı, Beşir muhtemelen, bir yazılımla güzelleştirilmiş ‘masum’ sima olarak Batı basınında boy gösterecekti. Saldırıyı gerçekleştirince dikkatler bir anda teröristin kadın kimliğine ve milliyetine çevrildi. Batı dünyasının ‘Kürt’ vurgusuyla etiketlediği örgütün Afro-Arab bir kadını kullanması sürüyle komplo teorisini gündeme taşıdı.

Ancak durumu biraz farklı okumak gerekir. DEAŞ nedeniyle PKK/PYD’nin saflarına kattığı farklı kökene sahip şahıslar, Suriye ve Irak’taki koşullar nedeniyle örgüte bağımlı hale geliyor. ‘Askere alma’ adı altında zorla silah verilen kişilerin ideolojik eğitim sonrası beyni yıkanıyor ve robotlaştırılıyor. Örgütün kendi teröristleri, devşirilenleri ön saflara sürüyor.

Marksist öğretinin koşullanmışlığı içinde toplum baskısına maruz bırakılan ‘azınlık’ bu kitle, ruhsuz bir şekilde söyleneni yapmaya başlıyor. Bu arada ‘devşirmeler’ kirli oyunun sonunda mutlaka bozuk para misali ‘harcanıyor’. Nitekim Beşiri’nin Yunanistan’da Lavrion kampına götürülüp infazının planlanmış olması bu yöntemi teyit eder nitelikte. O halde geri planda kalmış ve saldırıları yönlendiren teröristleri dikkatlice açığa çıkartmak gerekiyor. Nitekim İstiklal Caddesi’ndeki terör eylemi bir kişinin değil, bir grubun eylemi. Beşir sadece görülmesi istenen terörist.

Konuya değinmişken diğer devletler bağlamında bu saldırıyı mutlaka bir süzgeçten geçirmek gerekir. ABD, PKK – PYD ayrımı yapıp Suriye Demokratik Güçleri lafzasıyla destek verdiği terör örgütünün terör saldırısını ahlaken ve siyaseten kınayabilir. Ancak mesele ABD kanunlarında. Sivillerin başka bir devlet sınırları içinde dahi hedef alınması Amerikan yasalarında terörizm olarak tanımlanıyor. O halde Washington’daki Türk Büyükelçiliğinin, ABD’de hukuki bir girişim yapmasının zamanı geldi. Biden yönetimi, PYD’nin hamisi McGurk ve CENTCOM’un komuta heyeti ancak bir hukuki yaptırım riskini görürlerse mevcut duruşunu gözden geçirebilir.

Yunanistan meselesi gayet sarih. Böyle bir saldırı sonrasında Beşir’in neden başka bir ülkeye değil de Yunanistan’a kaçırılması planlanıyor? Neden Bulgaristan değil? Lavrion kampında PKK kampında bir infaz planlanıyorsa, örgüt Yunanistan’da kendine neden bu kadar güvenebiliyor? Son terör saldırısı açıkça bir gerçeği ifade ediyor: Yunanistan terörü destekliyor ve barındırıyor. Yunanistan’daki FETÖ, DHKP-C ve diğer Türkiye karşıtı örgüt mensuplarının varlığı da bu tezi teyit ediyor. Yunanistan’ın terör örgütlerinden medet umacak hale düşmesi bir yana zihinlerdeki asıl kuşku şu: Turist sayısının düşüklüğünden şikayet eden Miçotakis Antalya ve İstiklal Caddesi saldırılarından dolayı üzülüyor mu, yoksa turizm geliri hayaliyle seviniyor mu?

Rusya, Ukrayna’daki savaş nedeniyle köşeye sıkışmış olsa da Suriye’de hâlâ aktif. PKK’nın Moskova’da ofisi var. Türkiye ile imza edilen muhtıra gereği PKK/PYD’yi Türk hududundan en az 30 km mesafeye çekmesi gerekiyor. O halde Rusya’nın, ‘Türkiye ile iyi ilişkilerimiz var’ söylemini seslendirmeden PKK ve uzantılarını elden geçirmesi gerekiyor. Aksi halde muhtıraların hükmü sorgulanabilir.

Son olarak İran’a dokunmak gerekiyor. Irak – İran hududunda PKK ile yan yana resim veren Devrim Muhafızlarının, Haşdi Şabi üzerinden Sincar’da PKK’ya komuta ettiği sır değil. Kandil denilen PKK kampının İran içine uzandığı ve bu terör kamplarına dokunulmadığı biliniyor. Suriye’de PKK/PYD ile Tel Rıfat civarında dolaştıkları da dikkate allınırsa İran’ın bu saldırı ile bir bağı var mı, sorusuna odaklanmak lazım. Terörist(ler) Münbiç’ten İran’ın destek verdiği Rejim bölgesine, Tel Rıfat’taki İran-Rus alanına ve oradan Türkiye’ye sızdırılabiliyor.

O halde Türkiye, terörist olduğu aleni olan PKK ve PYD’nin son eylemle tescillenmiş terörist kimliğini kaynağında kurutmak görevi halen devam ediyor. Teröre destek veren, tolerans gösteren, hatta komuta eden diğer devletlerin maskelerini düşürme zamanı da geldi. Ancak birbirleriyle bu kadar kavgalı olan devletlerin PKK/PYD konusunda uzlaşı içinde olması ilginç değil mi?

[UHA Haber Ajansı, 21 Kasım 2022]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.