Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde düzenlenen “Tıp ve Kültür-Sanat Sempozyumu”na katıldı…
* Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Teknolojinin sunduğu imkanları, insani bir dokunuşla genişletecek her yaklaşım, hem tıbbın hem de insanlığın geleceği için vazgeçilmezdir.” dedi.
* İşte detayı!…
UHA / İnternational News Agency

ANKARA, 14 OCAK 2026 – Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde düzenlenen “Tıp ve Kültür-Sanat Sempozyumu“na katıldı.
Program kapsamında hazırlanan “Kadın Eliyle Taşa İşlenen Şifa-Darüşşifaların Banileri ve Çiçeklerin Dili” sergisini gezen Emine Erdoğan, eserler hakkında bilgi aldı.
Emine Erdoğan, programdaki konuşmasına, ufuk açıcı sempozyumu tertip eden Sağlık Bakanlığına, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kuruluna ve organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ederek başladı.
Programda dile getirilecek her düşünce ve ele alınacak her başlığın insan merkezli bir sağlık anlayışına ve “Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” vizyonuna önemli katkılar sunacağına inandığını belirten Emine Erdoğan, programın, bilimin güçlü ilerleyişiyle insanlığın asırlardır biriktirdiği hikmet mirası arasında yeni temas noktaları kurulmasının zemini olacağını dile getirdi.
Bu vesileyle hekimlerden hemşirelere, ebelerden ambulans şoförlerine, sağlık camiasının her bir mensubuna şükranlarını sunan Emine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Onlar, büyük bir özveriyle çoğu zaman kendi hayatlarını geri plana alarak en zor zamanlarımızda yanımızda oluyorlar. Gösterdikleri fedakarlık her türlü takdirin üzerindedir. Bu toprakların hekimleri, tarih boyunca insanlığın tıbbi birikimine çok büyük katkılar yaptılar. Sadece hastalıklara reçete yazmakla kalmadılar, insana ve hayata değer veren bir şifa anlayışının reçetesini de insanlığa hediye ettiler. Tıp ilmini yalnızca teknik bir alan olarak değil bir sanat, irfan ve ahlak meselesi olarak gördüler. Yaralara merhem hazırladıkları kadar ortaya koydukları hekimlik anlayışıyla ruhun yaralarına da merhem oldular. Afiyette olma halini organların sıhhatiyle sınırlamadılar, onu insanın varoluşunun tamamında aradılar. Beden ve ruhun ahengini insanın terazisi saydılar. Hastalığa değil şifaya odaklandılar. Bu anlayış, darüşşifalarda ete kemiğe büründü, kurumsallaştı. Darüşşifalar, medeniyetimizin şefkat geleneğinin abideleri ve günümüz için çok önemli referans kaynaklarıdır.”