enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
14:40 Uluslararası Esnaf Birliği (UEB), Türk dili konuşan ülkeler başta olmak üzere, ülkemizde ve dünya’da hızla büyüyor
11:04 Narkotikte “Avcı” dönemi: Yapay zeka destekli ilk operasyonda 305 gözaltı
10:45 Ticaret Bakanlığı’ndan , gümrük idarelerinde işlem gören teminatlara ilişkin bilgiler ve işlem süreçleri
00:47 İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi..
00:47 Trump, uluslararası liderleri Barış Konseyi’nin ilk toplantısına davet etti
00:43 MKE ürünlerine Suudi Arabistan yolu görünüyor
00:43 Ankara Keçiören Belediye Başkanı’ndan Özgür Özel hakkında suç duyurusu
00:31 Türkiye, Mısır, Katar ve Suudi Arabistan’ın da aralarında bulunduğu 8 ülkeden, katil İsrail’e sert kınama
00:31 BTP Lideri Hüseyin Baş, “Milli Ekonomi Modeli insanlık için en büyük şanstır”
00:26 Bakan Yumaklı: 11 ilde tarımsal altyapıya 67 milyar liralık yatırım yaptık
00:15 Türk zırhlıları Almanya’da
00:14 Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor
00:02 Devlet Bahçeli: Terörsüz Türkiye hedefi milli dayanışmayla hayat bulacaktır
00:02 Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Mihalgazi Belediye Başkanı Akgün’e destek
17:10 Bir Terk Etme Hikayesi
13:13 Bir Geri Gidiş: Savunma Bakanlığı’ndan Savaş Bakanlığı’na
11:22 DEM Partili Gergerlioğlu’nun oğlundan Sabiha Gökçen için küstahça bir paylaşım
11:00 Kayseri Valisi Gökmen Çiçek,Kocaeli’den Gelen Spor Basınını Ağırladı
00:57 Analiz: Türkiye-Mısır Yakınlaşmasının Stratejik Anlamı
00:53 Avrupa Haberleri: AB’den Rusya’ya yeni yaptırım hamlesi: Petrol taşımacılığı hedefte
TÜMÜNÜ GÖSTER →

2024’te Amerikan dış politikası

2024’te Amerikan dış politikası
2 Ocak 2024
52
A+
A-

TRT TÜRK yeni banner

Amerikan dış politikasının küresel liderlik iddiası açısından 2023’e görece güçlü başladığını ancak Gazze savaşı bağlamında yaşadığı stratejik akıl tutulması yüzünden seneyi hüsranla bitirdiğini yazmıştım.

Kadir ÜSTÜN, SETA Washington D.C. Koordinatörü

Yeni yılda Biden yönetiminin bu itibar kaybını azaltmaya çalışacağını tahmin etmek zor değil ancak Başkan Biden’ın İsrail’e koşulsuz destek politikasında ısrar etmesi engel teşkil ediyor. Washington, bu çizginin sürdürülemez olduğunun farkında ancak İsrail’in ‘savaş kabinesine’ söz geçirmesi için rahatsızlığını basına sızdırmanın ötesine geçmesi gerekecek. Biden’ın İsrail’e verdiği ideolojik desteği bir kenara bırakıp 2024’te kendi siyasi çıkarına ve Amerika’nın itibarını tamire odaklanması gerekiyor. Aksi takdirde ne kendi partisini toparlaması ne de Rusya ve Çin’le güç mücadelesinde üstünlük kurması mümkün olacak.

İsrail Başbakanı Netanyahu’nun savaşı Lübnan ve Suriye’ye doğru genişleterek siyasi kariyerini koruma arayışında olduğu ancak Biden’ın da seçim senesinde ABD’nin doğrudan müdahil olmak zorunda kalacağı bölgesel bir çatışma istemediği açık. Savaşın Lübnan’a sıçraması ihtimali Washington açısından kesinlikle kaçınılması gereken bir senaryo zira İran’ın Hizbullah’ı korumak için harekete geçeceği biliniyor. İsrail’in Hizbullah’a saldırması durumunda ve Netanyahu’nun Beyrut’u Gazze’ye çevirme tehdidinin gerçekleştiği bir senaryo Amerika’yı savaşın içine çekecektir. Yemen’deki Husiler örneğinde olduğu gibi bölgedeki İran yanlısı grupların İsrail ve Amerika’nın çıkarlarına ne kadar zarar verebileceğini gördük. Biden yönetimi İran’la savaşa girmek istemese de İsrail’e koşulsuz desteğine devam ederse çatışmanın içine çekilebilir.

BAŞKANLIK YARIŞI

Biden’ın Kasım’da yeniden seçilebilmesi için Filistin meselesini gündemin ilk sıralarından aşağılara itmesi gerekiyor zira kendi partisi içindeki rahatsızlık bazı kilit eyaletlerin kaybına yol açabilir. Kasım seçimlerine kadar yeterince vakit var ve merkez seçmen nezdinde Trump korkusu gene ağır basabilir. Buna karşın genç Demokratlar ve Müslümanlar başta olmak üzere Biden koalisyonunun farklı bileşenlerinin motive edilmesi gerekiyor. Biden’ın yaşı, göçmen krizi, hayat pahalılığı ve Gazze’de yaşananlar kamuoyunun algısını belirliyor ve Başkan’ın imajına ağır darbe vuruyor. Önümüzdeki senenin en önemli gündem maddesinin başkanlık seçimleri olduğu hatırlandığında, Biden’ın gündemi değiştirip birçok açıdan dağınık görünen koalisyonunu tekrar bir araya getirmesi gerekiyor. Bunu yapmak için ‘aman Trump gelmesin, gelirse demokrasi kalmaz’ tezinin yeterli olacağını düşünmek saflık olur.

KÜRESEL GÜÇ MÜCADELESİ

Kasım seçimlerine doğru Ortadoğu’da sıkışmaya devam etmesi kuvvetle muhtemel olan Biden yönetiminin Ukrayna’ya yardıma devam etme kabiliyeti de iyice zayıflamış durumda. Biden Ukrayna konusunda Batı’nın liderliğini yaparak Rusya’yı izole etmeyi büyük oranda başarmış ve Çin’e gözdağı vermişti. Ancak gerek Ukrayna’nın net bir zafer kazanamaması gerekse birçok ülkenin Rusya ve Çin’le ilişkilerini koparmak istememesi Washington’ın stratejisini zayıflattı. Rusya ve Çin’le mücadele edeyim derken bu iki gücü birbirine yakınlaştırma hatasına düşen Biden yönetimi, bir süredir Çin’le tekrar angajman üzerinden bu hatasını düzeltmeye çalışıyor. Biden’ın 2024’te Çin’le iş birliğine devam ederek seçim senesinde başına bir de Tayvan belası almak istemeyeceğini öngörebiliriz. Ancak Çin’e söylem yumuşatmanın da iç siyasette maliyeti olacaktır zira Cumhuriyetçi adaylar Çin konusunda çok daha şahin politikaları savunacaklar.

Biden Kongre’de Rusya’ya karşı her iki partinin de antipatisinden yararlanmaya devam etmek isteyecektir ancak Ukrayna’ya yardım konusunda büyük tavizler vermek zorunda kalacak. Ukrayna konusunda acil yardım gerektiği tezinin çalışmayacağı bilindiği için Biden İsrail’e yardımla aynı pakete dahil etti. Bu paketin Biden’ın istediği şekilde geçmesi için göçmen krizi konusunda sert adımlar atması gerekecek ancak bu da parti tabanındaki azınlık gruplarının tepkisini çekecek. Biden Kongre’den yardım geçiremezse, Ukrayna’yı Rusya’yla masaya oturmak için teşvik etmek zorunda kalabilir. Bu senaryonun seçim öncesinde gerçekleşmesi durumunda gene iç siyasette maliyeti yüksek olur. Amerikan yardımının zayıflaması, Avrupa’nın da desteğini azaltmasına ve müzakere çağrılarını artırmasına neden olabilir. Bu durumda Rusya’nın Ukrayna’yı tamamen ele geçirme hedefine ulaşamasa da Batı’yı dize getirdiği propagandasını yapması mümkün olacaktır.

Biden yönetiminin Rusya ve Çin’e odaklanarak adeta Ortadoğu diye bir yer yokmuş gibi hareket etmesinin maliyeti yüksek oldu. 2024’te bu hatasını telafi etmeye çalışabilir ancak İsrail’e kayıtsız destek politikasının değişmesi gerekecek. Savaşın bölgeye yayılmasını engelleyememesi durumunda, Biden yönetimi kendini tekrar Ortadoğu’da askeri müdahale denkleminin içinde bulabilir. Böyle bir senaryo, Amerika’nın Çin ve Rusya’yla giriştiği küresel güç mücadelesinde dikkatinin dağılmasına yol açacaktır. Çin’in Biden’ın seçime giderken savunmasız olduğu hesabını yaparak Tayvan’da harekete geçmeye kalkması Washington için tam bir kâbus senaryosu olacaktır. 2024’te Ortadoğu, Ukrayna, Çin ve başkanlık seçimi gündemleri Amerikan dış politikasını şekillendirecek en önemli dinamikler olarak önümüze çıkacaktır. Biden yönetiminin birbirini yakından etkileyen bu kritik dosyaları yönetme becerisi (veya beceriksizliği), Amerikan dış politikasının küresel liderlik iddiasının devam edip etmeyeceğini de belirleyecektir.

ETİKETLER: , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.