ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

FETÖ’nün en büyük darbesi cezasız kaldı!

FETÖ’nün en büyük darbesi cezasız kaldı!
16 Temmuz 2023
6
A+
A-

STAR Gazetesi köşe yazarı Nuh ALBAYRAK, 15 Temmuz Darbe Girişimi dolayısıyla kaleme aldığı “FETÖ’nün en büyük darbesi cezasız kaldı!” başlıklı yazısında, “FETÖ davaları bitti ama bitmeyen FETÖ operasyonları; taban desteğinin devam ettiğini göstermektedir” diyor.

Gülen'e geçmiş olsun diyen ve teşekkür alan Star yazarı kendisine kumpas  kurulduğunu iddia etti | PolitikYol.com | Yorum, Analiz, Haber Sitesi

Nuh ALBAYRAK, yazısına şöyle devam ediyor:

“Çünkü FETÖ, sadece hukukî mücadeleyle bitecek bir örgüt değildir! Yoğun taban desteği bitmedikçe FETÖ de bitmeyecektir. Nitekim PKK ile 40 yıllık mücadelemizde de, taban desteğini durdurarak sonuç alabildik. Kaldı ki FETÖ’yü, PKK gibi bir “terör örgütü” standardına indirgemek, yedi başlı ejderhayı bir başından bağlamaya çalışmak demektir.

Yargı“nın ilgilendiği 17/25 Aralık ve 15 Temmuz gibi eylemler, FETÖ’nün; su yüzüne çıkan uçlarıdır. Bunların gerisindeki asıl gövde, yıllarca “İslâm’a hizmet” istismarıyla büyütülen ve “Dinler Arası Diyalog” maskesiyle yürütülen “Haçlı- Siyonist ittifaka hizmet” hıyanetidir”.

Paris'teki saldırıyı El Kaide üstlendi

[Fransa’nın başkenti Paris’te mizah dergisi Charlie Hebdo’nun merkezine silahlı saldırı]

Yazar Nuh ALBAYRAK:

“7 Ocak 2015 tarihinde Paris’teki Charlie Hebdo dergisine, “El Kaideli kardeşler”in düzenlediği saldırı sonrasında İngiliz The Economist’te yayınlanan Where change comes from” başlıklı makalede, “İslâm bombalanarak yıkılamaz; ama içeriden değiştirilebilir. Bunu da ancak ‘İslâm’ın Martin Luther’i’ olan Fetullah Gülen yapabilir” deniyordu.(1)

Peki Batı, Fetullah Gülen’den nasıl bir “değişim” istiyordu?

Bu sorunun cevabını bizzat kendisi, 1999’da yayınlanan “Diyalog” kitabında veriyor, açıkça; Yahudiler ve Hristiyanlar veya sadece ‘Allah var’ diyenler, Muhammed’i peygamber kabul etmese de ehli necattır; Cennete gireceklerdir. Bunlarla işbirliği ve hoşgörü dinimizin esasıdır” diyordu.(2)

Hristiyanlara yapılabilecek en büyük hizmet de buydu! Zira milyarlarca dolar harcayan yüzbinlerce misyoner, “Hazret-i Muhammed” kalesini aşamıyordu! Her Müslüman Peygambere inanmayan Müslüman olamaz diyordu. Bu yüzden, Allah’a iman esastır, peygambere inanmak (hâşâ) teferruattır yalanı, tam olarak misyonerlere hizmet ediyordu!

Gülen ile Papa aracısı kimdi? Yer yerinden oynar deniliyor - Internet Haber

DİN ŞÛRASI’NDA DİYALOG KAMPANYASI!

İşte bu hıyanet katarı, “Dinler Arası Diyalog” lokomotifine bağlanmış ve yıllarca, kamu imkânları da kullanılarak yayılmıştı. 23–27 Kasım 1998 tarihinde düzenlenen “II. Din Şûrası“nda, Fetullah Gülen’in 9,5 ay önceki Papa ziyaretiyle başlattığı “Dinler Arası Diyalog Projesi” tanıtılmıştı. “Diyalog“a destek tavsiyelerinden oluşan Sonuç Bildirisi’nde yer alan Kendi dini dışındaki dinleri, taassup ve önyargıdan uzak olarak iyi tanımaya çalışmalı şeklindeki 28. Madde, “Diyaloğun ilk şartı, ‘benim dinim son dindir, diğerleri yürürlükten kaldırılmıştır’ inancından vazgeçmektir” şeklindeki “Diyalogcu Watt“ın İslâm’a iftirasının tekrarıydı! Ama artık, imam ve hatiplerin Hristiyanlık aleyhinde konuşması “hoşgörüsüzlük“tü ve yasaktı!

Dinler Arası Diyalog çalışmalarının daha etkin şekilde yürütülebilmesi için Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde “Dinler Arası Diyalog Genel Sekreterliği” kurulmalıdır şeklindeki 37. Madde ise, II. Konsil’de alınan, Dinler Arası diyalog çalışmalarını koordine için Vatikan bünyesinde ‘Hristiyan Olmayanlar Sekretaryası’ kurulması kararının Türkiye versiyonuydu.(3)

Dinler Arası Diyalog” hıyanetinin taşıyıcısı “Abant Platformu“nun da kurucusu olan Mehmet Aydın, 58; 59 ve 60. hükümetlerdeki 9 yıllık “Diyanet’ten Sorumlu Devlet Bakanlığı” görevi esnasında devlet imkânlarını, bu Haçlı Projesi için seferber etmişti. Peygamberin doğum gününün bile, “Peygamberi inkâr” için kullanıldığı bu dönemde, “Din Şuraları“nın tek hedefi de “Dinler Arası Diyalog“un desteklenmesi ve yayılmasıydı!

Nitekim FETÖ’nün ifşa olmasından sonra Diyanet’in resmî sitesindeki Dinler Arası Diyalog içerikli Din Şuralarının kaldırılması üzerine, Kasım 1993’te düzenlenen “I. Din Şurası“ndan sonra Aralık 2014’teki “V. Din Şurası” geliyordu. Yani Fetullahçılar, bu iki tarih arasında kalan sürede, Diyanet’in bütün imkânlarını “Diyalog” sapıklığı için kullanmıştı.

“VATİKAN PROJESİ” NİHAYET TESCİL EDİLDİ!

17/25 Aralık hükümete, 15 Temmuz devlete ve millete yönelik darbe idi. “Dinler Arası Diyalog” ise İmanın 6 şartından biri olan “Peygambere iman“a; yani İslâm’a; yani dünyadaki bütün Müslümanlara yönelik bir darbe idi!

Nitekim 15 Temmuz’dan sonra yargıdaki FETÖ enfeksiyonun azalmasıyla birlikte, Dinler Arası Diyalog’un “Vatikan Projesi” olduğu tescil edilmiş; hatta iddianamelere, “Fetullah Gülen, Vatikan’daki görüşmeden 12 gün sonra ‘gizli kardinal’ olarak atandı. Papa 2. Jean Paul’ün 100 yıldır kullanılmayan ‘in pecture’ (Müslüman görünerek kimliğini gizleyen Vatikan görevlisi) uygulamasıyla atadığı iki gizli kardinalden biri Fetullah Gülen idi şeklinde; ilginç ayrıntılar yansımıştı.(4)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet’in 3-4 Ağustos 2016’da düzenlediği “Olağanüstü Din Şurası“nın açış konuşmasında, 100 bin kişilik kadroya sahip olan Diyanet, bu mücadeleyi artık üstü örtülü götürmemeli. Din İşleri Yüksek Kurulu, Pensilvanya’daki şarlatanın sözde eserlerini A’dan Z’ye incelesin. Dinimizle bağdaşmayan ifadeleri toplasın ve ‘FETÖ’nün Günah Galerisi’ diye bir kitap yayınlasın. Bütün gerçekler ortaya serilsin talimatı vermişti.

Din Şurası” sonuç bildirisinde de FETÖ, Batı’nın desteğini sağlama adına, ‘Dinler Arası diyalog’ ve ‘ılımlı İslâm’ diyerek şaibeli girişimler başlatmış, pek çok gizemli ilişkiyle, Müslümanların aleyhine oluşturulan karanlık projelerin parçası olmuştur. Hiç şüphe yok ki Allah katında hak din İslâm’dır. Dinler Arası Diyalog adı altında dinî kültür birliği oluşturma çabası hiçbir şekilde tasvip edilemez. Kelime-i tevhidin ikinci kısmı olan Hazreti Muhammed’in risâletini göz ardı etmek asla kabul edilemez” denmişti!

Bu ifadeler, Fetullah Gülen’in sapıklığının Diyanet tarafından tesciliydi. Oysa bu söylemlerle yıllar boyunca; “Fetullah Gülen’in ne kadar hümanist(!) bir “âlim” olduğu empoze edilmişti.

Aradan geçen bir yıllık sürede Diyanet’in hazırladığı ve başkan Mehmet Görmez’in 26 Temmuz 2017 tarihinde; Geç kaldık itirafıyla açıkladığı Kendi Dilinden FETÖ isimli 140 sayfalık “Rapor“da da, “Dinler Arası Diyalog” hakkında şöyle deniyordu:

Fetullah Gülen, Hıristiyanlık ile İslâm’ı birleştirmek için yoğun çaba sarf etmiştir. FETÖ, gerçekte II. Vatikan Konsili’nde alınan kararlara dayanan ‘Dinler Arası Diyalog Projesi’ hakkında ulusal ve uluslararası birçok etkinlik düzenleyerek, bağlılarını (sadece bağlılarını mı?) Hıristiyanlığa yaklaştırmıştır. Bilinçli bir şekilde kelime-i tevhidin sadece ilk kısmı öne çıkarılmış, ‘Hazreti Muhammed’e iman’ kısmı görmezden gelinmiştir. Bu çabalar, dinî açıdan hiçbir şekilde tasvip edilemez.(5)

Bu raporun açıklanmasından on gün sonra 5 Ağustos 2017 günü, Diyanet’in İstanbul’daki “Yaz Etkinliği” kapanışında konuşan Erdoğan, Diyanet’in FETÖ konusunda ciddi eksiklikleri olduğunu söylemek isterim. Diyanet bu konuda çok ama çok geç kalmıştır. Bu ikazları meydanlarda ve özel görüşmelerimizde defalarca yaptık demişti.

Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuşmasından 4 yıl sonra; 8 Aralık 2021 tarihinde Külliye’de düzenlenen 40. İl Müftüleri İstişare Toplantısı’nda da, FETÖ ihanet şebekesi ile mücadelemizde Diyanet çok önemli bir yere sahiptir” diyerek, bu “görevi” tekrar hatırlatmıştı.

Diyanet İşleri Başkanlığı sözlü sınav sonucuna göre 30 personel alacak

BU HIYANET, DİYANET ÖNCÜLÜĞÜNDE ANLATILMALI

Diyanet elbette önemli adımlar atmıştır. Ancak, girişte de vurguladığımız gibi Fetullahçı örgüte taban desteği artarak devam etmektedir. FETÖ’ye verilen destek, Fetullah Gülen’in hâlâ bir “İslâm âlimi” olarak değerlendirildiğini ve itibar edildiğini göstermektedir. Çünkü “âlim” algısı arkasına gizlenen istismar hıyaneti, millete tam olarak anlatılamamıştır.

FETÖ’nün nasıl bir İslam düşmanı örgüt olduğu, çok daha etkin biçimde anlatılmalıdır. Bunun yetkilisi ve sorumlusu da Diyanet’tir. İmamlar, FETÖ hıyanetini hâlâ korkusuzca anlatamamaktadır. Akademisyenler için de aynı tedirginlik geçerlidir. Bu konuda güçlü bir mücadele sergilenebilmesi için gerekirse kanunî düzenleme yapılmalıdır.

Netice itibariyle, İslâmiyet’le hiçbir ilgisi bulunmayan bir istismar şebekesi olan FETÖ’nün, tıpkı Vehhabilik ve Kadiyanilik gibi aramızdan devşirilen; kullanışlı bir “İngiliz Anahtarı” olduğu, bütün Müslümanlara iyi anlatılamadığı sürece, insan ve kaynak desteğiyle sürekli güçlenecek olan bu bukalemun örgüt, dışarıdaki ve içerideki hıyanetlerine devam edecektir.

(1) https://www.economist.com/erasmus/2015/01/07/where-change-comes-from?fsrc=scn/tw/te/bl/ed/wherechangecomesfrom

(2) Selçuk Camcı, Kudret Ünal, Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Merkür Yayınları, İstanbul 1999, s. 154-245.

(3) II. Din Şûrası Nihai Kararları, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2003, s. 780-781.

(4) Gizli Kardinal, Takvim, 4 Ekim 2016.

(5) Kendi Dilinden FETÖ, Diyanet İşleri Başkanlığı, Ankara-2017, III. Bölüm, s. 77.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.