Diğer Öyküler Dosyası: Merhum Vali Recep YAZICIOĞLU’ndan Bir Anı!
* Geçtiğimiz günlerde internette ilginç bir fotoğrafa rastladım. Makam koltuğunun üzerine “Kaygan Zemin” uyarısı konulmuştu. İlk bakışta insanı güldüren bu kare, biraz düşününce hayli manidar geliyor. Zira günümüz dünyasında, siyasetten bürokrasiye kadar pek çok alanda karşılığı olan bir sembol gibi…
UHA / İnternational News Agency
Mahir ODABAŞI
ÇORUM, 05 HAZİRAN 2026 – Geçtiğimiz günlerde internette ilginç bir fotoğrafa rastladım. Makam koltuğunun üzerine “Kaygan Zemin” uyarısı konulmuştu. İlk bakışta insanı güldüren bu kare, biraz düşününce hayli manidar geliyor. Zira günümüz dünyasında, siyasetten bürokrasiye kadar pek çok alanda karşılığı olan bir sembol gibi…
Ben de köşemde, memuriyet sınırlarını aşmamaya dikkat ederek, farklı konuları ele almaya çalışıyorum. Amacım kötü örneklerden ders çıkarmak, güzel örneklerin ise çoğalmasına küçük de olsa katkı sağlayabilmek. İlginçtir ki yazılarıma en fazla geri dönüş, fikren ve zikren aynı safta olmadığım insanlardan geliyor. Bu durum beni gerçekten mutlu ediyor. Çünkü ben, “Her milletin iyisi iyidir.” anlayışıyla; kırmızıçizgilerime dokunmadığı sürece herkesi sevebileceğime inanıyorum. Bazen aynı okuldan mezun olduğum, aynı düşünceyi paylaştığım yakın arkadaşlarım;
“Ne kendini yoruyorsun, boş işlerle uğraşıyorsun… Kim okuyacak ki? Bu memlekette yazmakla müdür olunmaz!” gibi moral kırıcı sözler söyleyebiliyor. Buna karşılık, az önce bahsettiğim farklı cenahtaki insanlar telefon açıp tebrik ediyor; “Lütfen devam et. Zevkle okuyoruz. Köşe yazısı yazan çoktur ama senin tarzında yazan pek yok. Hep ders alınacak konulara değiniyorsun.” diyerek moral ve motivasyon veriyorlar.
Ben bu farkı, herkesin bildiği şu atasözüyle açıklıyorum: “Kapı danasından öküz olmaz.” Yıllar önce genç bir öğretmen, Tokat’ın bir ilçesine bağlı ücra bir beldeye din kültürü öğretmeni olarak atanır. Aradan belli bir süre geçince, içinde bulunduğu zor şartları anlatmak için il millî eğitim müdürünün yanına gitmeye karar verir. Kapıda uzun süre bekletilir. İl müdürü sert mizacıyla tanınan bir bürokrattır. Genç öğretmen ise “Buraya kadar geldim, içeri girmeden dönmem.” diye düşünür.
Bir fırsatını bulup içeri girer ve kendini tanıtır. İl müdürü sert bir ifadeyle: Öğretmen mahcup bir edayla der ki: İl müdürü bir an durur ve şöyle der: Hemen zile basar, atama şube müdürünü çağırır ve gerekli talimatı verir: Genç öğretmen şube müdürünün peşinden koridorda yürürken bir an durur ve düşünür: Geri döner ve il müdürünün odasına girer. İl müdürü şaşkınlıkla: Ama içten içe bu tavır çok hoşuna gider. Sonra ekler: Hemen Bakanlığı ve Çorum’u arar. Evraklar hazırlanır. Genç öğretmen ise: Genç öğretmen valiliğe gider. Evrakı sekretere verir. Sekreter dudak bükerek: Ama öğretmen ısrar edince sekreter içeri haber verir: Vali kısa bir cevap verir: Öğretmen içeri girince vali sorar: “Oldu efendim ama yine de imzalayacağınızı düşündüm.”
Vali merakla sorular sormaya başlar:
— Nerelisin? Vali gülümser: “Ben de Çorum’un Alaca ilçesinde kaymakamlık yaptım.” diye söze başlar. Sohbet ilerler. Öğretmen annesinin rahatsızlığı nedeniyle memleketine yakın olmak istediğini anlatır.
Vali son bir soru sorar: “Hayır efendim.”
Vali evrakı imzalarken şöyle der: Ardından Bakanlıktan bir tanıdığını ve Çorum Valisini arayarak öğretmene yardımcı olur.
Bu hikâyenin kahramanı olan vali, sözünü dudaktan, gözünü budaktan esirgemeyen merhum Recep Yazıcıoğlu idi. Ruhu şad, mekânı cennet olsun; böylesi yöneticilerin sayısı artarak devam etsin. (Öğretmen: Emekli müdür İ. M.)
Bu kıssadan çıkarılacak birkaç ders var: • “Ağlayanın malı gülene yaramaz.” sözünü unutmamalı; gerektiğinde fedakârlık yapabilmeliyiz.
• Ve her şeyden önemlisi, hayatın sürprizlerle dolu olduğunu bilmeliyiz. Bazen insan bulgur beklerken pirinçlekarşılaşabilir.
• Anne-baba, ebe-dede dualarını samimiyetle alanların yollarının açık, kazançlarının bereketli olacağını da asla unutmamak gerekir.
Çünkü hayat, çoğu zaman iyiliğin hiç beklemediğimiz bir kapıdan geri döndüğü bir imtihandır.
“Otur bakalım, ne istiyorsun?” diye sorar.
“Sayın müdürüm, ben falan yerde öğretmenim. Görev yerim çok mahrumiyet bölgesi. Küçük bir çocuğum da var. Mümkünse şartları biraz daha iyi olan bir okula tayin olmak istiyorum.”
“Sen tam zamanında geldin. Hakkında soruşturma yürüyen bir din dersi öğretmeni vardı. Onu gönderecek kötü bir yer arıyorduk ama boş yer yoktu. Seni onunla değiştirelim. Onun yeri çok iyi.”
“Hadi, git işini halletsin.”
“Ben onun yerine gideceğim. Benim için iyi ama o öğretmen kötü bir yere gönderilecek. Üstelik buna ben sebep olacağım. Belki de her sabah akşam bana beddua edecek. Bu vebali taşıyamam.”
“Sayın müdürüm, ilginiz için çok teşekkür ederim ama ben vazgeçiyorum.” der.
“Evladım, sen nesli tükenenlerden misin? Millet birbirinin ayağını kaydırmak için neler yapıyor, sen ise önüne gelen fırsatı geri çeviriyorsun.” der.
“Madem vazgeçiyorsun, sana yine de yardımcı olayım. Muvafakat işini halledelim, seni memleketine gönderelim.”
“Vali bey evrakı elden imzalamaz, sen git.” der.
“Efendim, evrakı verirseniz ben imzalatmayı denerim.” deyince müdür gülümser:
“Madem ısrar ediyorsun, git bakalım bir fırça ye.”
“İmzalamaz. Vali bey elden evrak kabul etmez.” der.
“Sayın valim, bir öğretmen var. Gerekli açıklamayı yaptım ama yine de sizinle görüşmek istiyor.”
“Gelsin.”
“Sana vali imzalamaz diyen olmadı mı?”
— Çorumluyum.
— Çorum’un neresinden?
— İskilip taraflarından.
— Baban ne iş yapar?
— İmamdır.
— Deden?
— O da eski hocalardandır.
“Buyur otur.” der ve iki kahve ister.
“Partiden torpilin var mı?”
“Öncelikle seni medeni cesaretinden dolayı tebrik ederim. Zaten o yüzden seni kabul ettim.”
• Zamanı ve yeri geldiğinde medeni cesaretimizi kullanmaktan çekinmemeliyiz. Çoğu zaman ulaşılmaz sandığımız makamların ardında da neticede birer insan bulunduğunu görürüz.
—
Not : Sayın Hanımefendi, Beyefendi, bazı e-posta adresleri bir şekilde E-POSTA VERİTABANI’mıza yerleşmiştir. Amacımız kimsenin zamanını almak ve rahatsız etmek değildir. Hepimizin ortak sorununu bir şekilde dile getirmektir. E-posta bu bakımdan düşüncelerimizi kolay paylaşabildiğimiz bir ortam. Ancak peşinen eğer istenmeden e-posta aldıysanız özür dileriz. Eğer geri bildirimde bulunursanız listeden adresinizi hemen çıkarırız.