enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
15,9126
EURO
16,8686
ALTIN
942,99
BIST
2.393,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
22°C
İstanbul
22°C
Açık
Cuma Açık
23°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
23°C
Pazar Az Bulutlu
21°C
Pazartesi Az Bulutlu
22°C

Analiz: Finlandiya ve İsveç’in Muhtemel NATO Üyelikleri (3)

Analiz: Finlandiya ve İsveç’in Muhtemel NATO Üyelikleri (3)
3 Nisan 2022
0
A+
A-

ANKARA – UHA HABER / SETA bağımsız, tarafsız düşünce ve yayın kuruluşu, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Araştırmacı – Yazar Rıfat Öncel, ‘Finlandiya ve İsveç’in Muhtemel NATO Üyelikleri’ konusunda yapmış olduğu analizinde dün ‘Muhtemel Nato Üyelikleri’ne yer vermiştik.

Araştırmacı – Yazar Rıfat Öncel, bugün de analizinde Finlandiya ve İsveç’in muhtemel NATO üyelikleri ve üyeliklerinin muhtemel sonuçlarını ele alacağız.

MUHTEMEL SONUÇLAR
• Halihazırda ortaya çıkan tablo Finlandiya ve İsveç’in çok büyük ihtimalle NATO’ya üyelik için başvuracaklarını göstermektedir. Gerek iki ülkede görülmemiş derecede yüksek halk desteği gerekse siyasi partiler arasında oluşan uzlaşı NATO üyeliğinin istendiğini göstermektedir.

• Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyelik başvurularını Mayıs veya Haziran’da gerçekleştirmeleri beklenebilir. Zira lider düzeyinde yapılan açıklamalar, NATO’nun Haziran sonunda Madrid’de gerçekleştireceği zirve ve İsveç’te sonbaharda gerçekleştirilecek seçimler başvuru kararının mümkün olduğunca çabuk halledilmesi yönünde bir uzlaşıyı da ortaya çıkarmıştır.

• NATO’yu kuran 1949’daki Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 10. maddesinde üye ülkelerin oy birliğiyle İttifaka katkı yapabilecek farklı bir Avrupa ülkesini üyeliğe davet edebilecekleri ifadeleri yer almakta olup NATO’nun açık kapı politikası da söz konusu maddeye dayanmaktadır.19 Finlandiya ve İsveç’in İttifak üyeliğine NATO nezdinde oldukça sıcak bakılmaktadır. Nitekim NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Finlandiya ve İsveç’in İttifaka en yakın devletler olduğunu belirtmiştir.

• Finlandiya ve İsveç’in NATO üyesi olabilmesi için halihazırda üye olan otuz devletin tamamının söz konusu süreci desteklemesi gerekmektedir. Yani yeni bir devletin İttifaka kabulü oy birliği ile gerçekleşmektedir. Onay süreci zaman alacağından resmi üyelik statüsüne kavuşulmasının aylar ve hatta bir yıllık bir zaman alacağı değerlendirilmektedir. Bu süre zarfında Finlandiya ve İsveç’e NATO dışı bir güvenlik garantisi verilebilir. Örneğin ABD tarafından NATO üyeliği gerçekleşene kadar çeşitli güvenlik taahhütleri sunulabilir. Ancak güvenlik garantisi verilmese bile Rusya’nın halihazırdaki askeri durumu Finlandiya veya İsveç’e karşı ciddi bir askeri harekat yapmasını kabiliyet bakımından imkansız kılacaktır.

•Rusya’nın Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyelik başvurularını engellemede yetersiz kalacağı görülmektedir. Şu ana kadar Moskova tarafından yapılan açıklamaların herhangi bir karşılığı olmamış ve olacağı yönünde bir işaret de bulunmamaktadır.

Bunun temel sebebinin askeri kapasitesinin yanı sıra Rusya’nın kredibilitesinin de aşınması olduğu söylenebilir. Nitekim Rusya’nın Ukrayna’daki işgal girişiminde askeri olarak etkisiz kalmasının yanında uzun yıllardır nükleer silahları bir uyarı ve tehdit unsuru olarak kullanması kredibilitesine de gölge düşürmüştür.

Keza Rusya’nın 2016’dan itibaren zaten Kaliningrad’a nükleer başlık taşıyan Iskander seyir füzelerini yerleştirdiği düşünülmektedir. Litvanya Savunma Bakanı Arvydas Anusauskas bu noktaya dikkat çekerek Rus nükleer füzelerinin senelerdir ülkesine 100 kilometre mesafede bulunduğunu vurgulamıştır.

• Finlandiya ve İsveç’in NATO üyesi olması –Finlandiya’nın Rusya ile sahip olduğu 1.340 kilometre uzunluktaki sınır nedeniyle– askeri çıktılarının yanı sıra siyasi bir mesaj niteliği de taşıyacaktır. Zira bu sınırla birlikte NATO-Rusya sınırı iki katına çıkacaktır.  Bu durum ise NATO’nun genişlemesine karşı Moskova yönetiminin uzun yıllardır dile getirdiği endişelerin kesin bir reddi mesajını taşıyacaktır.

• Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üye olması durumunda ilk etapta İttifak içinde AB’nin etkisi artacak gibi görünse de ABD’nin bu iki ülke ile sıkı ilişkileri nedeniyle NATO içindeki Amerikan hakimiyeti devam edecektir. Hatta geleneksel olarak ABD ve NATO’dan ziyade AB’ye yakın olan Finlan20 “Russia Already has Nuclear Weapons in the Baltic Region, Says Lithuania”, Reuters, 14 Nisan 2022. diya’nın Washington yönetimiyle daha fazla yakınlaşması izlenebilir. Kaldı ki Şubat’ta ABD ile 64 adet F-35 uçağı alımını içeren anlaşmanın imzalanması ilişkilerin seyrinin doğrultusunu bir parça göstermektedir. Bu anlamda Norveç ve Danimarka’nın F-35 program partnerleri olduğu ve halihazırda söz konusu uçağın aktif kullanıcıları arasında yer aldıkları da belirtilmelidir.

• Finlandiya’nın mevcut savunma bütçesi NATO standardı olan GSYH’nin yüzde 2’sinin üstündedir. İsveç’in ise savunma bütçesini geçen sene 7 milyar dolar seviyesinden bu yıl 11 milyar dolar civarına çıkarması beklenmektedir. Bu miktara ulaşılması aynı zamanda İsveç’i NATO hedefi olan yüzde 2’ye de ulaştıracaktır.

• Gerek Finlandiya gerekse İsveç önümüzdeki süreçte uzun menzilli hassas vuruş yeteneklerine özel bir önem vermeye çalışabilir zira bu durum hem önceki hükümet raporlarında çizilen planla hem de NATO üyeliğiyle uyumlu olacaktır. Büyük oranda engellemeye dayalı bir caydırıcılık doktrinine sahip olan bu ülkeler NATO üyeliği ile birlikte cezalandırmaya dayalı kabiliyetlere de ağırlık vermeye başlayabilir. Keza Finlandiya hükümetinin Şubat 2017’de yayımladığı savunma raporunda ülkenin özellikle istihbarat, siber savunma ve uzun menzilli saldırı kabiliyetlerine ihtiyaç duyacağı ifade edilmiştir. Buradan hareketle geçtiğimiz yıllarda her iki ülke de hassas güdümlü uzun menzilli mühimmatlara yatırım yapmaya ve ofansif kabiliyetlerini geliştirmeye başlamıştır. Bu durum halihazırda somut bir askeri denge değişimi oluşturmasa da uzun vadeli sürmesi halinde Rusya tarafında ciddi bir tehdit algılamasını ortaya çıkarabilecektir. Yine de Finlandiya ve İsveç’in füze yatırımlarının uzun vadede –Polonya örneğinde olduğu gibi– siyasi, askeri ve ekonomik faktörler nedeniyle belirli bir düzeyde kalması ve daha çok NATO ofansif kabiliyetleri kapsamında yardımcı bir unsur olması beklenebilir.

•Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliklerine Viktor Orban yönetimindeki Macaristan’ın Rusya ile yakın ilişkilerinden dolayı karşı çıkabileceği ihtimali gündeme gelmiştir. Orban, AB’nin Ukrayna’yı işgali nedeniyle Rusya’ya uyguladığı yaptırımlara katılmış ancak Rus petrol ve gazına yaptırım uygulanmaya çalışılırsa veto edeceğini belirtmiştir. Yine de Orban’ın NATO genişlemesi ile kendi ülkesinin enerji güvenliğini farklı düzlemlerde değerlendirmesi beklenebilir. Zira Orban’ın AB ve ABD’yi karşısına almak pahasına Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliklerine karşı çıkması düşük bir ihtimal olarak görülmektedir.

• Türkiye bugüne kadar NATO’nun genişleme süreçlerini desteklemiştir. NATO, Türkiye’nin gerek savunma doktrini açısından gerekse siyasi bağlantıları nedeniyle asli önem atfettiği unsurlardan biridir.
NATO’nun varlığını güçlenerek sürdürmesi ve daha etkin bir yapıya dönüştürülmesi uzun yıllardır Türkiye’nin prensip olarak savunduğu hedeflerdir. Dolayısıyla Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in üyeliklerini de desteklemesi olasıdır. Diğer taraftan Türkiye’nin bu iki ülkenin topraklarında PKK terör örgütü ve müzahir gruplara gösterilen müsamaha konusunda ciddi derecede rahatsız olduğu da vurgulanmalıdır. Dolayısıyla Türkiye, Finlandiya ve İsveç’teki muhataplarına özellikle ülkenin güney sınırlarında karşılaştığı tehditlere karşı ve yürüttüğü terörle mücadelede daha iş birlikçi bir tutum sergilemeleri yönündeki arzusunu ve taleplerini dile getirecektir. Söz konusu hususta kaydedilecek ilerlemelerle birlikte Türkiye ile İsveç gibi gelişmiş savunma sanayiine sahip bir ülke arasında yeni iş birliği alanlarının açılması sağlanabilir. Keza Türkiye geçen yıl Polonya’da bünyesinde yer aldığı NATO’nun hava polisliği misyonunda olduğu gibi Baltık bölgesinde daha faal olmak suretiyle Finlandiya ve İsveç’in ulusal güvenliklerine katkı sağlayabilecektir. (Son)

***

Rıfat Öncel

Araştırmacı
Dokuz Eylül Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olan Rıfat Öncel, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde doktora eğitimini sürdürmektedir. Çalışma alanları arasında nükleer strateji, silahlanma ve savunma politikaları bulunmaktadır.

 

 

 

 

 

[UHA Haber Ajansı, 03 Mayıs 2022]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.