ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

Araştırmacı Büşra Zeynep Özdemir, “Yeşil dönüşüme finansal destek: Türkiye Yeşil Fonu”

Araştırmacı Büşra Zeynep Özdemir, “Yeşil dönüşüme finansal destek: Türkiye Yeşil Fonu”
2 Aralık 2023
21
A+
A-

* Türkiye’nin saygın, güvenilir, bağımsız, tarafsız düşünce ve yayın kuruluşu olan SETA Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı ve Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümü Doktora öğrencisi ve Araştırmacı Büşra Zeynep Özdemir, Türkiye’de yeşil dönüşüm sürecinin hızlandırılması için kurulacak Türkiye Yeşil Fonu ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası tarafından idare edilecek bir finansal destek mekanizması olduğunu açıkladı.

* Özdemir, Fonun Sermaye Piyasası Kurulu mevzuatına tabi ve girişim sermayesi yatırım fonu statüsüne sahip olmasının planlandığını söyledi.

UHA /  İnternational News Agency

Araştırmacı Büşra Zeynep Özdemir, Küresel ısınma ve Araştırmacı -Yazar Büşra Zeynep ÖZDEMİR, “Avrupa'nın ve beraberinde  dünyanın ciddi bir enerji krizi ile karşı karşıya”…iklim değişikliği ile mücadele, 2000’li yılların başından bu yana ülkelerin gündemlerini ve uluslararası gündemi en fazla meşgul eden konular arasında yer aldığını belirterek, 1992 yılında imzaya açılan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (BMİDÇS), iklim değişikliğiyle mücadele alanındaki ilk uluslararası anlaşma olarak tarihte yerini aldığının altını çizdi.

Büşra Zeynep Özdemir, bu anlaşmayla çok sayıda ülke için sera gazı emisyonlarının azaltılması yönünde belirlenen hedeflerin nasıl gerçekleştirileceği meselesinin de önem kazanmaya başladığını hatırlatarak, sözleşmenin gerekliliklerinin yerine getirilmesinin önemli bir finansal destek ihtiyacını ortaya çıkaracağı öngörülürken bahse konu ihtiyacın karşılanabilmesi için uzun süren çalışmaların da yapıldığını ifade etti.

Özdemir, Sözleşmede bazı ülkelere “gelişmiş ülke” sıfatıyla EK-1 ve EK-2 listelerinde yer verilmesinin ve bu ülkelerden gelişmekte olan ülkelere aktarmak üzere finansal desteğin yanı sıra teknoloji paylaşımının beklenmesinin ve listelerin adil yapılıp yapılmadığının tartışmalarına neden olduğunu belirterek, Türkiye gibi bazı gelişmekte olan ülkelerin de uzun süre pozisyonlarının gözden geçirilmesini talep ettiği ve bu nedenle anlaşmalara çekince koyduğunun bilindiğine dikkat çekti.

Araştırmacı Büşra Zeynep Özdemir, Talepleri üzerine 2001 yılında EK-2 listesinden çıkarılan ve EK-1 listesindeyse “özel şartları bulunan” ülke olarak yer alması kabul edilen Türkiye’nin 2004 yılında BMİDÇS’ye, 2009 yılında ise Kyoto Protokolü’ne taraf olduğuna dikkat çekerek, sonrasında ise emisyon azaltımının, iklim değişikliğine adaptasyon, teknoloji transferi ve kapasite geliştirilmesi için finansal destek alabilecek ülkeler arasına katılan Türkiye, 2021 yılında da bu hakkını saklı tutarak Paris İklim Anlaşması’nı imzaladığına vurgu yaptı.

“Bu tarihe dek küresel iklim değişikliğiyle mücadele çalışmalarına bireysel çabaları ile katkı sunan Türkiye, bilhassa yenilenebilir enerji kaynaklarına yaptığı yatırımlar eşliğinde elektrik enerjisi kurulu gücünde yenilenebilir enerjiye dayalı santral sayısını artırdı ve Avrupa’nın en fazla yenilenebilir kurulu gücüne sahip ülkeleri arasında yer almayı başardı” diyen Özdemir, ancak Türkiye’nin hem 2053 Net Sıfır Emisyon hedefine ulaşabilmesi için sera gazı emisyonlarının azaltılması adına hem de iklim değişikliğinden en fazla etkilenmesi beklenen kuşaklardan birinde yer alması nedeniyle iklim değişikliğine uyum sağlaması adına devam eden finansal desteğe ihtiyacın olduğunun bir gerçek” olduğunu söyledi.

Yeşil dönüşüm için 76 acil adım şartı - Son Dakika HaberlerYeşil dönüşüme finansal destek: Türkiye Yeşil Fonu

Bilindiği üzere iklim değişikliği ile mücadele ederken ekonomik büyümenin sürdürülmesinin, başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere, az gelişmiş ülkelerin de gündeminde yer alan bir konu olduğuna vurgu yapan Araştırmacı Büşra Zeynep Özdemir, çevresel açıdan sürdürülebilir ekonominin ise “yeşil dönüşüm”ün sağlanmasından geçtiğini, Yeşil dönüşüm ise en fazla sera gazı salımına neden olan yoğun enerji kullanılan sektörler olmak üzere, tüm sektörlerde sera gazı salımlarının azaltılmasını mümkün kılacak bir dönüşümü gerekli kıldığını hatırlattı.

Özdemir,  Yeşil dönüşümün sektörlerde köklü bir değişiklik ihtiyacını ortaya çıkararak ciddi finansal kaynak talebine neden olurken iklim anlaşmalarında verilen taahhütlerin yerine getirilmesinin de bu talebin karşılanmasından geçtiğini, “Türkiye Yeşil Fonu”nun da bu noktada önem kazandığına dikkat çekti.

Araştırmacı Büşra Zeynep Özdemir, Türkiye’de yeşil dönüşüm sürecinin hızlandırılması için kurulacak Türkiye Yeşil Fonu’nun, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası tarafından idare edilecek bir finansal destek mekanizması olduğunu açıklayan Fonun Sermaye Piyasası Kurulu’nun mevzuatına tabi ve girişim sermayesi yatırım fonu statüsüne sahip olmasının planlandığını dile getirdi.

Yeşil Yatırım Fonu ile yeşil dönüşüm sürecine katılan işletmelerin sermaye ihtiyacının karşılanarak sürecin hızlandırılması ve Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma yolunda attığı adımların güçlendirilmesinin hedeflendiğini aktaran Özdemir, Fonun ilk etapta Dünya Bankası tarafından sağlanacak 155 milyon dolar tutarındaki kredi ile oluşturulmasının ve önceliğin küçük ve orta ölçekli işletmelere verilmesinin planlandığını belirtti.

Özdemir,  Yüksek sera gazı emisyonuna neden olan işletmelerin dönüşüm sürecine hızlıca dahil olması gerektiğinin göz önüne alındığında da Türkiye Yeşil Fonu’ndan ilk olarak enerji ve imalat sektöründe faaliyet gösteren paydaşların yararlanmasının beklendiğini hatırlatarak, özel sektörün de sermaye aktarmasıyla zamanla derinlik kazanacağı öngörülen fonun, Türkiye’nin yeşil dönüşümünde belirleyici bir rol oynamasının amaçlandığını kaydetti.

AB ülkeleri, AB'nin ülke listesi? AB'de hangi ülkeler var? AB'de kaç ülke  var? | Özgün HaberlerFonun sağlayacağı muhtemel kazanımlar

Yeşil dönüşümün, Türkiye’nin yalnızca emisyon azaltım hedefi açısından değil, aynı zamanda ticari ilişkileri açısından da önem taşıdığını belirten Büşra Zeynep Özdemir, 1995 yılından bu yana Gümrük Birliği’nin üyesi olan Türkiye, Avrupa Birliği’nin (AB) bu alandaki düzenlemelerine de tabi olduğuna vurgu yaptı.

Araştırmacı Özdemir, AB’nin 2050’de Net Sıfır Emisyon hedefine ulaşabilmek için geliştirdiği ekim ayı itibarıyla geçiş süreci başlatılan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) Gümrük Birliği kapsamında yapılan ticarete uygulanacağını belirterek, Mekanizmanın 2026 yılında öncelikli olarak elektrik enerjisi üretimi, demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre ve hidrojen üretim sektörlerinde faaliyete alınacağını dile getirdi.

Büşra Zeynep Özdemir, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı pazarın AB olduğunu ve bahse konu sektörlerin ihracatta hatırı sayılır bir yer tuttuğu dikkate alındığında ise Türkiye’nin Yeşil Fonu’nun bu sektörlerden başlanarak faaliyete alınmasının daha da önem kazandığını ifade etti.

Özdemir, Türkiye’nin SKDM sonrası avantajlı konumunu koruması için de bu sektörlerde tüm üretim süreçlerinin yanı sıra mal ve ürünlerin teslim edilmesi sürecinin de düşük emisyonlu olmasının, mümkün olduğunca karbonsuzlaştırılması gerektiğini söyledi.

İstihdam edilebilir geniş bir nüfusa sahip Türkiye’nin, gelişen ekonomisi ve yüksek yenilenebilir enerji kaynakları potansiyeliyle yeşil işler için bir cazibe merkezinin de olduğunun altını çizen Araştırmacı Büşra Zeynep Özdemir, sahip olduğu coğrafi konumu ve çok yönlü proaktif dış politikası sayesinde çok sayıda ticaret yoluna aracılık yapabilmesi, Türkiye Yeşil Fonu’nu yeni yatırım fırsatlarının oluşturulması için de önemli kıldığına dikkat çekti.

Büşra Zeynep Özdemir, yabancı yatırımcıların katılımıyla yüksek derinliğe ulaşarak yeni iş alanları ve ticari ilişkiler yaratma potansiyelinin yüksek olduğu düşünülen Türkiye Yeşil Fonu’nun Türkiye ekonomisinin sürdürülebilirliğinin yanı sıra bölgesel ve küresel ticaretin karbondan arındırılmasına da katkı sağlamasının oldukça muhtemel olduğunu kaydetti.

***

Büşra Zeynep Özdemir

Araştırmacı
2013’te İzmir Ekonomi Üniversitesi İşletme Fakültesi Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği Bölümü’nde lisans eğitimini tamamlayan Özdemir 2016’da aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden Sürdürülebilir Enerji alanında yüksek lisans derecesini “European Energy Union: A Further Step ahead or Reorganization?” isimli tez çalışması ile almıştır. Doktora eğitimine Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler programında devam eden Özdemir Ocak 2017’den bu yana SETA’da çalışmaktadır.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.