enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
12:06 Türkiye, 6 Şubat deprem bölgesinde dev dönüşüm
11:51 Muhittin Böcek dahil 41 kişi için iddianame hazırlandı
06:53 Mesafe Giderek Açılıyor
06:47 İletişim Başkanlığı, Türkiye’nin ABD ile LNG anlaşması nedeniyle Rus gazı alımını sonlandırdığı iddialarını yalanladı
06:22 Normatif Güçten Sert Jeoekonomiye: Gri Alanda Kalmanın Maliyeti
06:21 Avrupa’da Yüzleşme: GKRY’nin Prestij Kaybı
06:10 Yeni bir sosyal devlet destanı yazmak için Cumartesi günü Aydın’daydık!
00:48 Soykırımcı, katil İsrail’in ateşkese rağmen yaptığı ihlaller ve katliamlar
00:34 Suriye’de PKK/YPG’nin Sonuna Doğru
00:19 Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) raporuna göre: Su Döngüsündeki Düzensizlik Toplumları Tehdit Ediyor
00:08 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bugün Nizaryalı mevkidaşı Yusuf Maitama Tuggar ile bir araya gelecek
20:45 Uğur Mumcu katledilişinin 33. yılında İzmir’de de anıldı
20:10 Aydın Şehir Hastanesi hizmete açıldı
19:57 Uğur Mumcu ölümünün 33. yılında anıldı
07:43 Kitap: Avcı Kekliği ‘Evveli Aşk, Ahiri Aşk Vesselam’
07:25 Yapay Yağış ve Yağış Artırma Çalışmaları
06:42 ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci: “Uzun süredir yapılan yatırımlar 2026’da devreye girmeye başlayacak”
06:07 Türkiye ve Marmara için örnek model: İzmit Körfezi’nin geleceği “Dijital İkiz Projesi” ile şekillenecek
00:28 ASELSAN tarafından üretilen Hava Trafik Kontrol Radar Sistemi HTRS 100, Şam’da uçuş güvenliğini sağlayacak
00:07 CHP’li Meclis Üyesi İstifa Etti, AK Parti’ye Katıldı
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Normatif Güçten Sert Jeoekonomiye: Gri Alanda Kalmanın Maliyeti

Normatif Güçten Sert Jeoekonomiye: Gri Alanda Kalmanın Maliyeti
26 Ocak 2026
6
A+
A-

Avrupa Birliği ile Mercosur arasında Asuncion’da imzalanan kapsamlı ticaret anlaşması küresel sistemde hızlanan jeoekonomik kırılmanın Avrupa cephesindeki en net yansımalarından biridir. Bu anlaşma, AB’nin artık dış ticareti politikalarını normatif değerler ve yumuşak güç söylemleriyle değil açık biçimde güç, dayanıklılık ve tedarik güvenliği ekseninde kurgulamaya başladığını göstermektedir.

-Görkem Berk GEDİKLİ-

TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency

Görkem Berk Gedikli adlı kullanıcının profil fotoğrafı

Görkem Berk GEDİKLİ, TUDPAM Araştırma Asistanı 

ESKİŞEHİR, 26 OCAK 2026

Avrupa Birliği ile Mercosur arasında Asuncion’da imzalanan kapsamlı ticaret anlaşması küresel sistemde hızlanan jeoekonomik kırılmanın Avrupa cephesindeki en net yansımalarından biridir. Bu anlaşma, AB’nin artık dış ticareti politikalarını normatif değerler ve yumuşak güç söylemleriyle değil açık biçimde güç, dayanıklılık ve tedarik güvenliği ekseninde kurgulamaya başladığını göstermektedir.

Avrupa Birliği ile Mercosur arasında Asuncion’da imzalanan kapsamlı ticaret anlaşması küresel sistemde hızlanan jeoekonomik kırılmanın Avrupa cephesindeki en net yansımalarından biridir. Bu anlaşma, AB’nin artık dış ticareti politikalarını normatif değerler ve yumuşak güç söylemleriyle değil açık biçimde güç, dayanıklılık ve tedarik güvenliği ekseninde kurgulamaya başladığını göstermektedir. Özellikle Ukrayna savaşı sonrası ortaya çıkan enerji, gıda ve kritik hammadde krizleri AB’yi “liberal küreselleşme” döneminin pasif ticaret anlayışından koparmış, daha seçici, bölgesel ve stratejik bir ticaret mimarisi kurgulamaya yöneltmiştir.

Mercosur bu bağlamda rastgele bir tercih değildir. Latin Amerika, Soğuk Savaş sonrası dönemde Batı (Avrupa) için ihmal edilmiş bir alan olmakla birlikte, günümüzde Çin’in hızla nüfuz ettiği, ABD’nin ise yeniden denge kurmaya çalıştığı bir coğrafyadır. AB’nin Mercosur ile kapsamlı bir anlaşma imzalaması, yalnızca ekonomik değil, jeopolitik bir karşı hamle niteliği taşımaktadır. Bu hamleyle AB, hem Çin’in Latin Amerika’daki ekonomik hegemonyasını sınırlamayı, hem de kendi sanayisi için uzun vadeli hammadde ve tarım arzını güvence altına almayı hedeflemektedir. Lityum, biyoyakıt, tarımsal ürünler ve enerji geçişine uygun kaynaklar düşünüldüğünde bu anlaşma AB’nin “yeşil dönüşüm” stratejisinin de dış ayağını oluşturmaktadır.

Türkiye açısından mesele tam da burada kritikleşmektedir. Türkiye-AB ilişkileri uzun süredir siyasi donukluk içinde, teknik olarak Gümrük Birliği çerçevesinde sürdürülmektedir. Ancak AB’nin Mercosur ile kurduğu bu yeni entegrasyon hattı Türkiye’nin mevcut konumunu otomatik olarak zayıflatan bir etki üretmektedir çünkü Türkiye bugüne kadar AB için yakın coğrafyada, üretim kabiliyeti olan, tedarik zincirlerinde tampon görevi gören bir aktör konumundaydı. AB’nin Latin Amerika ile derinleşmesi, Türkiye’nin bu “vazgeçilmez ara halka” rolünü zayıflatmaktadır. Bu durum, Türkiye’nin AB ile ekonomik ilişkilerde pazarlık gücünü düşürme potansiyeli taşımaktadır.

Gümrük Birliği’nin güncellenmemesi halinde, Türkiye AB’nin yeni ticaret mimarisinde karar alıcı değil, kurallara uyum sağlayan ikincil bir aktör konumuna sürüklenebilir. Bu yalnızca ticari bir kayıp değildir ve ekonomik etkileri olduğu gibi siyasi etkileri de olacaktır. Gümrük Birliği güncellenmezse Türkiye bir anda sistem dışına atılmayacaktır ancak sistemin içinde ama karar mekanizmasının dışında kalabilir. AB, Mercosur gibi yeni anlaşmalarla üçüncü ülkelerle ticaretini derinleştirirken, Türkiye bu anlaşmaların dolaylı sonuçlarına katlanmak zorunda kalmaktadır. Türkiye’nin hukuki olarak masada söz hakkı olmadığı için AB’nin başka ülkelerle yaptığı anlaşmalar Türkiye pazarını etkiliyor ama Türkiye karşılık olarak yeni pazarlara otomatik erişim elde edememekte. Bu durum ciddi kapasite kaybı riskleri barındırmaktadır. Şu anda Türk ihracatçısı karbon vergisi ödemekte, dijital regülasyonlara uymakta, veri ve tedarik şeffaflığı sağlamaktadır ama karşılığında AB iç pazarında tam entegrasyon avantajı elde edememektedir.

“Gümrük Birliği güncellensin” lafı yıllardır tekrar edilmekte ama çoğu zaman içi boş bırakılmaktadır. Mevcut Gümrük Birliği’nin temel kusuru Türkiye kurallara uymaktadır ama kuralları koyan masada değildir. Burada belirtilen kusurların değişmesi ve değişen metinde muhakkak olması gereken şey Türkiye’nin, AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmaları sürecine eş zamanlı ve bağlayıcı biçimde dahil edilmesidir. Bu sayede Türkiye, AB herhangi bir blokla masaya oturduğunda “doğrudan etkilenen” ülke değil, “stratejik ortak” olacaktır. Bu mekanizma doğrudan veto etme yetkisi olmasa bile, danışılan, görüş bildiren, yönlendirebilen şekilde olmalıdır. Aksi takdirde Türkiye, değişen koşullardan oluşan jeopolitik maliyetleri gri alanda kalarak ödemeye devam edecektir.

Ayrıca mevcut Gümrük Birliği neredeyse tamamen sanayi malları ile sınırlıdır. Oysa Türkiye ekonomisinin ağırlık merkezi çoktan değişmiştir. Güncellenmesi gereken Gümrük Birliği’nde lojistik ve taşımacılığın, inşaat hizmetlerinin, turizm ve sağlık hizmetlerinin ve dijital hizmetlerin muhakkak kapsama alınması gerekmektedir. Çünkü Türkiye’nin sanayide maliyet avantajı hızla erirken hizmetlerde nispi rekabet gücü hala yüksektir. Hizmetlerin dışarıda bırakılması, Türkiye’nin güçlü olduğu alanların bilinçli biçimde oyunun dışında tutulması anlamına gelmektedir.

Tarım ve sanayi boyutu ise meselenin sessiz ama daha yıkıcı cephesidir. Mercosur ülkelerinin ölçek avantajı ve düşük maliyetli üretim kapasitesi, AB pazarında Türkiye’nin rekabet ettiği birçok sektörü doğrudan baskı altına sokacaktır. Özellikle tarımda bu baskı kısa vadede fiyat, orta vadede üretim, uzun vadede ise tarımsal strateji düzeyinde etkiler doğurabilir.  Tarım bugüne kadar siyasi sebeplerle bilinçli olarak dışarıda bırakılmıştır ancak AB-Latin Amerika ülkeleri arasındaki yeni anlaşmayla artık bu durum sürdürülemez duruma evrilecektir. Bu güncellemede tarımsal ürünler kademeli, ürün bazlı ve koruyucu mekanizmalarla entegre edilmelidir. Aksi takdirde Türk tarım ihracatçıları Mercosur benzeri dev ölçekli üreticiler karşısında ciddi zararlar alacaktır. Tarım meselesi yalnızca ekonomi değil ulusal güvenlik boyutu olan bir konudur.

Ancak bu tabloyu yalnızca risk ekseninde okumak eksik olur. AB–Mercosur Anlaşması aynı zamanda Türkiye için dolaylı ama stratejik fırsatlar da barındırmaktadır. Türkiye, doğru diplomatik ve ticari açılımlar yapabildiği takdirde, AB-Latin Amerika hattında tamamlayıcı bir aktör konumuna yerleşebilir. Türk firmalarının Avrupa merkezli konsorsiyumlar aracılığıyla Latin Amerika projelerine entegre edilmesi, Türkiye’nin küresel değer zincirlerinde farklı bir rol üstlenmesini mümkün kılabilir. Dijital ticaret, E-ticaret kurallarının düzenlenmesi, veri güvenliği ve veri akışı gibi konular muhakkak güncellenmesi gereken Gümrük Birliği’ne eklenmelidir. Bu sayede Türkiye dijital olarak AB pazarına teknik ve hukuki olarak tam entegre olacaktır.

Sonuç

AB-Mercosur Anlaşması, küresel sistemdeki gelişmelerden kaynaklı olarak AB’nin normatif söylemlerden sert jeoekonomik rekabete geçişinin hızlandığını ve bu dönüşümün gri alanlarda kalan aktörler için giderek daha maliyetli hale geldiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Türkiye açısından mesele ne AB ile ilişkileri koparma ne de mevcut durumu koruma lüksüyle açıklanabilir. Asıl sorun, değişen ticaret ve güç mimarisinde nasıl bir statüye razı olunacağıdır. Güncellenmeyen bir Gümrük Birliği, Türkiye’yi sistemin içinde ama etkisiz, kurallara tabi ama kuralları şekillendiremeyen bir konuma mahkûm ederken; kapsamlı ve stratejik bir güncelleme, Türkiye’ye yalnızca ekonomik değil, jeopolitik manevra alanı da kazandıracaktır. Bu nedenle Gümrük Birliği dosyası teknik bir ticaret başlığı değil, Türkiye’nin Avrupa merkezli küresel düzende gri alanda mı kalacağı yoksa stratejik bir aktör olarak mı konumlanacağına dair uzun vadeli bir tercih meselesidir.

***

Yazar hakkında

2001 yılında Ankara’da doğan Görkem Berk Gedikli, lisans eğitimini Bursa Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde tamamlamıştır. Çalışmalarını temel olarak Türk Dış Politikası, enerji güvenliği, uluslararası siyaset ve güvenlik çalışmaları alanlarında yoğunlaştıran Gedikli, ileri derecede İngilizce bilmektedir. Akademik literatüre 2025 yılında Dorlion Yayınları tarafından yayımlanan ‘Bir akademisyenin ardından: Güney Ferhat Batı anısına’ adlı eserde yer alan ‘Neoklasik Gerçekçilik Kuramı Çerçevesinde 1856 Kırım Savaşı Öncesi Rus Çarlığı ile Avrupa Devletleri Arasındaki İlişkiler’ başlıklı kitap bölümüyle katkı sağlamıştır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.