enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
8,1116
EURO
9,7031
ALTIN
454,91
BIST
1.378
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sağanak Yağışlı
20°C
İstanbul
20°C
Sağanak Yağışlı
Perşembe Yağışlı
13°C
Cuma Parçalı Bulutlu
14°C
Cumartesi Sağanak Yağışlı
15°C
Pazar Parçalı Bulutlu
16°C

TRT1’in sevilen ve tarihe ışık tutan dizisi, ‘Bir Zamanlar Kıbrıs’

TRT1’in sevilen ve tarihe ışık tutan dizisi, ‘Bir Zamanlar Kıbrıs’
REKLAM ALANI
08.04.2021
0
A+
A-

UHA HABER / Altınbaş Üniversitesi Rektörü ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Çağrı Erhan, “Dizi, dizidir. Tarih kitabı ise tarih kitabı. İkisinin fonksiyonları elbette farklıdır ama müşterek yönleri, birileri tarafından üretilmeleridir. Özü itibarıyla, bir dizinin senaryosunu nasıl birileri yazıyorsa, bir romanın nasıl yazarı var ise, tarih makalesini ve kitabını da birileri kaleme alır. Yani hepsinin tabiatında, ister istemez sübjektiflik vardır” dedi.

Altınbaş Üniversitesi(UHA) Uluslararası Haber Ajansı’na konuşan Prof. Dr. Çağrı Erhan, “Aynı tarihî vakayı anlatan iki farklı tarihçi, hem de neredeyse aynı belgeleri kullanarak birbirlerinden çok farklı neticelere pekâlâ ulaşabilirler. İnsanın fail olduğu hiçbir üretimde yüzde yüz objektiflikten söz edilemez. İlmi metotların kullanıldığı, belgelerin tahrif edilmediği veya görmezden gelinmediği tarih çalışmalarının her biri kıymetlidir. Ama işin içinde bugünden geriye (retrospektif) zorlama bir bakış ve güncel olayları, tarihî vakaları istismar ederek meşrulaştırma niyeti varsa, bu sübjektiflik bazen tarihî hadiselerin hiç olmadığı şekliyle yeniden kurgulanarak takdim edilmesine yol açar” ifadesini kullandı.
Prof. Dr. Çağrı Erhan, Çok eski zamanlara dair senaryolar yazılırken, ele alınan hadiselerin aktörleri veya şahitleri, ‘hayır, böyle olmadı’ diye itiraz edemeyecekleri için dahası geçmişi çarpıtmanın, işine geldiği gibi anlatmanın çoğu ülkenin kanunlarına göre yasak olmadığından, birçok tarihî vakanın maalesef cereyan ettiğinden çok farklı şekilde okuyucuya ya da izleyiciye aktarıldığına dikkat çekti.
Türk tarihinin uzun yıllardır bu tür çarpıtmaların hedefinde olduğunun altını çizen Prof. Dr. Çağrı Erhan, “Ermeni tehciri, Mora ve Bulgar isyanları, Şerif Hüseyin ayaklanması, Osmanlı Saray hayatına dair iftiraların romanlaştırılması ve filmlere konu olması uluslararası alanda menfi bir Türk algısı inşa etmenin araçları hâline gelmiştir” şeklinde dile getirdi.
Prof. Dr. Çağrı Erhan, bu tür sistematik saldırılara, yakın zamana kadar etkili karşılıklar verilememesi sebebiyle alanı boş bulanların, hem bilimsel yayın kisvesi altında iftira çalışmalarını hızlandırmış hem de geniş kitlelere ulaşmak için film ve dizi sektörüne ağırlık verdiklerini açıkladı.
“En üzücü olanı da kendi insanlarımızın bile bu iftira yayınlarına itibar ederek, kendi tarihlerini bu propaganda araçlarının anlattığı gibi zannetmeye başlamalarıydı” diyen Prof. Dr. Çağrı Erhan,  “Mazlum ve mağdur ceddimizin zalim ve haksız olduğuna inananların sayısında artış gözlenmekteydi” dedi.
Prof. Dr. Çağrı Erhan, Kıbrıs meselesinin de yakın tarihimizin istismar alanlarından biri hâline geldiğini hatırlatarak, bilhassa 1990’ların ikinci yarısından itibaren, AB fonlarının doğrudan etkisiyle, vuku bulduğundan bambaşka bir Kıbrıs’ın yakın tarihini yazma heveslilerinin çıktığını dile getirdi.
Türkiye’nin de üyesi olduğu ve yıllık mali katkı yaptığı Avrupa Konseyi çatısı altında, Kıbrıslı Türk ve Rum tarih öğretmenleriyle STK mensuplarına güya ‘geçmişin travmalarının üstesinden gelmek’ gayesiyle, Ada’da Rumların Türklere yaptığı zulme hiç değinmeyen çeşitli eğitimlerin yapıldığını gözlemlendiğini ifade eden Prof. Dr. Çağrı Erhan,  ‘Kıbrıs Barış Harekâtı’nın bir işgal olduğunu, Türkiye’nin Ada’ya müdahalesinin hukuki dayanağının olmadığını, aslında Türkler ile Rumların sükûnet ve huzur içinde yaşamaktayken, önemsiz ve münferit bazı çatışmaları bahane ederek Kıbrıs’a saldıran Türkiye’nin Akdeniz’deki bu barış adasını zorla böldüğünü’ savunanların hiç de az sayıda olmayışlarının, bu kadar haklı bir davada bile, propaganda mekanizmasının nasıl Türkiye aleyhine çalıştığının çarpıcı bir göstergesi olduğunu açıkladı.
Prof. Dr. Çağrı Erhan, TRT’de yayınlanmaya başlayan Bir Zamanlar Kıbrıs adlı dönem dizisini, özetlemeye çalıştığı şekilde kamuoyuna yalan ve iftira pompalayanlara çok yerinde bir cevap olduğuna değinerek, dizinin ilk bölümünün yayınlanmasından sonra ‘ne gerek var eski yaraları tekrar kaşımaya’ diye feryat figan etmeye başlayanlardan anlıyoruz ki, bu dizinin menfi propagandacılara büyük bir darbe vuracağını belirtti.
“Yazının başında da belirttim; dizi dizidir” diyen Prof. Dr. Çağrı Erhan, “Belgeselden bahsetmiyoruz. Elbette, Bir Zamanlar Kıbrıs’ın da senaryosu, hayali karakterleri ve diyalogları var. Ama dizinin bir de amacı var: Unutturulmaya çalışılan gerçekleri, çağdaş film teknolojisinin verdiği tüm imkânları kullanarak, en akılda kalıcı şekilde izleyicilere aktarmak” dedi.
Prof. Dr. Çağrı Erhan, “Bir Zamanlar Kıbrıs’ın, kendi sahasına önemli bir katkı sağlamasını ve çarpıtma, karalama ve iftira taarruzu altında olduğumuz birçok başka konularda yapılacak benzeri çalışmalara örnek olmasını umuyorum. Başta bu projeyi hayata geçiren TRT yönetimi olmak üzere emeği geçenleri tebrik ediyorum” şeklinde kaydetti.
HABER : Ataner YÜCE & Emekli TRT Muhabiri

[UHA Haber Ajansı, 08 Nisan 2021]

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.