enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
12:39 8 ülkenin bakanlarından Mescid-i Aksa hakkında ortak bildiri
10:01 Okullarda ikinci ara tatil yarın başlıyor
23:24 Küresel Güç Rekabeti ve Bölgesel Jeopolitik Süreçlerde Türk Teşkilatı’nın Rolü
22:37 ABD ve İsrail’in Saldırıları, İran’ın Misillemeleri: Mühimmat Üretimi, Stok Derinliği ve Siyasi Dayanıklılık Testi
22:15 Savaş Nereye Gidiyor?
22:04 ABD/İsrail-İran Savaşı: Durum Değerlendirmesi
21:45 Hamaney’in “Büyük Şeytan” Doktrini: İran Dış Politikası ABD Algısı
20:59 CBME Türkiye, Prestijli Fuarlar Listesine Girdi
19:17 İhlas Haber Ajansı (İHA) Rusya Muhabiri Erhan Altıparmak’a Abhazya’da gazetecilik ödülü
18:49 Rusya’dan “Kürt kartına dikkat” uyarısı!
18:07 Yılın ikinci faiz kararı perşembe günü açıklanacak
10:57 Kadir Gecesi pazartesi günü idrak edilecek
00:59 Bir varmış bir yokmuş: Tarsus’tan yola çıktı, Roterdam’da bir prens ile tanıştı ve sonra Almanya’da Almanya’da prenses oldu
00:58 Yıldız Teknik Üniversitesi’nin (YTÜ) Budapeşte Teknoloji ve Ekonomi Üniversitesi işbirliği
00:18 Türk Dünyası STK’ları Arasında Entegrasyon Derinleşiyor
11:15 TUDPAM, Pakistan Merkezli Youth Diplomacy Forum (YDF) İle İş Birliği Konusunda Anlaştı
10:31 Kıbrıs’ta Barışın Güvencesi BM mi?
10:15 Almanya ve Polonya’nın Türkiye’deki Büyükelçiliklerinden Rusya’ya Yönelik “Gölge Filo” ve Hibrit Tehdit Uyarıları
00:49 “İran’a özgürlük” söyleminin ardındaki enerji ve güç denklemi
00:48 Akrotiri üssüne yönelik saldırı karşısında AB tutumu: Egemen İngiliz toprakları ve üye devlet dayanışmasının sınırları
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Acıların gölgesinde bir Ramazan Bayramı daha

Acıların gölgesinde bir Ramazan Bayramı daha
1 Nisan 2025
25
A+
A-

Müslüman âlemi son 5-6 yıldan bu yana dini bayramlarını adına yakışır şekilde sevinçle, mutlulukla kutlayamadı. Ramazan ve Kurban Bayramlarını birkaç yıl Covid-19 salgınının gölgesinde sarılmadan, kucaklaşmadan, uzak mesafelerden telefonla bayramlaşmak gibi olağanüstü kısıtlamalarla kutlamak zorunda kaldı. İki yıl önce biz Müslüman Türkiye olarak dünyanın en büyük depremine maruz kaldık. Yine son iki yıldır Gazze’de tüm Müslümanları derinden üzen İsrail soykırımı yaşanıyor.

Tüm ülke toplumlarının yaşamında dinî ve millî bayramların bireyleri birbirine yakınlaştırıcı, kaynaştırıcı, dargın/kırgınları barıştırıcı bir etkisi olduğu tecrübe ile bilinmektedir. Bayramların bu rolünü en iyi yerine getirebilmesinin koşulu ise hiçbir kısıtlamaya konu olmadan özgürce ve coşkuyla kutlanabilmesidir. Temenni ederiz ki, bundan sonrasının Ramazan ve Kurban Bayramları böyle bayramlar olsun.

Şu bir gerçektir ki toplumsal dayanışmayı en fazla önemseyen bayramlar Müslüman bayramlarıdır. Yetimin, yoksulun, kimsesizin, ihtiyaç içinde olanın; toplumsal dengesizliklerin ve enflasyon canavarının ne yapacağını bilemez hale soktuğu çaresizlerin aranıp sorulmadığı, kaderlerine terk edildiği bayramlar Müslümanca bayramlar olamaz! Çünkü bayramlar; muhtaç kesimlere karşı empatinin keyfi değil bir görev olarak kabul edildiği; halden, dilden anlamanın dozunun zirve yaptığı çok özel günlerdir.

Bu dinsel görev ihmal ya da göz ardı edilerek kutlanan bayramlar ruhsuz bayramlardır. Bencilliğin köşeye sıkıştırıldığı değil, özgür bırakıldığı bayramlardır. Müslümanlıkta Egoizmin/bencilliğin, yani nalıncı keseri gibi kendine yontmanın, insanlara yukarıdan bakmanın, “adam sende!”ciliğin asla yeri yoktur. Bütün kötülükler, bütün olumsuzluklar gibi bencillik, çıkarcılık da en yalın ifadelerle reddedilmiştir.

Bilinçli bir Müslüman olan şair-yazar Arif Nihat Asya, Müslüman bayramlarıyla ilgili bir yazısında kimi yoksulluk ve kimsesizlikler karşısında bayramın kendisinin bile hüzünleneceğini yüreklere işleyen bir duygu yoğunluğuyla ifade etmiştir. İşte o yazıdan birkaç cümle:

“Öyle evler vardır ki, bayram gece yatısına gelse kuru tahtada yatar.”, “Öyle kapılar vardır ki, içerden ‘Kim o?’ diye sorulduğunda bayram adını söylemeye utanır.”, “Öyle sokaklar vardır ki, bayram korkmadan geçemez. ”Öyle acılar vardır ki, ‘Bugün bayram!’ diyen takvimler onlar için yalancıdır”, “Şu dünyaya garip gelmiş, şu dünyadan garip gidecek öyle kimseler vardır ki on bayram bir araya gelse onlara hiçbir şey getiremez!”

İnfak etmenin, yani muhtaçlara geçimlik temin etmenin, paylaşmanın, her türlü cömertliğin ve onun “isar” denen en yüksek derecesinin sıradan bir işmiş gibi alışılmış uygulamalarına İslam’ın tarihinden sayısız örnekler verilebilir. Öyle Müslümanlar biliniyor ki, sahip olduğu tek serveti olan bir öğünlük yemeği dahi kendisinden daha aç bir başkasına memnuniyetle ikram edebilmiştir. Bu uygulamalar bugünün birçok insanının aklına sığmaz.

Müslümanlıkta esas olan alan değil, veren el olmaktır. “Veren el, alan elden üstündür” hadisi de bunun belgesidir. Bir Müslüman gücü ve imkânı varken çalışıp kazanacak, kimseye muhtaç olmayacaktır. Hadise göre bilakis muhtaç olana yardım etme konumunda olacaktır. Ama kimi insanlar meşru ve anlaşılır nedenlerle yoksul ve muhtaç düşebiliyorlar. İşte böylelerine yardım etmek, ihtiyaçlarını gidermek, onların da bayram sevinci hissetmelerine vesile olmak, kısaca bayram yapmaktan çok anılan kimselere bayram yaptırmak dinsel görevlerimizin ilk sıralarında yer alıyor. Bütün bayramlar bu görevi yerine getirmenin en değerli zamanını oluşturuyor.

Ne mutlu bu görevi hiçbir gösterişe, hiçbir iki yüzlülüğe düşmeden halisane bir şekilde yapabilenlere!

İki şey bağdaşmaz: Para sevgisi ve dindarlık - DÜŞÜNENLERİN DÜŞÜNCESİ

İsmail ÖZCAN & Eğitimci Yazar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.