enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
13:09 Küresel Gazeteciler Konseyi’nden (KGK) Londra’da diplomasi turu 
11:25 İletişim Başkanı Duran, “Bağımlılık konusunda medya kuruluşlarına, habercilere, dizi ve film yapımcılarına ciddi sorumluluklar düşüyor”
10:51 MSB kaynakları: TSK’nın Barış Pınarı’ndaki bölgelerden çekildiği yönündeki haberler doğru değil
10:40 Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ata yurdumuz Orta Asya’nın refahına gerekli katkıyı yapmada kararlıyız”
00:44 Türkçe düşünür, Türkçe rüya görürüz Türkçe yazar okuruz, ama, Türkçeyi bilmeyen okumuşlarız !!!
00:43 Hollanda’da Türkish Professional Network (Türk Profesyoneller Ağı) Dikkat Çekiyor: Direksiyonda yine kadınlar var!
00:42 Suriye Türkiye’de iç siyasi dengelere nasıl yansıyor?
00:32 Kocaeli Ticaret Odası’dan: İşletmelerin Hibe ve Fonlara Erişimini kolaylaştırma
00:21 İlklerin Adı: Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi
12:15 Türkiye’de 15 yaş altına sosyal medya yasağı geliyor
07:41 Yazar Peren Birsaygılı Mut: Suriye Devrimi’nin Filistin davası açısından taşıdığı tarihsel ve stratejik önemi
07:14 Avrupa’da ABD’siz savunmanın formülü: Avrupai NATO
00:55 Tokat’ın Niksar ilçesinde araç muayenesinde kredi kartı komisyonu yasal bulunmadı
00:48 Akif Çağatay Kılıç: İran ekseninde gerilimin çözülmesi için çabalarımız devam edecek
00:43 Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrası bildiri yayınlandı…
00:39 Bakan Göktaş’tan İBB kreşindeki iddialara ilişkin açıklama
00:38 Terörsüz Türkiye ve Bölge Hedefinin Geleceği
00:29 ABD’nin Güney Kahkasya Stratejisi: Zengezur, Enerji Hatları ve Bölgesel Güç Dengeleri
00:26 Türkiye’nin bölünmüş yol ağı 30 bin kilometreye ulaştı
00:20 İran Dışişleri Bakanı Arakçi, Steve Witkoff ile temas kurmadığını söyledi.
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Alanında İlk ve Tek Türk Kadın Profesör

Alanında İlk ve Tek Türk Kadın Profesör
27 Mayıs 2022
796
A+
A-

WASHİNGTON – UHA HABER / Philadelphia’daki Temple Üniversitesi’nden Profesör Nilgün Anadolu Okur, Afrika-Amerika etütleri üzerine çalışan ilk ve tek Türk kadın profesör. Okur, siyahların acılarla yoğurulmuş hikayelerini anlatmakla kalmıyor, yeni nesilleri de ırkçılığa karşı bilinçlendiriyor.

“Ben Ankara’da büyüdüm. Evimizde hep kitaplar vardı. Annem, babam edebiyatı çok severlerdi, ailede de vardı zaten bir iki şair, yazar, amcam, babaannem olmak üzere. Ankara Koleji’nde okurken bize çok güzel edebiyat dersleri verdiler. Hem Türkçe hem İngilizce herhalde onların etkisiyle ilerideki hayatımın da nasıl olacağını az çok belirledim” diyen Nilgün Anadolu Okur’un hayatını değiştiren başarılarını taçlandıran Fulbright bursu olmuş.

Ankara’dan Amerika’ya uzanan bir başarı hikayesi

Hacettepe Üniversitesi’ni bitiren Nilgün Anadolu Okur, daha sonra Ege Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başlamış. Önce asistan, sonra docent olarak kariyerine devam eden Nilgün Anadolu Okur kazandığı Fulbright bursuyla rotasını Amerika’ya çevirmiş.

Siyah edebiyatına duyduğu ilgi Nilgün Anadolu Okur’u heyecanlandırırken, ona siyahların kültürünü, çektikleri sıkıntıları dünyaya anlatma fırsatı da tanımış.

“Özgürlüğe susamış insanların tuttuğu ışık bana yol gösterdi”

O günleri, “Çok heyecanlı yıllardı. Bu ilk doktora da çok tarihi bir noktadır benim kariyerimde. Çünkü bizden sonra yani Temple Üniversitesi’nden sonra Harvard ve Yale de doktora programları açmaya başladılar. Benim gittiğim ve geldiğim o yıllarda Fulbright bursiyeri olarak çalışma yaptığım bölümde eski Siyah Panterler’den Bobby Seale ders veriyordu. Çok ünlü bir senaryo yazarı olan Charles Fuller öğretmenlik yapıyordu. Bütün bu insanların arasında büyük bir heyecanla siyah konularına, edebiyatına ve Afrika- Amerika etütleri konusuna dört elle sarıldım ve çok çok şeyler öğrendim” diye anlatan Nilgün Anadolu Okur, “Bana verdikleri ofisin kenarında, kapısının kenarında bir çerçeve var ve çerçevenin içinde bir kadın resmi, eski bir poster ya da afiş diyebiliriz. Çerçevelenmiş ama hiç tanımıyorum. Bu kadının ismini hiç duymadım. Altında da şöyle bir ibare var. Yer altı treni savaşçısı. Bu hanımın kim olduğunu öğrenmek için çok çaba sarf ettim. Fakat hiç de zor olmadı. Harriet Tubman’ın kölelikten 13 defa kaçtığını, kasabaya geri dönüp, 100- 150 kişiyi daha hatta ailesinin diğer üyelerini de kaçırdığını öğrendim. Tubman’ın o kölelikten kaçan, özgürlüğe susamış insanların tuttuğu ışık bana da yol gösterdi. Pennsylvania eyaletinin kuzeyini, güneyini küçük ve mütevazi bir otomobilim ile dolaşıp veri topladım ve gittiğim her kasabada o bölgede ne kadar çok yeraltı treni hareketi ve savaşçısı varsa onların isimlerini öğrenip onlara konferans olarak sunmaya başladım. Bu çok ilgi topladı ve bana eyalette resmi bir görev olmasa bile bir isim olarak konuşmacı ünvanını verdiler. Bu 94’ten 99 yılına kadar devam etti” diyerek, Harriet Tubman’ın köleleri özgürlüğüne kavuşturan hikayesinin onu ne kadar derinden etkilediğini paylaşıyor. Bir fotoğrafla başlayan merak, o hikayenin daha da bilinir olmasının, gelecek nesillere daha çok ulaşmasının önünü açmış.

Bu süreçte Nilgün Anadolu Okur, neden siyah edebiyatı üzerine çalıştığıyla ilgili sorularla karşılaşmış. Okur, “Bana sorulan bu zor soruların cevabını vermek o kadar da zor olmadı aslında, şöyle söylüyordum, ben James Baldwin’i çok seviyordum. Onun hakkında çok araştırma yaptım, ikinci öğrendiğim önemli kişi de Harriet Tubman’dı. Bütün bunları öğrenince artık anlatmak gereği hissettim. Çünkü artık içimde tutamıyordum. Bunlar taşıyordu. Anlatmak ve yazmak gereği ile buradayım. Bu tabii çok onları memnun eden bir cevap. Çünkü aynı zamanda onların kültürünü yani siyah kültürünü ne kadar çok takdir ettiğiniz ve onların çektiği sıkıntıları, atalarının çektiği 300 yıllık kölelik sıkıntısını anladığınızı belirten bir cevap bu” diye konuşuyor.

“Özellikle siyah kız öğrencilerden gençlik yıllarımda çok tepki aldım. ‘Biz beyaz bir kadından hiçbir şey öğrenmek istemiyoruz’ diyenler bile oldu ve bunu sınıfta söylüyorlardı. Siz ders veriyorsunuz o sırada böyle birisi parmak kaldırıp, ‘Benim sizden öğrenecek hiç bir şeyim yok’ diyor. Buna nasıl cevap verirsiniz? Kızmadan, öfkelenmeden ‘Ama bir dakika, benim anlatmak istediğim bir şey var size. Ben buraya nasıl geldim ve kim olduğumu söylersem belki beni anlarsınız. Çünkü ben bu edebiyatı, bu konuyu çok seviyorum ve bu konuda sizin Amerika’daki çabanızı enternasyonal olarak diğer ülkelerde anlatmaya gönüllüyüm ve bakın Türkiye’de böyle bir bölüm yok. Belki bu bölümü de ben kuracağım, sizden de yardım istiyorum’ gibi cevaplarım da çok olmuştur. Ama bu elbette zorlu bir mücadeleydi” diyen Nilgün Anadolu Okur’un, Yeraltı Treni adlı örgütün köleliğe karşı verdiği mücadeleyi anlatırken kullandığı masalsı ton, başarısının sırrını da açıkça ortaya koyuyor.

Nilgün Anadolu Okur, “1830’dan 1860’a kadar hemen hemen 30 yıl boyunca yani Amerikan İç Harbi’ne kadar devam etmiş gizli bir örgüt. Amaçları sadece Güney’den Kuzey’e insanları özgürlüğe ulaştırmak ve bunu aileler yapıyor. Fakat devlet bunu bilmiyor. Bildiği zaman büyük cezalar, hapisler geliyor. Bunun araştırmasını yapan kölelikten kaçmış bir diğer değerli insanı keşfettim. Fredrich Douglass, Boston’da yaşarken ve kölelikten kaçıp ismini değiştirdikten sonra beyaz bir gazete editörü ile William Lloyd Garrison ile ahbaplık kuruyor ve bu dostluk, biri beyaz biri siyah iki adamın dostluğu 10 yıl devam ediyor. İkisi de tek bir amaçta birleşmişlerdi. Köleliği durduracağız ve bunu konuşmalarımızla yapacağız. Silah kullanmadan, Amerikan senatörleri ve halkına hitap ederek köleliğin kötü olduğunu anlatacağız ve bunu başarıyorlar, biliyor musunuz, çevrelerinde çok büyük olmasa da çok güçlü bir yazar şair grubu toplanıyor ve onların yazdıkları konuşmaları seyahat ederek orada burada yaptıkları bütün gösteriler çok değerli biliniyor bugün için. Bu kitabı yazmak için 10 yıl uğraştım. Fredrick Douglass’la William Lloyd Garrison’ın dostluğunu ben keşfetmiş değilim ama kimse bu konuda bir kitap yazmamıştı” değerlendirmesinde bulundu.

Kadınların sesini duyurmaya çalışıyor

Bu kitabın yayınlanmasının ardından üniversitesinin profesör unvanı verdiği Nilgün Anadolu Okur, Amerika’da bu konu üzerinde çalışan tek kadın profesör olmanın da haklı gururunu yaşıyor. Tekrar canlandırdığı kadın komitesiyle, siyahlar kadar kadınların da sesi olmaya ve o sesi duyurmaya çalışıyor ve “Amacımız üniversitede kadınlara verilen ücretin yani kadın profesörlere verilen ücretin erkeklerle eşitlenmesi. Bu konuda çaba sarf ediyoruz. Hiç kolay olmuyor ama belki günün birinde yol kaydedeceğiz.

Türkiye’nin sorunlarına da eğilen Nilgün Anadol Okur, “Ülkemizde özellikle kadın konusunda yapılacak çok iş var. Kadın cinayetleri beni çok ama çok düşündürüyor ve üzüyor. Bu konuda eğitim vermemiz lazım. Hem kadınlarımızı, Türk kadınlarını hem Türk erkeklerini, her şey eğitimle başlayıp, eğitimle bitecek, cinayetlerin sonu ardı arkası kesilmiyor. Kendi arkadaşlarımdan birkaç tanesini de bu olayda kaybettiğim için çok yakinen duyuyorum bu acıyı, bu sıkıntıyı, hedefim bir kongre düzenleyerek Türkiye’de tabii başkalarının da çabası gerekecek, bu konuda eğitim seminerleri verebilmek” diye ekliyor.

Nilgün Anadolu Okur’un bundan sonraki hedefi, kitaplarını Türkçe’ye çevirebilmek.

VOA Flaş Haber 30 Ocak

HABER : Özlem TINAZ, Celal ÇEVİRGEN

[UHA Haber Ajansı, 27 Mayıs 2022]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.