enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
14:39 ABD, İsrail, İran savaşından son gelişmeler…UHA / İnternational News Agency’nda
13:44 Bakan Uraloğlu: “Türkiye’nin ilk hızlı tren fabrikası bu yıl içerisinde hizmete alınacak”
13:06 Haluk Özsevim: AKRA Gran Fondo, sadece bir yarış değil, bir yaşam tarzı
10:31 Rusya’dan İran füzeleri iddiası
00:31 İran Krizi ve Türkiye’nin Diplomatik Rasyonalitesi: Normsuzluk Çağında İtidal
00:04 Mısırlı Yazar-Araştırmacı Prof. Ahmed El-Cendi yazdı: İsrail-ABD, İran savaşı sürecinde İsrail Türkiye’den Ne İstiyor?
11:38 Savaş Gölgesinde Ramazan Bayramı
07:46 Türkiye’de her yıl yaklaşık bin 500 bebek Down sendromu ile doğuyor
07:43 Hollanda’dan Mektup Var…Dünyanın Kahpeliği: Adalet Güçlüye Var, Zayıfa Yok!
07:26 İran Neden Zayıfladı Ama Yenilmedi?
07:10 Evlilik ve boşanma konutun kaderini değiştiriyor: Hane dönüşümü dönemi
05:10 MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Bölgesel fırtınaların ortasında savrulan ülkeler tarih sahnesinde iz bırakmaz”
00:59 İran koridorlarının en stratejik ismi, nükleer dosyaların mimarı Ali Laricani kimdir?
00:41 İstiklal Marşı Siyaseti: Milli Menfaat ve Muhalefet
00:41 ABD Başkanı Trump yönetimi, İran’ı hedef alan saldırılarının şu ana kadar 12 milyar dolara mal olduğunu kaydetti…
00:28 Kürşad Zorlu,”Türkiye güçlü olursa Azerbaycan elbette güçlü olur”
00:28 İzgaz’dan o iddiaya yanıt: Mühürlenen sayacı kullandığı için…
00:08 Made in EU Nedir?
00:02 Turizme savaş darbesi
11:00 ABD Başkanı Trump, İran saldırıları nedeniyle Çin ziyaretini erteledi
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Gazeteci Fügen Ünal Şen’den alıntı ‘Burka’

Gazeteci Fügen Ünal Şen’den alıntı ‘Burka’
18 Ağustos 2021
417
A+
A-

UHA HABER / Amerika Afganistan’ı vurdu ya, gazeteci olan eşim günlerini, hatta aylarını orada geçirdi ve Türkiye’ye dönerken, bana armağan olarak mavi, ipekli bir “burka” getirdi.
Evet evet, Afganlı kadınların Taliban döneminde giymeye zorlandıkları burkadan söz ediyorum. Burkayı bavulundan çıkarıp bana uzatırken de “Bunu giydiğin an, armağanın benden değil, Atatürk’ten olduğunu anlayacaksın,” dedi.
BURKAYI GİYİYORUM
Burkayı ambalajından çıkarıp, bu acayip örtünün neresine kafamı sokacağımı araştırdım bir müddet. İşlemelerle yapışmış yarım santimlik pencerelerden oluşan kafesi gözlerimin önüne denk düşürmeye çalıştım.
Dünyayı görebilmek için!!!
Daha ilk saniyelerde kendi nefesimden tiksinmeye başlamıştım.
Soluk alıp vermek tam bir işkenceydi.
Ağzıma yapışan kumaş nefesimle ısınıyor, içerde gitgide ağırlaşan bir koku oluşuyordu.
Ellerim de felaket durumdaydı doğrusu. Hareket kabiliyetimi tümüyle kaybetmiştim.
Eşime, “Bunun omuz kısmı neresi?” diye sormuştum burkayı giymeye çabalarken.
O da, “Omuz olursa, burka olmaz. Önemli olan kadının, hiçbir hattının belli olmaması,” demişti.
Burkayı giydim.
Aynanın karşısına geçtim ve kendimi aradım!
Yok olmuştum.
Gözlerim, yüzüm, mimiklerim, bakışım, hatta sesim yok olmuştu.
Ezilmiştim.
Küçülmüştüm.
Görüş alanım daralmıştı.
Görebildiğim dünya minik karelere bölünmüştü.
Kafamı çevirmek yetmiyor, vücudumu komple oynatırsam daha fazla bir şeyler görürüm zannediyordum.
Ama olmuyordu. Gözler 180 derece görür ya, benimkiler o an ancak 30 dereceye hakimdi.
Zannedersem bir dakika kalabildim burkanın içinde.
Bir ömür böyle yaşayanları anlayabilmek için, bir dakika zor dayandım, itiraf ediyorum.
Bir çırpıda çıkardım.
Ama, o günlerde evime gelen tüm kadınlara burkayı giydirmeye karar verdim. Benim öğrendiğimin, yani “Atatürk’ün kadınlara en büyük armağanı”nın farkına daha iyi varabilsinler diye.
Çünkü ben, bir kadın için çarşafa bürünmenin ne demek olduğunu, ancak burkanın içinde bir dakika kaldığımda algılayabilmiştim.
SONRA ATATÜRK’Ü DUYARIM
Ne vakit karamsarlık dolsa içime, ATATÜRK’ü duyarım:
“Seyahatim esnasında köylerde değil, bilhassa kasabalarda ve şehirlerde kadın arkadaşlarımızın yüzlerini ve gözlerini çok kesif olarak kapattıklarını gördüm. Erkek arkadaşlar, bu bizim bencilliğimizin eseridir!
Onlar da yüzlerini cihana gösterebilsinler ve gözleriyle cihanı dikkatle görebilsinler. Bunda korkulacak bir şay yoktur!” sözlerini.
Ansiklopedi karıştırıp hatırlarım Atatürk’ün bu sözlerinden sonra, Türk kadınının önce peçeyi, 25 Kasım 1925 Şapka Devrimi’nden sonra da çarşafı bıraktığını…
Gülümserim, sessiz şükranlarımla…

Fotoğraf

Yazar : Fügen Ünal ŞEN

(UHA Haber Ajansı, 19 Ağustos 2021]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.