enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
10:55 İstanbul hidrolojik kuraklık kıskacında: Her yıl daha çok su fakiri oluyor
06:58 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Türkiye’nin şu anda bir SAFE* ile iş birliği arayışı yok”
06:13 Bakan Fidan, Federal Anayasa Koruma Teşkilatı’nın raporuna göre, 14 bin civarında PKK mensubu Almanya’da bulunuyor…
04:55 Dışişleri Bakanı Fidan, “Almanya’daki Türk toplumunun hem Türkiye hem de Almanya için gurur kaynağı”…
00:59 SYS Grup Genel Müdürü Cahit Utku Aral, “SYS Grup bugün 30x113mm silahı üretebilen 3 firmadan biri”…
00:40 Türkiye’nin yerli Ramjet motoru: Dünyada sayılı ülkede var
00:33 Amerikan-Rus uzay mürettebatı Uluslararası Uzay İstasyonu’nda sekiz aylık göreve başladı
00:27 Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Kocaeli’n Körfez ilçesinde Kapalı Spor Salonun temelini attı…
00:21 Yüzyılın Konut Projesi’ne 5 milyon 314 bin kişi başvurdu
00:20 Gece müzeciliğinde ziyaretçi rekoru
00:05 Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo’nun Türkiye ziyareti…
00:01 TBMM Başkanı Kurtulmuş: “Türkiye, dünya sisteminin güçlü ülkeleri bakımından göz ardı edilebilecek bir ülke değildir”
00:53 Burhanettin Duran: Türkiye barış ve adalet adına aktif sorumluluk alma iradesini gösteriyor
00:49 Türkiye-ABD ilişkilerinde Pinpon Diplomasisi: F-35’ten vize krizine gidip gelen 
00:42 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bugün Almanya’yı ziyaret edecek. Fidan, Berlin’de Türk toplumu temsilcileri ve iş insanlarıyla buluşacak
00:31 CHP İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir İntibak Yasasını Meclis Gündemine Taşıdı
00:28 Bakan Tunç: Casusluk soruşturmasında BAE vatandaşı şüpheli yok
00:18 Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş’u ziyaret etti
01:03 Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kadına şiddet, insanlığa ihanettir!
00:42 Türkiye’nin Gazze’de barış sürecine liderlik etmesi, İsrail’in bölgesel hesaplarını zorluyor…
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Alanında İlk ve Tek Türk Kadın Profesör

Alanında İlk ve Tek Türk Kadın Profesör
27 Mayıs 2022
792
A+
A-

WASHİNGTON – UHA HABER / Philadelphia’daki Temple Üniversitesi’nden Profesör Nilgün Anadolu Okur, Afrika-Amerika etütleri üzerine çalışan ilk ve tek Türk kadın profesör. Okur, siyahların acılarla yoğurulmuş hikayelerini anlatmakla kalmıyor, yeni nesilleri de ırkçılığa karşı bilinçlendiriyor.

“Ben Ankara’da büyüdüm. Evimizde hep kitaplar vardı. Annem, babam edebiyatı çok severlerdi, ailede de vardı zaten bir iki şair, yazar, amcam, babaannem olmak üzere. Ankara Koleji’nde okurken bize çok güzel edebiyat dersleri verdiler. Hem Türkçe hem İngilizce herhalde onların etkisiyle ilerideki hayatımın da nasıl olacağını az çok belirledim” diyen Nilgün Anadolu Okur’un hayatını değiştiren başarılarını taçlandıran Fulbright bursu olmuş.

Ankara’dan Amerika’ya uzanan bir başarı hikayesi

Hacettepe Üniversitesi’ni bitiren Nilgün Anadolu Okur, daha sonra Ege Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başlamış. Önce asistan, sonra docent olarak kariyerine devam eden Nilgün Anadolu Okur kazandığı Fulbright bursuyla rotasını Amerika’ya çevirmiş.

Siyah edebiyatına duyduğu ilgi Nilgün Anadolu Okur’u heyecanlandırırken, ona siyahların kültürünü, çektikleri sıkıntıları dünyaya anlatma fırsatı da tanımış.

“Özgürlüğe susamış insanların tuttuğu ışık bana yol gösterdi”

O günleri, “Çok heyecanlı yıllardı. Bu ilk doktora da çok tarihi bir noktadır benim kariyerimde. Çünkü bizden sonra yani Temple Üniversitesi’nden sonra Harvard ve Yale de doktora programları açmaya başladılar. Benim gittiğim ve geldiğim o yıllarda Fulbright bursiyeri olarak çalışma yaptığım bölümde eski Siyah Panterler’den Bobby Seale ders veriyordu. Çok ünlü bir senaryo yazarı olan Charles Fuller öğretmenlik yapıyordu. Bütün bu insanların arasında büyük bir heyecanla siyah konularına, edebiyatına ve Afrika- Amerika etütleri konusuna dört elle sarıldım ve çok çok şeyler öğrendim” diye anlatan Nilgün Anadolu Okur, “Bana verdikleri ofisin kenarında, kapısının kenarında bir çerçeve var ve çerçevenin içinde bir kadın resmi, eski bir poster ya da afiş diyebiliriz. Çerçevelenmiş ama hiç tanımıyorum. Bu kadının ismini hiç duymadım. Altında da şöyle bir ibare var. Yer altı treni savaşçısı. Bu hanımın kim olduğunu öğrenmek için çok çaba sarf ettim. Fakat hiç de zor olmadı. Harriet Tubman’ın kölelikten 13 defa kaçtığını, kasabaya geri dönüp, 100- 150 kişiyi daha hatta ailesinin diğer üyelerini de kaçırdığını öğrendim. Tubman’ın o kölelikten kaçan, özgürlüğe susamış insanların tuttuğu ışık bana da yol gösterdi. Pennsylvania eyaletinin kuzeyini, güneyini küçük ve mütevazi bir otomobilim ile dolaşıp veri topladım ve gittiğim her kasabada o bölgede ne kadar çok yeraltı treni hareketi ve savaşçısı varsa onların isimlerini öğrenip onlara konferans olarak sunmaya başladım. Bu çok ilgi topladı ve bana eyalette resmi bir görev olmasa bile bir isim olarak konuşmacı ünvanını verdiler. Bu 94’ten 99 yılına kadar devam etti” diyerek, Harriet Tubman’ın köleleri özgürlüğüne kavuşturan hikayesinin onu ne kadar derinden etkilediğini paylaşıyor. Bir fotoğrafla başlayan merak, o hikayenin daha da bilinir olmasının, gelecek nesillere daha çok ulaşmasının önünü açmış.

Bu süreçte Nilgün Anadolu Okur, neden siyah edebiyatı üzerine çalıştığıyla ilgili sorularla karşılaşmış. Okur, “Bana sorulan bu zor soruların cevabını vermek o kadar da zor olmadı aslında, şöyle söylüyordum, ben James Baldwin’i çok seviyordum. Onun hakkında çok araştırma yaptım, ikinci öğrendiğim önemli kişi de Harriet Tubman’dı. Bütün bunları öğrenince artık anlatmak gereği hissettim. Çünkü artık içimde tutamıyordum. Bunlar taşıyordu. Anlatmak ve yazmak gereği ile buradayım. Bu tabii çok onları memnun eden bir cevap. Çünkü aynı zamanda onların kültürünü yani siyah kültürünü ne kadar çok takdir ettiğiniz ve onların çektiği sıkıntıları, atalarının çektiği 300 yıllık kölelik sıkıntısını anladığınızı belirten bir cevap bu” diye konuşuyor.

“Özellikle siyah kız öğrencilerden gençlik yıllarımda çok tepki aldım. ‘Biz beyaz bir kadından hiçbir şey öğrenmek istemiyoruz’ diyenler bile oldu ve bunu sınıfta söylüyorlardı. Siz ders veriyorsunuz o sırada böyle birisi parmak kaldırıp, ‘Benim sizden öğrenecek hiç bir şeyim yok’ diyor. Buna nasıl cevap verirsiniz? Kızmadan, öfkelenmeden ‘Ama bir dakika, benim anlatmak istediğim bir şey var size. Ben buraya nasıl geldim ve kim olduğumu söylersem belki beni anlarsınız. Çünkü ben bu edebiyatı, bu konuyu çok seviyorum ve bu konuda sizin Amerika’daki çabanızı enternasyonal olarak diğer ülkelerde anlatmaya gönüllüyüm ve bakın Türkiye’de böyle bir bölüm yok. Belki bu bölümü de ben kuracağım, sizden de yardım istiyorum’ gibi cevaplarım da çok olmuştur. Ama bu elbette zorlu bir mücadeleydi” diyen Nilgün Anadolu Okur’un, Yeraltı Treni adlı örgütün köleliğe karşı verdiği mücadeleyi anlatırken kullandığı masalsı ton, başarısının sırrını da açıkça ortaya koyuyor.

Nilgün Anadolu Okur, “1830’dan 1860’a kadar hemen hemen 30 yıl boyunca yani Amerikan İç Harbi’ne kadar devam etmiş gizli bir örgüt. Amaçları sadece Güney’den Kuzey’e insanları özgürlüğe ulaştırmak ve bunu aileler yapıyor. Fakat devlet bunu bilmiyor. Bildiği zaman büyük cezalar, hapisler geliyor. Bunun araştırmasını yapan kölelikten kaçmış bir diğer değerli insanı keşfettim. Fredrich Douglass, Boston’da yaşarken ve kölelikten kaçıp ismini değiştirdikten sonra beyaz bir gazete editörü ile William Lloyd Garrison ile ahbaplık kuruyor ve bu dostluk, biri beyaz biri siyah iki adamın dostluğu 10 yıl devam ediyor. İkisi de tek bir amaçta birleşmişlerdi. Köleliği durduracağız ve bunu konuşmalarımızla yapacağız. Silah kullanmadan, Amerikan senatörleri ve halkına hitap ederek köleliğin kötü olduğunu anlatacağız ve bunu başarıyorlar, biliyor musunuz, çevrelerinde çok büyük olmasa da çok güçlü bir yazar şair grubu toplanıyor ve onların yazdıkları konuşmaları seyahat ederek orada burada yaptıkları bütün gösteriler çok değerli biliniyor bugün için. Bu kitabı yazmak için 10 yıl uğraştım. Fredrick Douglass’la William Lloyd Garrison’ın dostluğunu ben keşfetmiş değilim ama kimse bu konuda bir kitap yazmamıştı” değerlendirmesinde bulundu.

Kadınların sesini duyurmaya çalışıyor

Bu kitabın yayınlanmasının ardından üniversitesinin profesör unvanı verdiği Nilgün Anadolu Okur, Amerika’da bu konu üzerinde çalışan tek kadın profesör olmanın da haklı gururunu yaşıyor. Tekrar canlandırdığı kadın komitesiyle, siyahlar kadar kadınların da sesi olmaya ve o sesi duyurmaya çalışıyor ve “Amacımız üniversitede kadınlara verilen ücretin yani kadın profesörlere verilen ücretin erkeklerle eşitlenmesi. Bu konuda çaba sarf ediyoruz. Hiç kolay olmuyor ama belki günün birinde yol kaydedeceğiz.

Türkiye’nin sorunlarına da eğilen Nilgün Anadol Okur, “Ülkemizde özellikle kadın konusunda yapılacak çok iş var. Kadın cinayetleri beni çok ama çok düşündürüyor ve üzüyor. Bu konuda eğitim vermemiz lazım. Hem kadınlarımızı, Türk kadınlarını hem Türk erkeklerini, her şey eğitimle başlayıp, eğitimle bitecek, cinayetlerin sonu ardı arkası kesilmiyor. Kendi arkadaşlarımdan birkaç tanesini de bu olayda kaybettiğim için çok yakinen duyuyorum bu acıyı, bu sıkıntıyı, hedefim bir kongre düzenleyerek Türkiye’de tabii başkalarının da çabası gerekecek, bu konuda eğitim seminerleri verebilmek” diye ekliyor.

Nilgün Anadolu Okur’un bundan sonraki hedefi, kitaplarını Türkçe’ye çevirebilmek.

VOA Flaş Haber 30 Ocak

HABER : Özlem TINAZ, Celal ÇEVİRGEN

[UHA Haber Ajansı, 27 Mayıs 2022]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.