ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

30 Yıllık Bir Çabanın Eseri: “Sabah Yıldızı: Sezai Karakoç ve Diriliş’e Dair”

30 Yıllık Bir Çabanın Eseri: “Sabah Yıldızı: Sezai Karakoç ve Diriliş’e Dair”
3 Ocak 2024
7
A+
A-

* Sabah Yıldızı kitabı, adeta arkeolog titizliğinde çalışılıp hazırlanmış otuz yıllık bir emeğin ürünüdür.

* Kitabı okuyan herkes, ne denli titiz bir eserle karşı karşıya olduğunu hayretle görecektir.

UHA / İnternational News Agency

Resim

Gürsel Tanrıverdi

Büyüyenay Yayınları arasında çıkan esere geçmeden evvel müellif Mustafa Kirenci Bey’i bu Sabah Yıldızı - Sezai Karakoç Ve Diriliş'E Dair Fiyatları ve Yorumları | En Ucuzu Akakçekapsamlı biyografik kitabı için tebrik ediyorum. Yazarı, Üstad Sezai Karakoç’a yakınlığıyla tanıdık. 1986 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden mezuniyetini müteakip yüksek lisansını –Diriliş Akımının Ekseni: Medeniyet Perspektifi– teziyle tamamladığı yıldan itibaren Diriliş Yayınları’nda başladığı çalışma hayatını, 1996’dan itibaren öğretmenlikle beraber sürdürmüş ve 2010 yılına kadar devam ettirmiştir. 2012 yılında da adı geçen eser de dâhil olmak üzere yüzlerce güzel kitabı yayımlayacağı Büyüyenay Yayınları’nı kurmuştur. Okuyanlara da malum olduğu üzere merhum Âkif Emre’nin külliyatı da bu güzel yayınevinde neşredilmektir. Mustafa Bey’in Üstad Sezai Karakoç’un fikir ve düşüncelerini yayımlayan Diriliş Yayınları’nda çeyrek yüzyılı aşan emeği, onun yakın tanıklığı açısından ayrı bir önem arz etmektedir. Sabah Yıldızı kitabı, adeta arkeolog titizliğinde çalışılıp hazırlanmış otuz yıllık bir emeğin ürünüdür. Kitabı okuyan herkes, ne denli titiz bir eserle karşı karşıya olduğunu hayretle görecektir.

 Kirenci, Üstadın içine doğduğu çağa ve çağdaşlarına dair dünyaya, yaşadığı çağ merkezli bir panorama ile başlamıştır kitabına. Eserde Sezai Karakoç’un 87 yılının kronolojisi çıkarılmış, idealini dile getirme çabasına eşlik eden araçlar değerlendirilmiş, o güzel ömür neticesinde ortaya çıkan eserleri yakından mercek altına alınmıştır. Dergiler, gazeteler ve kitaplar, verdiği röportajların, konferansların dışında siyasi hayatı da yakından incelemeye tabi tutulmuştur. Diriliş Partisi ve sonrasında kurulan Yüce Diriliş Partisi çalışmaları arasında öz notlar paylaşılmıştır. Kitabın devamında Sezai Karakoç ve Diriliş hakkında yazılanlardan çok kıymetli seçkiler sunulmuştur bizlere. Mustafa Kirenci, okuyucuya vermiş olduğu bilgilerle sınırlı kalmasın diye Üstad hakkında yazılmış neredeyse bütün çalışmaların ve eserlerin listesini çıkarmış ve ilgisine sunmuştur. Sabah Yıldızı, bir biyografi eserinin kapsamını aşan bir çalışmadır. Mustafa Kirenci vakanüvis hassasiyetiyle Üstadı, eserlerini, mücadelesini kitabı aracılığıyla kütüphanelerimize taşımıştır. Kitabın hacmi daha fazla büyümesin diye notların önemli bir kısmını kitaba almadığı, verilen bilgiler arasında yer almaktadır. Kitap ismini, Sezai Karakoç’un Alınyazısı Saati şiirinden almıştır. Bu şiir, 1979’dan 1988’e kadarki dönemin elem ve ıstıraplarını şaheser bir üslupla kayıt altına almıştır. İç savaşlar, işgaller, talanlar, yağmalar, kanlı baskınlar, insanların yurtlarından edilmeleri, savunmasız insanların can ve mal kayıpları, sürgünler, tecritler, hicretler…  Müslüman ve mazlum coğrafyalara reva görülen her türlü zulüm ve baskı politikalarına karşı Üstadın şahitliğinin eseridir Alınyazısı SaatiSabah Yıldızı, tüm bu elemlerden, acılardan, ıstıraplardan çıkış yolunun adıdır. Kitaba adını veren şiir, tüm olumsuzluklara karşı umutsuzluk ve çaresizlik değil bir umut ışığıdır. Sabah Yıldızı, Üstadın ifadeleriyle;

“O, alınyazımızın tek ak noktası gibi parlayan, gecenin (karanlığın) eremediği saf, lekesiz, masûm ve tertemiz olandır. O, kendi gönül sırrına gündüzden önce ulaşan, günün soluğuyla sararmayan, parçalanmaz aydınlık ve bölünmez bir ışıktır. O, diriliş yıldızıdır ve Tanrı’ya inanmanın büyük tanıdığıdır. O, ruhun rönesansı, göğe vurmuş yansıması, kalbin saf aynası ve (özlenen) şafağın ve sabahın ta kendisidir. O, yıldız ki Kur’an diline girmiş, Büyük Birliğe ilk işaret olmuştur. Zaman levhasının göğsüne altın çivilerle çakıldığı insanlığın alınyazısıdır ve onu kimse söndüremeyecektir…” (Sabah Yıldızı, s. 8-9)

Pozitivizmin egemen olduğu bir dünyada elle tutulabilir olanın, gözle görülebilenin ve deneyimlenenin dışındakilerinin gerçekliğinin sorgulandığı, hatta inkâr edildiği bir çağa gözlerini açmıştı Sezai Karakoç. O, bunlardan mukayyet bir gerçekliği aşan çağrının sesi soluğu olacaktı. Bu çağ, insanın yerini makinalaşmaya devrettiği çağ idi. Sezai Karakoç ise buna karşı duran bir kaleydi.

Kitabın hemen girişinde Sezai Karakoç’un doğduğu dünyanın kısa bir panoraması çizilir. Einstein’ın izafiyet teorisi ve kuantum fiziği teorileri, dengeleri altüst etmiştir. Bu teorilerde öte âleme yer yoktur. Laboratuvarlarda ölçülemeyen hakikat gerçek dışı ilan edilecek, akabinde de makina insanın yerini alacaktı. Hakikatin gerçekliği ispatlanamazken kötülüğün elle tutulur, gözle görülür hale gelmesi ise kurtuluşun, uygarlığın ve ilericiliğin simgesi olması, çağın imtihanıydı. Diğer yandan barış ve adaletin haykırıldığı ve fakat kanın içinde boğulan bir dünya söz konusuydu artık. İşte bu düşüş çağını, bu bunalım çağını diriliş düşüncesiyle sarsan eserler vermek, Sezai Karakoç’un meselesiydi.

Otuz yılın ışığı: Sabah Yıldızı | Yeni Şafak Kitap Eki HaberleriSezai Karakoç’un Çağdaşları

Haleflerinden hemşehrisi Ali Emiri 10 yıl, Ziya Gökalp 9 yıl, Süleyman Nazif 6 yıl önce vefat etmişti. Ahmet Haşim ise Karakoç’un doğumunu müteakip ayda vefat etmiştir. Yaşadıkları döneme damgasını vuran Abdülhak Hamit, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Halit Ziya Uşaklıgil, Filozof Rıza Tevfik, Cenap Şehabettin, İbnülemin Mahmut Kemal gibi dönemin usta kalemleri hayattadır. Mehmet Akif çilelerle dolu 60 yılını devirmiştir. Said Nursi ve Tahirül Mevlevi de hayattadır. Bu liste Halide Edip, Yahya Kemal, Refik Halit Karay, Ali Fuat Başgil, Peyami Safa, Hilmi Ziya Ülgen, Nazım Hikmet, Arif Nihat Asya, Münevver Ayaşlı, Semiha Ayverdi, Sait Faik, Sabahattin Ali şeklinde uzayıp gitmektedir. Bu kalem ordusuna dâhil olmuş zevat, nice eserler vermişlerdir.

Attila İlhan, Metin And, Turgut Uyar, Edip Cansever, Cemal Süreya, Ece Ayhan akranları arasına katılmak üzere dünyaya merhaba demişlerdir. Dünya ölçeğinde ise Resul Hamzatev, Bahtiyar Vahabzade, Cengiz Aytmatov, İvo Andriç, Mesa Selimoviç, Tagor, Muhammed İkbal, Mevdudi, Seyyid Kutub, Necib Mahfuz, Şehriyar, Sadık Hidayeti, Malik b. Nebi, Muhammed Hamidullah, Nizar Kabbani, Malcom X, Aliya İzzetbegoviç, Gandhi ve daha niceleri, tarih sahnesindeki yerlerini almışlardır.

İlerleyen bölümlerde Mustafa Kirenci, Sezai Karakoç ve Diriliş bağlamında 87 yılın kronolojisini dikkatimize sunar. Sezai Karakoç ve Diriliş, birbirinden ayrılmaz bir bütünlük içinde ele alınır. Zira biri ele alınmadan diğerini anlatmak da, anlamak da imkânsızdır. Çünkü Üstad Sezai Karakoç, fikir ve eylemleriyle bütünleşik bir ömür sürdürmüştür ve devam etmektedir. Bu çerçevede Sezai Karakoç nasıl bir dünyaya doğdu, nelere tanık oldu, yazı serüveni nedir, Büyük Doğu ve Necip Fazıl Kısakürek ile tanıklığı, Diriliş dergisinin doğuşu ve aralıklı ve fakat kesintisiz serüveni, iş hayatı, Diriliş Yayınları’nın doğuşu, Diriliş Partisi ve Yüce Diriliş Partisi serüveni, aldığı ödüller, doğudan ve batıdan yaptığı çeviriler ve Türk okuyucusuna kazandırılan yazarlar ve eserleri, Diriliş Partisi döneminde yapmış olduğu konferanslar ve meydan konuşmaları, Üstad’a özel sayı çıkaran dergiler ve onu anlama ve ona saygı adına yapılan sempozyumlar, onursal unvanlar, onun ele alındığı akademik kitaplar ve birçok konuya değinilmiştir.

Sezai Karakoç’un düşüncelerini dile getirmede kendisine eşlik eden araçlara da temas edilmiştir: Yeni AyŞiir Sanat ve Diriliş dergileri. Diriliş dergisinin doğuşunu hatıralarında şöyle dile getirir: “ … Siyasi havanın ağırlaşması, kavgaya dönüşmesi ve kavganın kızışmasıyla, … Ben kısa vadeli çalışmaların, muhalefete ve komünistlere çatmakla yetinmenin fazla bir fayda vermeyeceğini düşünerek bir düşünce ve edebiyat dergisiyle yeni bir hareketin başlatılması gerektiği fikrine vardım. Yeni bir nesil gelmişti. Ortam otuz yıl öncesine göre çok değişmişti. Düşünüşte yeni bir tazelenme ve yenilenmeye ihtiyaç vardı. Yeni bir dil ve üslûp gerekliydi. Bir süredir daldığım metafizik düşünceler de kendini ifade için beni zorluyordu. Bu fevkalâde şartlar içinde doğdu Diriliş. İlk anda ismi yadırgandı. Hortlama gibi dehşet duyanlar oluyordu ismi duyunca. Ya da sanki yalnız âmentüde bir unsur olarak düşünülebilir gibi geliyordu onlara. Mecazî anlamda, tarihî anlamda dirilişi düşünemiyorlardı. ‘Basubadelmevt’in karşılığı olarak ‘diriliş’i bulmuştum, ‘ölümden sonra dirilme’ anlamına. Tabii ki sadece metafizik anlamda değil, tarihî-sosyolojik anlamda da kullanıyordum.” (Sabah Yıldızı, s. 97)

Ve bu düşünceye ömrünü adar; diriliş düşüncesine. “Diriliş İslam’dan ayrılışın sona erişi, ona yeniden kavuşmanın başlangıcıdır.” Diriliş dergisi ve gazetesi, bir mektep olmanın da çok ötesindedir, nice güzel insanlar yetiştirmede öncelik eder. Dergi ve gazetelerde yayımlanan çalışmaları artık bu mecrayı aşıp müstakil eserler olmaya başlamış ve Diriliş Yayınları arasında kitap olarak neşredilmiştir. Sezai Karakoç, Diriliş dışında da birçok dergi ve gazetede eserler yayınlamıştır (Sabah Yıldızı, s. 141).

Sezai Karakoç, Diriliş Partisi ve Yüce Diriliş Partisi çalışmalarına da öncülük ve önderlik yapmıştır. Ve halen Yüce Diriliş Partisi genel başkanlığını sürdürmektedir. Bu çerçevede bildiriler yayımlamış, konferanslar vermiş, meydan konuşmaları yapmış, geziler düzenlemiş, röportajlar vermiştir. Yüce Diriliş Partisi İstanbul merkezinde cumartesi akşamları sohbetler eşliğinde gündeme dair analizler yapmıştır.

Yine kitabın devam eden bölümlerinde Sezai Karakoç ve Diriliş hakkında 1957-2000 yılları arasında yazar, düşünür ve şairlerin yazılarından seçmeler sunulmuştur. Cemal Süreya’dan Attila İlhan’a, Mehmet Kaplan’dan Rasim Özdenören’e, Turgut Uyar’dan Ahmet Kabaklı’ya, Sedat Umran’dan Erdem Beyazıt’a, Fethi Gemuhluoğlu’ndan Atasoy Müftüoğlu’na, Nuri Pakdil’den Cahit Zarifoğlu’na, Âlim Kahraman’dan İsmet Özel’e, İlhan Kutluer’den Ali Haydar Haksal’a, Ece Ayhan’dan Osman Sarı’ya onlarca kıymetli kalem sahibi Sezai Karakoç ve Diriliş’e dair çeşitli platformlarda yazılar yazmış, değinilerde bulunmuşlardır.

Yazının başında da ifade ettiğimiz gibi bu kıymetli eser, Mustafa Kirenci’nin otuz yıllık çalışmasının ürünüdür.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.