ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

Gazze savaşı: Arap devletleri neden Güney Afrika’nın ICJ’de İsrail’e karşı açtığı davaya katılmadı?

Gazze savaşı: Arap devletleri neden Güney Afrika’nın ICJ’de İsrail’e karşı açtığı davaya katılmadı?
28 Ocak 2024
6
A+
A-

Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı tarihi dava, Arap dünyasında, Arap devletlerinin neden bu eyleme katılmadığı veya Filistinlileri korumak için Uluslararası Adalet Divanı’nda benzer bir dava açmadığı konusunda bir tartışma başlattı.

UHA / Europe İnternational News Agency

Arabi 21 haber sitesinin Genel Yayın YönetmeniFeras Abu Helal | Middle East Eye Feras Abu Helal, “Gazze savaşı: Arap devletleri neden Güney Afrika’nın ICJ’de İsrail’e karşı açtığı davaya katılmadı?” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Feras Abu Helal yazısında, geçen Cuma günü, Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD), Pretoria’nın Tel Aviv’i Gazze’deki Filistinlilere karşı soykırım suçları işleme niyetiyle suçladığı Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı davanın ilk duruşmasını tamamladığını ifade ediyor.

Davanın, Arap dünyasında Arap devletlerinin bu davada neden Güney Afrika’ya katılmadığı ve neden benzer bir davayı UAD’de veya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (ICC) açmadığı konusunda tartışma yarattığını dile getiren Feras Abu Helal, UAD’nin tüzüğüne göre, tüm BM üyesi devletlerin herhangi bir devlete karşı dava açabildiğini, herhangi bir Arap devletinin İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda dava açabilir ya da en azından Güney Afrika’dan davanın 29 Aralık’ta  resmen açılmasından önce davaya katılmasını isteyebileceğini hatırlatıyor.

Yazar Feras Abu Helal, “Güney Afrika, kendi davasında , sözleşmeye taraf bir Devlet olarak soykırımı önlemek amacıyla “Soykırım Sözleşmesini” uygulama “yükümlülüğünü” kabul ediyor. Aynı şekilde, Soykırım Sözleşmesine taraf olan 19 Arap devleti de benzer şekilde statülerini ileri sürebilir ve İsrail’e karşı UAD’de dava açabilirdi” diyor.

Güvenliği ihlal edilmiş konumlar

“Pek çok Arap devleti bu kadar saldırgan bir hamleden kaçınmak için “makul” bir açıklamaları olduğunu iddia edebilir. Bazıları, ekonomileri sonuçlara katlanamayacak kadar zayıf olan küçük ülkeler olduklarını iddia edebilir” diyen Feras Abu Helal, şunları söyledi:

“Tunus gibi diğerleri, İsrail devletini tanımadıkları için Tel Aviv’i dava edemeyeceklerini bile iddia edebilirler – gerçi Tunus cumhurbaşkanı geçen Kasım ayında meclis başkanına İsrail’le “normalleşmeyi” suç saymayı amaçlayan bir yasa tasarısına karşı olduğunu söyledi. Tunus’un çıkarlarına zarar verir.

Ancak bu, Suudi Arabistan ve Mısır gibi daha güçlü ekonomilere ve daha fazla nüfuza sahip olan ve UAD’de İsrail’e karşı harekete geçmek için makul gerekçeleri olan ülkeler için geçerli olmayacaktır”.

Feras Abu Helal, Mısır ve Suudilerin tutumunu açıklayabilecek ilk nedenin, ABD’nin olası sonuçlarından duyulan korku olduğunu, Arap devletlerinin çoğunun ise, İsrail’le ilgili konularda Amerika’nın tutumuna karşı çıkamayacaklarına inandıklarını yazdı.

“Nitekim Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah el-Sisi, Obama yönetimini liderliğini yaptığı darbeye itiraz etmemeye ikna etmede Suudi Arabistan ve BAE’nin yanı sıra Tel Aviv’in önemli bir rol oynadığına inandığı için İsrail ile bağları güçlendirmek için mümkün olan her adımı attı” diyen Yazar Feras Abu Helal, 2013’te Suudi Arabistan da İsrail’le ilişkilerini normalleştirmek için özel bir ABD savunma karşılığında karşılığında bir anlaşma müzakere etme sürecinde olduğunun altını çiziyor.

Uluslararası insan hakları hukukunu ciddi şekilde ihlal etmeleri nedeniyle Arap hükümetleri, benzer suçlamalarla karşılaşmamak için İsrail’le UAD veya ICC önünde yüzleşmeyecekler.

Feras Abu Helal yazısında, her ne kadar Suudi Arabistan ve Mısır’ın, son birkaç yılda OPEC’in petrol üretimi, Çin ve Rusya ile ilişkiler gibi konularda ABD’ye meydan okumuş olsa da, İsrail-Filistin çatışmasıyla ilgili konularda bunu yapmak istemediklerini, çünkü bunun bir anlaşma olacağına inandıklarını ve Amerika’nın beklentisinin “kırmızı çizgisi” olduğuna vurgu yapıyor.

Çoğu Arap devletinin korkunç insan hakları kayıtlarının, İsrail’e karşı açılan davada Güney Afrika’ya katılma konusundaki isteksizliklerine başka bir açıklama getirdiğini yazan Feras Abu Helal, “İsrail’i UAD önünde ele almanın, İsrail ya da müttefiklerinden biri tarafından UAD’ye ya da ICC’ye götürülmesiyle sonuçlanabileceğinden korkuyorlar” diyor.

Feras Abu Helal, hem Suudi Arabistan hem Mısır ve hatta çoğu Arap ülkesinin birçok türde insan hakkı ihlali yapmakla suçlanabileceğin, Mısır’ın,  binlerce siyasetçiyi ve aktivisti, yozlaşmış bir hukuk sistemi tarafından uydurulmuş suçlamalar nedeniyle hapsettiğini aktarıyor.

Arabi 21 haber sitesinin Genel Yayın Yönetmeni Feras Abu Helal, Üstelik Mısırlı yetkililerin, birçok aktivist ve insan hakları örgütü tarafından , terörle mücadele kisvesi altında yüzlerce evi yıktıktan sonra Sina halkını öldürmek, alıkoymak ve yerinden etmeye zorlamakla suçlandığının altını çiziyor.

“Suudi Arabistan da benzer şekilde aktivistlere, reformistlere ve muhaliflere yönelik bir baskı uyguladı” diyen Feras Abu Helal, inlerce kişinin uygun duruşmalar yapılmadan keyfi olarak alıkonulduğunu ve bunlardan bazılarının sadece bir tweet yüzünden ölüm cezasına  çarptırıldığını, ve Suudi Arabistan da Yemen’de ciddi savaş suçlarıyla suçlandığını anlattı.

Feras Abu Helal, Uluslararası insan hakları hukukunu ciddi şekilde ihlal etmeleri nedeniyle Arap hükümetlerinin, uluslararası mahkemeler önünde benzer davalarla karşılaşmamak için İsrail veya başka bir devletle UAD veya ICC huzurunda karşı karşıya gelmeyeceğini ifade ediyor.

Filistinlilere destek yok

Arabi 21 haber sitesinin Genel Yayın Yönetmeni Feras Abu Helal, Arap devletlerinin Güney Afrika’nın İsrail’e karşı davasına yönelik tutumunun üçüncü açıklamasının ise, Gazze’deki Filistinlilere yönelik gerçek destek göstermeye istekli olmamaları olduğunu belirtiyor.

Suudi Arabistan ve Mısır dahil tüm Arap ülkelerinin, İsrail’in Gazze saldırısını kınayan birçok açıklama yaptıklarını yazan Feras Abu Helal, ancak herhangi bir adım atmadığını, Suudi Arabistan ve Arap Birliği’nin, konuyu görüşmek üzere Riyad’da bir zirve düzenlemek için Gazze’de bir aydan fazla süren saldırıyı beklediğini açıklıyor .

Feras Abu Helal, Zirvede kuşatma ve ablukanın kaldırılması kararı alındığını hatırlatıyor ve şunları ifade ediyor:

“Ancak Arap ülkeleri bu kararı hiçbir zaman eyleme dönüştürmedi. Bunun yerine Mısır, İsrail’in emirlerine uydu ve İsrail isimlerini onaylamadığı sürece yaralı sivillerin tedavi için Gazze dışına taşınmasına izin vermeyi reddetti.

Medya ve görgü tanıkların, Mısırlı komisyoncuların Gazze’deki Filistinlilerin, Refah Geçidi üzerinden erişim sağlamak için yetkililere 10.000 dolara kadar rüşvet ödemeye zorladığını doğruladı. Mısır ayrıca tüm yardım kamyonlarını İsrail güvenliği tarafından kontrol edilmek üzere Karm Abu Salem ticari geçiş noktasına göndermeyi kabul etti; bu da yardımın ulaşmasında gecikmelere neden oldu ve Gazze’deki insani krizi daha da karmaşık hale getirdi”.

“Mısır, kamyonların İsrail kontrol noktasından gönderilmemesi halinde İsrail Hava Kuvvetleri tarafından bombalanması riskiyle karşı karşıya kalacağını söyleyerek pozisyonunu haklı çıkarıyor” diyen Feras Abu Helal, “Bu arada, Uluslararası Adalet Divanı önündeki İsrailli bir avukat, Refah geçişinden ve yardım araçlarının Gazze’ye girmesini engellemekten Mısır’ın sorumlu olduğunu iddia etti” diyor.

Feras Abu Helal, İsrail’in, Gazze’ye kendi izni olmadan giren her türlü yardıma saldırmakla tehdit etse de Mısır’ın, İsrail’in kendisine yönelik suçlamalarına ancak yaralıların ve hastaların çıkması için sınırları açarak, yardım ve ticari kamyonların girerek felaketten İsrail’in sorumlu olduğunu kanıtlayarak yanıt verebileceğini dile getiriyor.

Riyad’daki Arap Birliği zirvesinde kuşatma ve ablukanın kaldırılması yönünde oy kullanıldı ancak Arap ülkeleri bu kararı hiçbir zaman eyleme dönüştürmedi

Arap hükümetlerinin Filistinlilere yönelik retorik desteğine rağmen, ABD’nin eski Orta Doğu elçisi Dennis Ross’un, tanıdığı her Arap yetkilinin kendisine “Hamas’ın yok edilmesi gerektiğini” söylediğini iddia ettiğini yazan Feras Abu Helal, Gazze’ye yönelik 100 günden fazla süren saldırının ardından İsrail için Hamas’ı yok etmenin Gazze’yi ve halkını yok etmek anlamına geldiğinin çok açık olduğunu yazıyor.

Arabi 21 haber sitesinin Genel Yayın Yönetmeni Feras Abu Helal, İsrail’e karşı yapılan tarihi duruşma sırasında Lahey’deki UAD’nin dışındaki büyük kalabalığın bir parçası olduğunu hatırlatıyor ve her yaştan, her inançtan ve her kökenden yüz binlerce göstericinin iki gün boyunca soğuk havaya göğüs gerdiğini aktarıyor.

Ana mesajlarının İsrail’e adaleti getirdiği için Güney Afrika’ya teşekkür etmek olduğunu yazan Feras Abu Helal, “Gazze savaşı: Arap devletleri neden Güney Afrika’nın ICJ’de İsrail’e karşı açtığı davaya katılmadı?” başlıklı yazısını şöyle noktalıyor:

“Güney Afrika delegasyonunu mümkün olan her şekilde alkışladılar. Güney Afrika delegasyonu hak ettiği şekilde onurlandırıldı.

Hiçbir Arap ülkesi bu tarihi onuru elde etmek için harekete geçmedi, zira hiçbiri ABD’ye meydan okumaya cesaret edemiyor. Bunun yerine, insan hakları ihlalleriyle dolu utanç verici bir geçmişe sahipler ve İsrail’in Gazze’yi yok etme misyonunu gerçekleştirmesini bekliyorlar”.

Bu makalede ifade edilen görüşler yazara ait olup, Uluslararası Haber Ajansı’nın (UHA) yayın politikasını yansıtmayabilir.

Bu makale Middle East Eye’ın Fransızca baskısında tercüme edilmiştir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.