enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:11 Türkmenistan Lojistikte Vites Yükseltiyor
00:10 “28 Şubat: Vesayet, Darbe ve Milli İradenin İnşası” programı düzenlenecek
00:08 Rusya Yeni Türkiye Büyükelçisini Atadı “Sergey Verşinin”: Jeopolitik Portre Analizi
00:08 Çok kutuplu uluslararası sistem bağlamında Türk Dış Politikası’nda Güvenlik Anlayışının Dönüşümü
00:07 Türkiye’de her 10 yetişkinden yaklaşık yedisi obez veya fazla kilolu
00:07 6 soruda Afganistan-Pakistan krizi
00:05 Avrupa Haberleri / Litvanya Başbakanı’ndan Orban’a: ‘Ukrayna’yı suçlamak saçmalık’
00:03 Avrupa Haberleri / Rus petrolü tartışması büyüyor: Zelenskiy, Fico’yu Ukrayna’ya çağırdı
00:03 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği’nin (ASKON) Geleneksel İftar Programı’nda konuştu
00:02 Kruvaziyer fırtınası Türkiye’de esecek: Turizmde gizli patlama
00:02 Türk siyasi tarihinin “bin yıl sürecek” denilen 28 Şubat sürecinin failleri cezasız kalmadı
00:01 Türkiye ham çelikte, üretimini artırarak pozitif ayrışan ülkeler arasında yerini aldı…
00:01 MSÜ Hava Harp Okulu’nda uyuşturucu soruşturması: 3 sözleşmeli er tutuklandı
00:00 Meteoroloji’den 31 ile ‘sarı’ kodlu uyarı
11:34 Bakü’de tarihi buluşma: 1926 Türkoloji Kurultayı 100 yıl sonra anılıyor
09:27 Milli Eğitim Bakanlığı 903 sözleşmeli personel alacak
00:55 Hocalı Soykırımın 34. Yılı Anma Programı
00:54 Finansal Strateji Danışmanı Dilek HAKAN, “Zengezur Koridoru Türkiye İçin Hem Fırsat Hem de Risk”
00:44 ABTTF Başkanı: Yunanistan’da halkın büyük çoğunluğu demokratik kurumlara güven duymuyor
00:37 Milli Güvenlik Sorunu: Sanal Kumar ve Kalbine Sızan Sessiz Tehdit!
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Çok kutuplu uluslararası sistem bağlamında Türk Dış Politikası’nda Güvenlik Anlayışının Dönüşümü

Çok kutuplu uluslararası sistem bağlamında Türk Dış Politikası’nda Güvenlik Anlayışının Dönüşümü
28 Şubat 2026
4
A+
A-

* Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi (TUDPAM), Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında yaptığı analizlerle dikkat çeken Gazeteci-Yazar Dr. Hande ORTAY’la, “Küresel güç rekabeti ve artan bölgesel belirsizlikler karşısında Türk dış politikası nasıl bir rota izliyor? Askerî güçten teknoloji ve enerji diplomasisine uzanan ‘bütüncül güvenlik’ anlayışını ” konuştu.

* İşte detayı!…

UHA / İnternational News Agency

Dr.Hande Ortay ile Akademiye dair – İş Dünyası Dergisi TÜRKİYE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gazeteci-Yazar, Analist* Dr. Hande ORTAY

EYazım Kılavuzu - TUDPAM | Türk Dış Politikası Araştırma MerkeziSKİŞEHİR, 28 ŞUBAT 2026 – Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi (TUDPAM), Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında yaptığı analizlerle dikkat çeken Gazeteci-Yazar Dr. Hande ORTAY’la, “Küresel güç rekabeti ve artan bölgesel belirsizlikler karşısında Türk dış politikası nasıl bir rota izliyor? Askerî güçten teknoloji ve enerji diplomasisine uzanan ‘bütüncül güvenlik’ anlayışını ” konuştu.

Realizmden bölgesel güvenlik komplekslerine uzanan geniş bir perspektifle, Türkiye’nin yeni güvenlik paradigmasını keşfedin.Uluslararası sistem, özellikle 2008 küresel finans krizinin ardından hızlanan bir dönüşüm sürecine girmiş; ABD’nin göreli güç kaybı, Çin’in yükselişi ve Rusya’nın revizyonist dış politikalarıyla birlikte çok kutuplu bir yapıya evrilmiştir (Acharya, 2018; Mearsheimer, 2019).

Bu yapısal dönüşüm, yalnızca büyük güçlerin değil, aynı zamanda orta ölçekli devletlerin dış politika ve güvenlik stratejilerini de yeniden tanımlamalarını zorunlu kılmaktadır.

Türkiye, sahip olduğu jeopolitik konum, tarihsel miras ve çok boyutlu dış politika ilişkileri nedeniyle bu dönüşümden doğrudan etkilenen ülkeler arasında yer almaktadır.

Türk dış politikasında güvenlik, uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak askerî tehditler ve ittifak ilişkileri çerçevesinde ele alınmıştır. NATO üyeliği ve Batı ittifakıyla kurulan ilişkiler, Türkiye’nin güvenlik anlayışının temel belirleyicileri olmuştur. Ancak günümüzde güvenlik, terörizm, düzensiz göç, enerji arz güvenliği, siber tehditler ve bölgesel çatışmalar gibi çok katmanlı unsurları içeren geniş bir alanı kapsamaktadır (Buzan vd., 1998).

Bu çalışmanın temel iddiası, Türk dış politikasında güvenliğin klasik askerî tehdit merkezli bir alan olmaktan çıkarak stratejik özerklik eksenli, çok boyutlu ve proaktif bir paradigmaya evrildiğidir. Makalenin özgün katkısı, bu dönüşümü yalnızca teorik düzeyde değil; Suriye krizi, Doğu Akdeniz enerji rekabeti ve Karadeniz güvenliği gibi somut bölgesel vaka analizleri üzerinden bütüncül bir çerçevede ele almasıdır. Bu yönüyle çalışma, Türk dış politikası literatüründe güvenlik kavramının yeniden tanımlanmasına katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Teorik Çerçeve

Güvenlik Kavramının Genişlemesi ve Derinleşmesi

Uluslararası ilişkiler literatüründe güvenlik kavramı uzun süre realizm ve neorealizm perspektifleri çerçevesinde, devlet merkezli ve askerî tehdit odaklı bir biçimde ele alınmıştır.

Waltz’un (1979) yapısal realizmi, uluslararası sistemin anarşik yapısının devletleri güç ve güvenlik arayışına yönelttiğini savunmaktadır. Bu yaklaşımda güvenlik, temel olarak askerî kapasite ve caydırıcılık ile ilişkilendirilmiştir. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte güvenlik anlayışı önemli ölçüde dönüşmüş; Barry Buzan ve arkadaşlarının geliştirdiği genişletilmiş güvenlik yaklaşımı, güvenliği askerî alanın ötesine taşıyarak ekonomik, toplumsal, siyasal ve çevresel boyutları da kapsayan bir çerçeve sunmuştur (Buzan, Wæver ve de Wilde, 1998). Bölgesel güvenlik kompleksleri yaklaşımı ise güvenliğin coğrafi yakınlık ve karşılıklı bağımlılık temelinde bölgesel düzeyde şekillendiğini
ileri sürmektedir.

Bu teorik çerçeve, Türkiye gibi birden fazla bölgesel güvenlik kompleksinin kesişim noktasında yer alan ülkeler için özellikle açıklayıcıdır. Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz gibi farklı güvenlik havzalarında eş zamanlı olarak varlık gösteren Türkiye, güvenlik politikalarını tek boyutlu bir perspektifle ele alamamaktadır.

Soğuk Savaş sonrası dönemde ise tehdit algıları çeşitlenmiş; etnik çatışmalar, bölgesel krizler ve terörizm ön plana çıkmıştır. 2000’li yıllardan itibaren Türkiye, güvenlik politikalarında daha aktif ve bölgesel düzeyde etkili bir aktör olma yönünde adımlar atmıştır.

Bu süreçte sınır ötesi askerî operasyonlar, savunma sanayisi yatırımları ve diplomatik girişimler güvenlik anlayışının temel unsurları hâline gelmiştir.

Türk Dış Politikasında Güvenlik Anlayışının Tarihsel Arka Planı

Türkiye’nin güvenlik politikaları, Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren egemenlik, toprak bütünlüğü ve rejim güvenliği ekseninde şekillenmiştir. Soğuk Savaş döneminde NATO üyeliği, Türk dış politikasının güvenlik boyutunu büyük ölçüde Batı ittifakına entegre etmiştir. Bu dönemde güvenlik anlayışı, Sovyet tehdidine karşı kolektif savunma ve askerî caydırıcılık üzerine kurulmuştur.

Çok Kutupluluk ve Türk Dış Politikasında Stratejik Özerklik

Çok kutuplu uluslararası sistem, Türkiye’nin güvenlik politikalarında stratejik özerklik arayışını güçlendirmiştir. ABD ve Avrupa Birliği
ile yaşanan dönemsel gerilimler, Türkiye’yi alternatif diplomatik ve askerî iş birliklerine yöneltmiştir.

Rusya ve Çin ile geliştirilen ilişkiler, bu çok yönlü dış politika yaklaşımının bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Stratejik özerklik, Türkiye’nin yalnızca askerî kapasitesini artırmasını değil; aynı zamanda savunma sanayisi, enerji güvenliği ve teknolojik altyapı alanlarında bağımsızlık arayışını da kapsamaktadır. Yerli ve millî savunma sanayisi projeleri, Türk dış politikasında güvenliğin yapısal bir unsur hâline geldiğini göstermektedir.

***

Yazar hakkında

Hande Ortay, çocukluk yıllarını Almanya’nın Heilbronn şehrinde geçirmiştir. 2011 yılında Türkiye’ye kesin dönüş yapmasının ardından Trabzon’da lise eğitimini tamamlamış; 2015 yılından itibaren İstanbul’daki önde gelen şirketlerde üst düzey yöneticilere ve CEO’lara yönelik eğitimler vererek profesyonel kariyerine adım atmıştır. Bu süreçte özellikle saha temelli uygulamalı çalışmalarla dikkat çekmiştir. Lisans eğitimini 2018 yılında İstanbul Üniversitesi’nde onur derecesiyle tamamlayan Ortay, yüksek lisansını Yeni Yüzyıl Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında yapmıştır. “Arap Baharında Tunuslu Kadınların Rollerinin ve Kazanımlarının İncelenmesi” başlıklı yüksek lisans teziyle yüksek onur derecesine layık görülmüştür. Doktora eğitimini ise “Almanya’nın PKK Terör Örgütü Politikası ve Türkiye’ye Etkileri” başlıklı doktora teziyle başarıyla yüksek onur derecesine ile tamamlamıştır. Akademik kariyerine İbn Haldun Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü ile Karatay Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde doktor olarak devam etmektedir. Akademik çalışmaları; Uluslararası İlişkiler, Avrupa Politikası, Güvenlik Çalışmaları, PKK Terör Örgütü, Türkiye-Almanya İlişkileri, Medya-Siyaset İlişkisi ve Toplumsal Dönüşüm temalarında yoğunlaşmaktadır. Yazılı ve görsel medyada da aktif olan Ortay, İstiklal Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapmakta; ayrıca Daily Sabah, International Policy Digest gibi uluslararası yayınlarda Türkiye ve bölge jeopolitiğine ilişkin analizler kaleme almaktadır. 2016 yılından itibaren 31 kitabın yayın sürecinde yer almış; akademik editörlük, içerik geliştirme ve bölüm yazarlığı gibi çeşitli görevlerde bulunmuştur. Bunun yanında, pek çok hakemli dergiye akademik makalelerle katkı sunmaya devam etmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.