enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
9,2546
EURO
10,7781
ALTIN
530,69
BIST
1.435
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
18°C
İstanbul
18°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
19°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
19°C
Pazar Sağanak Yağışlı
18°C

5 adımda ‘mutlu yaşam’ önerileri

5 adımda ‘mutlu yaşam’ önerileri
11.10.2021
0
A+
A-

UHA HABER / Beykoz Üniversitesi Klinik Psikoloji Lisansüstü Programları Koordinatörü Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, küresel salgın fiziksel olduğu kadar ruh sağlığımız üzerinde de derin etkiler bırakmaya devam ediyor” dedi. 

Mustafa Kemal AtatürkEbru Salcioglu (@ebrusalcioglu) | TwitterProf. Dr. Ebru Şalcıoğlu, ’10 Ekim dünya Ruh Sağlığı Günü’  dolayısıyla (UHA) Uluslararası Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, pandemi sürecinde üç kişiden birinin kaygı sorunları yaşarken, dört kişiden birinin ise depresyondan muzdarip olduğuna dikkat çekti.

Ruh sağlığını koruması için kişilerin de çaba göstermesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Şalcıoğlu, ruh sağlığını korumak ve mutlu bir yaşam sürmek isteyenler için de önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, Ruh sağlığına dikkat çekmek, kişileri ve yetkilileri ruh sağlığı konusunda alınabilecek önlemler noktasında harekete geçirmek için her yıl 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü olarak kutlandığını hatırlatarak, “Küresel salgın ile birlikte sadece fiziki sağlık değil, ruhsal sağlığın önemi de bir kez daha anlaşıldı. Kendi sağlığımızı ve sevdiklerimizin sağlığını düşünmek, iş ve okul hayatında zorunlu olarak yaşanan değişimler, önlemler kapsamında getirilen kısıtlamalar ruh sağlığımız üzerinde derin etkilere neden oldu” dedi.

Ruh sağlığının da en az bedensel sağlık kadar sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu,   Ruh sağlığı olmadan sağlığın olmayacağını, pandemide anksiyete belirtilerinin yüzde 33 ve depresyonun ise yüzde 27 oranlarında seyrettiğinin altını çiziyor. 

Beykoz Üniversitesi Klinik Psikoloji Lisansüstü Programları Koordinatörü Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü vesilesiyle ruh sağlığını korumak ve mutlu bir yaşam sürmek isteyenler için önerilerde bulunuyor. 

Resim önizlemesiDört kişiden biri depresyondan muzdarip 

Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, Ruh sağlığı dendiğinde akla ilk psikolojik sorunlar ve bozuklukların geldiğini belirterek şunları söyledi: 

“Bu pek şaşırtıcı değil çünkü kaygı sorunları ve depresyonla karakterize bir dünyada yaşıyoruz. COVID-19 pandemisi sağlığımıza bir tehdit oluşturduğu kadar ruh sağlığımıza da bir tehdit oluşturdu. Çin, ABD, Japonya, Hindistan, İtalya, İspanya ve Türkiye gibi ülkelerde yapılan araştırmalar pandemide anksiyete belirtilerinin yüzde 33 ve depresyonun yüzde 27 oranlarında seyrettiğini gösterdi. Yani üç kişiden biri kaygı sorunları yaşarken, dört kişiden biri depresyondan muzdarip. Bu tür psikolojik sorunların dünyanın tüm ülkelerinde sağlık, sosyal, ekonomik ve insan hakları üzerinde önemli etkileri var. Bunları azaltmak için bireyin farkındalığı ve yardım arayışıyla birlikte toplum temelli çalışmaların da yapılması gerekiyor.”   

Psikolojik sorunları olmayan kişilerin oranı sadece yüzde 17 

Sadece depresyon, kaygı bozukluğu gibi psikolojik sorunların ruh sağlığı anlamına gelmediğini hatırlatan Prof. Dr. Şalcıoğlu, “Ruh sağlığı psikolojik sorunların olmamasıyla birlikte ‘ruhsal sağlığa’ sahip olmaktır. Ruhsal sağlık duygusal ve psikolojik esenliğe sahip olmak denebilir. Duygusal esenlik mutluluk, olumlu duygular yaşama, haz alma gibi daha anlık iyi olma halidir. Psikolojik esenlik ise bireyin yaşamda bulduğu anlam, olmak istediği kişi, yaşamın ardından bırakmak istediği iz, belirlediği hedefler ve amaçlar doğrultusunda kendini gerçekleştirmek için attığı adımlardır. Bazı araştırmalar tam ruhsal sağlığa sahip, yani psikolojik sorunları olmayan ve esenliğe sahip kişilerin oranının sadece yüzde 17 civarında olduğunu gösteriyor.”  

Resim önizlemesiMutluluk için çaba da gerekir 

Mutluluğun kendiliğinden gelmediğini, çabayla yaratılabildiğini belirten Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, esenliğin her iki boyutunun da önemli ama psikolojik esenliğin kalıcı ve sürdürülebilir mutlulukta ise daha fazla rol oynadığını ifade etti.

Prof. Dr. Şalcıoğlu, “İyi haber mutlu olabilmek kişinin elinde. Kişinin üzerinde kontrolü olmayan ya da az olan genetik faktörler ve yaşam koşulları mutluluğu yüzde 60 oranında belirlerken, kişinin elinde olan ‘kasıtlı eylem’ mutlu olmasını yüzde 40 oranında belirliyor. Kasıtlı eylem insanların günlük yaşamlarında katılmayı seçebilecekleri farklı aktiviteler ve somut davranışlarıdır. Bu belli bir çaba gerektirir. Yani, mutluluk kendiliğinden gelmez, çabayla yaratılabilir” dedi.

Mutluluğu yaratmanın mucizevi bir formülü olmadığını, ama mutlu bir yaşam için yapabilecek birkaç adım olduğunu belirten Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu’nun önerileri ise şöyle: 

  1. Amaç edinin: Hayatınızı belli amaçlar doğrultusunda yaşayın. Amacın küçüğü büyüğü, önemlisi önemsizi var diye düşünmeyin. Amaçlarınızı belirleyin ve gündelik yaşamınızı bu amaçlara ulaşmak için sergilenecek davranışlar ve aktivitelerle doldurun. 
  1. Her zaman gelişmeyi sürdürün: Yeni deneyimlere açık olun ve kendinizi geliştirmeye devam edin. 
  1. Yargılamayı bırakın: Kendinizi yargılamadan kabul edin. Kaçmaya çalıştığınız duygu ve düşünceleriniz siz kaçtıkça çığ gibi büyüyerek sizi ele geçirirler. Bunlara dikkatinizi verin, fark edin ve kabul edin. Kabul etmek teslim olmak değildir, kabul etmek bir deneyimle barışmak ve onu dışlamadan ona alan açmaktır.    
  1. Sosyal yaşamın içinde olun: Kendinize sosyal destek ağı yaratın. İnsanlarla yakın ve tatmin edici sosyal ilişkiler, arkadaşlıklar kurun. Çok sayıda arkadaşınızın olması önemli değil, size destekleyecek iyi arkadaşlarınızın olması önemli. 
  1. Bedeninizin ihtiyaçlarına kulak verin: Bedeninize iyi bakın. Düzenli uyuyun, beslenin ve hareket edin. 

Resim önizlemesi

 Yenilikçi vizyonu temsil eden, kalite odaklı, uluslararası yeni nesil bir üniversite olarak dikkat çeken Beykoz Üniversitesi’nin temeli İstanbul Kavacık’ta 2008 yılında Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nun kurulması ile atıldı. Türkiye Lojistik Araştırmaları ve Eğitimi Vakfı tarafından 2016 yılında kurulan üniversitenin kurucu rektörlüğünü, halen üniversitenin Rektörü olan Prof. Dr. Mehmet Durman yaptı. Beykoz Üniversitesi bünyesinde bir lisansüstü programlar enstitüsü, dört fakülte, iki yüksekokul, iki meslek yüksekokulu bulunuyor. Üniversitede, “İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi, Sosyal Bilimler Fakültesi, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi” lisans eğitimi verirken, “Yabancı Diller Yüksekokulu ve Sivil Havacılık Yüksekokulu” ile “Meslek Yüksekokulu, Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu” da önlisans eğitimi veriyor. “Fark yaratan bir üniversite olma” hedefiyle akademik hayatta varlığını sürdüren Beykoz Üniversitesi’nin öğrenci sayısı 5 bin 133 iken, bugüne kadar verilen mezun sayısı 6 bine yaklaştı. İstanbul Beykoz’daki beş yerleşkede eğitim-öğretime devam eden Beykoz Üniversitesi, 231 akademisyen ve 74 idari personel, uygulamalı ve kişiye özel eğitim programları ile öğrencilerini hayata ve hayallerindeki mesleğe hazırlıyor.  

HABER : Sinem UYANIK & İstanbul

[UHA Haber Ajansı, 12 Ekim 2021]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.