enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
14:39 ABD, İsrail, İran savaşından son gelişmeler…UHA / İnternational News Agency’nda
13:44 Bakan Uraloğlu: “Türkiye’nin ilk hızlı tren fabrikası bu yıl içerisinde hizmete alınacak”
13:06 Haluk Özsevim: AKRA Gran Fondo, sadece bir yarış değil, bir yaşam tarzı
10:31 Rusya’dan İran füzeleri iddiası
00:31 İran Krizi ve Türkiye’nin Diplomatik Rasyonalitesi: Normsuzluk Çağında İtidal
00:04 Mısırlı Yazar-Araştırmacı Prof. Ahmed El-Cendi yazdı: İsrail-ABD, İran savaşı sürecinde İsrail Türkiye’den Ne İstiyor?
11:38 Savaş Gölgesinde Ramazan Bayramı
07:46 Türkiye’de her yıl yaklaşık bin 500 bebek Down sendromu ile doğuyor
07:43 Hollanda’dan Mektup Var…Dünyanın Kahpeliği: Adalet Güçlüye Var, Zayıfa Yok!
07:26 İran Neden Zayıfladı Ama Yenilmedi?
07:10 Evlilik ve boşanma konutun kaderini değiştiriyor: Hane dönüşümü dönemi
05:10 MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Bölgesel fırtınaların ortasında savrulan ülkeler tarih sahnesinde iz bırakmaz”
00:59 İran koridorlarının en stratejik ismi, nükleer dosyaların mimarı Ali Laricani kimdir?
00:41 İstiklal Marşı Siyaseti: Milli Menfaat ve Muhalefet
00:41 ABD Başkanı Trump yönetimi, İran’ı hedef alan saldırılarının şu ana kadar 12 milyar dolara mal olduğunu kaydetti…
00:28 Kürşad Zorlu,”Türkiye güçlü olursa Azerbaycan elbette güçlü olur”
00:28 İzgaz’dan o iddiaya yanıt: Mühürlenen sayacı kullandığı için…
00:08 Made in EU Nedir?
00:02 Turizme savaş darbesi
11:00 ABD Başkanı Trump, İran saldırıları nedeniyle Çin ziyaretini erteledi
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Gazetecilerin yeni kuralı kendi mahallesine hoş görünmek mi?

Gazetecilerin yeni kuralı kendi mahallesine hoş görünmek mi?
12 Nisan 2022
6.408
A+
A-

ANKARA – UHA HABER / MedyaRadar İnternet Sitesi yazarı Bülent Biricik, Gazeteciliğin; tüm etkenlere rağmen yeri geldiğinde hem iktidarı, hem de muhalefeti eleştirebildiğini, aksi takdirde halkın gazetecisi olmak yerine kendi mahallesinin gazetecisi olabileceğini açıklıyor.

Bülent Biricik, köşesinde kaleme aldığı ‘Gazetecilerin yeni kuralı kendi mahallesine hoş görünmek mi?‘ başlıklı yazısında, “İktidarı ve muhalefeti savunan gazetecilerin son dönemde kendi mahallesine hoş görünmek adına yaptıkları, aklın ve gerçekliğin sınırlarını zorluyor” diyor.

““Daha ne kadar saçmalayabilirler ki?” diye soran Biricik, sorduğunuz noktada, karşınıza körü körüne savunulan fikirler ve birbirinden saçma eleştirilerin çıktığını ve onların ise bunu ‘ifade özgürlüğü’ ve ‘eleştiri hakkı’ olarak nitelediğinin altını çiziyor.

“Elbette ki gazeteciler etrafındaki olaylara eleştirel gözle bakmalı…” diyen Biricik,  bunun onlardan beklenen bir şey olduğunu, ancak, ‘eleştirmek’ ve ‘saçmalamak’ arasındaki ince çizgiye dikkat etmek koşuluyla dikkat etmek gerektiğine dikkat çekiyor.

Bülent Biricik, günümüzde ‘iktidar yandaşı’ ya da ‘iktidar muhalifi’ olarak mevzilenmiş çok sayıda gazetecinin, basının olmazsa olmazı olan eleştiri hakkını apaçık bir şekilde istismar ettiğinin görüldüğünü ifade ediyor.

“Neden?” diye soran Biricik, çoğunlukla kendi mahallesinin ahalisine ve ağabeylerine hoş görünerek popülerlik devşirmek için olduğunu söyleyen Bülent Biricik, bu konuda birkaç gün öncesine ait iki de örnek veriyor.

Enver Aysever’le başlayalım…

Yazarı Bülent Biricik, şöyle devam ediyor:

“Bilenler bilir, TELE 1 sunucusu Enver Aysever muhalif cenahın sevdiği isimler arasında bulunuyor. Aysever, Viranşehir’de Bakan Nureddin Nebati için kurulan ve basına yansıyan yer sofrasını eleştirmiş. Aslında eleştireyim derken aynı zamanda aşağılamış da…

Kendi Youtube kanalında paylaştığı videoda, “O kıllı kıllı adamların yer sofrasına oturup acayip siyah çoraplarla… (Nedense bana hep kokuyormuş gibi geliyor) Adamların o çoraplarının kokusu burnuma geliyor. O masaya oturup yemek yiyemem” cümlelerini sarf etmiş.

Bu mudur muhaliflik?

Ya da başka şekilde soracak olursak, “Mahalleciliğin yazılı olmayan kurallarında, bu tür ucuz eleştiriler yapmak mı vardır?”

Bunu yapan kişi, ya muhtemelen Viranşehir gibi pek çok Anadolu şehrinin, yemeklerini oldum olası masada yediklerini sanacak kadar gerçeklikten kopmuştur, ya da ‘nefret gazeteciliği’ yapıyordur.

Halbuki unuttuğu bir şey var…

Gazetecilikte duygulara yer yoktur. Eğer yaptığınız şeyi ‘eleştirel gazetecilik’ sanıyorsanız, bunun adı gazetecilik değildir. Yok, eğer yaptığınız sözde eleştiriyle kendi cenahınızda ‘makbul adam’ haline gelmek istiyorsanız, başardınız. Ama asla unutmamanız gereken şey şu: Eleştirmekle aşağılamak tamamen farklı şeylerdir.

Şimdi de sıra Ahmet Hakan’da…

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan da, geçmişte Emine Hanım’ın pahalı çantasının imitasyon olduğunu savunan Hande Fırat’tan rol çalmış.

Kendisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şifa reçetesi olarak tavsiye ettiği manda yoğurdu, bal, hurma ve yulaf ezmesi karışımından yola çıkarak durumdan vazife çıkarmış. Köşesinde özetle, bu tarifin ekonomik olarak kolay ulaşılabilir olduğundan bahsetmiş.

Demiş ki; “Üç kaşık manda yoğurdu… Bir çay kaşığı bal… İki üç hurma… Azıcık da yulaf ezmesi… Sadece para babalarının erişebileceği türden gıdalar değildir.”

Devamında da, “Manda yoğurdu, yulaf ezmesi falan… “Ben her akşam azıcık rahatlamak için iki kadeh Hibiki yuvarlıyorum” diyen adamın yaptığı masrafın yanında devede kulak kalır” cümlelerine yer vermiş. Asıl mesajı da sona saklayarak, “Yapmayın, etmeyin. Muhalefet yapılacak konularda muhalefet yapın. Muhalefet yapılmayacak konularda muhalefet yapmayın!” demiş.

Enver Aysever ya da Ahmet Hakan…

AdvertisementAslında yok birbirlerinden farkları…

Cumhurbaşkanı’nın bu tarifini eleştirenlere karşı çıkmak ve bunun muhalefet malzemesi olmaması gerektiğini hatırlatmak, şüphesiz Ahmet Hakan’ı da ‘mahalle gazetecisi’ olmaktan kurtarmıyor.

O da kendi mahallesine oynuyor. O da iktidarın hoşuna gidecek şekilde kalem oynatıyor.

Bırakın manda yoğurdunu, açlıkla mücadele eden milyonların olduğu bir ülkede ucuzundan iktidar savunuculuğu yapıyor.

Ona da sormak gerekiyor…

Bu mudur iktidar savunuculuğu?

Eğer iktidarı savunmaktan anladığınız şey, körü körüne ona karşı olanlara ayar vermekse…

Eğer iktidarı savunmaktan anladığınız şey, halkın çıkarından çok muktedirin çıkarına hizmet etmekse…

Eğer iktidarı savunmaktan anladığınız şey, onun olumsuz icraatlarını görmezden gelerek legalize etmekse, burada bir sorun var demektir.

Özetlemek gerekirse…

Sadece iktidarı ya da muhalefeti eleştirmek sizi eleştirel bakış açısına sahip bir gazeteci yapmaz. Bunun yanında, sadece iktidar yanlılarını savunmak ya da muhalifleri savunmak da öyle…

Gazetecilik; tüm etkenlere rağmen yeri geldiğinde hem iktidarı, hem de muhalefeti eleştirebilmektir.

Aksi takdirde halkın gazetecisi olmak yerine kendi mahallenizin gazetecisi olursunuz.

[UHA Haber Ajansı, 12 Nisan 2022]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.